-- --
Sağlık Bakanı bu sese kulak versin

Devlet hastanelerinin kapısından dönmek istemiyoruz. 2000 yılından bu yana büyük hamleler gösteren ve sağlıkta büyük evrimler yapan hükümetin imkânlar sunmasına rağmen, hazine harcayacak yer bulamazken, bedava hizmetin önünün açılmasının sağlanmasına rağmen ya işgüzarlıktan, ya da boş vermişlikten dolayı devlet hastanelerinin önünün kapatılması yönünde izlenimler bulunmaktadır

Bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı, ülkenin sağlığından sorumlu en üst makamdır. Bu sorumluluk çerçevesinde; sağlık sorunlarının ve insan sağlığının korunması, bozulduğunda onarılması ve sağlıklı yaşam için ne nitelikte ve nicelikte doktor, hemşire ve hizmetliyle bununla birilikte hangi cihazlara gereksinim duyulduğunu saptamakla yükümlüdür.

Kısacası “cihaz var eleman yok, eleman var cihaz yok” diyebileceğimiz sorunlarında ayyuka çıktığı son birkaç yıldır bu konuya eğilmesi gereken kurum da sizler olmaktasınız.

Bu yazıyı yazan İstanbul’da bulunan ve devlet hastanelerindeki devletin boş vermişliğine üzülen, bunca yatırıma, bunca imkana rağmen hizmet verilmemesinin acısı içinde yaşayan bir vatandaştır.
Sadece yaşadığım şu iki sorun sonunda gördüğüm bu yazıyı yazmama sebep olmuştur.

Kalp krizi geçirdiğim gün beni en yakın ve en büyük devlet hastanelerinden birine götüren ambulans hastanenin aciline bıraktı. Hastanede kardiyoloji olmadığı için bir başka hastaneye sevk edeceklermiş. İstanbul’un orta yerinde devlet hastanesi yerine özel hastaneye sevk etmek istediler.. Aşırı ısrarım sonucu devlete ait kalp hastanesine gönderilmemi sağladım.

Göz hastasıyım. Görme alanı çekimi için makine olduğu halde kullanıcısı olmayan hastaneden başka bir hastaneye gitmem gerektiği, diğer gittiğim hastanede cihazın 2 aydır alınmayan ampulü yüzünden 1,5 ay beklediğimi oradan da sonuç alamadığım için bir başka devlet hastanesinde çekim yapma imkanı bulduğumu belirtmek isterim.

Hastalar devlet hastanelerinde “cihaz arızalı, o cihaz bizde yok“ gibi sözlerle kapılardan döndürülmektedir. Birçok devlet hastanesinde arızalı olup bir kenara bırakılan cihazların bir an önce onarılmaması, bazı hastanelerde yok denilen cihazların kadrosuzluk yüzünden çalışmadığını öğrendiğimizde bu ilgisizliğin neden kaynaklandığını merak ediyoruz.

Büyüklüğü ile övündüğümüz hastanelerde milyarlarca lira ödenerek alınmış kadrosuzluktan, eleman olmamasından ya da malzeme eksikliğinden atıl haline gelen, prosedürler yüzünden günlerce bir kenarda kalan cihazların çalışmaması bizi üzüyor. Buralarda cihaz çalışmadığı için özel muayenehanelerde ve hastanelerde  bu işlemleri yaptırmak zorunda kalıyoruz veya aylarca devlet hastanesinin yolunu bekliyoruz. Maddi imkânı olan var, olmayan var. Bizi hiç kimsenin özel yerlere mahkûm etmeye hakkı yoktur..

Bunun yanı sıra, çalışmayan cihazlar, hastaları mağdur ederken, doktorlara da büyük sıkıntı yaşatıyor. Duruma tepki gösteren hastalar, cihazın bozuk olduğu gerekçesiyle doktorlara kendilerini tedavi etmek istemediklerini sanarak tepki göstermekte, şiddet doğmakta, hasta doktor karşı karşıya gelmektedir.
Başhekimler, hastane idari yöneticileri, çalışanlar atıl halde bulunan cihazlardan söz ederken en fazla zararı gören hastalar olmaktadır. Tedavisi ve teşhisi zamanında yapılmayan hastalar hastane yollarında can vermektedir. Cihazın bozuk olduğu halde acilen yaptırılmaması veya kadrosuzluktan çalıştırılmamasından dolayı bazı hastaneler günler değil aylar sonrasına randevu vermek zorunda kalıyorlar.

