Paylaşmak Serbest

Vefa'yı Anlattılar “Vefa’nın Sosyal Kurumları”


Sempozyumun üçüncü günü gerçekleşen beş oturumda sunulan tebliğlerle, değerli ilim adamlarımızın söz aldığı “Bir Semti Çalışmak” başlıklı panelden edindiğimiz bilgileri size de aktaralım:

“Vefa’nın Sosyal Kurumları” oturumunda üç tebliğ sunuldu:

Uzman-Sanat Tarihçisi Pınar Bolel Koç Dünden Bugüne Vefa Bozacısı başlıklı tebliğinde bozanın tarihçesine yer verdi: “İlk kez Orta Asya Türkleri tarafından kullanılan boza, daha sonra Kafkas ve Balkanlarda da yaygınlaştı.

Horasan’dan gelen Sarı Saltuk bozayı Anadolu’ya taşımış oldu. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin İstanbul kısmında bozayı 4–5 sayfa ayırmış, burada bozanın tatlı olan ve olmayan türleri, İstanbul’daki tatlı boza dükkânları hakkında bilgiler vermiştir.

Vefa Bozasının ise bozalar arasında önemli bir yeri vardır. Bu bozayı markalaştıran kişi Yugoslavya’nın Pirizen kentinden İstanbul’a gelen Hacı Sadık Bey’dir. İmal ettiği bozanın, saray çevresi ve halk tarafından aranan bir tat halini almasıyla bir süre sonra bugünkü dükkânı açarak ve 1876’da işletmelerini kurumsallaştırmışlardır. Bozayı çok fazla ekşitmeden, içimi kolay bir şekilde yapması ve bozayı mermer küplerde koruyarak koku yapmamasını sağlaması Vefa Bozacısı’nı bu kadar popüler yapan husustu. 1960’lı yıllarda Hacı Sadık Bey’in torunları şirketi kolektif şirket statüsüne getirdiler.”


Koç, konuşmasında boza yapımıyla ilgili bilgiler de verdi: Hammadde olan darı öğütülür, irmiği alınır, hamur kaynayacak kıvama getirilir. Çok uzun süre büyük kazanlarda pişirilir. Çıkarıldıktan sonra içilecek kadarı şekerlenip mayalanır. Bu mayalanan kısmın, 6-7 gün içinde tüketilmesi gerekir. Bozada herhangi bir katkı maddesi yoktur ve A, B, D, E, vitaminlerini içerir.

Onsekiz Mart Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü’nden Yrd. Doç. Latife Aktan Vefa’da Çinili Bir Mekan: Dr. Şevket Apartmanı başlıklı tebliğinde Vezneciler’de bulunan ve dış cephesi Kütahya çinileri ile kaplı Dr. Şevket Apartmanı’na yer verdi.

Araştırmacı-Yazar Mehmet Ali Gökaçtı, şu anda İstanbul amatör spor kulübünde yer alan ve 98. spor yılını yaşayan Vefa Spor Kulübü’nün yaklaşık 100 yıllık tarihini ele aldı:

“1904’te İstanbul’da kurulan futbol ligine ilk olarak Galatasaray (1905), ardından Fenerbahçe (1908) katıldı. Meşrutiyet’in ilanının ardından hemen hemen her mahallede bir spor kulübü kuruldu. Vefa Spor Kulübü de bu dönemde Vefa İdadisi’nin öğrencileri tarafından kurulan ve daha çok sosyal amaçlı bir kulüptür. Bir süre sonra semtteki diğer takımlarla birleşen kulüp, Vefa İdman Yurdu adını alır, ardından da Edirnekapı Spor Kulübü’yle birleşir. Vefa Spor o gün için İstanbul’da kurulan dört ya da beş kulüpten biriyken, 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla giderek zayıflar. 1948’de Voleybol şampiyonasında Türkiye şampiyonu olur.

1950’lerden sonra kendi kendine ancak ayakta kalabilen kulüp, 1974’te zorlu bir mücadeleden sonra lige veda eder. Kulüp şu anda amatör ligde ve tekrar lige dönebilmek için çalışıyor.”
Google Plus'da Paylaş

Paylaşmak Serbest