-- --
Kurânda Nesh konumuza devam ediyoruz. Aslında geniş bir derya olan konu yıllardan beri pek çok tartışmalara, iddialaşmalara, kitaplara konu olmuş.

Net olarak bir sonuç elde edilmemişse de yeniden gündeme getirmek sadece yeni tartışmalara yol açacak kanaatindeyiz.

Ancak bu ağır ve ciddi meselenin araştırmayı, okumayı sevmeyen günümüz insanı için bir ışık olmasını temenni ediyoruz.

Bu yazımızda "Kur'an da nesh vardır" diyen bir yazarla olan kısa bir söyleşimize yer vereceğiz.

 BEN -  Selamunaleyküm sayın hocam.. Yazılarınızdan birinde şu cümle dikkatimi çekti. "Bekara sûresinin (Ölüm gelince, ana baba ve yakınlara vasiyet farzdır) mealindeki 180. âyeti, [Buhari’deki] (Vârise vasiyet yoktur)hadis-i şerifi ile nesh edildi." Hadisi Şerif ayeti nesh eder diyorsunuz. Yani benim anladığım kadarıyla kararname kanunu nesh eder gibi mi..

YAZAR - Ve aleyküm selam...  Bu işin yetkili âlimleri öyle bildiriyor. Allahü teâlâ, (Bilmiyorsanız âlimlere sorun) buyuruyor. Ben de bilmediğim için bu işin yetkili âlimlerin kitaplarından aldım. O yetkiyi onlara Allahü teâlâ verdi. ( Ben - Bu cümlede çok ilginç ) Hâşâ peygamber efendimiz yalan mı söylüyor? Buhârî yalan mı söylüyor? Dinde akıl değil nakil esastır. 

BEN - Değerli hocam öncelikle ellerinizden öperim..

YAZAR - Bir fıkıh kaidesi var, bilirsiniz. Bir insan küfre düşücü bir kelime söyler de İmanını düzelemezse Müslüman olamaz.Böyle kimseye saygı sunmak elini öpmek de küfür olur.

BEN - Haddim olmayarak bir anekdettan söz etmek isterim...
İmam-ı Azam Hanefi hazretlerinden .

Haricilerle olan bir tartışmada sorarlar, büyük alime..

- Mescidin kapısında iki cenaze. Biri şarap içmiş, şarapta boğularak ölmüş bir adam. Diğeri de zina etmiş, gebe kalınca kendini öldürmüş bir kadın. Bunlar hakkında ne dersin? diye sordular.
-Bunlar hangi dinden? Yahudi, hıristiyan yahut mecusi mi? diye sordu İmam-ı Azam.
-Hiçbiri değil. Bunlar Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed s.a.v.’in O’nun kulu ve Rasulü olduğuna inanan dindendir, dedi Haricîler. İmam-ı Azam sordu:
-Kelime-i Şehadet imanın kaçta kaçıdır? diye sorar büyük alim...
-İman bir bütündür, parça parça olmaz, diye cevapladı Haricîler. İmam-ı Azam:
-İşte bunların mü’min olduğunu kendiniz de kabul ediyorsunuz, diyerek ihtilaflı konuda haklı taraf olduğunu gösterdi."

Sizin bu son yazdıklarınızı neden gönderdiğinizi toparlayamadım. Ben kimseye kafir demedim. Öptüğüm elde yıllardır insanlara hakkı tavsiye ettiğini bildiğim bir eldir. Sahibi kabul eder, etmez onun takdiridir.

İnsanların imanını tartmakta bize vazife değil, yaradanın (azze ve celle) kudretindedir

Allahu Teala için biz sizi seviyoruz.

YAZAR - Nesh vardır diyen imanını tazelesin diyen kim?

BEN - Evet, Benim..

Kur-an-ı Kerimde şüpheyle bakılacak bir ayet mi vardır ?

Hiç kuşkusuz ki o Allah c.c katındadır ve O'nun koruması altındadır. Ve O Allah c.c hatadan münezzehtir. O hiç bir zaman yaptığı ve emrettiğini geri almaz. Asla ve kat'a hatada yapmaz.

