-- --


Neden Rahatsız oldunuz.

Başbakan Erdoğan’ın “dindar gençlik istiyoruz” açıklamasının ardından eline kalem alan salvo saldırıya geçti.

Atan atana affedersiniz yazan yazana…

Kimi dindar gençlik olur mu? Kimi ben çocuğumu dindar yetiştirmek istemiyorum. Kimi Atatürkçü gençliğin akıbetini merak ediyor, kimi de başbakanı düşürmeye yelteniyor.

İşin özünde dindar gençlikten rahatsız olanlar var, meydanı boş bulup atıp tutuyor.

İslamcı denilen, ama İslamcı olmaktan öte İslam’ı kullanmaya çalışan cephe ise bekliyor. Ne bekliyor anlamak mümkün değil, herhalde fincancı katırlarını ürkütmek istemiyor.

Aslında dindar gençlik yetişmeli sözünün arkasında oldum olası varız. Ama hangi din diye sormamız lazım.

Biçile biçile, kesile kesile hoca Nasreddin’in tarzı kuşa çevrilmiş taklidi bir din mi, gerçek asr-ı saadetin yaşandığı hakiki İslam’ın gençliği mi?

Zamanımız insanları gerçek İslam’ın gençliğini bilememekten ya da anlayamamaktan ötürü kendince form biçmiş, elbise giydirmiş her cemaatin kendi doğrusundaki kalıbına soktuğu gençliği göre karar veriyor.

Yüzünde sakalı kolunda yarı tesettürlü kız arkadaşı ile sarmaş dolaş gezinen namazlarını kıldığını sanan, Tarkan’ı alkışlayan, cumadan cumaya temiz giyinen TV de Feriha’dan ayrılmayan delikanlının dindar gençlikle ilgisi yoktur. Tepesinde tünetmiş örtüsü, altında blucini ile apartman topuk dar kostümü ile dolaşan elini erkeklere değdirmemeye çalışan ancak köşe bucakta erkek arkadaşıyla diz dize burun buruna oturan genç kız bizim dindar kızımız değildir.

Adam kalkmış dindar gençlik istemiyoruz, çocuğumu dindar yapmak istemiyorum diyor. Der. Kimsenin itiraz hakkı yoktur. Ona itiraz edecek olan sadece kendi evladıdır.

Bir ebeveyn hiçbir zaman şu dine mensupsun ya da inanmamalısın deme hakkına sahip değildir. Anne ya da baba çocuğuna yaşadığı dini anlatır. Çevresindeki dinleri anlatır. Bu anne baba İslam olabilir, İsevi olabilir, Musevi olabilir, dinsiz olabilir.

Hiç kimse evladını belli bir dine ya da dinsizliğe alıştırmaz. Buna kendini mecbur bırakamaz. Ama bir vazifedir. Herkes yaşadığı dinin doğru olduğuna inanır. Bunu yaşamına geçirmiştir. Ama evladına hepsini anlatıp belli bir yaşa gelince tercih hakkını ona bırakmalıdır.

Dini okullar bu nedenle vardır. Bu nedenle müfredatta din dersleri olmalıdır. Yetişen nesil hangi dinin dörtdörtlük olduğuna inanırsa onu aklına yer eder ve yaşar.

Neden çocuklara namaz oruç farz değildir. Akıl yaşı gelmediğinden. Yaradan çocuğu günahlardan uzak tutmuştur. Çocuktur ne yapsa yeridir sözü buran çıkar. Çocuk çevresine bakarak bir secde olayını görür, gündüzleri insanları yiyip içmekten kesildiğine bakar, insan sağlığına zararlı olanları kullanılmasının yasak olduğunu görür. Ve bir gün Benim dinin budur der.

Adam kalkmış ben çocuğumu dindar yetiştirmeyeceğim diyor. Cahil, o senin elinde değil. O çocuk bir gün büyür yakana yapışır. Bana dini neden adam gibi anlatmadın der. Senin gibi diyenler tarihin derinliklerine gömüldü.

Ben oğlumu dindar yetiştireceğim diyor. Çocuğu bir gün bak din budur, sen yanlış biliyorsun. İşyerinde hak yiyorsun, bankalardan kolunu alamıyorsun, fırsat buldukça içki içiyorsun, anamı bırakıp gayrimeşru ilişkilere giriyorsun. Senin dinin bu ise ben bunu istemiyorum derse bir gün..

Bu ülkede İslamcı gençlik olmadı, Atatürkçü gençlikte… Bu ülkede sağcı gençlikte solcu gençlikte olmadı. Dünün solcuları bugünün kapitalist patronları oldu. Dünün Atatürkçü gençliği bugün bunu sorguluyor. Siz Atatürk’ü anlayamadığınız gibi İslam’ı da, Hıristiyanlığı da Museviliği de anlayamazsınız. Anlatamazsınız.

İnsan yaşadığını ve aklının erdiğini anlatmaya çalışır. Bunda da başarılı olamaz. Çünkü anlatacakları karşısındakinin anlayacağı kadardır. Fazlası olamaz.

Bırakın gençlerin üzerinde politikaları yapmaya da. Siz ne kadar Atatürkçüsünüz, ne kadar solcusunuz, ne kadar sağcısınız, ne kadar ateistsiniz ve ne kadar İslam’sınız. Kendinizde bunları sorgulayın.

Başbakan doğru diyor. Dindar gençlik yetiştirilmeli. Bunun için din bilimleri okulları açılmalı. Okullara her dinin anlatıldığı din dersleri konmalı. Türkiye mozaik ülke diyorsunuz. Dini, Diyaneti bir mezhep üzerinden uygulatmaya yıllar yılı çalışıyorsunuz.

Yetişkinlerde hangi dinin mensubu ise ona göre yaşamalı.

Efendiler, Hanımlar al takke ver külah ben böyle yaşarım demekle bu olmaz.

Siz ne kadar din biliyorsanız o kadar konuşursunuz.

Dindar ya da değil “adam gibi evlat” yetiştiriniz.

Sokaklara bakın. Adamsızlıktan dolaşılmıyor.

Atatürk “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” derken bunu kastediyordu. Yoksa Atatürk’ü kullanıp belli bir kesime, dini kullanıp bir başka kesime korku pompalamakla köşeler tutulmaz. Bu tür çaba cehaletin simgesidir.

Bırakın gençlik “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” olsun.

EROL KARA - 03.02.2012
 
Top