.

.
.

Kısa Kısa

Mescidi Aksa'nın Fazileti - Kemalettin AKSOY - Müftü

KUR’AN-I KERİM VE HADİSLERDE MESCİD-İ AKSA’NIN FAZİLETİ

Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi ve en kutsal sayılan Harem Mescitlerinin üçüncüsüdür. Mescid-i Aksa Müslümanların kıblesi olarak, Hicretten sonra on altı, on yedi aya kadar sürmüştür. Filistin toprakları içerisinde ve Kudüs şehrinde bulunmaktadır. Mescid-i Aksa’nın ilk ismi, Arapça      “ Beytü’l Makdis “, yani “ Kutsal ev” demektir. Yüce Allah (cc) Kur’anı-ı Kerimde “Mescid-i Aksa” dan adıyla bahsetmekte ve bu Mescidin etrafının mübarek kılındığını bildirmektedir.

Bu konuda İsra suresinin 1. Ayetinde şöyle buyrulmaktadır:
1-         “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir.”    İsra su.
1. Bu ayette kastedilen mescidin Kudüs’teki Mescid-i Aksa olduğu konusunda Bütün İslam Müfessirleri ittifak etmişlerdir. Nevevi,III, 327.  Kur’an-ı Kerim de “mabed” diye söz edilen bina Beyt-i Makdis olarak adlandırılırdı. Peygamber (sav)in Miraç’a çıkarken ziyaret ettiği mekânın bu Beyt-i Makdis olduğu ünlü müfessirler tarafından dile getirilmektedir. Nitekim meşhur İsra hadisinde Peygamber (sav) Efendimiz: “Burak’a bindim. Kudüs’teki Beytu’l-Makdis’e vardım..” diye söz etmektedir. (Buhari, B.Halk,6;  Müslim, İman,259;  Nesai, Salat,10;  Tirmizi,Tefsir, 2/17.)
Kudüs şehri, bütün kutsal dinlerde kutsal sayılan bir şehirdir. Bunun en önemli sebebi de Yüce Allah tarafından hidayet rehberi olarak görevlendirilen Peygamberlerin birçoğunun Kudüs’te yaşamış veya hayatının bir bölümünün bu şehirde geçirmiş olmalarındandır. Bu Peygamberlerin Mabet olarak kullandıkları mekânlar (Mescitler) de Kudüs şehrindedir.

Kudüs ve çevresinin mübarek kılındığında dair diğer ayetler şunlardır.

2-        “Bir zamanlar Musa, kavmine şöyle demişti: … Ey kavmim! Allah’ın size  lütfettiği nimetini hatırlayın..Ey kavmim! Allah’ın size (vatan olarak) yazdığı mukaddes toprağa girin..”  Maide su.20-21. Burada sözü edilen mukaddes toprak, Kudüs ve çevresi, yani Filistin topraklarıdır.
3-         “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik….Onu (İbrahim’i (as) Lut ile beraber kurtarıp, içinde alemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.”  Enbiya su. 69-71.
Müfessirlere göre bereketli ülke Filistin (Kudüs) yöreleridir. İbrahim (as) ateşten kurtarıldıktan sonra Filistin topraklarına hicret etmiş ve bir sure el-Halil diye bilinen beldede ikamet etmiştir.
4-         “Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrail oğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık..”  A’raf su.137.   “Toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yer” denilirken kastedilen beldenin Filistin diyarı olduğu, zira İsrail oğulları Mısır’da zulüm gördükten sonra, Filistin topraklarına göç etmiş ve orada belli bir süre hâkimiyet kurmuşlardır.
5-        “Bunun üzerine Zekeriya, mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara: “Sabah akşam tespihte bulunun” diye işaret etti.”    Meryem su. 11. Bu ayette geçen “Mihrap”, o zamanlarda ibadet edilen yer yani Beyt-i Makdis (Mescid-i Aksa)dır.
6-         “ Zekeriya, Meryem’in yanına, Mabede her girişinde orada bir rızık bulur ve: “Ey Meryem! Bu sana nerden geliyor?” der. O da: “Bu, Allah tarafındandır. Allah dilediğine sayısız rızık verir” derdi.”     Al-i İmran su. 37.
7-         “Zekeriya mabede durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler. Allah sana, kendisi tarafından gelen bir kelime’yi tasdik edici, efendi, iffetli ve Salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdele.” Al-i İmran su. 39.
Bu ayetlerde de “Mihrap” olarak geçen ve Mabet olarak tercüme edilenmekân Beyt-i Makdis, yani Mescid-i Aksa’dır.
8-         “Meryem oğlunu ve annesini de kudretimizle bir alamet kıldık. Onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.” Mü’minun su. 50. Kur’an-ı Kerim, Beytu’l-Makdis’in toprağını bitkilerin en güzel bir şekilde yetiştiği verimli bir tepe, suyunu da akan bir pınar olarak nitelemektedir. Bu yer, Beytu’l-Makdis’tir. Yukarıdaki bu ayetler, Hz. Zekeriya ve onun oğlu Hz. Yahya, Hz. Meryem ve onun oğlu Hz. İsa (as) döneminde orada bir mabedin yani Mescid-i Aksa’nın eski şeklinin mevcut olduğunu ortaya koymaktadır. İşte Beyt-i Makdis denilen mabet de bu mabettir. Tarihi kaynaklarda Kudüs’ün M:S. 70 yılında yıkıma uğradığı, Beyt-i Makdis’in de bu olayda yıkıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu mekân yine bir mabet olarak biliniyor ve Beyt-i Makdis’in kalıntıları korunuyordu. Bugün Yahudilerin “Ağlama Duvarı”, Müslümanların ise “Burak Duvarı” olarak adlandırdıkları duvar bu eski mabedin bir kalıntısıdır.
9-         “..İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)”  İsra su. 7. Burada da zikredile mescidin Mescid-i Aksa olduğu konusunda yine icma vardır.

