-- --
Binlerce lira tahsil harcının bedeli devlet yerine kurumların kasasına giriyor.

İcra takipli dosyaların haricen tahsili nedeniyle tahsilât yapılan dosyalardan alınması gereken yasal tahsil harcının devletin kasasına girmesi engelleniyor.

Başta bankalar olmak üzere elektrik, su, telekomünikasyon, gaz gibi kuruluşların borçluları için icra takibi yapan avukatların ofislerinde bulundurdukları çağrı görevlileri sayesinde ulaştıkları borçlulardan icra müdürlüğü dışında borçları tahsil etmeleri nedeniyle on binlerce dosya icra dairelerinde açık durumda bulunmaktadır. İcra dairelerinde tahsil edilmesi gereken dosya borçlarının tahsili sırasında devlete ödenmesi gereken tahsil harçları da başta bankalar olmak üzere şirketlerin kasasına girmektedir. Bu nedenle kurum ve kuruluşlar icra avukatları sayesinde devletten binlerce lira kaçırmış olmaktadır.

Avukatların ofislerinde çalıştırdıkları sekreter, çağrı görevlileri, takip elemanlarıyla borçlu vatandaşları aratarak verdikleri hesaba ya da kurum ve kuruluşların veznelerine para yatırılmasını sağlayan avukatlar, icra sırasında alınması gereken yasal tahsil harcının devletin kasasına girmesini engelliyor.

Vatandaşın ödemediği fatura, kredi ve kredi kartı borçlarından kaynaklanan icra takibi aboneye en yakın icra dairesinde açılmak zorunda. Abonenin de, yasal ödeme emrini alınca borcunu icra takibinin başlatıldığı icra dairesine ödemesi gerekiyor. Vurgun da işte bu noktada başlıyor. Şirket avukatları, öncelikle icra dairlerinde takip açmaktadırlar. Ödeme emrini gören vatandaş ya avukatları aramakta ya da avukatların bir şekilde ulaşmasıyla icra dairelerine ödeme yapma yerine kendisini arayan çağrı merkezinin verdiği hesaba parayı yatırıyor. Yasaya göre borç alacaklı tarafından tahsil edilirken de belli bir tahsil harcı kesiliyor. Bu kesinti devletin kasasına gelir olarak kaydediliyor. Ancak bu uygulama ile devletin kasasına girmesi gereken tahsil harcı kurum ve kuruluşların kasasına giriyor.

Borçların haricen tahsil edilmesi nedeniyle açık (derdest) durumda olan binlerce icra dosyası da icra müdürlerinin ve diğer çalışanlarının sorumluluğunda işlem yapılmaksızın son işlem tarihinin üzerinden en az 1 yıl raflarda hareketsiz beklemektedir. İcra dosyalarının sayısının her geçen gün artması nedeniyle dosyaları koyacak yer bulamayan müdürlükler giderek daralan alanlarda hizmet vermeye çalışırken birçok dosyanın da kaybolmasına ya da bulunmamasına sebep olmaktadır.

HACİZLİ OLAN BORCUNU ÖDEMİŞ (!) BORÇLULAR ZOR DURUMDA

İcra takip dosyalarının haricen tahsili nedeniyle avukatlar tarafından borçlu aleyhine yapılan haciz işlemleri neticesinde haczedilen menkul ve gayrimenkul malların haczi de dosya kapanmamış olduğundan açık kalmaktadır. Borç ödense bile haricen tahsil edilen dosyadaki hacizli bir aracın ya da gayrimenkulü satmak isteyenler satış sırasında sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Taşınır ya da taşınmaz mal varlıklarındaki hacizlerin borcun ödenmesine rağmen kaldırılmamış olmasında sıkıntı yaşayan borçlular haczin kaldırılması için avukatlara müracaat ettiklerinde bu kez icra dairelerine yönlendirilerek tekrar haciz kaldırılması için harç ödemek zorunda kalmaktadırlar.

BANKALARIN BİR BAŞKA OYUNU

Bankalar tarafından kullandırılan kredilerin geri ödemelerine ilişkin noterlik, icra ve yargı işlemlerinin tamamının 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesi uyarınca harç istisnası kapsamında bulunduğu açıklamasının icra dairelerinde borçlular için takip açan bankalar ödenmiş olan tahsil ve başvurucu harçlarını devletten 2008 yılı sonundan itibaren istemeye başlamışlardı. Vergi dairelerine vekilleri aracılığıyla müracaat ederek icra dairelerine takip açmaları esnasında ödenen başvuru ve tahsil harçlarının geri ödenmesini isteyen bankalar geri aldıkları bedelleri borçluların borcundan düşmemişlerdir.

