Artık bir nostalji olarak belleklerimizde yer eden eski bayramlardan, çocuklarımıza söz ederken “ bir zamanlar ” diye başladığımız ve “... büyüklerimizin ellerinden öptükten sonra bir kenarda sessizce otururduk.

Kolonya ya da gül suyunu ellerimize döktkten sonra şekerlerimizi alır, bir kabahat edecekmişiz gibi o renkli şekerleri usulca açardık. Bir süre sonra gitmek için oturduğumuz yerden kalktığımızda evin hanımannesi her birimizin cebine, içlerine bayram harçlığı saklanmış olan erkek çocuklarına mavili, kız çocuklarına pembeli küçük süslü mendilleri usulca koyar ve ellerini öptürürlerdi.


Saygısızlık ya da görmemişlik etmemek için evden çıkana kadar o mendillere el süremezdik.” diyerek anlatmaya çalıştığımız o eski günlerden anılarımızda kalan mendiller nerede. O eski İstanbul beyefendilerinin mendilsiz sokağa çıkmadığı, hanımefendilerin çantalarından eksik etmediği o süslü mendiller nerede. Merhum gazeteci Burhan Felek’ in bir şiirinde “mendile tüküremem yazık diye , sokağa tüküremem yasak diye ” kıymetini belirlediği mendiller nerede...

Belleklerimizde yer etmiş türkülerimizden biri “mendilimde gül oya gülmedim doya doya ” derken , ünlü bir şiirimizin dizeleri arasında da “ sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol ” ( Y.K.BEYATLI ) diyerek kendinden söz ettiren mendil bugün ceplerimizden eksik etmediğimiz , işi bitince kaldırıp gelişi güzel şekilde sağa sola attığımız kağıt mendiller değil tabii. O mendiller ki sevenler arasında bir çeşit haberleşme aracı olarak kullanılan Anadolu’nun gelenekselleşmiş bir simgesidir.

Söylendiği zaman aklımıza ilk gelen şekliyle dört köşe bir bez parçası olan mendil son yıllarda sıkça kullanmaya başladığımız kağıt mendiller yüzünden unutulmaya yüz tutmuş bir kullanım eşyası olarak anılarımızda yer etmeye başladı.

Yeni neslin belki de hiç bilmediği bez mendiller folklor hayatımızdan el sanatlarına giysilerimizdeki yerinden halk oyunlarına, deyimlerden ( mendil açmak –dilenmek; mendil sallamak –uğurlamak ; mendil kadar -çok küçük ; mendili kurumaz – çok ağlayan ya da sürekli aptesli olan ) manilerimize kadar pek çok yerde sıkça kullandığımız bir kavram aslında. “ Kağıt mendil çıktı bez mendil öldü ” sözünün orta yaşın üzerindeki insanlar arasında sıkça kullanılması mendilin yeni nesillere kolayca aktarılmasına sebep olabilir.

Yeni nesle bez mendilden söz ederken faydalarına da değinecek olursak ; bunun hem çevreye hem kağıt tüketiminin azaltılmasına ve dolayısıyla ağaç kesimlerinin azalmasına sebep olabilecek faydası yüzünden kağıt mendillerden bez mendillere dönmenin gerekliliği de anlatılmış olur.

Mendil bilindiği şekliyle burun silmek, kimi zaman da teri silmek, el yüz ya da gözyaşlarını silmek maksadıyla kullanılan kare biçiminde küçük kumaş ya da yumuşak kağıt parçası. Tabii bu kağıt parçası kelimesini çağa ayak uydurmak için söylemiş olduk. Birkaç bin lira vererek aldığımız kağıt mendiller bakkallardan eczanelere, marketlerden seyyar tezgahlara kadar her yerde bolca mevcut. İnsanlar hiçbir manevi değeri olmayan kağıt mendillerle burunlarını siliyorlar, terlerini temizliyorlar, hatta ayakkabılarını bile parlatıyor, oturacakları yerleri siliyorlar ve kaldırıp bir yerlere atıyorlar. Çağdaş insanın çağdaşlık işaretlerinden biri olan kağıt mendiller gelince oyalı, nakışlı, süslü mendiller yok olmaya başladı bile .. TARİHÇE Geçmiş yıllardaki evlerde genç kızların el emeği ve göz nuru ile meydana getirdikleri süslü , işlemeli , oyalı mendillerin tarihinin insanlık tarihi ile başladığına dair verilere rastlansa da ve her milletin geçmiş yıllarına bakıldığında mendille ilgili bir çok olaylara rastlamak mümkündür.

