-- --
Yediden yetmişe herkesin diline doladığı kriz meselesi üzerine söylenecek bir tek söz var. Kriz insanların kalplerinde yer eden doymayan nefislerinin krizinden başka bir şey değildir. Mali kriz, ekonomik kriz, adını ne koyarsanız koyun kriz olarak belirlenen insanların azan nefislerinden başka bir şey değildir.

Bu krizin bir tek adı vardır. DAHA LÜKS YAŞAMA KRİZİ.

Bugün mağazalar, marketler, pazarlar birbirinden farklı ürün çeşitleri ile lebalep dolu. Seç beğen al. İstediğini giy istediğini çöpe at. Milyonlarca ekmeğin çöpe atıldığı zamanın doruğundayız. Henüz miadını doldurmayan sadece modeli geçmiş diye sokağa atılan eşyalar. Ve artık belediyelerin yetişemediği çöplerin nakli dağlar oluşturdu. Ve bu çöp dağları, nasıl yaşadığımızın çirkin yüzünü göstermektedir. Tüketim toplumu olduk. Savurgan insanlar olduk. Şükrü ve kanaati unuttuk.

Amaç daha lüks yaşama. Asıl kriz bu.

Bir ev yetmez yazlık, sayfiye evi, villa. Bir kat yetmez yatlar da lazım. Normal otomobil değil 4x4 ler lazım. Bir ayakkabı değil fantezi ve daha lüks olanı lazım.

Nefis istiyor insan köle olmuş peşinden gidiyor.

Allahu Teâlâ ise insanı nefsinin yönünde gitmesi için ona zaman tanıyor.

Azdıkça az kulum..

Nasıl olsa BANA DÖNECEKSİN.

Tartı ve ölçüde hileler arttıkça artıyor. Hırsızlık, gasp, cinayetler çoğaldıkça çoğalıyor.

Rüşvetin adı hediye ve bahşiş oldu. Faiz almayan faiz yemeyen keriz oldu.

Adalet kurumlarında rüşvetten tutuklanan hâkim ve savcıların sayısı arttı. Avukatlar eşkıyayı zorbayı savunur oldu.

Zina artık demode oldu.

Fahiş fiyatla mal satmak sanat oldu.

Ayıp kalktı. Ahlak dibe vurdu.

Ve en korkuncu ELHAMDÜLLİLAH MÜSLÜMANIM diyenin yüzü kızarmaz oldu.

Amaç ne. Daha lüks yaşamak.

Zilletten izzete kavuşmanın, rezillikten haysiyete geçmenin tek çaresi KANAATKÂR olmaktır. Ölümü ve toprağın altını düşünmediğimizden bir bereketsizliktir almış başını gidiyor. İnsanlar azdıkça azıyor. Tövbe nedir, secde nedir anlamını yitiriyor. Sonra KRİZ türküsünü tutturmuş birbirimizin gözünü oyuyoruz. Yaptığımızı pişkinlikle öylesine kabul ediyoruz ki AR DAMARIMIZ ÇATLAMIŞ pişkinliğe vuruyoruz.

Hani sizin Allaha verdiğiniz söz. Neden Allah’ın kesin emir ve yasaklarına uygun şekilde yaşamıyoruz. Neden dünyanın şehvetine battığınızı düşünmüyorsunuz. Ümmeti olmaktan gurur duyuyoruz dediğiniz, kutlu doğum haftaları kutladığımız Peygamberimiz Hazret Muhammed aleyhisselamdan nasıl şefaat bekleyeceksiniz. Onun emirlerine yüz çevirdiğimizi görmüyor musunuz? Allahu Teâlâ Kuranı Kerimde kâfirleri ve başka dinden olanları dost edinmeyin demiyor mu? Bakın sokaklara birbirinizden farkınız mı kalmış. Bu gerçeği gören gözleriniz kör mü? Zekât ve fitre verirken imamlara, hocalara, fetva makamlarına danışıp vermemenin yolunu arakan faiz ve fuhşun kötülüğünden kaçınmak için neden danışmıyorsunuz. Neden her işinizi faize buluyorsunuz.
Kuran’a, İslâm"a, şeriata sımsıkı sarılın, sakın parçalanıp ayrılmayın...” diye emreden Allahu Teala’nın emrini unutupta nasıl binlerce hizbe, fırkaya, gruba, cemaate ayrılmışız, birbirimizle çekişip tepişiyoruz. Hani ümmet olma anlayışımız. Neden parça pinçik olmayı seçiyor da komşumuza saygımızı yellere bırakıyoruz. Bırak komşuyu, akrabayı aile içinde bile güvensizliğinizi tek nedenini neden araştırmıyorsunuz. Kapı kapı üstüne kilit vuruyor. Birbirimizin malına da namusuna da göz dikiyoruz.

