-- --
KURBAN İÇİN, VAKIF DERNEK ADI ALTINDA OLSUN OLMASIN HİÇ BİR KURUM VE KURULUŞA VEKÂLET VERİLMEYECEĞİ GİBİ KURBAN ETİ TÜZEL KİŞİLERE BAĞIŞLANAMAZ. DERİSİ İÇİN BÖYLE BİR YASAKLAMA YOKTUR.

Kurban, İbrahim Aleyhisselamın, İsmail Aleyhisselamı hangi maksatla kurban etmek için evden çıkmışsa, Müminin, kurbanına davranışı ve Allaha sadakati aynı öyle olmalıdır

Bir şey, ya dinidir, ya da La-Dinidir.

Ya dinin içindedir, ya da dinden dıştadır.

Kurban ibadetine Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde mealen şu ayetlerle işaret buyurmuştur:
“Rabbin için Namaz kıl ve Kurban kes” (Kevser Suresi: 2), “Şüphesiz benim namazım, kurbanım ve diğer ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O'nun ortağı yoktur.” (En’am Suresi: 162)
Kurban ibadetinin önem ve ehemmiyetine vurgu yapan hadis-I şeriflerden bir kaç tanesi ise şöyledir:
“Ademoğlu kurban bayramı gününde (kurban) kanı akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Allah'a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan, kıyamet günü boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce, Yüce Allah katında, yüksek bir makama ulaşır. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz”,

“Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” (ibn Mace, Ahmet bş Hanbel)

Kesilen kurban üzerinde yapılacak muamele konusunda da hem Kur’an, hem de Sünnet bizi yalnız bırakmıyor.

Önce ayetler:
“Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet: 28);
“Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet:36)
Bu konuda bize ışık tutan Hadislerin bir kısmı da şöyledir:

Bir rivayette Rasulullah (sav,) iki güzel (kusursuz ve semiz) koç kurban etmiş ve onları kendi elleriyle keserek: “Bismillah'i Allah'u Ekber! Bunlar, benim ve kurban kesemeyen ümmetim içindir.”buyurmuştur. (Muttefekun aleyh)

Bir diğer rivayet ise şöyledir: Peygamberimiz(sav), Hz Aişeye: “Kurban etini ne yaptınız?” diye orduğunda. Hz Ayşe (ra) validemiz: “Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön ayakları kaldı” cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön ayakları hariç ” buyurmuşlar

Gerek ayetlerde gerekse hadisi şeriflere baktığınızda hatta daha ileri gidelim Fıkıh -İctihad âlimlerinin eserlerini incelediğinizde, hatta vakıf müesseselerinin en parlak dönemlerinde Osmanlı’nın dahi insanlara kurbanlarınızı vakıf, dernek, kurum ve kuruluşlara verebilirsiniz, bu şekilde de tasadduk edebilirsiniz tarzında bir emre ya da tavsiyeye rastlayamazsınız.

Pekâlâ, günümüzde neler oluyor. Bir takım insanlar ayağa kalkmış “ koş vatandaş ben de 150 TL ye kurban, ben de 200 liraya bir diğeri 300 e kurban kestiğini ilan etmektedir. İnsanları sıcak yatağından kalkmalarına bile gerek duyurmadan, kanı eti görmelerini bile hayallerine dahi yaklaştırmadan kurban kesme, dağıtma, vekâlet alma gibi İSLAMIN EMİR VE YASAKLARINDA OLMAYAN bir uygulama için adeta SEFERBERLİK ilan etmişlerdir.

Fiyatlardaki çarpıklığa bakar mısınız. Neyin pazarlığını yapmaktasınız. Kiminle pazarlık yapıyorsunuz. Bunları akletmemek ŞAŞKINLIKTAN başka ne olabilir ki..

İnsanlarımız ise güle–oynaya koşarak bu en tehlikeli BİDAT yolunda koşmaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda, kurban kestirmeyin, parasını yoksullara verin şeklindeki bir yaklaşımda, kurban ibadetinin yerine getirilmiş olmayacağı İlahiyat Hocaları tarafından açıklandı.

