-- --


Avrupa Birliğinin önümüzdeki yıl Doğu ve Uzakdoğu ülkeleri için aşamalı olarak tekstil kotalarını kaldıracağını açıklaması ve Laleli müşterisinin de Uzakdoğu'ya kaçmaya başlaması Türk tekstil camiasında telaşlanmaya ve paniğe sebep olmuştur.Aslında bu paniğin yersiz olduğunu belirtmiş olursak pek de yanılmış olmayız.Doğuyu egale etmenin tek yolu çevreci olmaktan geçmektedir.

Yineliyoruz... Batıyı fethetmenin yolu çevreci olmaktan geçer.

Ülke ekonomisine katkısı inkar edilemeyecek durumda bulunan tekstil sanayiinde gerek iç piyasa gerek dış piyasa müşterileri hem işletmelerin ve hem de ürünlerin çevreyi sağlık açısından olumsuz etkilediğini ısrarla söylemektedir.Doğayı ve insanı sağlık açısından etkileyen kimyasal faktörler Batı'daki müşterinin "kontrol altında tutulması gereken en önemli unsur" grubunda sayılmaktadır.Herkesin bildiği gibi Batı dünyası ürünlerde standartlaşma sağlayabilmek için ISO 9000,ÖKOTEKS,ISO 14000 vs gibi önlemler getirmektedir.Bunun temelinde yatan yegane amaç insan ve doğanın korunmasıdır.Bu nedenle üretim yapan kuruluşlar ürünlerinde "sağlığa zararlı" maddeleri kullanmamaya dikkat etmelidirler.

Şüphesiz tekstil denildiği zaman tekstilcilerimizin aklına terbiye işlemleri geliyor.Öğünerek ifade etmeliyiz ki Türk terbiye sanayi çevre ve insan sağlığına önem veren teknolojiye son yıllarda yaptığı yatırımlar ve ekolojik tekstil üretimi ile ilgili olarak kaydettiği gelişmeler tüm dünyanın takdirini kazanmış ve örnek gösterilen ülkeler arasına girmiştir"diyen Ferruh IŞIK(Tekstil terbiye&teknik Mayıs 1997)bu konuda "günümüzde çevre dostu teknolojiler kullanılması,insan sağlığına zarar vermeyen ürünlerin eldesi gerçekten rekabette önemli avantajlar sağlıyor"derkenTİM(Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Okan OĞUZ "Sağlık Bakanlığına yaptığımız başvuru ile tekstil ve konfeksiyon sektöründe kansorejen etki yapan boyar maddelerin kullanılmasının yasaklanması istenilmiş"olduğunu belirterek o tarihten bu yana üretimde ve ihracatta azoboyar maddelerin kullanılmasının ve bu maddelerin kullanıldığı ürünlerin satılmasının yasaklandığını söylemiştir.(Hürriyet Gazetesi 23.07.1997)Türkiye'nin ithal ve ihraç edeceği ürünlerde Avrupa Birliği sistemine uygun laboratuarların kurulacağı ve doğa ve insan sağlığı yönünden zararlı olmayan ürünlere "CE" işaretinin alınması hiç bir engele tabi olmadan pazar bulacaktır(Tekstil&TeknikEylül 1996)türünde haber ve görüşlerin Türk tekstilinin Doğu ve Uzakdoğu tekstili ile uzun yıllar baş edeceğini gösteriyor.

Ancak geçtiğimiz günlerde medyada da yayınlanan ve Hıfsızsıhha Enstitüsü Bölge Müdürlüğünden yapılan bir açıklamada "Sağlık Bakanlığının 29.12.1994 gün ve 15488 sayılı genelgesine dayanarak yapılan araştırma ve incelemelerde ülkemize çeşitli yollardan giren Uzakdoğu menşeli tekstil ürünlerinin tamamında yüksek miktarda kansorejen boyalara rastlanmıştır".Bu açıklama Batı piyasasında yer edinmek isteyen ihracatçılarımıza indirilmiş bir darbe olmuştur.Nitekim geleceği görmekten nasibini alamamış birkaç ithalatçının tamahı neticesinde sadece ucuz olduğu sanılan kansorojen içeren ürünlerin ithali ve bunların tekstil ürünlerinde kullanılması doğa ve insan sağlığını tehlikeye düşürmesi yüzünden Avrupa ve Amerika gümrük kapılarından ürünlerimizin geri dönmesine sebep olacaktır.Ve böylece ekonomimizin belkemiği sayılan tekstil çökmüş ve dünya ekonomisindeki saygın yerini yitirmiş duruma düşecektir.İthal edilen ürünlerin ilk aşamada laboratuar testleriyle incelenmesiyle insan ve doğa sağlığına uygunluğu tespit edilip,bunun sonucu yurda getirilip getirilemeyeceğine karar verilebilinir.