Ben ki bir çiğnemlik etten onun "ol" demesiyle oldum ve her şeyimle ona muhtacım. Nasıl derim Allah c.c bir söylediğini sonradan düzeltmiştir.
İnanıyorum ki siz de benden fazla Allah c.c kudretini bilirsiniz.

Nesh var denilince ben gibi cahiller ayetlerden şüphe eder. Ederse, o Şüphe dinden çıkmaya kadar gitmez mi..Ben böyle biliyorum.

YAZAR - Bütün Ehl-i sünnet âlimleri nesh vardır diyor. Onlar da imanlarını tazelesin mi? Peygamber efendimiz  de öyle buyuruyor. İmanını mı  tazelesin hâşâ?

Sokaktaki insan böyle söylemez. Hayret ettim böyle bir söze. Mecburen nesh hakkında yeniden nakli esas alan bir yazı hazırlıyorum.  ( Sözü edilen yazı için tıklayınız )

YAZAR - Nesh ile  Kur’an-ı kerimin korunması farklı bir şey. Nesh edip hükmü kaldırılan âyet-i de koruyor.

Siz niye aklınıza tâbi olup şüpheye düşüyorsunuz ki? Nakle itibar edin İmam-ı a'zam ne demiş dört mezhep İmam-ı ne demiş, Resulullah ne demiş ona bakmalı. Sen onlara sormuyor aklına soruyorsun. Akıl Mutezilede hüccettir Ehl-i sünnette değil. akıl hüccetse Ehl-i sünnet alimlerinin aklı yok mu? Onlarınki niye hüccet olmuyor?

Nesh yok diyen bir tek müfessir muhaddis var mı? var diyenlerin aklı mı yok? İmanı mı yok? İmanlarını mı tazelesinler?

BEN - Kuran-ı Kerim'de Allahu Teala "şüphe yok" diye buyurduğu halde ve bu sözden başka kaynak aramamıza gerek yoksa onda şüphe aramak doğru değil.. Ayrıca yazdığınız bir yazıda

" Nesh ile ilgili başka bir âyet-i kerime meali: (Biz, bir âyetin yerine, bir âyeti değiştirip getirdiğimiz zaman [önceki âyetin hükmünü kaldırdığımız vakit] Allah ne indirdiğini pek iyi bilmişken, kâfirler "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır, onların çoğu Kur'ân'ın hakikatini ve hüküm değiştirmenin faydasını bilmezler.) [Nahl 101, A. Fikri Yavuz meali]"


dediğinizde burada dayanak olarak verilen nesh edilen ayetlerden maksadın Kuran-ı Kerim'den önce indirilmiş ayetlerle ilgili olmadığı doğru değil midir.( Diğer peygamberlere gönderilenler)

Kim ki bana Kur'anda şüpheli veya nesh edilmiş ayet var derse ASLA İNANMIYORUM.

“Elif Lam Mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.”(Bakara 2)"

YAZAR - Sizin inanmamanız benim inanmam dinde ölçü olmaz ki.

Biz kimiz de bizim görüşümüz dinde ölçü olsun? Sözü dinde senet alimlerinden niye nakil vermiyorsunuz? ( Kur'anda şüphe yoktur diyen ayetleri vermem yazara yeterli gelmedi, kanımca...)   Kur’an-ı kerimi ben asla anlayamam anlayan âlimler ve Resulullah nesh vardır derken nasıl şüphe edilir ki? 

YAZAR - Sizin tek hatanız bu: Neshi düzeltme sanıyorsunuz? Hâşâ Allah yanıldı mı da düzeltiyor demek istiyorsunuz.Neshi yanlış olarak düzeltme olarak anladığınız için hata ediyorsunuz. Nesh düzeltme değildir. Âdem aleyhisselam zamanında niye kız kardeşle evlenmeyi emretti sonra niye yasakladı? Emrini mi düzeltti hâşâ? Diğer dinlerde çok  şeyi değiştirdi. İçki helâl iken haram yaptı. Buna düzeltme mi denir?