Verilen sadaka veya yoksullara yardım, kurban yerine geçmiyor. Bu ibadetin yerine getirilmesi için mutlaka, kurbanlık hayvanların kanının akıtılması gerekiyor. Tüzel kişilere vereceğiniz kurban sizin için SADAKADAN öteye gitmez. Vacip ya da sünnet olarak kabul edin bu emri yerine getirmiş OLAMAZSINIZ.

Rabbimizin İslam dini mensuplarına bir hediyesi olarak, İslam’dan önceki dinlerin aksine, Allah rızası için kesmiş olduğumuz kurbanlarımızdan hem kendimiz yiyebiliriz, hem de dost, ahbap ve akrabalarımıza elbette en başta da fakir ve fukaraya ikram ederiz

Kurban parasını 3 gün veya 30 gün önceden verilen hesap numaralarına yatırırsan, neye hizmet ettiğinin farkına varamazsın bile. Dikkat edin, size banka hesap numaraları veren kurum ve kuruluşların kurban paralarının birikiminden oluşan faizleri de kurban olarak kesmeleri gerekirken bu artı paraları maalesef başka amaçlarla kullandıkları ayan beyan ortadadır. ( Faizin Allah katında haram olduğunu, faizin her türlüsü ayağımın altındadır hadisi şeriflerini de ASLA UNUTMAMAK lazımdır.

Kurbanlıklar standart mamul eşya da değildir. Dünyanın her tarafından aynı paraya kurban kesmek mümkün müdür?

Kurbanların herhangi bir şekilde kişi veya kuruluşlarca yönlendirilmesi aklen ve Dinen caiz değildir. Sahiplerinin görmediği bilmediği yerlerde topluca kurban kesimi İslam’ın emirlerine de aykırıdır.

Dinlerde tolerans yoktur. Ya tam inanırsınız, ya da toptan reddedersiniz. Şimdi topluca kurban kesmek isteyen veya kurban kestirmek isteyenlerin cevaplara itirazı olabilir. Ama Din itirazı reddeder. Onun için peşin taraflı olan kardeşlerimizi cevaplar ve tartışmalarla başka mecralara çekmeyelim.

Bu kadar itibar ve teveccüh kazanacak olanların, ekonomik ve taraftar kazancı olacakların itiraz etmeleri normaldir. Böyle bir olayı kaçırmak istemezler.

Zaten bunların farkında olmasalar hiç bu kadar şiddetle üstüne gidip, parsadan pay kapma telaşına düşerler mi?

Toplumu bu konuda aydınlatmak ve olmayacak işlere, hayır gözüyle bakıp susmak, hele rıza göstermek, şeytana arkadaş olmak anlamına gelmektedir.

Aklı ve feraseti olan her Müslüman din dışı davranışlara karşı uyanık olmalı ve uyuyanları uyandırmalıdır.

Zekât ve fitre önce en yakınlarından başlayarak dağıtılması gerekmektedir.

Kurban etinin tasarrufu ile ilgili çeşitli görüşler ortaya sürülmüştür. Ancak Hz. Peygamber Aleyhisselam, kurban etinin üçe taksim edilmesini, bir bölümünün kurban kesemeyen fakirlere dağıtılmasını, bir bölümünün de ev halkı tarafından tüketilmesini tavsiye edilmiştir.(Ebu Davud Menasik, 20) Kurban sırf Allah rızası kazanmak niyetiyle kesildiğinden SADECE kurbanın derisi de bir fakire veya hayır kurumuna verilmelidir

Öyleyse ya kurbanı, onun etini kimlere dağıtmak gerekmektedir? Binlerce Km uzaklara değil tabii ki.

Kurbanın derisini kendiniz de değerlendirebilir, ihtiyacı olan bir fakire verebileceğiniz gibi kurum ya da kuruluşlara verme izni sadece bunda geçerli olduğunu görebilirsiniz.

İnsanlar inançlarının gereğini bilmeli ve yaptığını bilerek yapmalıdır. Yaptığını bilmeden yapmanın kimseye faydası olmaz. Ya inandığınız gibi yaşarsınız, ya da yaşadığınız gibi inanırsınız.

