-- --
Tekstil sektörünün Türk ekonomisindeki yeri nasıl ki önemli bir yer tutuyorsa, insan faktörü de o denli önemli bir yer tutmaktadır.Tekstil sektörü geniş bir alana yayılmış bir konumda artık...Bu nedenle bu sektördeki insan konumunu irdelerken insana konfeksiyon sektörünün çatısı altında bakacağız.

Meydan Larousse (sayfa 515) insanı;iki elli,dik duran,konuşan,akıl sahibi memeli olarak tanımlar.Aynı kitap insanı tanımanın güçlüğünden söz eder.Dinsel açıdan insan ise ;Allah (c.c) tarafından varlıkların en üstünü ve en yücesi olarak yaratılmış ve yaratıkların en şereflisidir.

İş kavramı,insanların gelir elde edebilmek amacıyla yaptıkları bedensel ve düşünsel çabalara verilen addır.

İşyeri ise insanların günün belirli saatlerinde belli bir hizmeti yapmakla yükümlü bulundukları,karşılığında gelir elde ettikleri yerdir.

Latince confectio (bitirmek)ten gelen konfeksiyon kelimesi Fransızca kökenli bir kelime olup,dilimizdeki tam karşılığı,seri halinde elbise dikilen sanayi koludur.

Kısaca ne anlama geldiklerine değindiğimiz insan,işyeri ve konfeksiyon üçgeninde sermayeden,makinelerden,işyeri seçiminden daha önemli olan insan faktörünün seçimi nasıl olmalıdır,nelere dikkat edilmelidir,kimi nerede çalıştırmalı,nasıl yönlendirmeli,alacağımız verim nasıl olacaktır gibi ... yüzlerce sorunun cevabını vermek gerekir.Zaman zaman sesleri çıktığı iddia edilse bile aslında sektörün sessiz kahramanları durumunda bulunan insan, işverenden işçisine kadar tüm bireyleri kapsamaktadır.Günümüzde makineleşme ile modernize olmaya çalışsa da insan faktöründen vazgeçemeyecek olan konfeksiyon sektörü nedense insan faktöründen söz etmekten kaçınmaktadır.Aslında bu kaçış insanın varlığından değil onların seçilememesi,kullanılacakları yerlerin tam tespit edilememesi,sorunlarına eğilinilmemesi vs.gibi nedenlere dayanmaktadır.

İşverenler işyerlerine eleman seçecekleri zaman bir boş vermişlik,bir adam sendecilik içerisinde bulunmakta ve bu seçimi yaparken ya kendileri veyahut vekilleri (personelciler,idare amirleri,müdürler,şefler,tanıdıkları vd.) kanalıyla bu amaçlarına ulaşmaktadırlar.İşinin önemine tam olarak sarılmayan işveren veya vekillerine göre yolda yakaladıkları,sokakta tuttukları herkes bu sektörde çalıştırılabilinir.Çalıştıracakları adam konusunda sıkıntı çektikleri halde kapıdan giren adam,çıkan ise adamdan sayılmamaktadır

Sektörde krize yol açan konuların başında gelen işgören mevzuunda gerçek konu işgören çalıştırmak,bulmak değil bunun kalifiye,usta,iş bilir olanını bulmak.Nedense birçok işveren ya da vekili olayın gerçek sebebini görmezlikten gelmekte,işin kolayına kaçıp ağlayıp sızlamakta,bağırıp inlemektedir.Kalifiye eleman bulmak zor olabilir.Ancak bu konuda işverenler gereken hassasiyeti gösteriyor mu?Çözümü ilan vermekle,adam kaçırmakla,bol vaad ve transfer ücretleriyle kalifiye eleman konusunda zaman zaman para harcamaktan dahi kaçınmayan işverenler sorunlarını çözdüklerini sandıkları anda hayal kırıklığına uğramaktadırlar.Bunun en önemli sebebi insanın insan olarak görülmemesindendir. Bilinçsizce ya da "deneyelim-görelim" veyahut "şu işler bitsin,göndeririz" anlayışlarıyla alınan her eleman firmanın adeta bir kumarı olmaktadır.Bu sektörde zincirin halkalarından birinin çürüklüğü A 'dan Z ' ye her şeyi etkilemektedir.Vasıfsız ya da işgüzar elemanlar yüzünden zaman zaman kaosa bile düşen firmalar bu hatalarından dolayı nedense ders almamaktadır.Üç-beş lira için sistemine alışmış,kaliteyi ezberlemiş,işverenine bağlanmış ve firması için çalışmayı benimsemiş elemanını bir anda kaybedebilmektedir.

