2
-- --
Kim demiş hastanede kuyruk yok diye…
Devlet hastanelerinde sağlık hizmetlerinin teklemeye başladığı haberlerini gazetelerde sık sık okumaya başladık. Kimi bu aksaklıkların hükümete karşı yapılan bir oyun olduğunu kimi de hastanelerde değişen bir durumun söz konusu olmadığını iddia ediyor
Hastane kapılarındaki uzun kuyruklar randevu sistemine geçilmesiyle kalmadı. Randevu sistemi ile hastaneye gidemeyenler bu kez acil servislerde kuyruklar oluşturuyor bu görünmüyor. Bunun yanında yetersiz makine ve eleman sıkıntısı yüzünden görünmeyen kuyruklar var ki bunun hastaların dilindeki karşılığı “ölmezsek geliriz” oluyor
Bu kez konu “kör olmazsak geliriz” dedirtecek bir sıkıntı.

İstanbul’un en merkezi yerinde bulunan, tarihi olduğu kadar köklü, köklü olduğu kadar en fazla hastanın gittiği birbirine yakın hastaneler var.
Cerrahpaşa, Samatya, Çapa ve Haseki semtlerinde bulunan hastaneler. Bu hastaneler tedavi için kapılarına gelen hastaları emar, röntgen, eko vs gibi çekimleri yapmakta zorlanıyor. Ya aylar sonrasına gün veriyor, ya diğer hastanelere gönderiyor veya “özel hastanelerden medet umun” diyerek hastaları yönlendiriyor.
Gözleri bozuk olan hastaların körleşme hızım ölçmeye yarayan ve görme alanı makinesi olarak bilinen cihaz yüzünden hastalar ne yapacağını şaşırmış durumda kalmaktadır.
İki yıldır cihazın bozuk oluşu yüzünden göz hastalarının görme alanı çekimini yapamayan Samatya'daki İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi için bunca zamandır bir çözüm bulunamazken hastalar diğer hastanelere yönlendirilmektedir.
En yakın Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesine yönlenen hastalar günde 20 kişinin bakılabildiği, saatte 3 hastanın çekiminin yapılacağı makine için 3-4 ay sonrasına randevu almak zorunda kalıyor. Tabii bu arada cihaz bozulmazsa…
Bunun dışında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanesi, Çapa Tıp Fakültesi hastanesinde de bu cihazlar bozuk ya da olmadığı için buradaki hastalarda Haseki’ye ya da özel hastanelere yönlendirilmektedir.

Fatih ilçesinde sıra bulamayan hastalar bu kez diğerlerinden farkı olmayan Beyoğlu ilçesindeki Beyoğlu Kuledibi Göz ve Araştırma Hastanesine bu çekim için gittiklerinde iki makinenin mevcut olmasına rağmen bu hastaneden de yoğunluktan dolayı 3-4 ay sonrasına randevu almak zorunda kalıyor

Aciliyeti olan hastalara da özellere gitme tavsiyesinde bulunuyorlar.
Hastanelerdeki "hasta iletişim merkezleri"ne ya da başhekimlere duruma anlatmak için gidenlere de kapılar duvar olmaktadır. Hasta iletişim merkezleri sadece dilekçeni yaz , başhekimler de bize ne demekle yetiniyorlar Haftalar, aylar sonrasına verilen randevular yüzünden tedavi süreçleri uzuyor, aksıyor, insanlar ya ölüyor ya kör oluyor.

Yorum Gönder

  1. En son adı geçen hastanede hekim olarak çalışmaktayım. Evet aynen belirtildiği gibi hastanemizde birkaç ay sonrasına gün verilebiliyor görme alanı çekimi için. Ancak görme alanı birkaç gün içerisinde çekilmezse gözün kör olmasına yol açacağı bir durum için kullanılmıyor. Glokom yani görme alanı hastalarından istenir, glokomda uzun dönemde hasar veren bir hastalıktır. Zaten göz tansiyonunuz çok sıkıntılıysa ilaç başlanır bunun için görme alanı sonucu beklenmez. Evet keşke erken zamanda hallolabilse ama pahalı ekipman ve işgücü nedeniyle hallolmuyor ama hastalara sağlık anlamında birşey katbettirmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba... Kesinlikle haklısınız görme alanı çekilmezse kör olunmuyor tabii.. Ancak körlüğe yaklaşma derecesi neticede bu ve OCT ile tespit ediliyor. Görme alanı makinesi konusunda sitemizde bilgiler mevcut. Vurgulamak istediğimiz glokomu takip eden doktorun bu veriyle hastasına nasıl müdahale edeceği konusunda bir yardımcı veri olduğunu biliyoruz. Sesimizi çıkartmamızın nedeni devlet hastanelerindeki bu durumun Sağlık Bakanlığınca dikkate alınması ve çözüme kavuşmasıdır, sayın Hocam.. Saygılarımla..

      Sil

 
Top