Mendilin ilk kimler tarafından kullanıldığı pek bilinmemekle beraber en yoğun şekliyle tarih kitaplarında eski Romalılar tarafından sıkça kullanıldığı görülmektedir. Rivayet odur ki o zamanın vahşi spor oyunlarında , oyunun başlama işareti, mendil sallayarak yapılırdı. Görevli olan şahıs bir kulenin üzerinden elindeki mendili sallayıp atınca oyun başlardı.

Eski orta Asya Türk toplumlarından Anadolu’ya kadar taşınan cirit oyununun başlangıcında da yine obanın en yaşlısı elinde bulunan mendili yüksekçe bir yerden sallayıp savurunca oyuncular yarışmaya başlardı.

Ortaçağ insanları mendili süs eşyası olarak kullanmaya yöneldiler. İpekli mendiller, ceketin kol ağzına sokulur ve geri kalan kısmı serbest bırakılarak sallanırdı. Onuncu asır Fransa’sında ise kadınlar ve erkekler bellerine süslemeli mendiller sarmayı moda haline getirdiler.

Mendil, süs ve temizlik eşyası olarak kullanıldığı gibi yurdumuzun çeşitli yörelerindeki mahalli oyunlarda, oyuncu başlarının elinde oyun idare etmek için de sallanır. Türkülerimizden manilere, halk oyunlarımızdan deyimlere kadar bir çok geleneğimizde mendile rastlamak mümkündür.

Mendillerin süsleri, oyaları, işlemeleri çevrenin örf, gelenek ve göreneklerine göre değişmektedir. Anadolu’da mendillere işlenen oyaların iplik renkleri, çeşitli motifler ve süsler, karşılıklı düşünceler, istekleri dile getirmede kullanılır. Mendil bar, halay gibi halk oyunlarında da oyunu yöneten kişi tarafından bir tür yöntem aracı olarak kullanılır. Oyunu yöneten, öteki oyunculara figürün sona ereceğini, başka figüre geçileceğini gibi hareketleri mendilin salınımları ile bildirir.

Balıkesir ve yöresinde kadınlar tarafından topluca oynanan türkülü güvende türü bir halk oyunu “mendili oyaladım” adıyla bilinirken, Edirne ve çevresinde yine kadınlar tarafından oynanan karşılama türü oyunun adı da “mendil “ olarak bilinir. “Mendilli” adıyla da Gaziantep ve çevresinde kadınlar tarafından ve elde mendille oynanan ağır halay türü bir halk oyunu da Anadolu'muzun bir simgesidir.

Mendil çocuk oyunları arasında da kendine yer edinmiştir. Körebe oyununda ebe olan çocuğun gözleri büyükçe bir mendille bağlanırken, mendil kapmaca oyununda ise iki kümeye ayrılan çocuklar ortada duran yine bir başka çocuğun elinde tuttuğu mendili birbirinden kaçırmaya çalışarak oynadıkları bir başka oyun türüdür.

TEKSTİLDE MENDİL

Genellikle çevresine zeminden farklı renk ya da ya da numaradaki ipliklerle ya da bezayağından farklı bir armürle dokunmuş şeritlerle oluşturulan çerçeveyle birlikte bir kare oluşturan bezayağı armürlü dokumadan kesilen, kesildikten sonra kenarları bastırılan mendil pamuktan, ketenden ya da ipekten yapılır. Kağıt mendillerin fazla talebi nedeniyle bez mendil üretiminde gözle görülür bir azalma söz konusudur.

