-- --
Mescid-i Aksa’nın kapısından avluya dolayısıyla Kıble camiine gireceğim yerde gördüğüm çeşme dikkatimi çekti. Osmanlıların bir mirası daha...

Avludan içeriye girdim. kafile oradaydı. Henüz iki saatimiz vardı. Dolaştım. Abdesti yeniledim. Ve Kıble camine girerek en önden hem mihrabı hem minberi göreceğim yere oturdum.

Cep telefonumdan Yasin-i Şerif okuduktan sonra zikir yapmaya başladım. Çok geçmeden bir hatip vaaz vermeye başladı. Ama anlaşılacağı şekilde dili bilmediğimizden safça dinlemekle yetindik. Cemaat giderek artıyordu. Bizim selatin camiler gibi. Yavaş yavaş dolan caminin arka tarafını göremiyordum. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bahçeye kadar taşmış.

Bu arada cemaatin arasında dolaşan biri su ikramı yapıyor.


  

Dr. Ekrima Sa'eed Sabri ile 
İç ezanın ardından minbere yaşlıca bir hoca çıktı. Aşina olduğumuz kelimelrden sonra vaazı verdi. Uzun bir vaazdı. Vaaz bitimi, Cuma namazını tamamlayarak camiden avluya çıktı. Küçük bir grup protesto gösterisi yapıyordu. Kapıda ise Mescidi Aksa için yardım toplanıyordu.

Dışarıda toplanırken bir sürpriz oldu. Merak ettiğim hutbeyi veren kişi ile yan yanayım. Tanışıyoruz. bana kartını veriyor. Kartın üzerinde "Dr. Ekrima Sa'eed Sabri - Mescidi Aksa Müftü ve İmam - Hatibi , İslam Yüksek Kurulu Başkanı - Akademisyenler ve Vaizler Örgütü Başkanı - Uluslararası Müslüman Alimler Birliği Üyesi" yazılı. Hatıra resim çekiyoruz.

Dinlediğimiz vaazın konusu ise "İslam ve Dünya Mirası Günü..." konusunda imiş.

Allah’a şükürler olsun ki, bir Cuma Namazı nasip oldu bana bu mübarek mekânda...
Dr. Ekrima Sa'eed Sabri ve kafilemiz
Cuma çıkışı kafile görevlilerimizin biriyle hararetli bir tartışma içine girdiğini gördüm. Yanlarına yaklaştım. Adam olmaz diyor bizimkiler rica üstüne rica ediyor.  Dinleyince adamın Kubbetüssahra'dan sorumlu bir yetkili olduğunu öğreniyorum. Elinde telsiziyle bir inat havasında olmazlara devam ediyor. Konu şu.. Biizmkiler cumartesi günü için orayı ziyaret etmek isyior. Adam halı döşeniyor gerekçesiyle hayır diyor. Bizimkiler bir taraftan görelim der adam nuh der peygamber demez. Dayanamadım bir çift kelime söylemek zorunda kaldım.

"Beyefendi, kilometrelerce öteden buraları görüp öğrenelim tanıyalım diye geldik. Buraların hayallerini yaşadık. Dönüşümüzde anlatacaklarımız olsun diye. ve biz Müslümanlar için çok kıymetli bir yere bizi sokmuyorsunuz. Güzel. haklı olabilirsiniz. Ancak şunu unutmayın biz sadece üzülürüz. Göremedik der geçer gideriz ve sizi kötü bir anı olarak bunların arasına katarız. Zamanla vicdanınız sızlayıp "ben ne yaptım" demeyeceğinizi nereden biliyorsun. Bizi oraya sokmamak sizi ne kadar mutlu edecek" dedim.

Yüzüme baktı. "Sen niçin böyle konuşuyorsun" dedi. "Vicdan sahibi isen bizim ziyaretimize engel olmazsın, bizi bundan mahrum etmezsin" dedim. Ve yanlarından ayrıldım.

Grupla otele dönerken adamın saat 10:00 da gelip ziyaret edeceğimize izin verdiğini öğrendim.
 
Top