-- --
Okla gösterilen yer Lut Gölü imiş
Diyanetin bu yıl organizasyona koyduğu Kudüs'ten Umre'ye turunun ilkinde gezi planında olmasına rağmen Lut Gölüne "'günah'tır oraya gidilmez" diyerek 160 kişi götürülmedi.

Türkiye'de ilk kez Diyanet İşleri Başkanlığınca düzenlenen Kudüs Umresi 15 Nisan 2015 günü yola çıkan 160 kişilik kafileyle başlamıştı. Bu turun güzergahlarından biri de ilan edilen programın
3.gününde görülecek yerler arasında yer alan Lut kavminin helak edildiği yer olan Lut gölünün (Ölü Deniz) görülmesiydi.  Buna rağmen turun bu kısmı ne yazık ki gerçekleşmeden tura katılanlar bundan mahrum edilmişlerdir.

Kudür Tur program
Gerçekleşen turun planlananın aksine 4. gün olan 18 Nisan'da kafile öğleden sonraki turunda Eriha Bölgesine götürülmüş ve burada 3 saat bekletildikten sonra Musa aleyhisselam külliyesine ve Lut gölüne götürülecek denilerek yola çıkılmıştı. Belli bir mevkiye gelindiğinde kilometrelerce uzaklıkta bulunan göl veya deniz olduğu belli olmayan bir yer otobüslerden inilmeden gösterilerek Lut gölü olduğu belirtildi. Program akışında olmasına rağmen adı geçen denize götürülmeyen kafile transit geçerek Mekke'ye gitmek üzere Telaviv havaalanına yönlendirildi.

Tur görevlilerinin Lut gölüne gidilmemesinin gerekçesi olarak "lanetlenmiş yerlerden hızla geçiniz" hadisi şerifi gösterildi. Görevlilerin gerekçesi 'Hac sırasında peygamberimiz Müzdelife’den Mina’ya giderken Muhassir Vadisinden geçerken Müslümanların hızlıca geçmesini istemiştir. Burası Ebrehe’nin ordusunun helak olduğu yerdir.' demesi olarak gösterildi.


Lanetlenmiş yerlerden geçme konusunda peygamber efendimizin (AS) “İnsanları helak olan bölgelere kıyamete kadar lanet yağar.” diye buyurduğunu biliyoruz. Ve hatta öğrendiğim kadarıyla Allah Resulü Tebuk seferine giderken Semud Kavminin helak olduğu Hıcır şehrinde konaklamıştı. Allah Resulü kısa bir süre sonra oradan ayrıldı. Hırkasını yüzüne örttü, hayvanını hızlıca sürdü ve ashabına: – “Kendilerine zulmeden insanların eğleştiği yerde eğleşmeyin ki, onlara dokunan azab, size de dokunmasın. Buraların suyundan içmeyin, bu sular ile abdest almayın, bu sular ile pişen yemeği yemeyin.” (K.Sitte: 6/263) demiştir.
Ufukta görülen yerin Lut Gölü olduğu belirtildi
Oysa programda ne varsa yerine getirilmesi gerekmektedir. Hatta böyle lanetlenmiş ve felakete uğramış yerlerin ibret alınması için bizzat Allah-u Teala c.c tarafından işlek yol üzerinde bulundurulmaları da bu yüzdendir. Görmek gerekir. Allah-u Teala Hicr Suresinin 79. ayetinde "Bu yüzden onlardan da öç aldık; bu beldelerin her ikisi de işlek bir yol üzerindedirler." Diyanet İşleri Başkanlığının yayınladığı mealde ise "Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler." diye belirtiliyor. Yani yok edilen bu tür beldelerin işlek bir yol üzerinde olması da insanın durup ibret almasını gerektirmektedir. Çünkü bu yerler gelip geçen herkesin görebileceği şekilde gözler önündedir. Kalkıp ta "böyle lanetlenmiş yerlerden durmadan geçip gitmek gerekir ya da gitmemek gerekir" diye insanları korkutmanın anlamı nedir. Madem dediğiniz gibi ise Allah-u Teala bunu neden emretmiştir. Bu emre aykırı eylem yapmak hangi inanca sığar. Geziden döndüğümüzden beri aklımı kurcalamaktadır.

Tabii ki Resullullah'ın emirlerine boynumuz kıldan incedir. Tabii ki o tür yerlerde yatıya kalmıyoruz, yemeğini yemez, suyunu içmeyiz. Ama bizzat gidilip, gösterilecek denilip gösterilmeyecek yönünde tavır da alınamaz. Turun en heyecanlı ve görülüp ibret alınması açısından mühim bir yerin dalga geçercesine çok uzaklardan gösterilip ve apaçık Allah-u Teala'nın "görülsün, ibret alınsın" diye buyurmasına rağmen bir de günah denmesinin mantıksızlığı halen anlaşılmış değildir.

O zaman ilk akla gelen soru Diyanet gibi bir kurum burayı neden programına aldı. Hiç söz edilmeseydi.

Allah-u Teala "görülsün, ibret alınsın" diye emretmiş ve Diyanetin düzenlediği tur gezi programında görülecek yer olarak belirtilmiş yer görevlilerin korkutma ve endişe duyurma duygularıyla bunun için yola çıkanları bundan mahrum etmesi Tüketici yasasında dahi "eksik hizmet" olarak belirtilmiştir.

Programa konulmuş bir hakkı vermemek suçtur.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği 4. Bölümü madde (2) "Paket tur düzenleyicisi veya aracısının, paket tur başladıktan sonra önemli bir yükümlülüğünü yerine getirmediği veya getiremeyeceği tespit edildiğinde, paket tur düzenleyicisi veya aracısı paket turun devam etmesi için katılımcıya ilave maliyet getirmeyen eşdeğerde alternatif düzenlemeler sunar ve katılımcıya teklif edilen hizmetlerle sunulan hizmetler arasındaki farkı tazmin eder." hükmünü de burada dile getirmemiz gerekir.

Kudüs turunda eksik olan sadece bu muydu Kafile içinde bulunan ve Ankara aktarmalı gelen 7 kişilik bir grubun Yafa turundan mahrum kaldığını da bu vesile ile aktarmak isterim. Tur programında olan ve uçağın rötar yapmasından dolayı geç kalan bu kişiler de mahrumiyet yaşamışlardır.

Geçen yıllarda Hac ibadeti sırasında eksik hizmet alan vatandaşın Diyanete açtığı dava halen akıllarda yer almaktadır.

Diyanetin din turizmi amaçlı görevlendirdiği kişilerin keyfi uygulamalarının kuruma pahalıya patlayacağı unutulmaması ve örnek olması için o mahkeme kararını da örnek olarak yer veriyorum

Ankara Etimesgut Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, taahhüt ettiği hac hizmetlerini eksik vermesini, "Ayıplı" sayarak, verilmeyen hizmetlerin bedelinin ödenmesini kararlaştırdı. Diyanet, hac süresince alacağı hizmetler için 365 dolar karşılığı beşli form sattığı ancak sadece 2 kuponluk hizmeti verdiği hacı adayına, hizmet alamadığı 3 kuponunun parasının iadesini edecek.

Bu arada konu hakkında Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bilgi beklediğimi ifade etmek isterim.




 
Top