Vefa'yı Anlattılar - “Vefa Semtini Okumak”


“Vefa Semtini Okumak” oturumunda dört tebliğ sunuldu:

Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nden doktora adayı Bekir Cantemir, Haritalar Üzerinden Bir Semti Okumak başlıklı tebliğinde Vefa’yı haritalar üzerinden okudu:

“Ortaçağ haritalarının daha çok tasvire yönelik olması sebebiyle İstanbul haritaları yakın zamana kadar şehrin topografik yapısı hakkında bilgi vermekten uzaktı. 1776 ve 1836 yıllarında Fransızlar tarafından çizilen ölçekli iki harita şehrin yapı adalarını gösterir mahiyette değildir.

1904-1905 yıllarında bir sigorta şirketi tarafından yaptırılan haritada ise Vefa’ya yer verilmemektedir. 1909 yılında Almanlar tarafından çizilen ve sokaklar ile yapı adalarını da gösteren haritada semtteki binaların genellikle 2-3 katlı oldukları, birkaç konağın bulunduğu ve Sirke ile Mensucat fabrikalarının yer aldığı görülmektedir.”

T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri’nden Osmanlı Arşivi Daire Başkanı Dr. Önder Bayır, Osmanlı Arşivlerinde Vefa başlıklı tebliğinde, Osmanlı arşivlerinde bulunan Vefa hanı, karakolhanesi, mektebi, ahırı, ambarı, vakıfları ile Vefa’da iskan ile ilgili vesikaları slaytlarla gösterdi.

Semtin Osmanlı dönemindeki sosyal, kültürel ve iktisadi hayatı ile ilgili çok değerli bilgilerin yer aldığı arşiv vesikalarından Bayır’ın aktardığı bazı ilginç hususlar şunlardı:

Vefa hanını pabuççu esnafı kullanıyor ve burada başka bir yerde imal edilmeyen kırmızı ve siyah pabuçlar imal ediliyordu.

Semtin en büyük korkusu olan yangınlarda zarar gören ve pek çoğu memur semt sakinlerine verilen paranın istirdad edilmemesi ve iki maaş ikramiye verilmesi gibi kararlar da arşiv belgelerinde yer alıyor.

İSAM’da görev yapan Dr. Vildan Serdaroğlu Şuaranın ‘Vefa’sı: rsan Şairinin Kamusal Alanı başlıklı tebliğinde şunları söyledi: “Tarih boyunca önemli bir sosyal çevre olan semt, Osmanlı döneminde de ulema ve ileri gelen şahsiyetlerin çokça bulundukları bir mekan olmuştur. Şiirler için büyük önem taşıyan semt, aynı zamanda şairler için de önemli bir sosyalleşme mekanı işlevi görmekteydi. Şiirlerde geçtiği üzere, İstanbul’un en önemli bayramlaşma yeri Vefa Meydanı idi. Semtte bulunan konak ve paşa saraylarında güzide meclisler kurulmuştur…

‘Vefa’, rsan şiirinde tevriyeli olarak kullanılır. Sevgili, sevdiğini Vefa’ya davet eder, fakat aslında vefaya davet etmektedir.” Serdaroğlu tebliğinde rsan şiirinde Vefa’nın ne şekilde kullanıldığını gösteren çeşitli şiirlere yer verdi.

Ulusal sempozyumun tek uluslararası misafiri Rusya İlimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü’nden Prof. Elfine Sibgatullina idi. Sâmiha Ayverdi’nin Eserlerinde Vefa başlıklı tebliğinde, son dönem Türk edebiyatında önemli bir yeri olan ve kendisi de semte yakın bir yerde dünyaya gelen Ayverdi’nin, eserlerindeki Vefa semtine ilişkin müşahedelerine ve semt hayatına dair çok canlı tasvirlerine yer verdi.

Bir medeniyetin günden güne eski ihtişamından uzaklaşmasının izlerini Ayverdi’nin çeşitli eserlerinden yaptığı alıntılarla süren Sibgetullava’nın “…Ben İstanbul’u Sâmiha Ayverdi’nin eserlerinden tanıyıp sevmeye çalışıyorum…” demesi, aslında eski İstanbul’a duyulan özlemin sadece İstanbul sakinlerinin duydukları bir özlem olmayıp, bütün insanların yaşamak isteyecekleri çok yüksek bir kültürel mekan olduğu anlamına geliyor.
Google Plus'da Paylaş