Konfeksiyon sektöründe işveren ve işgören nasıl olmalıdır.İnsan olarak işveren ve işgören nedir ne değildir.Çalışanları önce insan sonra konfeksiyoncu olarak görmenin çözümü.

NASIL BİR İŞVEREN

İşveren açısından en bereketli sektördür,konfeksiyon.İstisnaları olmasına karşın ve 10-15 kişiyi aşan çalışanı bulunan işverenler kendilerini ayrı dünyalardan gelmiş gibi kabul etmektedirler.Ve asla işçilerle muhatap bile olmazlar.Bir işveren böyle mi olmalıdır.Yoksa "...bir sanayici işçisini tehdit etmez...Biz bu müesseseleri bu deryaya getirdiysek İŞÇİ ARKADAŞLARLA getirdik....Ben işçimi kapıya koymam.Bu paralar mezardan mı geldi.Türk milletinin sırtından kazanıldı....Ceketimi satıncaya kadar bu insanları müessesemde çalıştırırım..." diyen (ŞUBAT 1997 POWER DERGİ) 120 trilyon ciroya sahip Sanko grubunun sahibi Abdülkadir KONUKOĞLU gibi mi olmalıdır.Yoksa bir kriz karşısında "işçiyi kapının önüne koyarız" diyen işverenler gibi olunmalıdır.

İşverenler de çalışanlar gibi önce insandır.Onların da akılları,duyguları,sorunları vardır.Muhakkak herkes konfeksiyon işletmesi açabilir,işçi çalıştırabilir,kar veya zarar eder.Ancak işveren olmak ve bunun hakkını vermek herkese özgü bir olay değildir.Hele hele profesyonel işveren olmak daha zordur.Konuyu daha fazla dallandırmadan iyi bir işveren tarifi yapmaya çalışalım. Öncelikle akıllı ve ileri görüşlü olmak zorundadır.İşçilerini seven ve sayan bir işveren,işe alırken seçimi iyi yapan,eğiten ve öğreten kendisinin bazen bir büyük bazen bir dost,bazen bir öğretmen,bazen acemi bir işçi gibi davranışlara sahip olan ve bunların zamanlamasını yapabilen biri olmalıdır.Her işin tatlı dille çözümleneceğini bilmeli ve bunu elemanlarına aşılamalıdır.İyi bir işveren hakça bir ücret sistemi kurmalıdır.Bunlara sahip bir işveren sorunlarının büyük bir kısmını çözmüş demektir.

Ülkemizde işsizliğin yüksek derecede olması yüzünden işveren seçimi ne yazık ki işgörenlerin elinde olmamaktadır.İşe sahip olmak ve kazanmak ilk amaç olduğundan işgörenler iyi bir işe girmek isterken iyi bir işverene sahibi olma konusunda iyi bir şansa sahip olmak zorundalar.

İşveren konusunda yazılacak çok sözler olabilir.Ancak konuyu uzatmadan işgören konusuna geçmek isteriz.

NASIL BİR İŞGÖREN

Ülkemiz çok çeşitli etnik bir gruba sahip.Tam bir insan mozaiği...Bu çokluğu büyük şehirlerimizde görmek mümkün.Tabi böyle bir çeşitliliği kalabalık işyerlerinde görmekte mümkün olmaktadır.İnsanın duygularını yöre farkı göz önüne alındığında anlamak zor olabilir.Batıda yetişmiş biri doğu kökenli biriyle çatışmaya girebilir.Ama nereli olursa olsun çalışan bir insan her şeyden öte işyerinde huzur aramak ister.Huzur ve nafakasını sağlayabileceği ücreti kazanan bir işgören işine sahip çıkacaktır.İşine sahip çıkan bir işgören verim verecektir.İyi bir işgören akıllı,zeki ve ileriyi gören olmalıdır.Emeğini satarken çabalarında dürüst olmalıdır.İşveren ya da vekillerinin yanında işe dört elle sarılan,onların yokluğunda ipe un seren bir işgören tam bir asalaktır.İşverenine yaranmak için kırk takla atan arkalarında ise düzen bozgunculuğu yapan bir işgören süratle işletmeden uzaklaştırılmalıdır.Çünkü bu tür işgören bir virüstür.Akıllı ve dürüst bir işgören iyi bir işverenin yanında kendini güvende hissedeceğinden işverene değil işine eğilecektir.İşverenler gibi işgörenler de insandır.Onlarında özel hayatları,sosyal yaşantıları vardır.Ne yazık ki konfeksiyon sektöründe çalışanlar,bilhassa alt kadroda bulunanların bu tür hakları yok gibi düşünülmektedir.1475 sayılı iş kanunu 61/1 maddesinde iş süresi belirtilmesine ve aynı kanunun 35 a/b maddesine göre fazla çalışma günde 3 saat ve yılda 90 iş gününü geçmez dese de konfeksiyon sektöründe sabahlamalar,aralıksız çalışmalar çalışanların robotlaşmasına sebep olmaktadır.Günlerce çalışan bu insanlar sosyal hayattan kaçar bir haldedir.İşverenler çalıştırdıkları işgörenlere insan olduklarını hatırlatmalıdır.

