.

.
.

Kısa Kısa

Baş"hekim" olmanın dayanılmaz hafifliği

Yazıma başlamadan önce bir giriş yapmam gerekiyor. Öncelikle başhekim kime denir, kimler olur.

Başhekim; uzman tabipler veya tıp alanında doktora yapmış tabipler yada iktisat, işletme, kamu yönetimi, hukuk, maliye, sağlık yönetimi, muhasebe alanlarında lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi almış tabipler arasından, Sağlık Bakanlığınca olması aranan niteliklerden sayılıyormuş.

Başhekimin görev ve yetkileri sayılırken karşınıza bir çok madde çıkar. Ben konumla ilgili bir kaç tanesini burada sıralamak istiyorum. Başhekimin görev ve yetkilerini merak edenler buraya tıklayarak detaylı bilgi sahibi olabilirler

İşte konumuza bağlantılı başhekimin görevleri arasında bulunan ve dikkat çeken koşullar;
  • Kurumun tıbbi, idari ve eğitim hizmetlerinin görevlilerce en iyi şekilde yürütülmesini sağlar. Bu hizmetlerin yapılmasını izler, en az haftada bir defa denetler. 
  • Kurumun verimli olarak çalıştırılması, işlerin sürat ve kolaylık içinde yapılması, kaliteyi düşürmeden ekonomi sağlanması ile hizmeti olabilecek en yüksek düzeye çıkarmak için gerekli tedbirleri alır. Bu yönetmelikte belirtilen yetkilerini gerektiğinde yardımcılarına ve diğer kademelere devredebilir. 6. Kanun, tüzük, yönetmelik, kararname, resmi emirler hükümlerine uyarak iş görür, kuruma ait bütün işlerde muhatap ve haberleşmeye yetkili tek mercidir. 
  • Kurumun bütün personelinin görev ve hizmetle ilgili hallerde doğrudan doğruya amiridir.
  • Bu yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen çalışma saatlerinde bütün personelin görevleri başında bulunmalarını, belirli saatte görevlerine başlamalarını yakından izler, bunun için de çalışma saatinin başlangıç ve bitiminde olmak üzere iki defa devam cetvelini imza ettirerek düzenli devamlarını sağlar ve kontrol eder. 
  • Hastaların tıbbi müşahede ve muayenelerine, teşhis ve tedavilerine kendilerine gösterilen ihtimam ve ilgiye dikkat ve nezaret eder. 
  • Kurumda çalışan bütün personelin hastalar ve iş sahiplerine karşı fena davranışlarda bulunmalarını önler. Bütün personelin, hastaların moralini bozacak söz ve hareketlerine, hastalar ve yakınları yanında teşhis tedavi konularında tartışma ve tenkitte bulunmalarına engel olur. Ayrıca kurumda düzen ve disiplini sağlamak üzere gerekli gördüğü tedbiri alır. 
  • Hastaların teşhis ve tedavilerinde gerekli laboratuar muayenelerinden geçirilmeleri hususunu izler ve denetler.
Konuya nereden geldiğimi söyleyeyim.
Takipçilerim bilir. Göz doktorumun isteği üzerine görme alanı çekimi için hastanelerden birine giderek bu sonucu almam gereiyordu. Ve adresime yakın bir hastane olarak İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesine gitmiş ancak 3 ay sonraya randevu alabilmiştim. Ve bununla ilgili yaşadıklarımı da "Yine yeniden görme alanı sendromu" başlıklı yazımla aktarmaya çalışmıştım.

12 Şubat 2015 günü gittiğim hastanede çözüm  bulamadığım ve aylar sonrasına randevu verildiğinden en azından bir ay sonrasına razı olacak şekilde ( doktorum o güne kadar getirmemi istemişti ) randevu almama yardımcı olmaları için birilerine müracaat etmem gerekiyordu. Biliyorsunuz ağlamayan bebeye mem vermezlerdi.

İlk önce hasta hakları odasına gittim. Kapı duvardı. Yemeğe çıkmışlardı. Yasal hakları idi. Daha önceki müracaatlarımdan da yaşadığım için buradan sonuç alamayacağımı biliyordum. Benden bir dilekçe yazmamı isteyecekler, bakanlığa şikayetimi gönderecekler ve oradan gelecek sonucu bekleyecektim. Şikayetçi hastadan sadece dilekçe alması için iki memurun neden görevlendirilmiş olduğunu, iki bilgisayarla teçhiz edilmiş odanın neden ayrılmış olduğunu da anlamış değilim. Bunun yerine bir kutu koysalar aynı işi görebilirdi. Neyse..