Birincisi değilse, ikincisi bizleri helaka götürür. İnandığınız Din ne emrediyorsa onu yapınız. Size emredilenleri, istismar konusu edilen şekilde değil, gerçeğini araştırarak yapınız.

Yoksa birileri sizin adınıza dininize yeni eklemeler veya eksiltmeler getirebilirler.

Kurban Bayramında, Kurban edeceğimiz hayvanı boğazlamak ve etini dağıtmaktan başka, ekonomik ve sosyal bir hayatın parçası olduğumuzu da unutmamamız gerekmektedir.

Kurban kesilirken başında durulmalı mı, yoksa durmaya gerek yok tartışması baktığınız pencereye göredir. İbadetin kendi elinizle ve bedeninizle olanı makbuldür.

Kurban ve Hac hem maddi, hem de bedeni bir ibadet olduğundan, becerebilen insanlar için kendi eliyle kesimi ve yakınlara dağıtımı daha makbuldür.

Çocuklarımızın ve yetişen gelecek nesillerin kurban kesmeyi görmeleri ve becerebilmeleri için kesime müdahale etmelerine izin verilmesi, onların da kurbandan nasiplenmesi, manevi havayı koklaması daha efdaldir.

Yakın bir gelecekte, AB kararları ve yetişen nesillerin bu işi yapmamalarından dolayı, bir zaman sonra kurban kesilmeyeceği bile düşünebilir.

Ata binme, spor yapma, yüzme ve yöresel oyunlar ve halaylar gibi, kurban kesimi de çocuklara babalarından geçer. Ama artık ısmarlama kurban ve banka dekontları yüzünden gelecekte bu ibadetin kaybolmaya yüz tutacağından endişeliyim.

Mutlaka hayır, kıyamete kadar kurban kesilmeye devam edecektir diyenler olacaktır. Onlara, daha önce yaşatılan adetlerin kaybolmuşlarını, antik kentlerin çöplüklerinde ve toprak altında bulabileceği iddiasından başka bir sözüm olamaz.

Buraya kadar olan bölüm manevi yönle ilgiliydi. Kurban aynı zamanda hayvancılığın desteklenmesi ve gelişmesi, iç ekonominin canlanması, kurban ürünleri ve artıkların değerlendirilmesi sonucu ne kadar büyük bir pazarın oluştuğu da ayrıca herkes tarafından bilinmektedir.

Kurban kesilmeli, yerinde kesilmeli ve yakından başlamak üzere dağıtılmalıdır. Çevremizde fakir yok demek, aslında ben görmek istemiyorum demek de olabilir. Yaşadığımız her yerde fakir var. Onların varlığını fark edebilmek önemlidir. Kurban vesiledir. Bizler gelip geçiciyiz, baki kalan kubbede bir hoş sada.

Kurban, ibadet olmasının yanında, tamamen anlayamasak da içinde onlarca hikmeti barındıran ve sosyal birçok faydası olan mühim bir yardımlaşma müessesesidir. Kurbanın çok sayıdaki hikmetlerinden farkına varabildiğimiz ve tesbit edebildiğimiz, bazı hikmetlerini şöylece sıralayabiliriz

Kurban, kurban kesen insanın kulluğundaki sadakat ve teslimiyetinin bir nişanesidir.

Kulun bedeni ibadetinin yanında, mali bir ibadetten de kaçınmadığını gösterir.

Kurban bayramı namazından hemen sonra kurban kesen mümin, “bedenimi Allah’a kulluğa sevk ettiğim gibi malımı da Allah’a kulluk yolunda sarfederek hem beden hem de malımla kulluğumu ispat ediyorum” demek istiyor.

Kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, kurban, kurban ibadetini yerine getiren Müslüman’a, Allah'a daha da yakın olma arzusu ve isteğiyle bu ibadeti gerçekleştiği için ilahi sevgiyi kazandırır.

Ferdi, cimrilikten, kişisel çıkarlardan, ihtiras ve maddecilikten uzaklaştırıp, Allah'ın cömertlik sıfatının tecellisine mazhar kılar.