1997 yılı tekstil yatırımlarında hedefin 500 milyon doları aşması beklenen sektörde kalite ve ürün çeşitliliğine gereken önem verilmediğinde dış piyasanın Doğu ve Uzakdoğu ülkelerinin eline geçmeyeceğini ve yatırımların fiyasko ile sonuçlanmayacağını kim iddia eder.

Çevreci olmanın yolu değişik yollarla sağlanır.Bunlar pamuktan giysiye kullanılan prosesler,giysilerin kullanımında deri ile temasında olabilecek etkiler ve atık tekstil ürünlerinin yeniden değerleme ve yok etme prosesleridir.

Üretimde çevrecilik doğanın cömertçe sunduğu ürünlerle başlar.Tarladan boyahanelere kadar uzanır.Doğa bize pamuk,ipek,keten,ketene,yün...vs. gibi ürünler sunmuştur.Bu tür ürünlerden oluşmuş elyaflarla yapılmış kasarlanmadan, boyanmadan ve yalnızca su ile yıkanarak kullanıma hazır hale getirilen kumaşlar ekolojik kumaşlardır.Bunların insana ve doğaya hiçbir şekilde zararı yoktur.Eğer ürünlerin değişik kimyasal elementlerin birbirleriyle tepkimesinden oluşan maddelerle boyanması isteniyorsa buna çok dikkat edilmelidir.İnsana solunum ve temas yoluyla geçecek birtakım ölümcül hastalıklara (lösemi,akciğer hastalıkları,mesane iltihabı,lenfoma ve daha birçok kanser hastalıkları...) yol açan benzen,benzidin,benzeldehit,benzaurin ihtiva eden kimyasal maddelerin kullanılacak boyalarda olmaması gerekir.Şüphe edilen tüm ürünlerin laboratuarlarda inceletilmesi gerekir.Üretimin dışında atık maddelerin geri dönüşümünde ya da yok edilmesinde kullanılacak yöntemlerin doğaya ve insana zarar vermemesine de dikkat edilmelidir.

Kullanılan ürünlerin doğa ve insan dostu bir ürün olduğunu tüketici nasıl anlayacaktır.Bu noktada Sanayi, Sağlık ve Çevre Bakanlıklarına büyük iş düşmektedir.Batı dünyası ayakkabılara bile etiket koydururken biz de çıkartılacak kanunlarla her üretici firmaya ."Bu üründe ZARARLI MADDE yoktur."ibaresi içeren bir etiket konulmasını yasal zorunluluk haline getirmekle üreticiler mallarının garantisini sağlamış ve tüketici de gönül rahatlılığı ile satın aldığı malı kullanmış olacaktır.

Konuyu daha bilimsel hale getirmeden özet olarak şunu belirtelim ki; hileli bir üretim iflas etmiştir.İnsana ve doğaya saygısını yitirmiş kurum ve kuruluşlar hiçbir zaman camia içinde yükselemeyeceklerdir.Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü kullandığı her üründe zararlı madde olup olmadığını araştırmalıdır.Yaptırımları beklemeden,kanunlar çıkmadan,cezalar gelmeden,müşteriler kaçmadan,uçurumun kenarına gelmeden ürünlerinde "ZARARLI MADDE YOKTUR" etiketlerini koymalı ve koydurmalıdır.Başı dik durumda tüketicisinin karşısına geçmelidir.

©YUKARIDAKİ YAZI İHLAS MAGAZİN GRUBUNA AİT TEKSTİL TERBİYE&TEKNİK DERGİSİNİN EYLÜL 1997 AYINDA YAYINLANAN SAYISINDA SAYFA 38’ TE YAYINLANMIŞTIR

EROL KARA
 
Top