-- --


Marangozun talaşı , çıtaları , matbaacıların basımdan sonra hurda kağıdı olur da konfeksiyoncunun bu tür kayıpları olmaz mı ?Kumaşın firesi olarak adlandırılan kesim sonrası artıklar, bozuk hatalı olan kumaşlarda aslında bir çeşit talaş , bir çeşit hurda anlamında konfeksiyonun çöpüdür.

Tekstil ve konfeksiyonun yurdumuza yerleştiği ilk yıllarda tüm kumaş artıkları , kesim sonrası fireleri çöp yoluna giderken , hatalı kumaşlarda işletmenin birt yerinde depolanır , bunlarda rutubetten erir ya da farelere yem olurdu.

Tekstil ve konfeksiyonun ilk yerleşim yerlerinden biri olan Sultanhamam ve Yeşildirek semtlerinin sokakları bu artıklardan geçilmez olmuş, dağ gibi çöp yığınları geçit vermez olmuştu. Bir zaman sonra bu çöp yığınlarının üzerinde bir takım insanlar görüldü. Bu insanlara " ne yapıyorsunuz " diye sorulduğunda kimi "yakmaya" kimi "yatak , yastık içi doldurmaya " kimi "el dokuma makinelerinde kilim yaptırmaya " kimi ise " satmaya " götüreceklerini belirtiyorlardı. Koca koca çuvallara konulmaya başlanan kumaş artıkları zaman geldi köşe başlarındaki, meydanlardaki çöplüklerden kaybolmaya başladı Zira bazı firma sahiplerinin kapıları çalınmaya başlanmış "çöplerinizi alalım mı ? " sözleri duyulmaya başlamıştı. Bundan memnun olan iş yeri sahipleri iki üç günde bir kapılarını çalan bu artık toplayıcılarını sevinçle karşılamışlardı. Kendilerinden hiç bir ücret ya da menfaat beklemeyen bir takım insanlar ayaklarına kadar geliyor, çöplerini ( ! ) toplayıp, gidiyorlardı.

Zamanla bu artık toplayıcılarının sayısı artmaya başladı. İş toplayıcılar arasında rekabete dönmeye başlamıştı. Konfeksiyoncuların çöplerini toplayanlar bu kez firma çalışanlarına sigara parası, içecek parası, tatlı parası bırakmaya başladı. " Senin yerin , benim yerim " kavgaları çöp toplayıcıları arasında patlamıştı , artık....

FİRE TİCARETİ




Tekstil ve konfeksiyon büyümeye başlamış , Merter semtindeki keresteciler sitesi bu sektör tarafından dolmaya başladı. Bu kez kumaş artığı toplayıcıları buralara sayıları fazlaca gelmeye başladı. Artık onlar çöp toplayıcıları değil " fireci " olarak adlandırılmaya başlanmıştı. Bu isim değişikliğinin yanı sıra onlarında mekanları belirlemeye başlamıştı. Zeytinburnu ilçesinin Beştelsiz , Telsiz , Seyit Nizam gibi mahallelerinde yerleşmeye başlayan fireciler , yıllardır bedava topladıkları kumaş artıklarını bedel ödeyerek almaya başladı. Artık konfeksiyoncuların kapıları çalınırken " fireniz var mı ? " sözüne karşılık " kaça alırsın " cevapları duyulmaya başlamıştı.

Zeytinburnu, Güngören, bağcılar, çok az da olsa Ümraniye 'de mekan tutmaya başlayan bu fire alıcıları yeni bir pazar oluşturmaya başlamıştı. Ve bu pazar fire ticaretini kızıştırmaya başlamıştı. Konfeksiyon sektörü arttıkça buna paralel firecilerde artmaya başlamıştı. Büyük bir çoğunluğunu Elazığlıların oluşturduğu bu kesim memleketlerine telefon ediyor, parası olanları İstanbul'a çağırıyor , eldekilerini avucundakilerini paraya çeviriyorlardı. Kısaca fire satışlarında büyük paralar dönüyordu.

1980 'lere kadar çöp olarak bilinen kumaş artıkları , bu yıllardan sonra değerlenmeye , kıymetleşmeye başlamıştı. En küçük kumaş kırpıntısı fire idi. Biraz daha büyükleri silgi bezi , topbaşı ve daha büyükleri parça , daha çok büyükleri ise tekleme kumaş , regula kumaş , parti kumaş olarak ayrılmaya başlamıştı. Ve iyi de " para " dönmeye başladı.

Alan memnun , satan menun hale geldi. ve bu çokluk zamanla şaibeleri de peşinden getirdi. art niyetli alıcılar alışveriş yaptıkları yerlerde hilelere başlamıştı. Fiyat kırma oyunları , malı daha ucuza aşlmak için çeşitli entrikalar dönmeye başladı.

Bugün kiloso 10 bin liraya kadar alınan fire alış verişi artık resmen bir pazar durumunda. Bu pazarın sahipleri büyük bir çoğunlulukla Elazığ , Adana ve Sivalılardan oluşuyor. Elazığ'lalrın sayısı bir hayli fazla. Fire satışlarından servet sahibi olanlar bir hayli fazla. Bu işin eskileri bunu şu cümle ile özetliyor. " Köyünde çarık , köyünde merkep bulamayanlar gömlek değiştirir gibi araba değiştiriyor.

KUMAŞ ARTIKLARININ SERÜVENLERİ

Fabrikalardan , atölyelerden toplanan kumaş artıkları önce irili ufaklı depolarda toplanıyor. Yukarıda da söz ettiğimiz gibi fira , silgi bezi ,topbaşı , parça metraj ,top kumaş olarak kısımlara ayrılıyor. Tabii bunlarda kendi aralarında tekrar ayrılıyor.Mesela fira adı altında toplanan en küçük kumaş artıkları renklerine göre ayrılıyor.En değerlisi beyaz renkte olanıdır.Ve bunlar torbalanıp , toptancılara satılıyor.

Sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen ve piyasada fiyat hakimiyetini elinde bulunduran toptancılar toplana fireleri yurtiçi ve yurt dışında bulunan iplik , kağıt ve otomotiv sektöründe faaliyette bulunan fabrikalara satıyor.Bugün yurt içinde doğu ve güneydoğuda bulunan iplik fabrikaları , yurt dışında Almanya, İtalya, Fransa , İspanya, İngiltere , İrlanda , İsrail, Hongkong , Mısır , Belçika gibi ülkelerdeki çeşitli sektör fabrikalarınca da talep edilmektedir.

NERELERDE KULLANILIYOR

Yurt içi ve yurt dışına satılmakta olan bu kumaş artıkları otomotiv sektöründe ses izalasyonunda , koltuk döşemelerinde , tekstil sektöründe hammadde olarak iplik yapımında , keçe üretiminde, bulaşık bezlaei , paspas imalatında , battaniye yapımlarında kullanılmaktadır.

PAZAR

Tekstil artıklarını ihraç eden firmaların yıllık kazançlarının bir milyar dolara kadar çıktığı belirlenen bu pazarı yurt dışı alıcıları Türkiye'de pazar kapma yarışına girmeyi düşünmektedirler. Bunun için aradaki alıcıları kaldırmayı düşünen yabancı sektör bunun için Türk firmalarına ortaklık teklif etmeye başladı.

Yukarıdaki yazı KONFEKSİYON&TEKNİK DERGİSİNİN mart 1997 SAYISINDA YAYINLANMIŞTIR.

EROL KARA


 
Top