-- --
Tekstil sektörünün iplikten sonraki , konfeksiyon sektörünün ise ilk basamağı olan örme işletmeleri hakkında  yazılan yazıların konusu genellikle üretilen mamullerin ya da makinelerin kontrolü ,bakımı vs. gibi teknik konuları üzerine olmuştur . Bu kez insan faktörünü öne çekerek yazımızda örme departmanlarının verimlilik , takip ve de denetimi konusu ele alınacaktır.

Milyarca liralık makineleri 24 saat eline teslim ettiğimiz işgörenlerin aldıkları sorumlulukları ne denli yerine getirmeye gayret ettiklerini  hiç gözlemledik mi ? Ya da makinelerin kapasiteleri yeterli konumda mı ? Aldığımız ürünün rakkamsal değeri olması gereken düzeyde mi? Hiç yorulmadan ve şikayet etmeden çalışan makinelerin bakımı yapılmakta mı..? Yapılıyorsa bakımda gerekli hassasiyet gösteriliyor mu ? Başlarında yönetici olmadan gece vardiyalarında çalışan işçi gerçekten işine sadık mı...? gibi soruların cevaplarını arayacağız.

 İNSAN


Sürekli olarak kendimize sorduğumuz ya da duyduğumuz tüm bu soruları ya da benzerlerini bir kenara bırakarak günümüz şartları içerisinde örme işletmelerinde ya da departmanlarında olagelen  tutum ve davranışları gözden geçirelim.Bugün kurulu bulunan örme işletmelerinde iki farklı grup bulunmaktadır. Bunlar ya tam bir organizasyona sahip geniş kapasiteli teknik gelişmeye uygun makine parkuruna sahip yerler ya da küçük çapta birkaç makineden müteşekkil atelye tabir edebileceğimiz yerler. Bu yerlerin  birbirlerinden farkına baktığımızda  büyüklüklerinden başka herhangi bir özelliği de bulunmamaktadır Aslında işletmenin makine zenginliği , yerleşim düzeni giriş çıkışlardaki kontrol düzeni , planlama ve pazarlama fonksiyonları küçüklere göre daha oturmuş olduğu gözlense de her ikisinin insana bakış açısı hiçte farklı değildir.Görünüşte aralarında uçurum olduğu söylense bile her iki işletme türünde çalışanların eğitim düzeyi  , sosyal hakları , çalışma koşulları ve insana verilen değer anlayışı nedense birbirlerinden hiç farklı değildir.Gün boyu makinelerin başında ayakta duran bu işgörenler için dışarıdan izleyenler  “ne iş yapıyorlar ki ” tarzında yorum getirmektedirler.

Kuruluşlarını ilk zamanlarında işi bilen , makineleri tanıyan , kendi çaplarında kalifiye olan elemanları çalıştıran işverenler zamanla yoldan geçen , hemşehrisi olan ya da akrabasından  birini getirip makinelerin başına geçirmektedirler. Bu insanlarla örmeciliğe devam eden işletme sahipleri bilen konumunda bulunan diğer çalışanı işten çıkartmaktadır.

1996 yılının sonlarına doğru İstanbul Swıssotel ‘de yapılan  “ örme sektörünün yapısı ve sorunları ”  hakkındaki seminerde en çok tartışılan “ vasıflı eleman sorunu ve istihdamı ”  konusunda görüşler açıklanırken üzerinde en fazla soru sorulan  ve merakla çözüm beklenen  , tartışmaya açık olan konu yine insan faktörü idi. Pekala  işletme sahiplerinin üzerinde hassasiyetle durduğu bu konu hakkında işletmelerde neler yapılıyordu . Aslında sorun ortada ve net olmasına rağmen soruna sorularla yaklaşma çözümün karanlıkta kalmasına neden oluyordu. ( 1 ) Yine 4-10 Ağustos 1997 tarihinde Türkiye ‘de ilk kez düzenlenen “ Uluslararası Tekstil Yaz Okulu ” nun açılışında konuşan Klas Eğitim Mümessillik - Danşmanlık Hizmetleri Yönetim Danışmanı Prof.Dr.Bülent Özipek ’in de  üzerinde ısrarla durduğu konulardan biri olan kalifiye eleman ve eğitim konusunda belirttiği  “...son derece modern , karmaşık bir makineyı  , bir takım  temel bilgileri bile olmayan insanlara teslim ettiğimiz zaman ne elde edebilecekseniz şu anda onu elde edebiliyorsunuz . Halbuki bu kadar pahalı yeni bir teknolojiyi , kalifiye elemanlara teslim ettiğinizde bugünün en az birkaç katı üstünde verim kalite seviyesini elde edebilmeniz mümkün ...” ( 2 ) şekliyle yine konu dönüp dolaşıp eğitilmiş insan faktörüne gelmektedir.        

