Vefa'yı Bir de Böyle Dinlemek


 Vefa, bahçelerinde her çeşitten meyve ile mor salkımlar olan, evleri şirin, sokakları düzenli ve en önemlisi sakinleri İstanbul terbiyesi görmüş gerçek birer İstanbullu olan, ilim sahibi insanların birlikte ilim-irfan meclisleri tertip ettikleri, en seçkin insanların sokaklarından eksik olmadığı bir semt

Yüzyılların tarihi, kültürü, coğrafyası ve mistisizminin birleşerek bize ve dünya kültürüne armağan ettiği VEFA'nın, yapılan arkeolojik kazılarla ortaya çıkan buluntularda belirlenebilen tarihi M.Ö. 5000'lere kadar uzanıyor. Belirlenebilen tarihin bu olmasıyla birlikte, değişik bölgelerde paleolitik, epipaleolitik, neolitik ve kalkolitik dönemlere ait yerleşme yerlerini barındıran VEFA'nın yeraltında çok daha eskiye uzanan zengin bir tarih mevcut.

Vefa semtinin çekirdeği M.Ö. 7'nci yüzyılda Dorların istilâsından kaçan Megaralılar, Trak kökenli komutan Byzas önderliğinde M.Ö. 660'Megaralılar tarafından oluşturuldu.

Vefa İstanbul’da Fatih ilçesindeki bir semtin adıdır. Adını oradaki Şeyh Vefa Külliyesinden alır. Bozdoğan Kemeri’nin Haliç tarafına, Küçükpazar’ın yukarısına düşer. Aksaray ile Unkapanı arasındaki Atatürk Bulvarı’nın doğusunda kalır, bir başka deyişle batıdan güneyden Zeyrek, Saraçhanebaşı ve Şehzadebaşı ile doğudan ve kuzeyden ise Molla Hüsrev (Vezneciler), Süleymaniye ve Hoca Gıyasettin mahalleleri ile çevrilmiştir.

Saraçhanebaşı’nda su kemerinin kuzeyinde yer alan Şehir Tiyatroları Reşat Nuri Salonu ile Hıfzıssıhha Enstitüsü binasının bulunduğu ve kemerlere giden Cemal Tosyalı Caddesi ile Şebsefa Kadın Camii’nden gelen Kâtip Çelebi Caddesi ve Süleymaniye’den gelen Vefa Caddesinin kesiştiği küçük alan Vefa semtinin merkezi mevkiini oluşturur.

Bizans döneminde kentin en önemli meydanlarından Tauri Forumu Kuzeyinde I.Constantinus ,II. Leon gibi imparatorların saraylarının bulunduğu kentin en yüksek tepesinin (3.tepe) kuzeybatı yamacında ve kentin ana eksenini oluşturan Mese’nin Harisius ya da Andronopolis Kapısı’na (Edirnekapı) giden koluna yakın bir yörede yer alması nedeniyle, soyluların, varlıklıların konutlarının bulunduğu bir semtti.

Ne var ki, Bizans’ın son evresinde kentteki nüfus azalmasıyla birlikte bugünkü Vefa’nın bir bölümünü de içine alan geniş bir arazide 1300 başlarında bir manastır yapıldı. Kentin Osmanlılara geçmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed de Bizans’ın bu saraylar bölgesine yerleşmişti. II.Mehmed kendi külliyesini 4. tepe üzerinde yaptırırken , oğlu II. Bayezid kendi adıyla anılan 3. tepeyi seçti.

Onun torunu, I.Süleyman Süleymaniye Külliyesi’ni dedesinin kuzeyine inşa ettirdi.Öte yandan,gene II.Mehmed döneminden başlayarak saraçlar, demirciler, bakırcılar, börekçiler vb gibi esnaf grupları da aynı tepe çevresinde yoğunlaşmaya başlamışlardı.Böylece adı geçen tepe kentin en önemli merkezi haline geldi. Bu gelişmeler kuşkusuz ki, Vefa semtinin de oluşumunu belirledi. Nitekim, II.Mehmed ve II.Bayezid döneminin ulemasından Şeyh Vefa Efendi adına buraya bir külliye yaptırılacak ve şeyhin lakabı, zamanla semtin adı olarak yerleşecekti.

