0
-- --
Profesör  Doktor Halil Ateş glokom üzerine yazdıkları yazılarla kendi meslektaşlarına faydalı olabilecek konuları kaleme alırken, bazende farklı uzmanların makalelerine web sitesi olan  "blog.glokom-net.org" da yer vermektedir.

Her ne kadar tüm yazılar tıp diline yakın ve doktorların anlayacağı şekilde yazılsa da bazı yerlerinden anlayabileceklerimiz de olmaktadır.

Bu haftaki yazısı "Görme alanında progresyon hızı" başlığını taşımaktaydı. Progresyon'u ilerleme hızı olarak tanımlasakta görme alanı çekimlerinde biz hastaların anlamadığı ölçümlerden biri körleşme hızımızın ortaya çıkmasıdır.

O yüzden görme alanı, doktorların önemsediği ancak hastaların olması gereken çekim şartlarından uzak olarak çektirdiği ve geleceğimize ışık olacak verileri sağlayan değerlerdir. ( bakınız )

Profesör Doktor Halil Ateş meslektaşlarına "Günümüz glokom takibinde en önem verilen konulardan biri progresyon takibidir. Bu amaçla geliştirilen aletlerden biri de görme alanıdır. Ardışık görme alanı testlerinden sonra hastanın kötüleşme hızını buluruz. Bulduğumuz bu sayı hem uygulanan tedavinin başarısını belirlemek için yararlıdır, hem de gelecek için bir projeksiyon sunar bize. Görme alanında fizyolojik kayıp yıl başına 0.07 dB’dir. Buna göre;

*      0 -0.5 dB/yıl progresyon olmadığını veya çok hafif olduğunu,

*     >-0.5 dB/yıl ile <-1.5 dB/yıl arası ılımlı bir progresyon olduğunu,

*     >-1.5 dB/yıl ise hızlı bir progresyon olduğunu gösterir.

Progresyon hızına ve hastanın beklenen yaşam süresine bakarak gelecekte bizi nelerin beklediğine karar veririz ve tedavimizi ona göre yönlendiririz." diyerek makalesine giriş yapmış ve bu konuda örnekler vermiştir. ( Daha fazlası için tıklayın)

Burada şunu düşündüm. Miyop gözle başladığım göz hastalığım katarakt, retina dekolman, glokom, sarı nokta ve son olarak daha çok kötüleşerek belki de körleşme ile nihayet bulacak. Ancak körleşmeyi geciktirmekle görevli olan doktorların gayreti bize sadece teselli olmaktan öte bir çaba olmuyor.

Yaptığım araştırmalarda yarın asla daha iyi görmeyeceğimi bilsem de göz doktorlarının görme konusundaki çaresizliği yüce Allah'ın ( aziz ve celil olan)  kudretinin sonsuzluğunu göstermektedir. Görme konusunda biz insanlara umut vermeyecek olan doktorlar bir et yığınının nasıl dünyaya açılan bir pencere olduğunu fotoğraf makineleriyle anlatsa da inanın Allah-u Tealanın bu yaratılışının sırrını çözmekten çok ama çok uzaklar.

Genelde doktorların Allah'a iman konusunda içlerindeki çelişkiyi, fırtınaları aşamamaları ve biraz da çevre etkisiyle bunalmaya başlaması çok düşündürücü bir durum olmaktadır.

Yediğimiz besinlerin kim tarafından,hangi programlarla kan, yağ,damar, kas haline gelmesi halen karanlık ise de,  yediklerimizden işe yaramayanların dışarıya atılmasında karar mercinin vücutta ne şekilde sağlandığının sorusu sorulsa da bunlara paralel görme fonksiyonunun daha iyi olmasının sağlanmamasının kaynağı nedir halen bilinmiyor.

Dünyada bulunan en kıymetli şeyin dahi Allah c.c nın katından bir damla kadar kıymeti olmaması iman etmeyenlerin ve gerçek körlerin akıl edemediği kudretin adıdır.

Yorum Gönder

 
Top