Ancak seminerlerde , panellerde , toplantılarda eğitilmiş eleman konusunda fikir birliğinde birleşen işverenler ya da işletme yöneticileri bir başlarına kaldıklarında eski hamam eski tas diyerek yine de ucuz ve kalifiye olmayan elemanları pratikte yetiştirmektedir ve bunlara bulunmaz  hint kumaşı gibi kucak açmaktadırlar .  Zira işi bilen elemanların talep ettikleri ücretlerin astronomik olmasa da yüksek seyir izlemiş olması bu kez iş sahiplerini asgari  ücretle çalıştırabilecek insanlara yöneltmektedir . Bu insanların başına da  usta namıyla birini koyduklarında kendilerince bir çözüm bulmuş olmaktadırlar.

Durum böyle olunca da “kalifiye eleman yok ” diye sızlananan yöneticileri anlamak zorlaşıyor. Bugün örme işletmelerini dolaştığınızda makinecı olarak çalışan işçilerin genelde asgari ücrete talim ettiklerini , günde 12 ( on iki ) saat çalıştıklarını görürsünüz . Bu şartlarla çalışanların mecbur kaldıkları nokta ya o yere kadar  “sap olacakları bir balta ”  bulamamış olmalarından ,  veya işverenin köylüsü ya da akrabası olmasından kaynaklanmaktadır.

Aslında yatırım yapmış bir işletme belirlediği hedefleri gerçekleştirmek , kalite ve hizmet olarak piyasada isim yapabilmek için , tüm bunları etkileyen  teknik ve insan  faktörlerini kontrol altında  tutacak şekilde kendisini düzenleme yoluna gitmek zorundadır. Ve tüm bunların yanı sıra  çalışanların kalite anlayışına sahip olmaları gerekmektedir.Bunun yolu da istikrarlı çalışanlara sahip olmak ve bunların eğitim yoluyla bilgi ve becerilerini artırmakla olur.

Yine bilinen bir gerçek insan olmadan teknolojik gelişme ne kadar çok iyi olsa da başarıdan söz edilemez . Sürekli kendini yenileyen örme teknolojisiinde insan da kendini yenilemek zorundadır . Aslında çalışanların verimli olması şu bir kaç noktada toplanıyor. Önce işi sevmeli  , işyerini benimsemeli , aldığı ücreti iyi olmalı  ve  takdir...

 MAKİNE


İnsan faktörü üzerine konuşulacak konu çok ancak konumuzun dışına çıkmadan bu kez örme makinelerinın daha fazla randıman verebilmesi için neler yapılmalıdır ona değinelim.
Makine bakımları ve makinelerin temizliği  kaliteli ürün eldesi için çok önemlidir.Düzenli yapılacak makine bakımları , hem makinelerin  ve makine parçalarının ömürlerinin uzamasını hem de sağlıklı kumaş üretimini sağlar . Makine üzerindeki iğnelerin , değişme zamanı geldiğinde değiştirilmesi , kasnak bantlarının  kontrol edilmesi , bozuk mayların yenilenmesi , esneme özelliğini yitirmiş  bantların yenileriyle değiştirilmesi , arızalı yağ püskürtme sistemlerinin  tamiri.....
         Makinelerın verimini etkileyen unsurlar ;  kullanılan yağ kalitesi , makine üzerindeki iğne kalitesi , makineye yapılması gereken bakımın düzenliliği , çalıştıran işçinin makine hakkındaki bilgisi , makinelerin yaşı , cinsi , modeli . Makinalar için yapılacak bakım  ise üç farklı şekilde olmalıdır.
         GÜNLÜK YAPILACAK BAKIM     :  Yağlamaların periyodik olması ve basınçlı hava ile makinelerin temizlenmesi
         HAFTALIK YAPILACAK BAKIM  :  Yağlamalar ve bağlantı yerlerinin gevşeyip gevşememesinin kontrolü.
         UZUN VADELİ BAKIM                :  Makinanın yere temas eden yerlerinin antipas ile silinmesi , iğnelerin tümünün değişimi
           Örme departmanları standart klima şartlarında bulundurulmalı . Değişken nem oranı hem ipliklerin hem de makinelerin düzensiz çalışmasına neden olur . ”  ( 3 )

