-- --
Rahmetli Necmettin Erbakan’ın meşhur bir sözü vardı. “ Sizi gidi taklitçiler sizi” derdi. İşte bu söz bu seçim ertesinde yerini öyle bir buldu ki merhum bugünleri görseydi muhakkak “ sizi gidi bölücüler sizi” derdi.

Bölücüler, malum BDP ( Bölme ve Dağıtma Partisi) ve yanlıları değil elbette. Bölücüler olarak vurgulamak istediğimiz Saadet Partisi, Büyük Birlik (!) Partisi ve Has Parti ile bunlardan kopan tek tük koltuk sevdalıları birkaç zavallı…

Ve bunlara eklenen cemaat yanlıları bir avuç azınlık…

Gözleri kör, kulakları sağır halde yoğun propaganda yaparak Akparti’nin oylarını kendilerine çevirmek için rahmetli Necmettin Erbakan’dan, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’ndan ve yine rahmetli Alparslan Türkeş’ten medet umanlar - ki onların sevgisi kalplerden asla silinmeyecek – onları sevenlerini kullanarak resmen ve açıkça “bölücülük” yapmışlardır ve bu hezeyanları onları sandıkta eritmiştir.

Bazı cemaatlerin, tarikatların, vakıfların, derneklerin, sosyal çevrelerin ve grupların "barajı aşamayacağı herkesçe çok net bilinen bu malum partilere" destek verdiklerini alenen ilan ettiğini herkes biliyor. Bunların "barajı aşamama korkusu saran" bir partiye topluca destek verdikleri haberlerini öyle ya da böyle yaymaları siyaset tarihinde utanç verici bir şekilde yerini alacaktır. Duyarlı birçok seçmen bu yüzden bu oyunlar karşısında yine de inisiyatiflerini kullanarak bu tuzaklara düşmese de birçok saf ve inançlı insanımız bu tuzağa düşerek “bölücülerin” oyununa gelmiştir.

Soruyoruz şimdi. Yaptıklarınız neye ya da kime yaradı. Bu yaptıklarınız, malum “blok” olarak adlandırılan toprak ve din parçalayıcısı çakallarla, onlara alet olan sözüm ona milliyetçi partiye yaramıştır. Bu yaptıklarınız, artık sol mu, sağ mı, liberal mi, sosyalist mi, emperyalist mi ne olduğu belli olmayan bir duruma düşmüş, sıkıştığında “Atatürk’ün partisiyiz,” destek aldığında “eski CHP değiliz” diyerek öne çıkmak için her şeyi mubah sayan bir partinin sahnede her rolün adamı olmaya çalışan bir CHP’nin işine yaramıştır. Yaptıklarınız tek parti olarak tulum çıkartabilecek bir partinin, AKPARTİ’nin işini, zorlaştırmaktan öteye gitmemiştir.

Merhum Merhum Zahit Kotku’nun vefatının ardından cemaat lideri olan Merhum Mahmut Esa'd Coşan Hocaefendi'nin de vefatının ardından İskenderpaşa Cemaati'nin ( cemaat liderliği saltanat gibi babadan oğula geçecek bir makam olmasa da ) lideri olan Nurettin Coşan, internet sitesinde yayınladığı duyuruda ve medyada ilan yoluyla "Bozkurtlara oy verin" çağrısı yaptı. Doğru mu yaptı, hayır. Bugün Esad Çosan hocaefendiye inanan yüz binler sayesinde ayakta duran Nurettin Efendi gönül yıkmaktan öteye gidemedi. Hatta Coşan’ın bu çıkışı kendi cemaatini bile ikiye bölerken, rahmetli yaşasaydı “ne yapıyorsun Nurettin” der bu konuda tepkisini gösterirdi.

Ya İsmailağa cemaatinden çıkan sese ne demeli. Yaşayan en saygın ve en muhterem ( Allahu Teâlâ ömrünü uzun etsin ) Mahmut Ustaosmanoğlu hocaefendinin torununa ne demeli. Torunu ve Saadet Partisi İstanbul milletvekili adayı Emre USTAOSMANOĞLU koltuk sevdası ile Saadet Partisinden aday olurken dedesini seven milyonlarca kalbi kendi ihtirası için neden yönlendirmeye çalıştı, anlaşılır gibi değil idi.. Zaten Efendi Hazretlerimiz gibi Allah dostu bir büyük âlimin bu tür bir siyaset içerisine sokulmasına ziyadesiyle üzüldüğümü belirtmek isterim.

Ya Süleymancılar’a ne demeli. Geçen seçimlerden beri ikiye bölünen daha önce bu kez adı bile okunmayan Demokrat parti’ye taraf olması pek bir şey ifade etmezken kendi içinde bölünmesi de kamuoyunun gözünden kaçmamıştır.

Anlaşılan o ki vatandaş cemaatlerin yönlendirmesi ile kendi tercihi arasında med cezir gibi gidip gelmelerden pek hoşlanmıyor. İskenderpaşa cemaati bitti bitecek durumda. Süleymancılar da ise durum biraz daha kesinleşmiş halde. Çünkü hizmet için çırpınan ve her düşünceyi kucaklayan Akparti ile aralarına ihtiras, menfaat, beklenti duvarını örmeye çalışarak kendilerini bir garabet durumun içine sokmayı başarmışlardır. Bu başarıya oyların bölünmesine sebep olarak “bölücü cemaat” durumuna düşmüşlerdir.

Bir seçim daha geride kaldı. Gün birleşme ve destek olma zamandır. Gaflet ve dalalet içerisinde koltuk hırsı ile “B(L)OK” laşan üçlü grup ittifakı sonucunda güneydoğunun akıbetinin ne duruma geldiğini bunları göremeyecek durumda olan o gözler şimdi ne düşünüyordur. Yaptıkları ile gurur duyuyorlar mı? Bir çeşit bölücülük yaparak seçilme şansları sıfır olan o partilere oy verdirerek başları göğe erdi mi, sormak istiyorum.

İnançlı insanları bölük pörçük etmeye çalışanlar, gönüllere taht kurmuş, her biri bir değer olan büyük şahsiyetlerin adını kullanarak yanlışa yönlendirmenin vebali altında ezilip ezilmeyecekleri bile şüpheli iken, kamuoyunun karşısına çıkıp “özür” dilemeleri gerekmez miydi? Ne yazık ki halen Akparti’nin bu başarısını bile ihtirasları doğrultusunda kıskanmanın hırçınlığı içerisinde, muhalif sözlerini haykırmaktan dahi çekince duymayan bu insanlar ellerini vicdanlarına koyup yaptıkları büyük ve affedilmez hatanın giderilmesi için bundan böyle çalışmaları gerekmez midir?

Son söz olarak Saadet ve Has Parti’ye Akparti ile birleşim için geç kalmadıklarını, havanda su dövmeye devam etmemelerini tavsiye ediyoruz. Cemaatlere de, bu ülke için canla başla çalışan, ülkeyi dünyanın lideri etmeye çalışan ve eden kim olursa olsun “destek hak”tır diyerek desteklemekten kaçınmamalarını öneriyoruz.

Not: Bu yazı sahibi hiçbir partiye üye ya da taraf değildir. Hak ve doğru yönden bakılarak yazılmış, tarafsız bir yazıdır.

EROL KARA


 
Top