Vefa, tüm Osmanlı dönemi boyunca önemini korudu, sadece varlıklıların, soyluların oturdukları bir semt olarak kalmadı, sözünü ettiğimiz cami, medrese ve tekkeler nedeniyle, din adamlarının, bilim adamlarının, öğrencilerin yoğunlaştığı Beyazıt, Vezneciler, Şehzadebaşı yöresine yakınlığı sayesinde kültürlü kişilerin de semti oldu.

Semtin bu özelliği 19.yy’ın sonlarına,20.yy’ın başlarına dek sürdü. Şehzadebaşı ve Direklerarası’nın revaçta olduğu dönemlerde mutena günlerini yaşadı.1918’deki büyük Fatih yangınında Vefa da kül olduktan sonra semtin tüm bilinen özellikleri kayboldu. Yöre ucuz yapılarla, mimarsız, mühendissiz yapılmış kagir konutlarla dolmaya başladı.1930’lu,1940’lı,1950’li yıllarda Laleli, Fatih, Beyazıt, Aksaray gibi semtlerin arka mahallelerinin geçirdiği evrimi, Vefa da geçirdi.O merkezlerdeki kötüleşmeye, bakımsızlaşamaya paralel olarak,diğer arka semtlerinin yoksullaşması Vefa’yı da içine aldı.

Vefa semti, uzunca bir zamandır özellikle Siirt ve bir ölçüde de Bitlis kökenlilerin yoğun olarak bulundukları bir semttir. Bugün semtin tanınmışlığı 1876’dan beri faaliyette bulunan, ünlü bozacısının ve İstanbul’un en eski liselerinden birisinin adı vesilesiyle sürmektedir. Semte ülke çapında ün kazandıran ve uzunca bir dönem İstanbul’un “Üç Büyükleri”nden sonraki dördüncü takımı olan Vefa futbol takımı ise, şu anda 3.kümeden, İstanbul amatör ligine düşmüş durumdadır.

Vefa Bozacısı Türkiye’nin en tanınmış boza imalat firmasıdır. Eskiden, halkın diline “93 Harbi” diye yerleşmiş olan Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle Rumeli’den İstanbul’a yoğun bir göç olmuştu. Savaştan hemen önce, 1876’DA Karadağ sınırındaki Prizren kasabasından gelen Arnavut genci Sadık, bir süre mahalle aralarında seyyar bozacılık yaptıktan sonra, Vefa semtinde küçük bozacı dükkânı açtı ve hemen sonra bitişikteki yeri de kiralayarak dükkânını genişletti. O zamana değin boza çok tutulan bir içecek olarak kaldı.

Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethiyle başlayan süreçte zamanla Anadolu ve Rumeli’nin çeşitli yerlerinden getirilen halk İstanbul’a yerleştirilmişti. Bu arada  Tiri’den getirilenler Vefa’ya yerleştirilmişlerdi

Fatih bu arada  Mevlânâ Celâleddin soyundan olan Konya’da doğan ünlü bilginlerden Şeyh Ebü’l Vefa için bugünkü Vefa Lisesi’nin arkasındaki yere büyük bir külliye yaptırmıştı. Külliye,  Şeyh Ebü’l Vefa için kurdurulmuştu.

İstanbul'da Şehzade Külliyesi'nin inşası ile Vefa ve çevresinin önemi artmış, külliyenin arkasında inşa ettiği saraylar ve kervansaraylarla (Pertev Paşa ve Ali Paşa Sarayları )bu mahallin önemi daha da vurgulanmıştır.

Vefa denince akla ilk gelen kelime boza olur. Adını sınırları içinde bulunan Şeyh Vefa Külliyesi'nden alan semt, özellikle Osmanlı döneminin önemli yerlerinden biriydi. Zenginlerin oturduğu bir semt olmasının yanısıra tekkeleri, cami ve medreseleriyle din ve bilim adamlarının da gözbebeğiydi. Zamana karşı koyamayan semtte, maalesef gün geçtikçe bozulmalar yaşansa da 20–30 yıl önce ailelerin oturduğu bu evler zamanla boşalmış. Vefa'da  470 aile yaşıyor, bunun yanında 75 ev de bekar odası şeklinde kayıtlara geçmiş.
Google Plus'da Paylaş