MAKİNEM NE VERİYOR


Buraya kadar işletmenin iki temel unsurunu inceledik . Şimdi de giriş bölümünde belirttiğimiz gibi makinelardaki verimi hesaplayalım . Her makinenın kendine göre bir verimi vardır . Basıc diye tabir ettiğimiz süprem kumaşın örmesi 24 saat içinde 400 kg kadar olsa da jakarlı bir kumaşın aynı saat içerisinde 70-80 kg.a  kadar düştüğü dahi görülmüştür. Ama her durumda bir makinenın  üretim miktarını üç aşağı beş yukarı bulmak mümkündür. Bir makinedan çıkacak kumaş miktarını bulmak için iki yolumuz var . Bunlardan birincisi makinenın özelliklerinden  diğeri ise kumaş örneğinden yararlanma yoluyla olur.

1 .Makine verilerinden faydalanarak  üretimi bulmak.

Eğer makinenızın çapını biliyorsanız buradan  yola çıkarak önce makinenın çevresini hesaplayın . Bu hesabı yaptığınızda bulacağınız rakkam bir memingerin (  makineyı meydana getiren sistemlere belirli bir yoğunlukta ve uzunlukta  iplik besleyebilmek için geliştirilmiş silindir sistemlerine meminger denir.) bir dönüşteki iplik sarfiyatını  verecektir. Bu rakkamı toplam meminger sayısı ile çarptığınızda  ulaşacağınız rakkam makinenın bir dönüşündeki iplik harcamasını elde ettirir . Yine çıkan bu rakkamı makinenın bir dakikada yaptığı devir sayısı ile çarptığınızda elde edeceğiniz rakkam bir dakikadaki iplik sarfiyatını , bunu da 60 ile çarptığınızda bir saat içindeki iplik sarfiyatını bulursunuz . Buraya kadar metre olarak ne kadar iplik harcandığını gördünüz . Bunu grama çavirerek bir saatte kaç kg iplik harcandığını bulabilirsiniz . Tam randımanla çalıştığını var sayarsak bu rakkamı da 24 ile çarpın , çıkan rakkam günlük  üretim miktarınızdır . En son ulaştığınız rakkamı da belirlediğiniz verimlilik katsayısı ile ( %60 - %75 -%50 randıman katsayısı vs.gibi. ) çarpttığınızda günlük üretimini bulmuş olursunuz

Makine özelliklerinden faydalanarak anlattığımız bu bilgiler ışığında , 30 pus özelliğe sahip bir yuvarlak örme makinesının verimini bir örnekle açıklayalım.

Makinamız 30 pus , yani 30 ınch . Bunu metre sistemine döndürüsek 76.2 cm eder. Matematik derslerinde bir çemberin çevresinin  nasıl hesaplanacağını muhakkak öğrenmişsinizdir.Ve hala belleğinizdedir , sanırım. Çember çevresini  hesaplamak için meşhur formül ne idi. İki çarpı pi  çarpı yarıçap . Evet şimdi de makinemızın çevresini hesaplayalım.

2*3.14*.38.1 = 239.26 cm.

Bu rakkam aynı zamanda bir memingerin makinenın bir turdaki iplik sarfiyatının karşılığı olmaktadır.Bu rakkamı toplam memınger sayısı kadar miktarla çarrparsanız   ,makinenın bir dönüşte yaptığı iplik sarfiyatını bulursunuz . Bu makinenın dakikada 84 devir yaptığını kabul edelim.  18 * 201 * 60 dersek ve bu işlemi sonuçlandırırsak ulaştığımız  217080 rakkamı bize bir saatteki toplam iplik sarfiyatını metre olarak verir . Bunun kilo ölçeğine çevirmekte basit bir işlemle oluyor . Bir gram iplik kaç metre geliyorsa o rakkamı 217080 ile orantılarsanız . ,çıkan rakkamın bir saatteki sarf olan iplik miktarının kilo olarak karşılığı çıktığını görürsünüz..

2 .  Kumaş örneğinden faydalanarak üretimi bulmak.

