.

.
.

Kısa Kısa

Umre Öncesi Ziyaretler

Umreye gitmeden önce yaptığım ancak umreye veya hacca giden hiç kimsenin zorunlu olmadığı ziyaretlerden benim için adeta adet haline gelmiş bulunan Eyüp Sultan Hazretleri ve Aziz Mahmut Hüdayi hazretleri başta olmak üzere ( Allah hepsinden razı olsun ) İstanbul'da medfun bulunan sahabe kabirlerini ziyaret ettim.

İlk önce Aziz Mahmut Hüdai hazretlerinin kabrine gitmek için Üsküdar'a gittim.

Aziz Mahmut Hüdai
Bir yıldan fazladır restore edilmek üzere kapalı olan türbeyi yine kapalı görünce kalbimin hüzünle dolduğunu hissettim. Hele kapı önünü doldurmuş onlarca insan ve onların arasında gördüğüm yürümekten aciz, kim bilir ta nerelerden gelmiş beli bükülmüş 90 yaşlarında bir ihtiyarı görünce iyice kahrolmuştum. Bir restorasyon çalışması bir türbe için haddinden fazla uzun sürmüştü. Görevliler suskun konu hakkında konuşmak istemese de onların da bu sorulardan bıktığı gözleniyordu.

Aziz Mahmut Hüdai hazretlerinin yanı sıra gittiğim Eyüp Sultan hazretlerinin de türbesinin da kapalı olması bu çalışmaların kasten uzatılıp uzatılmadığı konusunda kafamın karışmasına sebep olan sorulardan olmuştu.

Eyüp sultan cami
Eyüp Sultan Türbesi halen kapalı
Eyüp sultan cami her zamanki gibi kalabalık bir halde öğle namazına hazırlanıyordu. İçeriye girdiğimde yer olmadığından dışarı çıkanlarla karşılaştım. Her zaman ön tarafları boş olan camilerdeki uygulamayı bildiğim için öne doğru ilerledim. Boş bulduğum bir yere oturdum. Pazar günleri öğle namazı öncesinde mihrapta oturan kişi pazar günleri Şifa-i Şerif Sohbetleri adı altında hadis-i şerifleri anlatan Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir’in verdiği sohbete denk geldim.

Arkasından öğle namazını kıldım. Genelde imamlar arasında iyice yaygınlaşan kamet bölme hastalığı burada da karşıma çıkmıştı. Kamet saygısının kalmadığı bu adetin hızla yayılması şahsen beni üzüyordu.
Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir
Namaz sonrası imam efendiye kameti neden böldüğünü sorduğumda verdiği cevap çok acı idi. Müezzinin nefes almasını sağlıyormuş. (sizce inandırıcı mı ?)

Ve şifa-i şerif sohbetleri veren ve daha sonra kendisinin İlahiyat Fakültesinden emekli olmuş bir hadis uzmanı olduğunu öğrendiğim ve Eyüp'te verdiği sohbetleri bir tv kanalında düzenli yayınlanan, çok sayıda eseri ve yazıları vs bulunan bir alim kişiye rastladığım için çok mutlu oldum.

Ve hazır Kudüs yolcusu iken gündemimle ilgili soru sormak istedim. Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir'in yanına giderek "Müsaadenizle" diye başladığım sözümde ilminden faydalanmak istediğimi ve merak ettiğim bir konuda düşüncesini almak istediğimi söyledim. Sorun demedi. Zira o ana kadar çevresinde musahafa yapmak isteyen halkımızdan tek tük gelenler oluyordu. Sorumu o ara sordum. "Kudüsten ihrama girmenin fazileti var mıdır?" dedim. "Yok öyle bir şey" dedi, kısaca.. "Hocam kayda alabilir miyim" dediğimde, "hayır alamazsın. Böyle ilet" dedi. Kendisine İbn-i Mace ve Ebu Davud'un bu yöndeki sözleri olduğunu söylediğimde "elinin ters hareketi ile başından savarak "ben bilmiyorum, ben bilmiyorum" diyerek adımlarını hızla atarak yanımdan uzaklaşıp kalabalığa karıştı.

Cami dışından bu kez Eyup Sultan hazretlerinin kabrine doğru ilerledim.

Türbenin önünde genç yaşlı ziyaretçilerle dolu idi. Herksin dudaklarında duanın yanı sıra "neden kapalı" idi, sözcükleri idi.

Buradan çıkarak peygamberimizin süt kardeşinin de bulunduğu sahabe kabirleri için eski tekfur sarayının bulunduğu Haliç surlarının eteklerine doğru yol aldım.

İlk ziyaret ettiğim sahabeler peygamber efendimiz aleyhisselamın süt kardeşi olarak bilinen Ebu Şeybe Tül Hudri hazretleri, Hamidullah el ensari hazretleri ve Ahmet El Ensari Hazretleri oldu.  Buradan çıkarak yaklaşık 200-300 metre ötede bulunan Câbir bin Abdullah hazretlerinin cami içerisinde bulunan kabri şeriflerini ziyarette bulundum.
Ebu Şeybe Tül Hudri

Daha sonra Karaköy'deki yer altı caminde bulunan 3 sahabenin kabrinin bulunduğu Yeraltı Camine gittim.
Yeraltı Cami
Burada medfun bulunan birbiriyle dost iki sahabe efendimiz solda Vehb bin Huşeyre, sağda Amr bin As. Bir de tâbiînin meşhurlarından Süfyan bin Uyeyne...

Câbir bin Abdullah
Bu türbeler, manevi havasıyla Peygamber Efendimiz'den bir esinti getiriyor buralara. Bu mübarek zatlar oralardan , Mekke ve Medine'den geldi. Ben de Allah c.c izin verirse onların geldiği yerlere ziyarette bulunacağım. Allah-u Teala hepsinden razı olsun.

Ve kısmende olsa kabir ziyaretlerini bitirerek sıla-ı rahimde bulunmak amacıyla yola düştüm.
Ebu Şeybe Tül Hudri