Paylaşmak Serbest

Vefa'yı Anlattılar - “Vefa’nın Yarını”


“Vefa’nın Yarını” oturumunda dört tebliğ sunuldu:

İBB İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi’nden Prof. Cengiz Eruzun Süleymaniye Projesi’ni anlattı.

“Tarihî yarımadanın bütünü daha önce sit alanı ilan edildi. Yapılan binalar bu yüzden koruma amaçlıdır. Süleymaniye Projesi’ndeki temel amaçlarımız şunlardır: tarihî kültür varlıklarını koruma, yaşatma ve gelecek nesillere sunma; yapı malzemesi olarak geleneksel yapıyı ön plana çıkarma; kaçak yapılaşmada eski problemleri giderme; binaların katlarıyla ilgili sınırlamalar getirme; tescilsiz yapılar içinde yer alan betonarmelerin ve sur içindeki kaçak yapılaşmanın önüne geçme; kültür varlığı adına yapılan sahtecilikleri önleme ve özgün malzeme kullanılmasını sağlama; tarihî yarımadada yaşayan ama tarihsel dokulardan hoşlanmayan, sadece ucuz olduğu için ikamet edenleri sur dışına taşıma.”

Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal mühendisliği Enstitüsü’nden Prof. Hikmet Üçışık, Maziden Bugüne Vefa Semti Önemi ve İstikbali: “Vefa Üniversitesi” başlıklı tebliğinde, bu semti kurtarmanın yolu olarak burayı ilim merkezi haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Zira ‘şerefü’l-mekân bi’l-mekîn’dir. Üçışık’a göre, İstanbul Üniversitesi bu anlamda başarılı olamadı; zira yapılması gereken lisans düzeyinde değil, lisansüstü düzeyinde bir kurumu burada açmaktır.

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Yücel Bulut, Vefa ile ilgili yaptıkları atölye çalışmalarının sonuçlarını Vefa Semtinin Sosyal Yapısı başlıklı tebliğinde ortaya koydu. Buna göre, “Vefa’nın profil çıkarma noktasında epeyce bir birikime ulaştık. Burada bekâr evleri, esnaflar ve aileler bulunuyor. Bekâr odaları en önemli fenomenlerden birisi. Vefa’nın iş merkezlerine yakınlığı, ekonomik olması ve ulaşımının kolay olması sebebiyle dönemsel olarak memleketteki ailelerini geçindirmek üzere gelenler, en ucuz şekilde Vefa’da kalmayı tercih ediyorlar. Bunlar Vefa’da en çok rahatsızlık uyandıran kesim ama onların da sorunları var. Vefa, 1950’lerden itibaren göç alıyor ve hâlâ göç devam ediyor. Buna paralel olarak nüfus yapısı da sürekli değişiyor. Mesela 1950’li-60’lı yılları arası Siirtliler yoğunluktayken, bugün ciddi bir Diyarbakırlı yoğunluğu görmekteyiz.”

Kendisi yurtdışında olduğu için sempozyuma bizzat katılamayan İstanbul Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü’nden Dr. Hasan Şenocak’ın, Vefa’daki işyerleri ve işyeri sahiplerinin incelendiği Günümüz Vefa’sında Esnaf ve İşyerleri tebliğinde şunlar belirtildi: “Vefa’daki işletmeler genellikle küçük ve orta boy işletmeler. Buradaki insanların eğitim durumu genellikle ilkokul düzeyinde, ilkokul mezunu olmayanlar ise okur-yazar. Üniversite ve lise mezunu oranının ise Türkiye ortalamasıyla aynı olduğu söylenebilir.

Doğum yerleri Doğu ve Güneydoğu illerimiz. Fiziksel yapı ve insan ilişkileri dolayısıyla bu semtte yaşamaktan dolayı memnuniyetsizlikleri had safhada. Buradaki işyerleri genellikle nalburiye, kırtasiye ve berber. Haftanın altı günü çalışıyorlar, günlük çalışma süreleri ise 10–12 saat, yani yasal zorunluluğun üstünde. Herhangi bir sosyal güvenceleri ise bulunmuyor.”

Sempozyumun kapanış “Bir Semti Çalışmak” başlıklı panelle yapıldı.

Panele katılan Marmara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Selçuk Mülayim, “Terk et beni artık yetişir, sende vefa yok” dizeleriyle konuşmasına başladı ve şunları söyledi: “Vefa her yere yakın ama hiçbir yere dâhil edilmeyen bir kültür dairesi. Burayı nasıl tanımlayacağız? 1918 depreminden sonra bu semt ucuzladı. Sözel tarih ise bizde geç fark edilen bir tür. Asla sırtımızı dönemeyeceğimiz bir gerçek var: Başımız belada… Yalnız Üsküdar’ıyla, Vefa’sıyla, Eyüp’üyle değil; Sinop’uyla, Sivas’ıyla hangi cepheye koşmamız gerektiğini tespit etmeliyiz.”

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. İlber Ortaylı ise şunları vurguladı:“İstanbul’da İstanbullular yok. Bu iş senetle, sepetle olmaz. Bu, gönül ile olacak bir iş. Diyarbakır’da oturan biri İstanbullu olabilir ama mesela İstanbul’da oturan biri İstanbullu olmayabilir. İstanbul İstanbullulara bırakılamayacak kadar önemli bir mesele. Okumuş Türklerin en büyük vasfı okudukları liseye ve üniversiteye, mezun olduktan sonra bir daha adım atmamalarıdır.”

İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nden emekli Prof. Süha Göney, “Semt ve mahalle çalışmak iyi bir analiz ünitesi olabilir mi? Cevabım olumludur. Şehir bir bütündür. Bir semti çalışmak mutlaka bir fikir verir. Ama tabii her zaman tam olmayabilir. Önemli olan çalışmaların, şehrin bütünüyle koordineli olmasıdır. Şehir ve semt birbirinden karşılıklı olarak etkilenir. Vefa semti de İstanbul’dan çokça etkilenmiş ve etkilemiştir.” dedi. Panelin ardından üç günlük Vefa Sempozyumu başarıyla sona erdi. Semtin ihyası hususundaki bu çabaların sonuca ulaşmasını temenni eden misafirlerimiz, üç gün boyunca Vefa Bozacısı'nın sponsorluğunda ikram ettiğimiz bozaları yudumladılar.
Google Plus'da Paylaş

Paylaşmak Serbest