-- --

Vatandaşlar çağrı merkezlerinin ve çalışanlarının kurbanı olmaya başladı. Abone yapmak, kontör satmak, kredi kartı vermek ve farklı amaçlarla kurum ve kuruluşlardan arayanlar laf kalabalığı yaparak vatandaşları altından kalkılmayacak yaptırımların muhatabı yapmaktadırlar.

Büyük kurum ve kuruluşlara, alışveriş firmalarına ait olarak bünyelerinde ya da bünyeleri dışında taşeron olarak hizmet veren çağrı merkezleri giderek artmaktadır. Bu merkezlerde çalışan elemanların diyalog kurma, konuşma, pazarlama stratejileri, adına konuştuğu firma ya da konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan vatandaşları telefonla arayarak pazarlama, abone yapma, satış yapma gibi faaliyetlerde bulunmaları birçok insanın da mağdur olmasına sebep olmaktadırlar.

Günün herhangi bir saatinde telefondan ulaşarak abone olunan kurum ya da bankadan, alışveriş ya da pazarlama şirketlerinden aradığını söyleyen çağrı merkezi elemanları bir anda kim olduğunuz, telefonunuzu, müşterisi olduğunuz kuruluştan söz ederek daha iyi imkânlarla kendi firmaları adına abone yapmak ya da mal satmak istediklerini söylemektedirler. Bazen duyulmayan, anlaşılmayan cızırtılı ya da yankılı seslerle dinlenmeye çalışılan bu kişiler laf kalabalığı yaparak amaçlarına ulaşmaya çalışmaktadırlar.

“Sayın …… Efendim. Biz falan firmanın alt yapısıyla hizmet veren bilmem ne firmasıyız. Şu kadar dönemdir abone olduğunuzu, şu fiyatlarla ödeme yaptığınızı biliyoruz. Biz size daha faydalı olabilecek şu imkânları sunuyoruz. Evet diyorsanız başlatalım. Tamam, mı dediniz. Ne dediniz.” derken “işleminizi tamamlıyorum. Teşekkürler ederim” diye sonuçlanan telefon konuşması en sonunda faturanın vatandaşa patlamasına neden olmaktadır.

Yapılan birkaç dakikalık konuşma ile istenmeyen hizmet ya da maldan kurtulmak için günlerce sıkıntı, telefon konuşmaları, ulaşılmayan müşteri hizmetleri, siz kabul etmişsiniz cevapları, yanlış faturalandırmalar sonunda çıkan tatsız durumlar hatta icra dairelerine giden yollar bir anda “o lanet olası telefondan sonra” sözlerine dönmektedir.

Vatandaş telefon konuşmasını kime nasıl şikâyet edeceğini bilmemekte ve bu yüzden çaresizlik içinde kalmaktadır.

TTNET “ BİZ ADLİ KURUMLARA ŞİKÂYET EDİYORUZ.”

Bir internet abonesinin “Ben 212………… Nolu Abonenizim. …… net 085033……, 085033…….. ve ….. net firmalarından arayan şahıslar kendilerinin TTNET bağlı olarak bir alt yapı firması olduklarını, hizmet verdiklerini ve adsl aboneliğim için kendilerine geçmemi söylemektedirler. TTnet abonesi olduğum için beni aramışlar. Yıllardır TTNET abonesiyim. Bu firmalar sizin kuruluşlarınızsa oraya mı geçmem gerekir diye sormak istedim. Sizde 55 Tl olan ücretin kendilerine ait kampanyayla 6 ay bedava 6 ay sonra 39 tl den devam edeceğini söylemektedirler. Bu bilgiler doğru mudur? “şeklindeki mektubuna cevap evren TTNET bu konuda kendilerine pek çok şikâyetin geldiğini. Bu tür kuruluşların kendileriyle ilgileri olmadığını beyan ederek, adli makamlara suç duyurusunda bulunduklarını söylediler. TTNET tarafından yapılan açıklamada “ Şirketimize iletmiş olduğunuz itirazınıza istinaden yapılan inceleme sonucunda; tarafınıza ait iletişim veya abonelik bilgilerinizin şirketimiz tarafından diğer internet servis sağlayıcısı firma/firmalar ile paylaşılmadığı anlaşılmıştır. Bununla beraber, iletişim bilgilerinizi herhangi bir yöntem ile temin ederek itirazınıza konu olan aramaları gerçekleştirdiği belirtilen farklı internet servis sağlayıcısı firmalar hakkında yetkili kurum/kurumlara müracaatta bulunarak yasal incelemelerin başlatılması için gerekli çalışmalara devam edilmektedir.” Demiştir.

CEZASI VAR

Satış, pazarlama veya farklı amaçlarla insanları telefonla arayarak rahatsız edecek boyutta görüşme yapmanın ya da telefon yoluyla kandırma, aldatma amacı güden bu tür telefon diyaloglarının kanunca yasaklanış olduğu hukukçular tarafından dile getirilmektedir. Nasıl ki spam, istenmeyen mesajlar eposta yoluyla gönderildiğinde suç teşkil ediyorsa telefonla rahatsız etme de spam sayılmalıdır. TCK “Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma” başlığı altında yayımladığı madde 123 te “ Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. “ denmektedir.

Hukukçular, gerekçede her ne kadar “bir kimseye ısrarla, gece gündüz demeden telefon edilmesi” ibaresi olsa da mağdur vatandaş gelen telefon yüzünden istenmeyen hizmet ya da mal aldığını, yanlışlıkla kabul ettiğini ispat ederse ve bu nedenle dengesinin bozulduğunu, zarar ettiğini ispatlarsa bu cezai müeyyide uygulanır” demektedir. Hukuk çevreleri çağrı merkezlerinin bu tür işlevi vermemesi gerektiğini söylemektedirler. Hukukçular, telefonla mal ve hizmetin satışının sağlanamayacağının, bu tür hizmetlerin yazılı olarak, iki tarafın imzaladığı sözleşmeler üzerinden yapılması gerektiğinin altını çizmektedirler. Çağrı merkezlerini amacı müşteri ilişkilerini, kurum ve müşteri arasındaki sorunun giderilmesi için var olmalıdır. Telefonla mal ve hizmet satışı daima risktir, demektedirler.

Konu hakkında bilgi veren yetkililer, telefonla yapılan mal ve hizmet pazarlamalarında, sözleşme olmadan kabul etmenin sakıncalarını dile getirmektedirler. Vatandaşların bu konuda çok uyanık olmalarını, kredi kartı işlemlerini ve bilgilerini kesinlikle güvenmedikleri ya da kendileri tarafından aranmadıkça arayanlara vermemelerini, abonelik ya da mal satış tekliflerinde ellerinde matbu evrak olmadıkça kabul etmemelerini telefonlardan rahatsız olununca adli makamlara o telefon numarasını şikâyette bulunarak durumu bildirmeleri gerektiğini belirttiler.

EROL KARA - 29 Aralık 2011
 
Top