Elinizde bulunan numunenin ilmik sayısını lup yardımıyla sayın . Hangi makineda örülecek ise o makinenın dakikadaki devir sayısını ve sistem sayısını ( sistem ,bir ilmiğin meydana gelmesi için gerekli olan uzaklıktaki iğne sayısına denir. ) belirleyin.Elinizdeki kumaş örneğinin metre tül ağırlığını hesaplayın.Yine makinenın 1 dakikadaki ilmek sayısı ile ilgili rakkamları elde edin . Bunu bir örnekle açıklayalım.
1 cm.deki ilmik sayısı              :     22
 makine devri  /dakikada          :     18
 sistem sayısı                            :     84
 kumaşın gr/m2 ağırlığı            :    140 
 kumaşın eni   (cm)                   :    209 
 kumaşın metre tül ağırlığı        :   209 * 140 / 100 = 292.6
 1 dakikadaki ilmik sayısı          :     18 * 84 = 1512              
 1 cm de 22 ilmik saymıştık. 1512 ilmik 68.72 cm yapar.
 1 dakikadaki gram olarak üretim miktarı   68.72 cm * 292.6 mt.tül / 100 cm.tül  = 201.07 gr. Yapar.
bu rakkamı 60 ile çarptığınızda 1 saatlik üretimi bulursunuz.

AH ŞU GECE VARDİYALARI


Bu şekilde makinemizden ne kadar bir zaman içinde ne miktarda mal alacağımızı % 1-5 arasındaki  bir oranlı hata payı ile  bulmuş oluyoruz . Ancak işlerin bir de beklenmeyen yanı makine arızaları olmaktadır . Durum böyle olunca üretim miktarında azalma oluyor . Eğer  işletmede jeneratör yok ise elektriklerin kesilmesi de üretimin düşmesi için ikinci bir aksama nedeni sayılabilinir . Ancak tüm bu mekanik arızalar ya da aksaklıkların dışında elemanın hatasından kaynaklanan arızalar insanı çileden dahi çıkartabilir . Bilhassa gece vardiyalarında sıkça rastlanan aksiliklerden  ( ! )  biri kumaş atma olayı... Zaman zaman örgü aşamasında kumaş atabilir . Bunun  düzeltilme süresi yaklaşık 30 bilemediniz 40 dakikadır. Ama bu düzeltme kumaş miktarına baktığınızda saatler sürmüş olabilir. Acaba gerçekten kumaş mı attı yoksa gece vardiyasında çalışan işçinin gözlerinden uyku mu aktı. Bunun tesbiti lazım. Ya da üretimin az olmasına dikkat ettiniz ,sebebini araştırıyorsunuz  . Makine devamlı iğne kırıyor cevabı alınabilinir. Ya da işçi makine devrini düşük tutmuştur. Aslında iyi niyet ya da güven duygusunun her iki tarafta , yani hem işletme sahibinde hem de işçi de olması şart. Makine ortamında bulunan nem , toz yoğunluğu , sıcaklık gibi nedenlerle ve gece çalışmasının verdiği psikolojik etki ile işçi uyanık kalmakta zorlanır. Bu nedenle bilhassa gece yemek yedikten sonra oluşan rehavet neticesinde bir köşede uyuya kalması işten bile değildir. Gece 01 ‘den sonra başlayan bu uykulanma sürecinde üretim düşer , makine başlamışsa hatalı üretimini sürdürür , top istenen  miktardan fazla sarılır gibi bir takım  olumsuzluklar ortaya çıkar. Gece üretimin işçi faktörü yüzünden düşmemesi için yöneticinin işçilerle bu konuda diyaloğa girip çözüm bulması gerekir.

KAYNAKÇA : 

1 ) A.KIZIL.Yuvarlak Örme Sektörünün Yapısı ve Sorunları.TEKSTİL & TEKNİK .OCAK 1997 .
( 2 ) Y.KÜRKÇÜOĞLU.Uluslararası Tekstil Yaz Okulu.KONFEKSİYON & TEKNİK.EYLÜL 1997.
( 3 )  T .BİLGİ. Örme dairesinde şartların oluşturulması. ÖRME & TEKNİK.ŞUBAT 1997
©YUKARIDAKİ YAZI İHLAS MAGAZİN GRUBUNA AİT ÖRME & TEKNİK DERGİSİNİN MART 1998 SAYISINDA SAYFA 32’ TE YAYINLANMIŞTIR.

EROL KARA
 
Top