KONFEKSİYON DA ELEMAN SEÇİMİ


YÖNETİCİ SEÇİMİ

Konfeksiyon firmalarında eleman olayı yönetici ile başlar.Yöneticilerin seçimi genellikle ya işverenin kendi tanıdığı ya da tanıdıklarının tanıdığı vasıtasıyla olur.Bir ikinci seçenekte medya yoluyla bulunur.İşverenler iş yönetimlerini aceleye getirip ölçüp biçmeden hemen devretmek isterler.Her yeni gelen yönetici de işletmede köklü bir değişiklik yapmak ister.Her iki durum da hem çalışanlar üzerinde hem de işletme üzerinde geçici dahi olsa bir sıkıntıya sebep olur.İşverenler yönetici seçiminde kişilerin ne denli profesyonel olduklarına pek bakmazlar.Onların firmaya yeni bir kan olarak gelmeleri bir avantaj iken firma çarkına uymaları dezavantaj olmaktadır.Bu arada yeri gelmişken profesyonel kimdir,kendini nasıl belli eder,bu konuya değinelim

Profesyonel,bir işe baş koymuş "emek eşittir ücret" anlayışı içerisinde çalışmayı amaç edinmiş "hayır" demeyi bilen ve çevresinde "o dediyse doğrudur"sözleri hakkında duyulan,çalıştığı şirketi daha iyiye götürmeyi hedefleyen,verimin başarıyla doğru orantılı olduğuna inanan,emri altındakilerin her türlü hukukunu savunmayı bilen biridir.

Profesyonel bir yönetici ile çalışmayı genelde bir çok işveren istemez.Bunun altında yatan yegane sebepte işverenin kendini ikinci planda hissetmek istememesindendir.Hele ki aile şirketlerinde yönetici olmak başlı başına bir sorundur.Aile şirketlerinde "yetki yükümlülüğü" "müdahale" "karar bozma" gibi yönetimi zorlaştıracak negatif eylemler dışarıdan gelen bir yöneticiyi başarısızlığa iter.Aslında ,devlet memuru zihniyetinde çalışan bir yönetici olmak için aile şirketleri ideal bir yerdir.

Konfeksiyonda iyi bir yönetici de aranması gereken üç husus vardır.Öğrenim durumu,iş tecrübesi ve insan ilişkileridir.Her zaman yüksek bir okulun diploması iyi bir yönetici olma vasfına sebep değildir.Ama iş deneyimi ve diyalogdaki başarı çok önemlidir.İşi bilmeyen bir yönetici çalışanlar arasında komik duruma düşebilir.İnsan ilişkilerinde zayıf olan ya da karakter açısından düşük olan bir yönetici kendine düşman edinir.

PERSONEL SORUMLUSU

Bugünkü insan kaynakları departmanının yıllarca bilinen şeklidir.Şirketin eleman alımı,disiplin altında tutulması,idari işlerin sorumluluğu bu departmanın eline bakar.Genellikle firma sahipleri personelci olarak asker kökenli kişileri tercih eder.Bu tür kişilerin disiplin yönünden çalışanlara göz açtırmayacaklarına inanırlar.Zaman zaman askeri disiplinin sivil hayata adapte olmadığı gözlense de bu istek nedense devam ettiriliyor.Personelci ya da insan kaynakları yönetici olarak çalıştırılacak kişilerde disipline hakim olmasının yanı sıra insanı tanıma ve idare etme gibi ilişkilerinin de gelişmiş olması aranır.Diyaloglarında zayıf kimseler bu konuda yetersiz kalınca hem şirket için hem de çalışanlar için zararlı olmaktadırlar.Ve en önemli bir diğer özellikte çalışma hayatına ait kanunları,tüzükleri,kanunnameleri,yönetmelikleri bilmek zorundadırlar.Kendilerinde güç bulabiliyorlarsa daima adil olmalıdırlar.Zira yanlı olarak verecekleri kararlarla birçok insanın haklarını üzerlerinde taşıyacaklardır.

