-- --
Bedelli askerlik konusunda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklama ile zenginlerin yüreğine su serpilirken yoksulların yüreği dağlandı.

Bedelli askerlik yeniden gündeme geldi ve 10 bin Avro olarak 28/30 yaş üstü asker kaçaklarına bu imkânın verileceği Başbakan tarafından açıklanınca birçok varlıklı aile bunu bayram müjdesi olarak kabul etti.

İlk etapta yararlanabileceklerin sayısının 100 bin olduğu, sayının 200 bine kadar çıkabileceği tahminleri yapılıyor. Bu ne demektir vatanperver(!) gençler kaçmış kaçmış ve askerliği yapmamak için her türlü bahaneleri bulmuş ve bu sayılarını 200 bine ulaştırmışlar.

Ve devlet vergisini ödemeyene af getirip bir şekilde ödüllendirdiği vergi kaçakçıları gibi günü geldiğinde askere gitmeyen bugünkü sayı ile 200 bin asker kaçağını da ödüllendirmiş olmaktadır. Daima dürüst vatandaşını cezalandırmayı düşünen devletimiz yine hayal kırıklığını yaşatarak bedelli askerlik için ışık yakmıştır. Bu üzücüdür. Bu yanlıştır. Bu uygulama yapılmamalıdır.

Yıllarca “askere gitmeyen adamdan sayılmaz” diye duyduğumuz bu özdeyişin artık bir anlam ifade etmeyeceği de kesindir. Şimdi para verip askere gitmeyenlere adam gözü ile nasıl bakılacaktır, merak ediyorum.

Bedelli askerlik getirilecekse bunda parası olan değil olmayana da yeşil ışık yakılmalıdır. Şehit haberlerinde sıkça duyduğumuz gariban anne babanın feryatlarındaki “oğlumuz bize bakıyordu” sözleri hassas kulaklarda çınlamaktadır. Bu hal böyle olunca bakıma muhtaç fakir ailelerin çocukları da askerlikten muaf tutulmalıdır. O zaman adalet budur denilip, bedelli askerliğin varlığı kimseyi incitmeyecektir. Yoksa gariban asker ya da gariban askerin anası babası ah ettikçe bu ahlardan kime nasiplenecektir, düşünmek lazım.

İlla ki bedelli askerlik getirilecekse 40 yaşını geçmiş insanlardan başlanmalıdır. Bu imkân bunlara verilirken de 2 ay zorunlu eğitim verdirilmelidir. Meblağda 10 bin Avro gibi bir rakam değil 20/30 bin avro olmalıdır.

Askerden kaçanlar da vergi yüzsüzleri gibi yılda bir kez büyük gazetelerde, televizyonlarda teşhir edilmelidir. Kaçtığı yıl süresince de verilecek ceza hapis değil ya fazla askerlik ya da her kaçtığı yıla bir meblağ ödettirilmelidir.

Bu topraklar üzerinde her türlü hakka sahip olanlar günü geldiğinde vatanı için askerlik yapmalıdır. Kaçıyorsa cezasını görmelidir. Bu yaptırım uygulanmadığı zaman fakirin çocuğu kaçtığında da kimsenin ses çıkartmaması gerekmektedir. Aynı toprağı, aynı havayı, aynı ekmeği, aynı suyu içiyorsak aynı haklardan faydalanıyorsak bütün Türk halkı olarak eşitlik askerlikte de devreye girmelidir.

Ayrıca unutulmaması gereken bu şekilde yapıldığında askere giden garibanın ruhi yapısında zengine karşı bir kin oluşmayacak mıdır? Türkiye terörle mücadele ediyor. Terörle mücadele devam ettiği zaman kimse bedelli askerliğe ‘evet’ diyemez, dememelidir. Bunu gariban evlatlarımıza nasıl anlatırız. Onların yüzüne nasıl bakarız.

Ayrıca askere gitmemek için parası olmayanların para bulmak için tefecilerin bankaların esiri olacağı da gözden kaçırılmamalıdır.

Onlarca vatan evladı şehit oluyor, öbür tarafta 7500 dolar, 10 bin dolar ödeyerek diğer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da askerlik yapmayacak.

Bu vicdanlara ters değil midir?

02 KASIM 2011 - EROL KARA


 
Top