Header Ads

erolkara.net"/

Vefa'yı Anlattılar - “Vefa Semti Çeşme ve Sebilleri”

“Vefa Semti Çeşme ve Sebilleri” oturumunda üç tebliğ sunuldu:

Vefa’nın Çeşme ve Sebilleri başlıklı tebliğinde Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Nur Urfalıoğlu, mimari ve fonksiyon açısından iki farklı yapı olan çeşme ve sebilleri birbirinden ayırmamız gerektiğine dikkat çekerek, bu yapıların fonksiyonu üzerinde durdu.

Vefa semti sınırlarında tespit edilen üç sebil ve dokuz çeşmenin içinde iki sebilküttabdan birinin ve günümüze ulaşmış en eski sebilinin de bulunduğunu belirten tebliğcimiz, tespit ettiği çeşme ve sebillerin tarihini ve mimari yapılarını dinleyicilere aktardı.

İstanbul Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Ahmet Vefa Çobanoğlu, Ekmekcizade Ahmet Paşa Sebili başlıklı tebliğini oturumun ikinci konuşmacısı olarak sundu.


Ekmekcizade Ahmet Paşa Külliyesi’nin köşesinde yer alan sebilin, arşiv kaynaklarında Hüsrev Kethüda sebili olarak geçtiğini söyleyen Çobanoğlu’na göre bunun sebebi, Ekmekcizade’nin bu sebili ya ihya etmesiyle ya da yeniden yapmış olmasıyla açıklanabilir. Çeşme 17. asır mimari özelliklerine sahiptir ve 18. asrın sonlarında meydana gelen depremde zarar gören bu çeşme yakın dönemde bir tamir geçirmiştir. Tebliğinde sebilin geçmişte ve günümüzdeki durumunu resimlerle anlatan Çobanoğlu, tarihî bir mirası sahiplenemeyişimizi de gözler önüne serdi.

Oturuma, Dr. Fatma Şensoy ve Samime İnceoğlu Arşiv Kaynaklarında Vefa’nın Çeşme ve Sebilleri başlıklı ortak tebliğleriyle katıldılar.

 Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve İSKİ Sular Arşivi’nden faydalandıklarını belirten Şensoy, çeşme ve sebillerin Osmanlı gündelik hayatındaki işlevselliğine dikkat çekti. Arşiv kaynaklarında bu çeşme ve sebillerle ilgili ulaşılan detaylı bilgilerin aktarıldığı tebliğde, Osmanlı’da su kültürünün önemine ve sürekliliğine de dikkat çekildi.
Blogger tarafından desteklenmektedir.