İç yağını haram etmişti bize helâl etti bu düzeltme değildir. Nesh edilen âyetleri teker teker yazacağım, bunlar düzeltme değildir.  Neshi düzeltme olarak anlamak Allah’ta kusur bulmak olur. Nesh vardır diyen bütün İslâm âlimleri Allah’ta kusur mu buluyor? Tevbe demek lazım.

BEN - Hep İslam öncesi olaylardan söz etmişssiniz, efendim..

YAZAR - Siz, "Kim ki bana Kur'anda şüpheli veya nesh edilmiş ayet var derse ASLA İNANMIYORUM" diyorsunuz... Resulullah dese de inanmaz mısınız: onlarca hadisten biri bu: (Bazı âyetlerde olduğu gibi, hadislerimden de birbirini nesh eden olur.) [Deylemi] 

Bütün Eshab-ı kiram nesh vardır diyor. o yazımızda bunun vesikalarını da bildireceğim.

Siz İslâm alimlerine ve Allah'ın Resulüne inanmayıp da kime inanacaksınız?


YAZAR - Neshle ilgili yazılarda da hep  Kur’an’da nesh edilen âyetleri teker bildireceğim

Sizin mantığınızla nesh yanlışı düzeltme ise Allah eskiden hâşâ niye yanlış yaptı da sonradan düzeltiyor bunu?

BEN - Allahu Teala hiç bir zaman hata yapmaz.. Sizin verdiğiniz örneklerde önceki ümmetlere verilenlerin bir çoğu hazreti Muhammed aleyhisselamın ümmetine verilmemiştir.
Öncekilere verdiğini bize vermemesi onun hata ettiğini göstermez bu ümmete rahnetini daha fazla göstermiştir. Bu lutuftur.
Mesela..
Evvelkilerin kabul edilen kurbanını gönderdiği bir ateşle kabul ettiğini göstermiş, yakarak yok etmiş bu ümmete kendisinin yemesine müsaade etmiştir.

Evvelkileri günah işlediklerinde helak etmiş bu ümmetin günahlarını af dilendiğinde bağşlamakta ve helak etmemektedir.

Bizler kötülük düşündüğümüzde günah yazmadığı halde öncekilere günah yazmıştır

Çünkü biz Muhammed Aleyhisselam'ın ümmetiyiz. İlk cennete girecek olanda bu ümmettir.

YAZAR - Elbette öyle. Siz neshi  hatayı düzeltme olarak kabul ettiğiniz için öyle dedim
Kur’an’daki neshleri de bir lütuf olarak kabul etseniz hiç mesele kalmayacak

BEN -  Hocam..

İnşaallah yakın zamanda tekrar bu konu hakkında görüşlerinizi öğrenmek nasip olur, değerli vaktinizi aldığım için kusura bakmayın..

Bu güzel ve faydalı sohbeti şimdilik bırakmak zorundayım..

Allahu Tealanın razı olduğu kullardan olmanız dileğiyle.

YAZ AR -Ben o yazıyı tamamlayayım, o zaman bekleriz 

 YAZ AR - Neshle ilgili özet bir yazı hazırladım. Önyargısız ve insafla bir okuyun. Hemen elinizde bir vesika olmadan, (Nesh vardır diyen imanını tazelesin) demeyin. Çünkü başta Peygamber efendimiz, Eshab-ı kiram ve diğer Ehl-i sünnet âlimleri, (Kur’an’da nesh vardır) buyuruyorlar. Resulullah'a ve Eshab-ı kirama (İmanlarını tazelesin) denmez. Neshin var oluşu, Resulullah'tan sonra, Kur’an’da yapılan bir değişiklik değil ki, (Kur’an’ı biz indirdik, biz koruruz) âyetine ters olsun. Nesh, hâşâ eski bir hatayı düzeltme değildir. Hangi İslam âlimi öyle der ki? Yazıyı okuduktan sonra, benim için yazdığın, (İmanını tazelesin) sözünü geri almanız gerekir. 

Kıymetli yazarımızın hazırlamış olduğu " Neshin dinimizdeki yeri " okumak için tıklayınız
 
Top