Kişiyi topluma bağlar; komşu ve muhtaçlarla kaynaşma imkânını sağlar.

Kişinin toplumda itibarını artırır.

Aileye huzur getirir; çocukların dimağlarında dinden ve dindarlıktan, yardımda bulunmaktan yana silinmez izler meydana getirir.

Aile ferdlerini hayırda, iyilikte, yardımda bulunmaya, fakirlerle ilgilenmeye alıştırır.

Toplumun samimi duygularla bütünleşmesine yardımcı olur.

Rahmet meleklerinin dua ve istiğfarlarını artırır.

Eve rahmet ve bereket inmesine sebep olur.

Kabirde huzur içinde yatmayı sağlar.

Ahirette sahibine manevi bir binek ve sırattan geçmesine destek olur.

Hz. Peygamber (sav)’in güzel sünnetlerinden birini yerine getirmenin sevinç ve huzurunu tattırır. ve O'nun şefaatına vesile olur.

Yukardan beri anlattığımız gibi, Kurban, sıradan bir etlik, kurban bayramı da bir et yeme şöleni değildir; fakat Kurban dini bir ibadet, Kurban bayramı da dini bir gündür. Kurban kesmenin hikmetlerinden sayılan yukarıdaki maddelerin çoğunda, Kurbanın insanlar arasında iyi ilişkilerin kurulmasına sebep olduğunu görüyoruz. Onun için de kesilmiş olan kurbanların çok iyi değerlendirilmesi gerekir.

Diğer taraftan Rabbimizin, yukarda geçen ayetlerde “eli dar olana ve yoksullara yedirin” buyurmuş olması sebebiyle kim daha muhtaç ise, kim daha kurbandan faydalanmaya layık ise, kurbanın ona verilmesi de çok önemlidir. Ayrıca islam toplumlarının birlik ve beraberliğinin güçlenmesine, sevgi ve muhabbetlerinin artmasına, dayanışma ve kardeşliklerinin daha da perçinleşmesine, güven ve sosyal adaletin sağlanmasına vesile olabilecek şekilde kurbanın ifa edilmesi de gerekir.

eylül 2009

EROL KARA

Yazımızın teyidi olarak Türkiye Gazetesi ve dinimizislam.com yazarı sayın Mehmet Ali Demirbaş'ın yazısı

Derneğe zekât ve kurban verilir mi?

03.12.2014

Sual: Bazı yazarlar, hayır kurumlarına, derneklere, camilere zekât ve kurban verilemeyeceğini durmadan işliyor. Bu işle uğraşanların hepsini bir kalemde kötülemesi doğru mudur? Dine uygun yapanı yok mudur? Mesela ben, hayır kurumunda çalışan bir fakire, (Benim adıma zekât almaya ve aldığın zekâtı dilediğin yere vermeye seni vekil ettim) diyorum. Kurban vekâletimi de verirken, (Kurbanımı kesmeye, etini dilediğin yere vermeye seni vekil ettim) diyorum. Vekilim olan fakir, aldığı zekâtı ve kestiği kurbanın etini bir hayır kurumuna verse, mahzuru olur mu?

CEVAP

Hiçbir mahzuru olmaz. Belki o yazarlar, dine uygun olmadan, yani fakire zekâtını vermeden, direkt hayır kurumuna verenleri kast etmiş olabilirler. Ama (Şöyle verilirse mahzuru olmaz) demeleri de gerekir. Çünkü dinimizin caiz gördüğü bir mesele gizlenmiş oluyor, kurunun yanında yaş da yanıyor, bu işi dinimize uygun yapanlar töhmet altında bırakılıyor. (Kurumlara zekât ve kurban verilmez) diye büyük manşetler atılıyor.

İhlas vakfı bu işi, dine uygun yapıyor. Kurbanlar şahıslara veriliyor. Zekâtları fakirler alıyor. Bunlar da kestikleri kurbanların etini veya aldıkları zekâtları getirip İhlas vakfına bağışlıyorlar. Bunların dine aykırı bir yönü yoktur.
 
Top