Cuma Namazı Nasıl Kılınır, Biliyor musunuz?

Bence hayır...

Müslümanlığımız hamdolsun güne, zamana, talebe, bulunduğumuz konuma, paramıza, malımıza, rütbemize ve hatta kültürümüze göre değişir oldu.

Neresinden bakarsanız bakın, Elhamdülillah Müslüman’ız derken bazı yerlerde dememeyi bazı yerlerde dimdik demeyi hüner bilir olduk. Müslümanlığımız adamına göre, karşımızdaki insana ve bulunduğumuz ortama göre değişir oldu.

Sayıyoruz ve asla içinden çıkamadığımız Müslüman maskesi ile ortalıkta dolaşıyoruz.

Ramazan Müslümanlığı, Cuma Müslümanlığı, Kandil Müslümanlığı, Hac Müslümanlığı, Ticaret Müslümanlığı, Akraba Müslümanlığı, Banka Müslümanlığı, Parti Müslümanlığı derken bir türlü İslam Müslüman’ı olamıyoruz.
Bu gidişle olacağımızda yok, zaten..


Konumuz bu değil. Anlatmak istediğim haftada bir gün yaşadığımız Cuma Müslümanlığı üzerine…
Hani her hafta alelacele abdest alarak, koşarak cami dışında yer tuttuğumuz Cuma namazını nasıl kılacağımız üzerine biraz hasbıhal yapmak istedim.

Kimimiz işyerinden ezanı duyduğunda koştuğumuz, kimimiz cami kapısında içeri girmeden ön vaaz bittiğinde içeri girdiğimiz ya da dışarıda serili bulunan sergilerde yerimizi alırken birçoğumuzda yazın güneşten kışın soğuktan korunmak için içeri girip de vaaza kulak vermeden camide beklerken kılacağımız Cuma namazına değinmek istiyorum.

Cuma namazı cumanın geçerli olduğu bir yerde kılınırsa 10 rekâttır. 4+2+4 olarak yani 4 rekât ilk sünnet 2 rekât farz ve 4 rekât son sünnet olarak eda edilir.

Cumanın sahih olmadığı yerlerde ise Cuma namazı 4+2+4 olarak kılındıktan sonra 4 rekât vaktin öğle farz namazı ve son 2 rekât sünneti ilave edilerek kılınır.

Özetle günümüzde Hanefi mezhebi fıkıh kitaplarının esasına göre Cuma namazı her yerde geçerli olmadığı üzere 4+2+4+4+2 olarak kılınırsa hem Cuma hem de vaktin öğle namazı eda edilmiş olur.
Bu kısa tarif tüm dini ilmihal kitaplarında yer almaktadır.

Gelelim Cuma namazı nasıl kılınır.

Cuma namazında en önemli an önce okunan iç ezan ve son okunan iç ezan arasındaki süreçte gizlidir.
Yani Peygamber Aleyhisselam’a salâvat okunduktan ve dinleyenlerin de salâvat getirmesinden sonra müezzinin okuduğu ezan ile hocanın hutbeyi bitirip minberden indiği sırada okunan ezan arasındaki süreçte çok ama çok dikkat edilmesi gerekir.

Sonra iki rekât farz namaz bitimine kadar dikkatli olunmalıdır.

Allah-u Teâlâ Kuran-ı kerim’de “Müminler muhakkak kurtuluşa ermiştir. O Müminler ki, onlar namazlarında huşu (korku ve eziklik) içinde olanlardır.” (Müminun, 1-2) diye buyurur.

Yani bir müminin, bir Müslüman’ın namaza dururken Huşu içinde, Allah’ın (celle celalahu) huzurunda olduğunu, O’nun her an kendisini gördüğünü bilerek hürmet, tevazu, haya ve huzur içinde ta’dil-i erkana riayetle namaz kıldığını belirtir.

 Korku ve muhabbetten hâsıl olan bu edep hali, namazın makbul olması için esastır. Bu esas, bu huşu içinde olmak imam minberde iken dahi olmalıdır. Hatta bir ölü gibi dış dünyadan sıyrılıp olabilecek herhangi bir tepkiye yer vermeksizin minberde iken hutbeyi dinlemektir. İmam efendiyi dinlemektir.
Herhangi biri size tepki gösterse, işaret etse, dikkatinizi çekmek için eylemde bulunsa dahi karşılık vermemektir.

Bir ölü gibi hutbeye, ayet ve dualara gönülden öyle katılmalıyız ki minberde hocanın yapmış olduğu duaya dahi elimizi kaldırmadan, ta gönülden, dudaklarımıza dahil etmeden iştirak etmek gerekir.
Günümüzde ne yapılıyor.

İç ezan okunmuş bitmiştir. Vatandaş camiye ve dışarıda ise safa girer namaz kılar. ( Kılınmaz )

Hoca minbere çıkar yanındakiyle, elindekiyle vs ile ilgilenip vaaz dinleme edebinden uzaklaşır. Bir yerde ilahi ilimden söz edildiğinde nafile ibadet bile edilmezken vatandaş dinleme, ders alma dışında her haltı yemeye kalkar. ( Kıpırdayamazsınız. Mekruhtur )

Hatta yanındaki ile sohbete ( bu durum daha çok camilerin alt, üst ya da yan bağımsız bölümlerinde saf tutmuş insanlar tarafından yapılır ) başlanır.  Cami içinde ise moda olmuş haliyle cep telefonuyla oynamaya, gelen çağrıya cevap vermeye, tespih var ise onunla oyalanmaya, üzerindeki ya da yerde bulunan bir şeyle meşgul olmaya kadar gider. (Hiçbir şeyle meşgul olamazsınız. Mekruhtur)

Ve yapılmaması, uyulmaması için Diyanet’in ve bazı imamların dahi zaman zaman uyarmasına rağmen minberde bulunan hatibin yaptığı duaya el kaldırarak sesli olarak amin edaları altında  eşlik edilmesi olayın bir başka boyutudur. ( İmama eşlik edemezsiniz.)

Ve bazı imamlar özellikle minberde bu duayı âmin sözüyle başlatırlar ki cemaatin sesli âminlerini duymaktan haz alır sanırsınız ki, bu imamlarda yanlış yapmaktadır.

Cuma namazı öncesi imam minberde iken bunlara dikkat etmelidir Yoksa cumanızın değeri düşer. Cumanın faziletinden nasip alamadan çıkar gidersiniz.

Artık “Cuma namazı nasıl kılınır” öğrendik sanırım.

Dikkat edelim.


Erol KARA - 09 Ağustos 2014 -
 
Top