Kuran’a ters düşmüş bir halde yaşıyor. Müslüman’ız diyoruz. Bereketsizlikten, krizden bahsedip göz çıkartmaya devam ediyoruz. Dinimiz lüksü, israfı, aşırı tüketimi, aşırı konforu, gösterişi, gururu, kibri, saçıp savurmayı yasakladığı halde bizim bir kısmımız bu pisliklere gırtlağına kadar batmıştır. Çoğumuzun lüks, pahalı, gösterişli, gurur ve kibre yol açan araçları var. Bu çılgınlıkla nereye kadar kaçacaksın düşünenimiz yok

Müslüman’ız derken neden bunca küfre razı oluyoruz. Küfre rıza küfür değil midir? Ölüm senin yakanda değil midir? Neden azıyor bozgunculuk yapıyorsun.

Fakire fukaraya hakkını tam vermiyorsun. Kendin villada, lüks katlarda, yatlarda, lokantalarda, yataklarda zevki âlem sürmeyi düşünüyorsun da yanında çalışan işçinin hakkını asgari ücrete göre ayarlıyor, bazen daha azına layık tutuyorsun. Maaşını adam gibi vermiyor, sosyal güvenliğini sağlamıyor, ücretinden kesintiler yapabilmek daha az ücrete daha çok çalıştırmak için bin bir takla atıyorsun. Bunu yaparken utanmıyor, Allah’tan da korkmuyor musun? Ekonomik kriz var deyip elindeki fazla katı yatı satacağına neden gariban işçinin birkaç lirasına göz dikip işten kovuyorsun. Zamanında yatırım yapmayıp gecelik faizlere, borsa oyunlarına, döviz oynaşmalarınla parana para katmayı düşünürsünde neden işyerine üretimi artıracak yatırımlar yapmıyorsun. Sen tek başına sermayenle üretime yeişemeyeceğini bilmiyor. Bir ekip kurup, insanlar çalıştırıp malına mal parana para katmayı onların sayesinde yaptığını düşünmüyorsun da en küçük darlıkta intikamını işçilerden alıyorsun. Karun’ u unuttuysan mezarda yatan holding sahiplerine dön de bir bak. Sen o toprağa girmeyecek misin?

İçi ateş dolu bir uçurumun kenarındayız. Patlamaya hazırlanan bir volkanın üzerindeyiz. Hâlâ yan gelip yatıyoruz, tedbir almıyoruz, kendimize gelmiyoruz. Allah"a ve Peygambere bağlıyız, şöyle yardım ederim böyle yardım ederim deyip reklam yapanlar kimi aldattığının farkında olmadan çalıp çırpmanın, fahiş fiyatlara mal satmanın, savurganlığın, kanaatsizliğin, haramın içinde yüzmenin farkında bile olmadan ya da olmak istemeden yaşadıklarının farkında bile değiller.

Gaflet içindeyiz, Tembellik içindeyiz, kanaatsizliğin esiriyiz. Sonra kriz var deyip bezirganlar çıkartıyoruz. Halkın ve gençliğin bir kısmı dinden çıkıyor biz aldırmıyoruz. Bütün suçu, kabahati, kötülüğü işlerin kesat gitmesine bağlıyor, kendimizi hiç eleştirmiyor, muhasebemizi yapmıyoruz. Dünyayı, dünya nimetlerini, parayı, maddeyi, dünya haz ve zevklerini, muazzam evleri, israflı sofraları çok seviyoruz. Bu şekilde yaşamayı düşünürken de başkasının aç kalmasına göz yumuyoruz.

Yaptığımız işlerde, kazançlarda hayır ve bereket olmadığından nefislerimiz daha fazla kudurur oldu. Bakın çevrenize ya da aynalara bakın. Kuduruk ve azgın ne insanlar göreceğiz. Çok çabuk öfkeleniyor, Kin tutuyor, İntikam alıyoruz... Gıybet ve nemime yapıyoruz... Merhametli değiliz... Gurur ve kibir... Bin çeşit şehvet... Kendini beğenmişlik... İslâmî disiplinden uzak başıboş bir hayat... Nicemiz ezanlar okunurken leşler gibi yatıyor... Sayı çokluğumuz bir işe yaramıyor.

Kriz beynimizde.

EROL KARA
 
Top