Artık “ölmezsek geliriz” demeye başlayan zaten geçinmekte zorlanan  hastalar bu kez mecburen özel hastanelere gidince akla hayale gelmedik masraflarla karşılaşmakta, hatta bazı özel hastaneler bunları fırsat bilerek yapmadığı masrafları yapmış gibi göstererek kapısına gelen binlerce vatandaşın sırtından devleti soymaktadır.

Hastanelerdeki sağlık personeli eksikliği, halka kaliteli sağlık hizmeti verilmesini engellemektedir. Doktor, hemşire, fizyoterapist, kimyager gibi sağlık çalışanlarının eksikliği yanında, hastalık teşhislerinde olmazsa olmaz olan Radyoloji servislerinde görev yapan ve MR, Tomografi, mamografi, röntgen, kemik taraması gibi tıbbi görüntülemeleri yapan eleman eksikliği hastaların günler sonrasına randevu almalarına neden olmaktadır.

Birçok hastane ise temizlik işlerini yapan taşeron firmaların elemanlarını kullanmak zorunda kalmaktadırlar.

Eksikliğin en yoğun hissedildiği bölümlere personel takviyesi yapılması yönünde acil önlemler alınmalı, cihazlar yattıkları yerlerden işvesel hale getirilmelidir.

Hastanelerdeki personel eksikliği sorununun, hastalıkların tedavisini olumsuz etkilediği herkes tarafından bilinmektedir. Bazı hastanelerde hemşireye sekreterlik ve benzeri görevler verilmesi ve buna hemşire yöneticilerin ve hemşirelerin itiraz etmemesi de hemşire açığına katkıda bulunan diğer bir etkendir. Özellikle hemşire kadrosunun sayısal yetersizliği, kendi alanında ne kadar bilgili ve becerili olursa olsun, hekimin çabalarının boşa gitmesine ve doğal olarak hastanın bundan zarar görmesine neden olabilmektedir. Bu konuda hemen hemen her hekimin hüsranla sonuçlanmış bir deneyimi vardır. Bu durumdan; hastane başhekimleri, başhemşireleri, hekim ve hemşireleri de sürekli yakınmaktadırlar.

Unutmayın ki,  birçok branşta uzman doktor ve hemşire eksikliğinin faturasını hastalar ödüyor.

Bugünkü tablo, personel eksikliğinin en çok, özel hastanelere parasal gücü yetmeyen ve diğer hastanelerde yakını olmayan sıradan vatandaşları etkilemektedir. Sözü edilen sorunların yaşandığı hastanelerde hastalar doğal olarak bakımsızlıktan yakınmaktadırlar. Ayrıca buralarda hastane kazaları, hastane enfeksiyonları, ölümler, ilaç hataları gibi olayların sıklıkla rastlanması olasılığı da oldukça yüksektir. Bunlar sorunun hastalara yansıyan kısmıdır. Sorundan, hastane yönetimi, hekimler, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları da zarar görmektedir. Aslında hastalara yansıyan olumsuzlukların bir kısmı da bunlara bağlı olarak gelişmektedir.

Kadrodan kısıntı yapmak, düşünüldüğü gibi ekonomi sağlamaz, beklenenin tam tersi bir etkiyle, para kaybına neden olur. Çünkü bu yoldan ekonomi yapmaya kalkışılması, elde olan elemanın verimini azaltmaktadır. Eleman eksikliği uzun çalışma saatleri, uykusuzluk, yorgunluk bunlara bağlı hastalıklara karşı direnç azalması, sık sık hastalanma ve başarısızlık duygusunun oluşması doyumsuzluk, mutsuzluk çalışanları işten ayrılmaya itmektedir.

Tüm bu sorunların göz önüne alınarak ivedi kararların alınması, tüm hastanelerde cihazların aktif hale getirilmesi, kadroların olması gereken düzeye çıkartılması, cihaz ihtiyacı olan hastanelerin takviye edilmesi, doktor, hemşire ve hizmetlilerin sorunlarına çözüm bulunması gerekmektedir.

Konuya hassasiyetle eğileceğinizi ümit eder, hastaların devlet hastanelerinde hak ettikleri hizmetlere, doktorlar başta olmak üzere tüm çalışanların sıkıntılarının giderileceğini temenni ederim.

Erol KARA -  11.01.2014
 
Top