Ne yazık ki, bir yandan kanunu işaret ederek ödedikleri harçları devletten tahsil etmeye çalışan bankalar, bu harçları borçlular için açılmış icra takiplerinde de tahsil etmeye devam etmişlerdir. Böylece masraflar altında borçluya yüklenen bu harçlar hem devletten hem de borçlu vatandaşlardan tahsil edilerek bankaların haksız kazanç sağlamalarına sebep olmuştur.

BORCUNU HARİCEN ÖDEYENLERE TAVSİYELER

Haricen yapılan tahsilât borçlu tarafından icra müdürlüğüne ellerindeki borcu yoktur yazısıyla bildirilmesi halinde borçlunun o dosyanın takipten kurtulmasına sebep olabileceği gibi yapılmışsa tüm hacizlerin de kalkmasına neden olur.

İCRA MÜDÜRLÜKLERİ GÖREVE

Dosyadaki mevcut hacizlerin kaldırılması sırasında avukatların tahsil harcını ödeme zorunluluğu getirilmelidir. Yargıtay kararlarında da “Alacaklı İcra Dairesine başvurarak icra takibi nedeniyle borçlu adına taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep ettiğine göre, bu istem alacağın haricen tahsil edildiğine karine teşkil edeceğinden, hacizlerin kaldırılabilmesi için yukarıda belirtilen yasa hükmüne uygun olarak tahsil harcının ödenmesi zorunludur. “ kararının verildiği görülmektedir. Bazı icra dairelerinde haciz fekki için harç alınmazken bir kısım icra daireleri bu harcın alınması yönünde karar vererek tahsil harcının devletin kasasına girmesine sebep olmaktadır.

Borçluların da borcunu ödediklerine dair bir dilkçe ile icra müdürlüklerine başvurması halinde icra müdürlükleri de tahsil harcının ödenmesi konusunda alacaklı tarafa muhtıra çıkartarak tahsil harcının ödenmesi sağlatabilir.

Şayet alacaklı muhtıraya rağmen tahsil harcını belirlenen süre içerisinde icra dairesine ödemezse icra müdürlükleri vergi dairelerine bildirerek Amme Alacaklarının Tahsili usulüne göre ilgili vergi dairesi tarafından icra takibi yapılmasını sağlayabilir.

Böylece şirketlerin kasasına haksız olarak giren kazançlar devletin kasasına girmiş, açık icra dosyalarının da bir an önce kapanarak raflardan arşivlere geçmesi kolaylaşmış olur. Bununla birlikte kapanan dosyaların yükü icra çalışanlarının sırtından iner.

AVUKATA “disiplinsizlik cezası”

Haricen tahsilat yaparak devlete ödenmesi gereken tahsil harcının ödenmesini bir şekilde engelleyen avukata ise Barolar Birliğinin yönetmeliği gereği disiplin cezası verilmektedir. Yargıtay’ın da onadığı bu tip olaylar karşısında bir çok avukat disiplin cezası almaktadır.

Hukukta yıllarını geçirmiş bir ilgili konu hakkında şunları belirtmektedir. “Avukatlık Yasası m. 34, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdür.”

Alacağa mahsuben haricen yapılan kısmi tahsilattan kalan borcun borçlu tarafından ödenmemesi üzerine, icra takibine kalan yerden devam edilmesi halinde, dosyadaki hesabın doğru yapılabilmesi, borçlunun sorumlu tutulacağı kalan borç miktarının uygun biçimde belirlenmesi, borçlunun gereğinden fazla harç ve faiz ödememesi, borca yeter haciz yapılabilmesi için, kısmi tahsilatın hangi tarihte yapıldığının ve kalan miktarının ne olduğunun dosyaya bildirilmesi gerekir.

Avukatlık, “doğruluk karinesi”nden yararlanan mesleklerdendir. Kişilerin bu mesleğin mensuplarına inançları asıldır. Bu nedenle, avukatların, kolektif inanca ters düşecek ve bu inancı sarsacak davranışlardan dikkatle kaçınmaları gerekir.

Avukat bir hukuk adamıdır, ayrıca yargı erkinin de bir öğesidir. Yaptığı hizmet kamu hizmetidir. İşini sürdürürken dürüst, açık, kendisine duyulan güvene layık olmalıdır.

Avukat, taşıdığı unvanın ve mesleğe güvenin gereği olarak, haricen yapılan tahsilatı dosyaya bildirmek ve borçluyu yasal yükümlülüklerinin dışında onu rahatsız edecek davranışlardan özenle kaçınmak zorundadır.

Bu sebeplerle haricen yapılan tahsilât icra dosyasına geciktirilmeksizin bildirilmeli ve bakiye borç kalmış ise o miktar üzerinden hacze devam edilmelidir.”

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 3. maddesine aykırı davrandığı kanaâti ile bu tür eylemlerde bulunan avukatlara ilk önce uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmektedir.

EROL KARA
 
Top