10-       “Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara eğer girerlerse ancak korka korka girebilmelidirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahrette de büyük bir azap vardır.”Bakara su.114. Bu ayet Beyt-i Makdis’e saldıran, onu harap edip ahalisini de öldüren Rumlar hakkında nazil olduğu belirtilmektedir. ( Kadı Beydavi Tefsiri.. Bak. Bakara su.114.ayet.)
Dün Rumlar saldırdı, Mescidi tahrip edip ahalisini öldürdüler, Bu gün de rezil, zalim İsrail askerleri saldırıyor, asker fotinleri ile Mescide giriyor, Kur’an-ı Kerimleri yerlere atıyor ve Müslüman Filistinlileri öldürüyorlar. Ayetteki zalimler bugün İsrail askerleridir. Dünya’da rezillik, ahrette de azap onlarındır. Bir buçuk milyarlık İslam âlemi, 8-9 milyonluk İsrail’in zulmünü sadece seyrediyor.
11-       “Cinlerden de öylesi vardı ki, Rabbinin izni ve emri ile Süleyman’ın önünde sürekli çalışmaktaydı. Onlar onun için dilediği şeyleri; sağlam köşkleri, yüksek evleri, mescitleri, heykelleri, büyük havuzlar gibi çanakları ve sabit sabit çanakları yapıyorlardı. .Sonra Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak değneğini yiyen ağaç kurdu gösterdi..”Sebe su. 12- 14.
Mescid- Aksa yerinin tespiti ve planlanması Hz. Davut (as) ile başlar. Hz. Davut (as) Kudüs’te inşa etmek için başladığı fakat bitiremediği mabedin inşasını bitirmesini oğlu Hz. Süleyman (as) a vasiyet ve emreder. Mabedin yapılması ile ilgili bütün malzemeleri ve elemanları oğlu Süleyman (as)a teslim eder. . Babasının vasiyetine uyarak Süleyman (as) Kudüs’te Beytu’l- Makdis’i inşa etmiştir.  (İslam Ansiklopedisi, 29/ 268-271)
Bu Mescidin inşasında cinleri de çalıştırmış ve Hz. Süleyman (as) canını Rabbine teslim etmesine rağmen, cinler bu durumu anlamamış ve başlarında Hz. Süleyman varmışçasına çalışmalarına devam etmişlerdir. Hz. Davut (as) ın inşasına başlayıp oğlu Hz. Süleyman’ın bitirdiği, cinlerin de bilfiil çalıştığı Mabet, Mescid-i Aksa’dır. Mescid-i Aka’nın ilk şeklinin Hz. Süleyman (as) tarafından yaptırıldığı, hem yukarıdaki ayetlerden hem de şu hadisten açıkça anlaşılmaktadır.
Hz. Süleyman (as) mabedin inşaatı bitince büyük bir törenle mabedin açılışını yapmıştır. Hz. Süleyman (as) 22.000 öküz, 120.000 koyun kurban kesmiş ve bir hafta sureyle bayram ilan etmiştir.
Çok değerli eşyalarla dolu olan Beyt-i Makdis, Hz. Süleyman (as) dan sonra istilacıların yağmalama ve yıkımlarına maruz kalmıştır. En büyük yıkım Babil hükümdarı II. Büntünnaar’ın Kudüs’ü 3. İşgali sırasında olmuştur. (M.Ö. 586). Daha sonra da pek çok istilalar sonucu mabet yıkılmıştır.
M.S. 638 yılında Halife Hz. Ömer (ra) döneminde Kudüs fethedildikten sonra, Kudüs’ün anahtarını teslim aldığında kendisi de bizzat çalışarak Mescid-i Aksâ’nın (Süleyman Mâbedi) Hıristiyanlık döneminde molozlar altında kalmış olan yerini temizletip Sahre’nin güneyindeki düzlükte cemaate namaz kıldırmış (Taberî, Târîħ, II, 450), daha sonra da buraya bir mescit yaptırmıştır. Hz. Ömer (ra) nin burayı mabet ittihaz etmesi ve orada namaz kılması o mekânın kutsiyet ve ehemmiyetinden ileri geliyordu. Mescid-i Aksa daha sonra Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında genişletilmiştir.
Mescid-i Aksa’ya Mekke ye olan uzaklığından dolayı en uzak manasına gelen “aksa”  ismi verilmiştir.

