-- --
Sağlık dünyamızın her zaman bir yanında duran hastanelerinden devlet hastanelerinden bahsetmek istiyorum.

Hani en fazla muhtaç olduğumuz ancak bir o kadarda şiddete, şikâyete maruz kalan devlet hastanelerinin fedakar, cefakar ve sabit ücret karşılığında vatandaşa hizmet vermeye atanmış / adanmış çalışanlarından söz etmek istiyorum

Ve onlara ben isimsiz kahramanlar diyorum..
Seversiniz sevmezsiniz haklı ya da haksız tepkileriniz olabilir. Benim de olmuştur.

Ancak devlet hastanelerinde hizmet veren bu kişilerin haklarının yendiğinden, gerekli saygıyı göstermememizden dolayı için için hasta doktor arasında cepheleşmeye yüz tutan ilişkinin bir boyutundan bahsetmek istiyorum

Her ne kadar mesai kavramı içinde çalışsalar da az zamanda çok kişiyre bakma yükümlülüğü, her yaştan ve her kültürden hastayla muhatap oluşları, anlayan anlamayan herkese laf anlatmak zorunda kalan doktorlarımızı ne kadar takdir ediyoruz.

Onlara ne kadar değer veriyoruz.

Tamam, atanmış memur olarak görebilirsiniz. Ancak ilim sahibi. Aynı kriterlere sahip olanlara özel hastanelerde el pençe dururken devlet kadrosunda olanlara aptalca kabadayılık yapmanın mazareti olamaz herhalde. Bazı tıp memurlarının da hastasına aşağılama, pozitif suçlu, horlanmaya layık biri olarak görmesinin de mazereti olmaz.

Terazinin kefesine konulduğunda birbirini tamamlayan bu iki tarafın oturup birbirilerine anlaşabildiği ortak bir dil bulduğunuzda dert yükü olduklarını anlarsınız.

Yaşıtları ve yetiştirdikleri profesör olmuş, yıllarını devlet hastanesine vermiş ama doçentlikten yukarıta devletin hangi ilkel düşüncesiyle hazırlanmış yönetmeliği yüzünden profesör olamayan, bunu defalarca hak edenler olduğu gibi, yanlış sağlık politikalrı yüzünden istifasını vererek özel hastanelerde sermaye sahiplerinin kuklası olanların günahı ne olacak. Kimlere yüklenecek.

Hastane yapıp bina açanlar ya malzeme vermemekte ya da malzeme verip eleman vermemektedir.
Kendi asıl işi olan doktorluğu yaparken personelsizlikten hemşirenin de, memurunda ve hatta hizmetlinin de işini yapan cefakar doktorlar olduğu gibi, personelsizlikten işletilmeyen, çalışmayan ve adı arızalı olan milyarlık yatırıma konu olmuş makineler de çürümeye yüz tutmuş, hastanın kapıdan dönmesine sebep oluyor

Sadece doktorlar mı; yaşadığım rahatsızlıktan dolayı 112 acildeki ambulansı kullanan genç kızımızın hastayı yetiştirmeye çalışacağım endişesi, aracı kullanmasının yanı sıra hastaneden hastayı telim alırken ve teslim ederken tek başına çaba göstermesi göz ardı edilecek bir konu değildir.

Çevresinde kamera olsa ambulansa koşacak olan bir çok güvenlik görevlisi, hastane çalışanı hizmetli, doktorların acil hasta gelmiş diye koşacağına emin olduğum o anda gördüklerim çok şaşırtıcı idi. Ne yazık ki tek başına acildeki hastayı sedyeye kendisi koyan, sedye ile dışarı çıkaran, arabaya yerleştiren ambulans şoförü genç bayanın alkıştan öte takdire ve morale ihtiyacı olmayacağını kim iddia edebilirdi.

Sabaha kadar altına yapan hastanın her yarım saatte bir altını temizleyen hizmetli ve hemşireler takdire layık değil de nedir.

Devlet hastaneleri çok değişti. Hijyen ve teknoloji ile Cumhuriyet Türkiye’sinin doruk noktasında olan devlet hastanelerinde isimsiz kahramanlar çok..

Bu vesile ile gerçekten işini yapan, aldığı paranın hak ediş noktasında helalinden kazandığı kendisine anasının ak sütü gibi helal olan direniş ve grevlerle işi olmayan, kaçamak yapmaktan, çalışma saati olmasına rağmen işten kaçmayı düşünmeyen, hastayı velinimeti, kendisine teslim edilen malzemeyi emanet bilen gerçekten hizmete adanmış yüreği olan devlet hastanesinin tüm çalışanlarını kutluyor ve devletin bu insanlara gerçek değerini vermesini rica ediyorum.

Erol KARA - 30 AĞUSTOS 2014
 
Top