-- --
Pasifler Aktifleri Şikâyet Ediyor
“Örtüsüne Bürünenler” örtüden kurtulmuşlardan rahatsız
Çalışkan Din Görevlileri “Salla Baş”larca Şikâyet Ediliyor
Diyanet ve Müftülükler çok farklı şikâyetlerle çalkalanıyor.
Camilerin dolması kimleri rahatsız ediyor
Gün yok ki bazı din görevlileri il müftülüklerine ya da il müftülükleri emrince ilçe müftülüklerince uyarılmamış olsun.
Sebep bazı din görevlilerinin, müftülerin, cami imamlarının, Kuran Kursu Yöneticilerinin ”keyiflerinin bozulmasından”
Aslında şöyle demek daha doğru olur..
Olay şu…
Aktif din görevlileri pasif ve "sallabaşını al maaşını, adam sendecilikle" ve "657’e tabi memur zihniyetiyle" yaşamaya alışmışları rahatsız ediyormuş.
Ama şikâyet konusunun görünmeyen yüzü bu..
Görünen yüzü ilçe müftülüklerinin bilgisi olmadan faaliyetlerde bulunmak

İl müftüsü, bazı ilçe müftülüklerinden rahatsız.İl müftüsünden daha aktif olan ve hizmetleriyle, çalışkanlıklarıyla, memnuniyet derecesiyle il müftülerini sollayınca kıyamet kopuyor."Müftü efendi kendine gel..."

Bazı imamlar da çevrede faaliyeti fazla imamlardan rahatsız Kimi müftüler kendisine bağlı camilerin bir kısmında yapılan faaliyetlerden il ya da merkezden gelen uyarılarla öğrenince veya bir tesadüf (!) medyadan duyunca, “bundan benim neden haberim yok” diyerek faal din görevlisini hesaba çekmektedir."İmam efendi kendine gel"

Aslında ihbarı yapan üzerine ölü toprağı örtülmüş, namazı kıldır kaç, 5-10 kişiye kurs ver görevi ifa etmiş sayıl cinsinden kadroda yer alan, hatta sabah namazlarına camiye gelmeyen birilerinin eposta ile, telefon ile ya da hatırı sayıldığından (!) bizzat Başkanlığa gönderilen - giden aslı astarı olmayan iftira dolu mektuplardan sözde şikayetlerden  kaynaklanıyor. Müftülerin şikayeti de merkezden "il müftüsne çalışkan müftüyü takdir edelim, yardımcı olalım. Orası yapıyor, siz bu hizmetlerin neresinden" diye sormasından gelen rahatsızlıktan kıyamet kopuyor.

Bir de merdiven altı ne olduğu belli olmayan, topladıkları insanların paralarıyla geçimlik sağlayan ( istisnalar hariç ) sözde tarikat adı altında hizmet verdiğini sanan sahte sofiler, ellerindeki cemaatin kaçmasından korkanlar,,,

Ankara’nın göbeğinde görevine sadık (!)  üst düzey koltuk sahibi zatı muhteremler de alışık olduğu şekilde kendilerine gelen epostayı “ilet tuşuyla ve tek cümle ile “ müştekinin sorununa cevap verilmesi” tabiriyle il müftülüğüne, il müftülüğü de aynı yöntemle ilçe müftülüğüne “bu şikâyetin muhatabını sorguya çek” diyor.
“Hoca efendi, cemaatin sayısını artırmayı, kuran öğrenmek için camiye gelenlerin sayısını artırmanı, gün boyu cemaate Kur'an öğretmeni, sabah akşam ilmihal bilgisi vermeni, camide aktivitelerde bulunmanı sana kim söyledi” demekle başlanan sorgu ve ardından “Sen nasıl olursunda haber sitelerinde, gazetelerde boy gösterirsin” demeler ve dahi, “Kuran Kursu faaliyetinde yenilikler yapmışsın, kim izin verdi”
Tarzı sorular ve aba altından sopa göstermeler.
Ya da emekli olmuşlar... 20-30 yıldır bir "halt" işleyememişler. Emekli olunca kıymete binen mihraba koşmak için görevlendirilmiş imamı ezip geçme sevdasında.
Kendini bu saatten sonra ispatlama gafletinde.
Hatta görev ihanetinde.
Kıskançlık, haset, yalan, müfterilik din adamında olmaz ama kabuk bağlamışlar meslektaşlarının bu tür faaliyetlerinden rahatsızlar.
Ola ki Diyanetten bir cesur yürek çıkarda “kardeşim o cemaatini, hizmetini aynı şartlarla artırıyor. Adam camiden çıkmıyor. Hizmet üstüne hizmet ediyor. Olması gereken toplum lideri bu. Olması gereken din adamı bu. Sen neredesin, sesin soluğun çıkmıyor. Aldığın maaşı hak edip etmediğini düşünmüyor musun? Koltuğunda yoksun, mihrapta görünmezsin. Sen de adamsın o da adam. Sen de din görevlisisin, o da.”
Diyecek biri yok mu Diyanette de.. ?
Hemen soruşturma açılıyor.
Kime…
Örtüsünden kurtulmamışlar için örtüsünü üzerinden atanlara..
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez çok kişinin rahatını bozdu. Bunu her fırsatta söylerim. Son 3 - 4 dönem başkanların içinde an aktifi en yenlikçi, en dürüst olanı.
Verdiği demeçlerle alışkanlıkları sürekli bozmakta.
Camilerin faal olmasını istemekte.
Oradan oraya, kürsülere, minberlere çıkmakta.
En azından mevzu din olunca dur demesini bilmekte.
Genç imamlarda ona benzemek için yarışıyor.
Onlar geleceğin müftü ve Diyanet İşleri Başkanı olmayı hayal ederken inanıyorum ki Görmez’i örnek alıyor.
Ya da ondan daha iyi olmayı.
Genç imamlar yaşlıların, bulunduğu yere kazık çakanların yerinde olmak istemiyor.
Faal olmak, ün yapmak, hizmet etmek, dua almak, İslam’ın gürül gürül yayılmasını istemektedirler.
Birileri de rahatsız oluyor.
Ya köhnemiş zihniyetli, ticaret sever, faizci, ehlikeyifler.
Ya sahte cemaatler, bunların işbirlikçileri.
Sizlerin ne yaptığınızı da biliyoruz.
Ağzımızı toplum huzuru için açmıyoruz.
Oturun oturduğunuz yere..
Aydın, hizmetkâr, çağdaş, atılımcı, faal din görevlilerine duvar olmayın.

Erol KARA - 05.04.2015
 
Top