-- --

Yıllardır kahrını çektiğiniz, çilesine katlandığınız gözünüzden sakındığınız evladınız bir gün size gelip anne ya da baba “benim annem babam olmanızdan şüphe ediyorum , yıllarca amca, dayı, teyze, yenge, komşu dediğimiz insan benim annem ya da babam olabilir mi” diye sorarsa ne olur.?

Biz bu sorunun arkasından gelecek durumları düşünmek bile isteniyoruz. Ve böyle bir olayın hiç kimsenin başına gelsin istemiyoruz.

İstemiyoruz ama olmayacak da diyemiyoruz. Dedirtemiyorlar.

Çarpık ilişkilerin gösterildiği dizilerin artması sebebiyle böyle bir durumun yaşanmaması elde bile değildir. Zira ahlaksızlığın had safhaya çıktığı Türk televizyonlarındaki diziler ne yazık ki çocuklarımızın aklına bunları her gün sokmaya çalışmaktadırlar. Henüz hayatı yeni yeni tanımaya çalışan çocuklar televizyonlarda izledikleri ve pek çok sahnelerinin yasak olması gereken dizileri izlediklerinde yaşamın bu şekilde olduğuna inanmaya başlamak zorunda bırakılmaktadırlar.

Ahlaksızlık, fuhuş, zina, aile içi ensest ilişkiler, “filanca senin kardeşin, falanca benim evladım, bu senin annen ya da baban değil, senin annen benim, senin baban benim, bak bu teyze senin annen, amca size baba diyebilir miyim” tarzı mesajları ile taptaze beyinleri zehirleyen sözde yapımcılar, bu filmlerde oynamak için can atan binlerce genci bu oyunun adeta malzemesi yapmaktadırlar.

En son yayına giren bir filmde ise babasını döven gencin sergilenmesi bu ahlaksızca yayınların Müslüman Türk toplumunun din, ahlak, örf ve geleneklerine ne kadar uzak olduğunun göstergesi olmuştur. Bu filmlerde bir çatı altında oturan ailenin yaşamına baktığınızda kimin ne yaptığını anlamakta zorlanıyorsunuz. Dahası o yaşamı anlatmak bile zor geliyor. Çünkü öylesi çirkin ilişkiler yumağı var ki… Kim kime aşık, kim kiminle evli idi, yarın kiminle evlenecek, ya da kime aşık olacak… Kimden bir çocuk sahibi olacak, kimi asıl aldatacak..

Bunları gördükçe, insanın lanet okuyası geliyor, kahredesi geliyor. Yazıklar olsun.

Kelimenin tam anlamıyla iğrençlik…

Toplum değerleriyle bağdaşmayan ve aldatma ya da “annen baban başkası olabilir” temaları üzerine kurulan televizyon programları, dizi filmler aile yapısının temellerini şiddetle sarsmaktadır.

Doğru modeller yerine kötü karakterlerin örnek gösterilmesi, psikolojik problemlerin de artmasına neden olmaktadır. Ve bu filmler sayesinde çocuklar anne babalarına, baba ya da annelerde çocuklarına şüphe ile bakmaya başlamaktadır.
Dizilerde yengesi, baldızı, komşusu, yakın akrabalarla yasak ilişkiye girenlerle 'seviyeli birliktelik' saçmalığı adı altında nikâhsız yaşayanlar, ailesinden ayrı olarak tek başına yaşayanlar iki kız kardeş ya da iki erkek arasında çatışmaya girilen sevgililer(!) bu filmlerde kahraman gibi gösterilmektedirler.

Kültür Bakanlığı da milyarlarca lira destek ile ahlakı bozan film yapımcılarına vergilerimizle katkıda bulunmaktadır. Devletin desteklediği ahlaksız kültüre son verilmeli derken hiç kimsenin ya da kurumun reyting uğruna toplumun ahlâki yapısıyla oynamaya hakkı olmadığını da vurgulamak istiyoruz.

Haber bültenlerine “ceset gösterdiniz” diye ceza kesen RTÜK, bu durumun farkında değil midir? Farkında değil ise, toplum değerlerine ters düşen senaryolara geçit vermemesi gereken kuruluş olarak sözüm ona hizmet verdiği söylenen ancak yapımların denetlenmesinde yetersiz kalan “Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)’ün bir işe yaramıyorsa fesh edilmesi gerekir” demek zorunda kalıyoruz.

EROL KARA



 
Top