.

.
.

Kısa Kısa

Mescid-i Aksa Temizlenmek İsteyenleri bekliyor

 16 Nisan 2015 - Dolu dolu geçirdiğimiz günün ardından saat 16:00 da yediğimiz öğle yemeğınin ardından Mescidi Aksa'da akşam ve yatsı namazlarını kılmak için yönümüzü Kıble mescidine çevirdik.

Abdestini tazelemek isteyenler Mescidi Aksa dışında bulunan tuvaletlere yönelirken diğerleri bahçede gezinti yapmaya başladı.

Kubbetüssahra'nın eteklerinden merdivenlere doğru ilerlerken her gün olduğu gibi yine Filistinli çocuklar bahşiş diye yolumuzu kesiyor. "Türkiya" "Türko" diye bağırmalar, elinize kolunuza sarılmalar, şakalaşmalar sarılmalar içerisinde selam veriyor, bahşişler dağıtılıyor ve yaşlı bir kaç Filistinli Müslümanın meraklı ve güleç gözlerinden ilerliyoruz.

İlk kıblemiz, ilk kutsalımız olan Mescid-i Aksa’ ya ilk kez genüş batmadan geliyoruz. Çevreyi biraz daha net görüyoruz. Akşam namazını eda etmek için giriyoruz..

Mescid-i Aksa hakkında her yerde çok fazla bilgi bulabileceğinizden bu konulara fazla girmiyorum. İşin manevi yönünde gördüklerim, dikkatimi çekenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Mahzun ve ilgiye muhtaç mescidden içeriye adım attığımda bizim İstanbul'un selatin camileri kadar cemaatin olmadığını görüyorum. Oysa ki üzerinde türlü planların yapıldığı bu caminin günün her saati dolup taşması gerekmez miydi. Bir şairin dediği gibi " Ey ! Semâvî dinlerin, dünyadaki beşiği; Ey ! Mîrâc’a açılan, kapıların eşiği.. Sen ki; Mescid-i Aksa, sen ki; tevhîd simgesi, Sahâbe-i Kirâm’ın, namazda ilk kıblesi.." senin ne kaderin var ki öylesine ulvi, öylesine mübarek yerdesin ki cemaatin az, sen mahzun, gelenler yorgun diyesim geliyor.

Mescid-i Aksâ'ya "İliya" veya günahlardan temizlenme yeri anlamında "Beyt-i Makdis" yahut "Beyt-i Mukaddes" adı verildiğini öğreniyoruz. Ama günahlrdan arınmanın , temizlenmenin yeri de olsa herhalde hiç bir kul günahından temizlenmek istemiyor ki buraya gelme gereği duymuyor, sanki..

Allahu Teala Bizim Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan ve bu konuda emeği geçen, bu yolu açan herkesten razı olsun ki ülkemizde buraya gelmek için turlar düzenlenmeye başladı. Gerçi özel turlar bunu bir kaç senedir yapıyor, çok sayıda kişi kendi imkanlarıyla geliyor ama gelenlerin yüreğinde hep bir korku oluşmuş. Pek tavsiye eder yazılar, bilgiler ve siz de gidin temennileri işitilmemiştir.

Bu kez DİB tarafından yapılan turlara daha önce de söylediğim gibi herkes gitmeli. Sahip çıkmalı.

Ne demişti Resullullah as. " Kim umre yapmak için ihrama Beyt-i Makdis’den başlarsa günahları bağışlanır.”  (Ümmü Seleme (ra) den)  İbn Mace, Terğib, c.3/ s.5. Bundan iyi fırsat mı olur. ne bekliyoruz Ne duruyoruz..

Aslında bu hadisi kafile başkanımız Selman hoca'ya İstanbul'da sorduğumda "yok öyle bir şey" demişti de Allah'tan Kudüs'te bu bilginin doğruluğunu öğrenmiş olacak ki buralardan ayrılacağımız gece bu topraklarda umre giymenin faziletini söyleyip "siyasi nedenlerden yapamıyoruz" demişti.

Ve yaptığımız araştırmalarda Mescidi Aksa'nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında birçok hadisi şerif bulunduğunu öğreniyor ve bir kısmını aşağıya ve bloğumda ayrı bir şekilde belirtiyorum. Meraklı olanlar yazının sonunda ve buraya tıklayarak okuyabilir:

İsra ve Miraç olayı, yeryüzündeki bütün Müslümanların boynuna Mescid_i Aksa emanetini yüklemiştir. Onu ihmal etmek, onu korumamak, Allah’ın dinini ihmal etmek demektir. Yüce Allah bunu bütün Müslümanlardan soracaktır. Mescid-i Aksa, bir mescittir. Ancak yeryüzündeki herhangi bir mescit gibi değildir. Onun farklı konumu ve özelliği vardır. Bugün her Müslüman’a düşen görev Mescid-i Aksa’nın değerini bilmek, sevgi bağıyla ona bağlanmaktır. Onun dokunulmazlığını ve şerefini korumaktır. Ona destek olma uğruna maddi ve manevi bütün fedakârlığı yapmaktır.

