-- --
Mısır Müftüsü Ali Cumua, 18 Nisan günü Kudüs'e gayrı resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu, bir Mısır müftüsünün 1948'den bu yana Kudüs'ü ilk ziyaretiydi. Müftü efendi, sonrasında kopacak fırtınayı hesaplayamamış olacak ki, haberi Twitter hesabından bizzat kendisi duyurdu.

Mısır ile İsrail arasında 1979'dan bu yana resmen diplomatik ilişki bulunuyor olsa da, bir müftünün kalkıp Kudüs'e gitmesi, Arap dünyasında büyük bir öfke yarattı. Müftü'yü "İsrail'in Kudüs üzerindeki egemenlik haklarını tanımak"la suçlayan gruplar, Facebook'ta "Müftü'yü kovmak için bir milyar imza" kampanyaları başlattı. Arap dünyasının en saygın gazetelerinden Kudsu'l-Arabî'nin sahibi ve başyazarı Abdulbâri Atvan, "Mısır daha iyi bir müftüyü hak ediyor" başlıklı yazısında, özetle şunları söyledi: "İsrail makamları, Kudüs'ü sıradan insanlardan çok itibarlı kişilerin ve üst düzey din adamlarının ziyaret etmesini istiyor. Çünkü bu ziyaretler, İsrail'in Kudüs üzerindeki hâkimiyetini onaylayan ziyaretlerdir. Müftü Ali Cumua'nın yaptığı tam da budur. Müftü, vakit geçirmeden görevinden ayrılmalıdır."

Ezher Üniversitesi'nden birçok ismin de tepki gösterdiği ziyarete, El Fetih'ten övgü, Hamas ve İslami Cihad'dan sert eleştiriler geldi. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise, "Arap kardeşlerimiz bizi ziyaret etsin, Kudüs'e gelsinler. Yaşadıklarımızı kendi gözleriyle görsünler" açıklamasında bulundu.

Kudüs eski Müftüsü ve Yüksek İslâm Konseyi Başkanı İkrime Sabri de, Arap yetkililerinin Kudüs'ü ziyaret etmelerinin "caiz" olmadığını söyleyerek, yapılması gerekenin Filistinlilere maddi yardım yapmaları için hükümetler üzerinde baskı kurmak olduğunu kaydetti. Sabri, Filistin'de yaşayan en büyük âlimlerden biri kabul ediliyor. İşin ilginç tarafı, tam da Ali Cumua'nın Kudüs'ü ziyaret ettiği gün, İsrail makamları İkrime Sabri hakkında "İki ay Mescid-i Aksa ve çevresine yaklaşamaz" kararı verdi; Sabri Kudüs'te yaşamasına rağmen üstelik.

Müftü'nün başdanışmanı İbrahim Necm "İstifayı gerektirecek herhangi bir durum yok, çünkü burada suç yok" dese de, tepkilerin daha da büyümesinden çekinen Ali Cumua "Ziyaretim sırasında Kudüs'e Ürdün üzerinden gittim, İsrail'in tanınması anlamına gelecek herhangi bir eylemde bulunmadım" demek zorunda kaldı.

Derken tartışmaya İsrail de katıldı. İsrail makamlarından yapılan açıklamada, Ali Cumua'nın gezisinin Savunma Bakanlığı ile tam koordinasyon içinde gerçekleştirildiği vurgulandı. Açıklama, Müftü'nün işini daha da zorlaştırdı elbette.

Nihayet, Mısır Parlamentosu, Ali Cumua'nın görevden alınması için hazırlanan bir teklifi oy çokluğuyla kabul etti. Kararın gerekçesi "Kudüs'ü ziyaret etmek, işgali ve oradaki İsrail zulmünü meşrulaştırmak anlamına gelir" cümlesiyle açıklandı. Şimdi Yüksek Askeri Konsey Başkanı Hüseyin Tantavi'nin önünde bulunan teklif onaylanırsa, Ali Cumua "Kudüs'ü ziyaret ettiği için görevden alınan ilk Mısır müftüsü" unvanını kazanacak.

1948 öncesinde, İsrail'in kurulabilme ihtimalini tümüyle dışlayan, hatta Yahudileri denize dökmekten söz eden Arap kamuoyu, pabucun pahalı olduğu görünce, zaman içinde yavaş yavaş daha reel bir pozisyon almaya başladı. 1970'li yıllarda bile Arap basınında İsrail'den söz edilirken "Sözde İsrail Devleti" (Tanıdık bir ifade biçimi bizim açımızdan) tabiri kullanılırken, şimdilerde Ortadoğu'da artık İsrail diye bir vakıanın bulunduğu genel bir kabule dönüştü.

Ancak Kudüs "İslâm'ın en kutsal üç şehrinden biri" olduğu için, onunla ilgili tartışmalar hâlâ bütün sıcaklığıyla devam ediyor. Arap dünyasındaki âlimlerin geneline göre, İsrail'den vize ve izin alarak Kudüs'ü ziyaret etmek, İsrail'in kutsal kent üzerindeki tahakkümünü onaylamak anlamına geleceğinden, haram. Yusuf el Karadavi başta olmak üzere Sünni ulemanın neredeyse tamamı aynı fikirde. Türkiye'de de aynı ekolden etkilenen birçok isme rastlamak mümkün. Hatta Mescid-i Aksa'yı ziyaret adı altında Siyonizm'e destek verildiği şeklinde güncel yorumlar da sıklıkla boy gösteriyor.

Kudüs'ü ziyaret etmenin haramlığını savunanların, aynı zamanda Mescid-i Aksa ve Kubbetu's-Sahra başta olmak üzere Kudüs'teki İslâm eserlerinin asla zarar görmemesini ve korunmasını savunmaları ise ilginç bir çelişki olarak dikkat çekiyor. Gidip görmeden, Filistinlilerin Kudüs'te yaşadıklarına şahitlik etmeden, alışveriş vb. yollarla Kudüs ve çevresindeki Filistinlilerin yüzünü güldürmeden, ziyaretlerle onlara moral desteği sağlamadan oralara nasıl sahip çıkılacağı sorusu, henüz mantıklı bir şekilde cevabını bulabilmiş değil.

Bu noktada, Arapları (ve diğer Müslümanları) Kudüs'ü ziyarete davet eden Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın argümanları daha tutarlı ve mantıklı görünüyor.

Ziyaret edenler bileceklerdir, Kudüs'e gittiğinizde Filistinlilerin otellerinde konaklamanız, Kudüs'ün Filistinlerin yaşandığı kısmından alışveriş yapmanız, orada yaşanan sıkıntıları bizzat gözlemlemeniz mümkündür. Hatta imkânlarınız ölçüsünde, orada zor durumda olan insanlara maddi yardım bile yapabilirsiniz. Normal şartlarda bizzat gitmeden mümkün olabilecek bir şey değildir bu.

Velhasıl, Kudüs'ü ziyaret meselesi de, içinde İsrail'in bulunduğu her şeyde olduğu gibi Müslümanlar arasında türlü anlaşmazlıklara neden olan bir mesele.

Belki Arap ve Müslüman dünyası, İsrail'i değil de orada güçlükle yaşamını sürdürmeye çalışan Filistinlileri ve İslâm eserlerini muhatap kabul etseler, sorun çok daha kolay çözülecek. Ama 'İsrail takıntısı', en temel konuları bile içinden çıkılmaz hale getiriyor maalesef.

taha.kilinc@usasabah.com
http://www.usasabah.com/Yazarlar/taha_kilinc/2012/04/26/kudusu-ziyaret-haram-midir
 
Top