Buradan nereye gidebilirdim... Tabii ki başhekime.. Hastane müdür bu tip konularla ilgilenmez.

Haseki hastanesinin konuşlandırılmış yerinde tarihi bir köşk var. Başhekimlerin orada olduğunu öğrenip yöneldim.

Yarı aralık dış kapıdan girip ilk kata çıktığımda genç bir güvenlikçi kardeşim yolumu kesti. Nereye amca? diye sorunca bir sorunum vat başhekimle görüşeceğim dedi. Başıyla odayı gösterirken sizinle görüşeceğini sanmam dedi. Hasta haklarına gidin dedi. Yok ben onunla görüşeceğim diyerek kapısı açık odaya yöneldiğimde kolumdan yakaladı. "Yassah hemşerim" tarzı bir yaklaşımdan sıyrılıp odaya girdim.

Masasında rehavetten koltuğu çökmüş emekliliği yakın olan kişiye başhekim sizsiniz diye sorduğumda aldığım cevap enteresanı.

"Güvenlikçi içeri girmek yasak demedi mi" dedi. O an karşımda kamu çalışanı değil, halka hizmetle yükümlü biri değil sanki derebeyi şatosunda bulunan feodal düzenin hükümdarlarından biriyle karşılaştığımı sandım. Güvenlikçi de onlara göre ister bodyguard deyin ister Praetoria sanki...

Bir derdime çözüm için size geldim. Güvenlikçi görevini yaptı amam çözüm bulmak için de kapınızı çaldım dediğimde bana kapıyı gösterdi. Ben oralı olmadım durumu anlattım. Randevu kağıdını gösterdim. Bakmadı , dinlemedi ve "ben başhekim değilim, hasta haklarına git, seni dinleyemem şimdi güvenlikçileri çağırır attırırım seni " demeye başladı. O sırada bizi izleyen güvenlikçiye "kardeşim kusura bakma bunlar senle beni birbirimize kırdırır, sen heyecan yapma" diyerek beni dışarıya çıkarmaya yeltenmesine engel oldum. Masada oturup hiddetle bakan bu kamu görevlisine yaptığının etik olmadığı, hastanedeki sorunla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettiğimde "şikayet et" dedi.

Evet dedim,şikayet edeceğim dememe karşılık "ben savunmamı hazırlayacağım" zaten dedi. Tekrar güvenlikçiden özür dileyerek "baş olamamış hekimleri korumaktasınız kardeşim, adınıza çok üzülüyorum" dedim ve dışarıya çıktım.

Hastaneden ayrıldım.


Yukarıda yazdığım maddeleri gözden geçirmenizi rica edeceğim. Maddeler açık ve net. Ne diyor madde " Hastaların tıbbi müşahede ve muayenelerine, teşhis ve tedavilerine kendilerine gösterilen ihtimam ve ilgiye dikkat ve nezaret eder...... Bütün personelin, hastaların moralini bozacak söz ve hareketlerine vs gibi.."

Güvenlikçiye, ilgi görmek isteyen bir hastanın makamından dışarıya atılmasını sağlatmak bu maddelerin içinde yok. Başhekim veya yardımcısı her kimse o makamda oturup "ben başhekim değilim" deme yetkisine sahiptir diye o maddelerde yazmıyor.

Maaşlarını güle güle yesinler. Sözümüz yok ama makamı dolduramadıkları konusunda benimle hemfikir olacak hastane çalışanları dahil bir çok yolu oradan geçmiş bir çok vatandaş kesin vardır.

Bu ülkede halen makama oturup despotluk yaparak yaşamanın bittiğini anlamamış yüzlerce kamu görevlisi vardır. Bir Cumhurbaşkanı, Başbakan halkın üstünde olmadıklarını, hizmet için geldiklerini ifade ederken 657'e tabi ve halka hizmet için görevlendirilmişlerin aynı toplu taşıma araçlarını, aynı okulları, aynı havayı, aynı lokantayı, aynı mezarlığı paylaştıkları insanlardan kendilerine üstün bir statü ve sınıf ayrıcalığı göstermiş olması sadece acı veriyor. 

Hiç yorum yok