DÜNYA DİLLERİNDE MENDİL

HANDKERCHIEF - ingilizce
MOUCHOİR - fransızca
PANUELO - ispanyolca
FAZZOLETTO - italyanca
LENÇO - portekizce
BATISTA - romance
TASCHENTUCH - almanca
ZAKDOEK - felemenkçe
NASDUK - isveççe
LOMMETQRKLAEDE - danimarkaca
CHUSTECZKA - polonyaca
CZECH - çekçe
SERBO-CROAT - sırpça
ZSEBKENDÖ - macarca
NENALİİNA - finlandiyaca
POS’TİKA - esperanto
NASAVÖY PLATÖK - rusca
MANTİ’Lİ - yunanca
MANDİL - arapça
MİTPACHAT - ibranice
HANKACH - Japonca
KİTAMBAA - suahilice

MENDİLLERİN DİLİ

Mendil, yavuklular arasında hatıra, armağan olarak kullanıldığı gibi bir haberleşme aracı olarak da kullanılmaktadır. Tanışmak isteyen bir erkeğin gönderdiği genellikle ucu yanık mendil kız tarafından kabul edildiğinde “ evet ” geri gönderildiğinde ise “ hayır ” anlamı taşımaktadır.

Genç kız mendili kabul ettiğinde kendi elleriyle işlediği bir mendili sevdiği erkeğe gönderir. Bu tür gönül işlerinde kullanılan mendiller kesinlikle kullanılmaz o günün hatırasına saklanır. Herhangi bir anlaşmazlık ya da kırgınlık halinde mendil geri gönderilir. Mendil nişan, düğün vb. nedenlerle karşılıklı gönderilen bohçalarında vazgeçilmez eşyalarındandır. Kız tarafına gönderilen mendil geri gönderildiğinde “ size verilecek kızımız yok ” demektir.

Eğer mendil iade edilmezse “ kızımızı istemenize memnun olduk. Buyurun görüşelim.” anlamına gelmekteydi. Her genç kızın çeyizinde kendi eliyle işlediği birkaç mendil mutlaka bulunur.

 Müslüman Türkler arasında haremlik selamlık ya da diğer bir deyişle kaç-göç olduğu günlerde adeta bir konuşma dili olan mendil genellikle genç erkeklerin ceplerini süslerdi. Ceketlerin küçük cebine takılan mendilin şekli, anlayan ve anlamak için bakan “ kadın ”a çok şeyler söylerdi. Tabii ki renkleri ile birlikte...

Küçük cebe konulup ucu da hafifçe dışarı çıkartılmış bir “ kırmızı ” mendil “ senin için yanıp kül oluyorum.” anlamındaydı. Eğer mendil beyaz ise “ artık sabır kalmadı. Evdekileri haberle. Bizimkileri istetmeye gönderiyorum.” demeye gelirdi. Bir genç kız kendisinde gönlü olduğunu bildiği bir erkeğin arkasından geldiğini gördüğünde çevresine belli etmeden mendilini yere düşürür.

Erkekte kendisi için düşürülen mendili eğilir yerden alır ve kendini dünyanın en mutlu insanı zannederdi. Hoş olan bu durum türkülerimizde “ Üsküdar’a giderken bir mendil buldum. Mendilimin içine lokum doldurdum.” şeklinde bile yer etmiştir.

Yolcuları, dostları, yakınları, sevgilileri uğurlama sırasında da mendilin önemli rolü vardır. Garlarda, istasyonlarda, otogarlarda, limanlarda, havaalanlarında sevenleri uzaklara götürecek araçların arkasından rengarenk mendiller sallanır. İki sevgiliden biri diğerine mendil verirken “ mendil tez ayrılık getirir ” inancı yüzünden mendili birbirlerine satar gibi yaparlar.

Eski kadınların, hanımannelerimizin ve ninelerimizin çocuklara verdikleri bayram hediyeleri arasında yine mendil bulunmaktadır.

MENDİL ÇEŞİTLERİ

Hamal mendili ; bu isimle anılan mendiller kadın ve erkek mendillerinden büyüktür. İşlemeli süs mendillerine ise hiç benzemezler. Bir peçete büyüklüğünde ve mutlaka renklidirler. Çoğu da damalıdır. Hamallar yorulup terleyince, kuşaklarının arasına sıkıştırdıkları bu mendillerle silinip kurulanırlar.

Yazma mendil üzerine baskı tekniği ile desen basılmış mendil. Kenarlar kravatlarla uyum içinde olur.

Çıkın mendilleri ; Büyük ebatta olan bu tür mendiller çıkın yapmak, öteberi vs. koymak için kullanılır. Genelde koyu renkte olur. Yolculuk esnasında küçük çapta sofra altı olarak kullanılmaktadır.

EROL KARA
 
Top