            Hadis-i şeriflerde Mescid-i Aksa’nın önemi ve fazileti:
1-        Peygamber (sav) Efendimiz, Hz. Süleyman’ın üç dileği olduğunu söyleyerek şöyle buyurmaktadır: “Davut oğlu Süleyman (as), Beytu’l-Makdis’i inşa edince Yüce Allah’tan üç şey istedi: Birincisi doğru ve isabetli hüküm verme yeteneğinin kendisine verilmesini istedi ki, bu kendisine verildi. İkincisi kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak bir iktidar verilmesini istedi. Bu da kendisine verildi. Üçüncüsü Mescidin inşaatını bitirdikten sonra, “bu mescide sadece namaz kılma düşüncesi ile gelen bir kimseyi annesinden doğmuş gibi günahsız olarak oradan çıkarmasını” Allah’tan niyaz etti.” Başka bir rivayette yer alan ayrıntıya göre, Resulullah (sav): “Süleyman’ın ilk iki dileği gerçekleşmiştir. Üçüncüsünün de kendisine verilmiş olmasını umarım.” Dediği rivayet edilmektedir.   İbn Mace, İkamet, 196. Nesai, Mesacit, 6. Hadislerle İslam, D.İ.Bşk. c.6.s 85.
Bu hadis-i şeriften öğrendiğimize göre, Mescid-i Aksa’ya ibadet niyetiyle namaz kılmak için gitmek, günahlara kefarettir, kişinin bağışlanmasına neden olur.
2-        Peygamber (sav) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “ Yolculuk ancak şu üç Mescitten birisine ibadet için olur. Benim şu Mescidime, Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya”.    Müslim, Hac, 15/ 415,511.512. Buhari, Mescid-i Mekke,1. Savm 67,  Ebu Davut, Menasik 94; Tirmizi, Salat 126; Nesai, Mesacit,10.
Bu gün İslam âlemi, “ibadet için yolculuk yapmaya değer” diye belirtilen Mescid-i Aksa’yı rahat bir şekilde ziyaret edememekte ve içerisinde Cuma namazı kılamamaktadır. İsrail askerleri dün Cuma namazında 35 yaşın altındaki gençlerin namaz kılmalarına izin vermemiştir. Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ziyaretine açık tutulması için mukaddes Kudüs şehrini kurtarmak hepimizin dini bir görevidir. Allah Kudüs ‘ün kurtulduğu günü görmeyi bizlere nasip eylesin.
3-         Ebu Zer (ra) diyor ki, “Resulullah (sav) Efendimize; “yeryüzünde inşa edilen ilk mescidin hangisi olduğunu sordum, “ Mescid-i Haram” diye cevap buyurdu. “Sonra hangisi?” diye sordum, “Mescid-i Aksa” diye cevap buyurdu. Ben, “ İkisi arasındaki süre ne kadardır?” diye sordum. Şöyle buyurdular: “Kırk yıl” sonra da Peygamber (sav), “ Ey Ebu Zer! Bütün yeryüzü senin için mescittir. Nerede namaz vaktine girersen orada namazını kıl. Namazın fazileti, vaktinde kılınmasındadır,” buyurdu.” Buhari, Enbiya, 60/40; Müslim, Mesacid, 1-2; İbn Mace, Mesacid, 4/7.