İMALAT MÜDÜRÜ

Konfeksiyonda imalat müdürü bazı firmalara göre ya işverenin kendisi olmak zorunda ya da herhangi bir departman sorumlusudur.Tanımda işverenin kendisi olmak zorunda derken,sözünü etmek istediğimiz konu şirketin her türlü sorunu ile ilgilenmelidir.Bu da genel müdür bulunmayan firmalar için geçerlidir.Bir imalat müdürü sorumluluk alanı dar veya geniş olsun kumaş hazırlama , kesim , tasnif , dikim , ütü , kalite kontrol , paketleme ve sevkıyat konularında bilgi sahibi olmak zorundadır.Bunlar arasında ilişki kurmak,bilgi sahibi olmak,bölümler arasında olabilecek bir gecikmenin diğer departmanlara nasıl yansıyacağını ve çözümünü bulmak,işletme de çalışan personelin durumlarını takip etmek,adil bir yönetici olmak ve verim artırıcı yöntemler geliştirmek zorundadır.İmalat müdürü olarak görevlendirilen kişilerin öğrenim durumları da göz önüne alınmalıdır.

FASON SORUMLUSU

Fason,bir yan firma tarafından ilişkide bulunduğu bir ana firmaya ait bir mal ya da hizmetin tümünün ya da bir bölümünün üretilmesi demektir.Fasonu takip eden,kontrolle yükümlü bulunan ve onun işletmeler arasında koordinesini sağlayan kişiye de fason takipçisi denir.Genelde fason takipçisi denildiğinde dikimi takip eden olarak anlaşılsa da kumaş ördüren,kumaş boyatan,baskı yaptıran,nakış işleten kişilerde birer fason takipçisidir.Her fason takipçisi firmanın piyasadaki temsilcisidir.Konfeksiyonculuğun ilk yıllarında bir anlam ifade eden fason takipçiliği "maliye müfettişi" gibi etkili iken bugün etkisini kaybetmiş bir haldedir.Bunun böyle olmasındaki sebep şudur.İşverenler bir imalat müdürü kariyerinde birini fason takipçisi olarak görecekleri yerde ucuz ve yetersiz elemanlarla şoförler,dikiş dikmesini bilmeyen,kumaşı tanımayan,tersini düzünü bilmeyen,boya denince nalburdaki boya aklına gelen,nakışı çeyiz hazırlayan gelinlik kızların elinde sananlarla bu işi götürmektedir.Fason takipçiliği aslında bilgi,beceri yönü ağır basan teknik yönleri güçlü olan,inisiyatif kullanabilen elemanlarla yapılması gerekir.Hem fason takipçisi aldığı işin sorumluluğunu bilmeli,bunu anlayabilmeli hem de bu görevi verecek olan firma sahibi bu elemanın kendi temsilcisi olduğunu bilecektir.

KESİM SORUMLUSU

Konfeksiyonda hatanın telafi edilemeyeceği yerlerden biri olan kesim departmanı bugün teknolojinin nimetlerinden fazlaca faydalanan yerlerden biridir.Kumaş serim makineleri,pastal atan eleman sayısını azaltırken zamanın daha iyi kullanılmasını da beraberinde getirmiştir.Kalıp serileme,yerleştirme ve hatta kumaş kesebilme özelliği taşıyan bilgisayarlar yardımıyla kesim hanede insan gücü giderek azalmaktadır.Geçmişte bir kesim hane çalışanı işi bilen olarak tercih edilirken bugün teknolojiye adapte olan elemanlar tercih edilmektedir.

