Vefa'yı Anlattılar - “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Vefa’da Kütüphaneler”



“Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Vefa’da Kütüphaneler” oturumunda dört tebliğ sunuldu: İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Aras Neftçi, Atıf Efendi Kütüphanesi Mimarisi başlıklı tebliğinde kütüphanenin mimarisine dair detaylı bilgiler verdi:

“Devlet adamı ve rsan sahibi bir şair olan Atıf Efendi’nin 1741 yılında yaptırdığı kütüphane, Köprülü’den sonra müstakil olarak inşa edilen ilk kütüphanelerdendir.

Kitap okuma salonu, orta mekân ve eyvanlar olmak üzere üç bölümden oluşan kütüphane binasının çevresinde, görevlilerinin ikameti için inşa edilmiş üç katlı meşruta kısmı yer almaktadır. Bina taştan yapılmış bir bodrum katın üzerine oturtulmuştur ve bu kat kitapların nemden korunmasına yönelik olarak boş bırakılmıştır.

Pencere kapaklarının ve kitap depolarının kapılarının demirden yapılması kitapları yangından korumaya yönelik çok önemli tedbirlerdir. Sivil mimarinin en güzel örneklerinden bu kütüphanenin mimarı bilinmemektedir.”

Sakarya Üniversitesi’nde Yrd. Doç. Nuran Altuner, Atıf Efendi Vakfiyesi’nin Tanıtımını konu alan tebliğinde Defterdar Mustafa Atıf Efendi’nin 1740-41 yıllarında yazdırmış olduğu vakfiyelerden biri olan kütüphanede kayıtlı 2858 no’lu vakfiyenin genel içeriğini anlattı: “Vakfiye besmeleyle başlayıp hamdele ve salveleyle devam ediyor.

Kitaplar kütüphaneye iki defada vakfedilmiş olup, bazı kitaplarda Atıf Efendi’nin kendi el yazısıyla kaleme aldığı nazımları yer alır. Kütüphanede görevlendirilen üç hafız-ı kütüb, bir şeyhülkurra, bir suyolcu, bir mücellit ve bir marangoz haftanın beş günü sabahtan akşama kadar çalışmak zorundadır.

Kütüphanede Zeki Pakalın’ın yazmalarıyla beraber bazısı müellif nüshası da olan 3228 nadide yazma eser bulunmaktadır. Kütüphaneye vakfedilen kitaplara dair tafsilatlı bilgilerin yer aldığı vakfiyeden dönemin sosyal hayatına dair çok önemli bilgilere ulaşmak da mümkündür.”

Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Ramazan Biçer, Atıf Efendi Kütüphanesi’nde Bulunan Akaid, Kelam ve Mezhepler Tarihi Kitapları başlıklı tebliğinde bu eserlerin dönemin yapısını yansıttığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Kütüphanede bu alanda Arapça, Farsça ve Türkçe 300 kadar eser bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmının Arapça olması döneminin ilim diliyle doğrudan alakalıdır.

Eserlerin çoğu Hanefi-Maturidi eksenlidir. Medreselerde Eşari akaidinin yanı sıra, Şii bir müellif olan Nasreddin et-Tusi’nin eseri de okutulmaktadır. Bu, medreselerde mezhep taassubunun olmadığını gösterir. Mutezili hiçbir esere rastlanmazken, Gazali ve Kemalpaşazade’nin eserlerinin tamamına yakını yer almaktadır.

Bu, vakfedenin kişisel tercihi ve dönemin yapısıyla alakalıdır. Birçok kişinin ilmî çalışmalarına kaynaklık eden kütüphane, kelam ve akaid sahasında oldukça mümbit bir yapıya sahiptir.” İstanbul Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde doktora adayı Soner Şahin, Ali Paşa’nın konağıyla bitişik olduğu anlaşılan kütüphanenin mimarisi ve Osmanlı medeniyeti içinde yer alan kütüphanelerin tarihî seyri hakkında detaylı bilgiler verdiği Şehit Ali Paşa Kütüphanesi ve Osmanlı Mimarlığında Kütüphaneler başlıklı tebliğinde şunları vurguladı: “Osmanlı mimarisinde kütüphaneler ilk dönemlerde belli yapılar içerisinde varlıklarını sürdürürken, ancak 17. asırdan itibaren medrese yapı programlarına dahil edilmiştir.

Bu ilk müstakil kütüphanelerden birisi de Vefa semti sınırları içinde yer alan, Bozdoğan Kemeri’nin bir duvarına bitişik olarak inşa edilmiş Şehit Ali Paşa Kütüphanesi’dir. Bu kütüphane için 1716 tarihli bir vakfiye düzenletmiş; ancak şehit olmasının ardından henüz vakfetmediği kitaplarına müsadere edilmek üzere saray tarafından ele konulmuştur.”
Google Plus'da Paylaş