4-         Peygamber (sav) Efendimiz Mescid-i Aksa’da kılınan namazların, Mescid- Haram ve Mescid-i Nebevi hariç, diğer mescitlerde kılınan namazlardan daha fazla sevap ve faziletli olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Bir adamın kendi evinde kıldığı namaza bir namaz sevabı verilir. Oturduğu beldenin sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaz yirmi beş kat sevap verilir. Cuma namazının kılındığı camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir. Mescid-i Aksa’da kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir. Benim Mescidimde kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir. Mescid-i Haram’da kıldığı namaza ise yüz bin kat sevap verilir.” İbn Mace, İkametu’s-Selah, 5/ 198. Ahmet b.Hanbel,2/ 16, 68.
5-        Peygamber (sav) Efendimize azatlısı Hz. Meymune (ra): “Ey Allah’ın Resulü! Bize Mescid-i Aksa hakkında hükmün ne olduğunu bildirir misiniz?” diye sorar: Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular: “Oraya gidin ve içerisinde namaz kılın.” Hadisin ravisi dedi ki, “O zaman orası Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı”. Peygamber (sav) Efendimiz sözlerine şöyle devam etti: “Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin.”  Ebu Davut, K. Salat,14.
6-         Resûl-i Ekrem’in Mi’rac gecesinde Mescid-i Aksâ’ya uğradığı ve burada içlerinde İbrahim (as), Musa (as) ve İsa (as) ın da bulunduğu peygamberler topluluğuna namaz kıldırdığı ve sonra semaya yükseltildiği anlaşılmaktadır. (Müslim, “Îmân”, 259; İbn Hişâm, II, 37-38).
7-         Ümmü Seleme (ra) den, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdular :” Kim umre yapmak için ihrama Beyt-i Makdis’den başlarsa günahları bağışlanır.”   Bunun üzerine annem de Beyt-i Makdis’den itibaren ihrama girdi.”  İbn Mace, Terğib, c.3/ s.5.
8-         Ebu Davut ve Beyhaki’nin rivayetlerinde ise, Ümmü Seleme (ra) Resulullah (sav) in : “ Kim hac ve umre yapmak üzere Mescid-i Aksa’dan ihrama girerse geçmiş ve gelecek günahlarıbağışlanır ve mutlaka cennete girer” buyurduğunu işittim.” Dedi. Et-Terğib c. 3/ s.6.
9-         Filistin topraklarının mübarek kılındığına dair de şu hadis-i şerif bulunmaktadır: Bu hadiste şöyle buyurulur: “Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek bereketli kılmış ve özellikle Filistin’i mukaddes kılmıştır.”  Müslim, İman, 282.
            İsra ve Miraç olayı, yeryüzündeki bütün Müslümanların boynuna Mescid_i Aksa emanetini yüklemiştir. Onu ihmal etmek, onu korumamak, Allah’ın dinini ihmal etmek demektir. Yüce Allah bunu bütün Müslümanlardan soracaktır. Mescid-i Aksa, bir mescittir. Ancak yeryüzündeki herhangi bir mescit gibi değildir. Onun farklı konumu ve özelliği vardır. Yukarıda zikretmeğe çalıştığımız ayetler ve hadisler onu önemini bizlere anlatmaktadır. Bundan dolayıdır ki Mescid-i Aksa bütün Müslümanların kutsal mescididir. Bugün her Müslüman’a düşen görev Mescid-i Aksa’nın değerini bilmek, sevgi bağıyla ona bağlanmaktır. Onun dokunulmazlığını ve şerefini korumaktır. Ona destek olma uğruna maddi ve manevi bütün fedakârlığı yapmaktır.

Yüce Allah Müslümanlara birlik, beraberlik ve kardeşlik nasip eylesin.

Kemalettin AKSOY  - Müftü