Mescidi Aksa davası bütün Müslümanların ortak davalarıdır. Allah korusun, bu mescide herhangi bir zarar gelmesi halinde bundan sadece Filistinli Müslümanlar değil bütün dünya Müslümanları sorumlu olacaklardır. Mescidi Aksa bütün Müslümanların ortak değerleri ve şerefleridir. Buna hep birlikte sahip çıkmaları ve siyonistlerin burayı kirletmelerine fırsat vermemeleri gerekir. Bunun için dünya Müslümanlarının her şeyden önce Mescidi Aksa ve Kudüs konusunda duyarlı olduklarını ve siyonistlerin buraya zarar vermelerine fırsat vermeyeceklerini bütün dünyaya göstermeleri zorunludur.


Ancak gördük duyduk ki Mescidi Aksa, El Halil, Eriha, şeria ve Gazze veye diğer yerlerde Filistinliler için vakayı adiye yönünde artık olağan olan toprakları savunma duygusu bireyselliğe dönüşmüş. Filistinli kendine kurtarma endişesi içinde. Hoş ya dedeleri de 3-5 kuruş menfaate toprakları Siyonistlere satmamış mıydı. Şimdi 3. 4. kuşak bu satışın faturasını ödemiyor muydu. Filistin için mücadele eden iki örgütün birbirleriyle kapışması olayın ucunda siyasi bir rantın kutsal beldeye sahip çıkmasından ziyade İslam alemini çaresiz göstermek, Filistin'i  yakın zamanda elden çıkartmak gayesini güttüğünü göstermektedir.

Sokaklarında göremediğimiz Filistin Bayrakları, okunmayan ezanlar, boş kalmış mescitler, dükkanlarında cocacola satılması ve cuma günü dahi dolmayan Mescidi Aksa toprakları 1948 den bu yana süren savaşın "pes" haline geldiğini gösteriyor.

Ancak buraya Türk'ün iman gücü sahip çıkar. 3 Milyon Suriyelinin topraklarına sahip çıkmayarak daha özgür, daha rahat yaşam diyerek gençleriyle ülkemize yerleşmeleri, vatanlarını bedavaya satmaları asla Kurtuluş Savaşında tüm varlığını vatanın bağrına basan kara hançeri çıkartmak için mücadele vermiş 7'sinden 70'ine Türk'ün gayretini gösterememektedir.

500 yıl İslamı dünyaya yayan ve İslama dayalı idareyi dünya üzerinde uygulayan Osmanlı beklenir bu topraklarda...

Camide yürürken bunlar birbir geçti aklımdan.. Bir kısmı restore halinde bulunan caminin bir tarafından ilim görenler içimdeki darlığı biraz genişletti.

Önce Akşam namazını ardından yatsı namazını kılıp otele dönüyoruz.

**************

Resulullah (a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu üç mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." (Müslim, Kitâbu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kasdıyla olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla Mescidi Aksa harem mescidlerin üçüncüsü sayılmıştır.

Ahmed ibnu Hanbel, Nesâi ve Hakim'in Abdullah ibnu Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre de Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Süleymân (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında Rabbinden üç şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben üçüncüsünü de vermiş olmasını ümit ediyorum: Kendisine, kendi hükmüne denk gelecek hüküm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hiç kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid'de -yani Mescidi Aksa'da- namaz kılmak amacıyla evinden çıkarsa anasından doğmuş gibi günâhlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah'ın bu istediğini de ona vermiş olmasını ümit ediyoruz."

Bir hadisi şerifte bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s)'ın câriyesi Meymune (r. anhâ): "Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi. Resulullah (s.a.s.) da şöyle buyurdu: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kılın." -Hadisin râvisi dedi ki: "O zaman burası Dâru'l-Harb'di (yani Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı)."- (Resulullah (s.a.s) sözlerine daha sonra şöyle devam etti): "Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin." (Ebu Davud, Kitâbu's-Salât, 14) Burada zeytinyağı bir semboldür. Yapılması istenen ise Kudüs'e ve Mescidi Aksa'ya önem verilmesi, oranın Hz. İbrahim (a.s.)'ın hanif dininin gerçek sahipleri olan mü'minlerin eline geçmesi için çalışılması ve o kutsal mekânların tevhid dinine uygun kimliğinin korunması amacıyla yapılan çalışmalara herhangi bir şekilde destek olunmasıdır.