KALİTE KONTROL YÖNETİCİSİ

Kalite kavramı,bir ürünün müşteriye en iyi şekilde sunulması demektir.Kalite kontrol ise ürünün tüm kusurlarından arınmış durumda ortaya çıkmasını sağlayan teşkilattır.Kalite kontrol ürünün her aşamasında yapılması zorunda olan bir işlemdir.Kumaşın örüldükten sonra,boyandıktan sonra,kesildikten sonra ve dikim aşaması ile dikim sonrasında kontrolü gerekir.Tüm bu aşamaların her biri için görevlendirilecek kişilerin bu konularda uzman olması gerekir.Firma sahiplerinin en çok acemi eleman çalıştırdıkları departmanlar kalite kontrol departmanlarıdır.Stresin,gerilimin,bol çalışmanın ve hata payının gözden kaçtığı yerlerdir.Kalite kontrol departmanlarının yöneticileri fason takipçileri gibi teknik bilgiye,beceriye sahip olmalı,inisiyatif kullanabilmeli,insan ilişkilerinde başarılı olmalı,çalışanlarının her türlü problemleri ile ilgilenmelidir.

DEPO SORUMLUSU

Depo ,bir işletmenin mutfağıdır,paranın mala çevrilmiş halde tutulduğu en büyük kasasıdır.Üretimin her aşamasında hareketlilik içeren yeridir.Böyle bir departmana tahsil seviyesi yüksek , zeki , düzenli , titiz , disiplinli , işini bilen , güvenilir ve deposuna değer veren biri olmalıdır.

DİĞER ÇALIŞANLAR

Konfeksiyon firmalarında yukarıda saydıklarımız dışında planlama elemanları , idare amirleri , güvenlik elemanları , santral operatörleri , hizmetliler , makineciler , makastarlar , meydancılar , kalite kontrol elemanları , ütücüler ,paketlemeciler , şoförler adı altında insanlar çalışır.

KANUNLARIN GÖLGESİNDE

Buraya kadar konfeksiyon ve çalışanlarını gördük.Acaba işveren ve işgörenleri koruyan,birbirleri aralarında çeşitli çözüm ve yaptırımlar uygulayan bir başka güç daha var mıdır.?

Osmanlı İmparatorluğu döneminde çalışma yaşamı ve iş ilişkilerinde fazlaca bir gelişmeye rastlanmasa da Cumhuriyetten sonra iş hukuku ülkemizde 1921 yılında madenlerdeki çalışanlara göre yapılan bir düzenleme ile kendini göstermeye başlamıştır.1926 yılında Borçlar kanunu ile işçi ve işveren ilişkileri ele alınırken 1936 yılında çıkartılan 3008 sayılı kanun ilk iş kanunu sayılmaktadır.1961 Anayasası ile iş hayatında kendini hissettiren İş Hukuku 1971 yılındaki 1475 sayılı İş Kanunu ile çalışma yaşamı içinde iş ilişkilerini düzenleyen kanun olarak hayatımıza girmiştir

Biz burada sayfalarca 1475 sayılı kanundan söz etmeyeceğiz.Bilindiği gibi işlerin zamanında yetişmesi,çeşitli nedenlerle termini aksayan siparişlerin daha fazla gecikmemesi yüzünden konfeksiyon sektöründe fazla çalışma yapmak zorunda.Haftanın normal ve yasal çalışma saatlerini zorlayan,işçisini günlerce sabahlatan firmalar var.En fazla personel alım ve çıkarımı en fazla yine bu sektörde olmaktadır.Ücretlerin zamanında ödenmemesi,avansların verilmemesi,ücret ödeme belgelerinin verilmemesi,hakaretler,suçlamalar ve daha birçok kanuna uymayan davranışlar konfeksiyon dünyasında bolca görülmektedir.

İyi bir işveren çalıştırdığı elemanıyla hizmet akdi düzenler,sigortasını verdiği gerçek ücret üzerinden yapar, işe alırken belirlenen ücretini bir ayı aşmadan öder,işçisi avans istediğinde verir,Fazla çalışma karşılığında hak edilen ücreti eksiksiz öder,işçisinin sosyal hayatının devamı için izin yapmasını sağlar.Kıdem ve ihbar tazminatlarını öder.

İyi bir işçi firmasının haklarını korur,çalışma saatlerinde kaliteli ve verimli olmaya çalışır,işverenine ve diğer çalışanlarına karşı saygı,sevgi gösterir ve dürüst olur,güveni kötüye kullanmaz devamsızlık etmez.

©YUKARIDAKİ YAZI İHLAS MAGAZİN GRUBUNA AİT KONFEKSİYON & TEKNİK DERGİSİNİN EYLÜL 1997 SAYISINDA SAYFA 94’ TE YAYINLANMIŞTIR

EROL KARA
 
Top