Yeryüzünün en faziletli mekânları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa'dır. Bu üç camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir. Hatta İbnu Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadiste: "Bir adamın kendi evinde kıldığı namaza bir namaz sevabı verilir. Oturduğu beldenin sakinlerinin devam ettikleri camide kıldığı namaza yirmi beş kat sevap verilir. Cuma namazının kılındığı camide kıldığı namaza beş yüz kat sevap verilir. Mescidi Aksa'da kıldığı namaza elli bin kat sevap verilir. Benim camimde kıldığı namaza da elli bin kat sevap verilir. Mescidi Haram'da kıldığı namaza ise yüz bin kat sevap verilir" denmektedir. (İbnu Mâce, İkâmetu's-Sala ve's-Sunne fihâ, 5/198) Ancak ez-Zevâid'de bu hadisin isnadının zayıf olduğu söylenmektedir. İbnu Hibban da bu hadisin delil olarak alınabilmesi için bunu te'yid eden bir rivayetin bulunması gerektiğini ifade etmiştir. Burada verilen rakamları te'yid eden başka herhangi bir rivayet bilmiyorsak da, sayılan üç mescidde kılınan namazların diğer mescidlerde kılınan namazlardan çok daha fazla sevaplı olduğunu bildiren başka hadisler mevcuttur. Bu itibarla verilen rakamlar belki sevabın katını ifade etmek için değil de arada çok büyük bir sevap farkı olduğuna dikkat çekmek için söylenmiş olabilir.

Bilindiği üzere Mescidi Aksa aynı zamanda Müslümanların ilk kıblesidir. Bu özelliğinden dolayı da İslâm'da ayrı bir öneme sahiptir. Buhari ve Müslim'in rivayet ettiklerine göre el-Bera ibnu Azib (r.a.) şöyle söylemiştir: "Resulullah (a.s.) Beyti Makdis (Mescidi Aksa) tarafına on altı ya da on yedi ay namaz kıldı. Resulullah (a.s.) Ka'be tarafına namaz kılmayı arzuluyordu. Yüce Allah da şu ayeti kerimeyi indirdi: "Yüzünü göğe doğru çevirip durmanı görüyoruz. Seni hoşnut kalacağın kıbleye doğru yönelteceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Ve her nerede olursanız olun yüzünüzü onun tarafına çevirin." (Bakara, 2/144) Bunu te'yid eden daha birçok hadisi şerif rivayet edilmiştir.

Tanınmış tefsir alimlerinden Kasımi, Mescidi Aksâ'nın ismi hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "Aksa kelimesi "en uzak" anlamındadır. Mescidi Aksa da Mekke'ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmıştır." Mescidi Aksa aynı zamanda Yüce Allah'ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Çünkü İsrâ suresinin birinci âyetinde şöyle buyurulmaktadır: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." Burada dikkat edilirse, Resulullah (s.a.s.)'ın Mescidi Haram'dan Mescidi Aksa'ya yürütülmesinin sebebiyle ilgili olarak "kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için" denmektedir. Allah dileseydi Resulullah (s.a.s.)'ı Mescidi Haram'dan da miraca yükseltebilirdi. Ancak kendisine birtakım ilâhi âyetlerin gösterilmesi amacıyla önce Mescidi Aksa'ya getirilmiş ve oradan miraca yükseltilmiştir. Demek ki, burası da Allah'ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Dolayısıyla buraya asıl sahip çıkmaları gerekenler Müslümanlardır.

Filistin diyarının mübarek kılındığına dair de ayrıca hadisler bulunmaktadır. Bunlardan birinde şöyle buyurulur: "Allah, Ariş ile Fırat arasını mübarek (bereketli) kılmış ve özellikle Filistin'i mukaddes kılmıştır." (Bu hadisi Müslim, İman, 282; Münavi, et-Teysir, I/248'de rivayet etmiştir.) İslam tarihi ilmi için Kur'an-ı Kerim'den sonra en önemli belgeler ve bilgiler sahih hadislerdir. Çünkü sahih hadisler büyük bir itinayla korunup günümüze kadar aktarılan bilgilerdir. İsra ve mirac olayıyla ilgili hadislerde, Mescidi Aksa denirken kastedilen mabedin Kudüs'teki Beyti Makdis olduğu açıkça ifade edilmektedir. (Bunlardan bazılarının kaynaklarını yukarıda verdik.)