Kaybolan Cami ve Mescidler - Yahya Güzel) Camii


Hoca Teberrük (Yahya Güzel) Camii Ve Medresesi

Yahyagüzel Sokağı ile Hekimoğlu Ali Paşa Caddesi üzerindedir. İlk banisi Hoca Tobruk, İkinci banisi Yahya Güzel'dir. Bugün mescitten bir iz kalmamıştır.

Bu cami ile alakalı olarak Hadîkatu’l-Cevâmi’de şunlar yazılıdır. “Yahya Güzel Cami’î Der Kurb-ı Vefa Bânîsi muttasılında vâkî medresesinde medfundur.

Mescid-i mezbur Unkapanı harîkindemuhterikoldukda Yeniçeri ocağından Bağdâd Ağası olan Osman Ağa müceddedenbinâeylemişdir. Bir sene murûrundaFigân 1131 tarîhindevefât ederek vâkıfın yanına defnolunmuştur.

Minberini üç kere sâhib-i mührolubvefâtında Şehzâde Sultan MehmedCami’îkurbunda müstakil türbede medfun olan Dâmâdİbrahîm Paşa’nın halîlesiAişe Sultan vaz’eylemişdir. Müşârunileyha Ayasofya kurbundavâkî Sultan mehmed-i Sâlis türbesinde medfunedir. Mahallesi vardır.”
( Ayvansarâyi, Hadîka, 1281:1/220; A. Nezih Galitekin Neşri, 2001:292) 953/1546 tarihli İstanbul Vakıfları Tahrir Defterine göre camiin bânîsi “Hoca Teberrük” diye anılan İbrahim Hulûsî efendidir. Yine bu defterdeki kayda göre camiin inşa tarihi hicri 881 tarihidir.

Bu cami ile ilgili kayıtları naklediyoruz.[1]
Cami, 18. yüzyıl başlarında vukubulan büyük Unkapanı yangınının ardından Yeniçeri ocağından Bağdat Ağası olan Osman Ağa tarafından müceddeden bina olunmuştur. Osman Ağa 1131 tarihinde vefat edince camiin haziresine defnolunmuştur.

Mescid’in minberi ise Şehzade Camii yakınındaki Daru’l-Hadisi haziresinde medfun olan ünlü Nevşehirli Damad İbrahim Paşanın zevcesi olup, Ayasofya’da Sultan III. Mehmed türbesinde gömülü olan Aişe Sultan koydurmuştur. Aynı yüzyıl sonlarında cami bir kez daha yangın geçirince bu def’a Yeniçeri Ağası Sivaslı Mehmed Ağa tarafından 1200 (1785-1786) tekrar bina olunmuştur. 19. asırda da tekrar tamirler geçiren cami en son 1317 ve 1322 tarihlerinde de tamirler geçirmiştir.

Cami 31 Mayıs1334/1918 tarihindeki Vefa yangınında yanmış olup üç duvarı kalmış, diğer kısımları arsa haline gelmiş manifaturacılar çarşısı yapılırken bu duvarlar da tamamen ortadan kaldırılarak izleri silinmiştir. Cami, Encümen arşivinde bulunan 11 mart 1941 tarihli resimlere göre kıble istikametinde uzun, dikdörtgen planlı, pencere söveleri yuvarlak, giriş kapısı sol duvarında bulunan, duvarları özensiz ve almaşık örgülü taşlardan oluşan bir yapı olduğu görülmekte.

Yapının pencerelerinden 19. yüzyıldaki müdahalelerde ciddi mimari değişikliklere uğradığı tesbit edilebilmektedir. (Encümen Arşivi:582). Mescid 1254 ve 1293 haritalarında Yahya Güzel sokağında gösterilmiş. Yahya Güzel adıyla anılması bu sebepten olmuştur.(Ayverdi,1958: 26; Eyice, 1972:147-148; Eminönü Camileri, 1987:92-94, Öz, 1997:1/151) Ayrıca yine ondokuzuncu yüzyılda buranın Yahya Güzel mahallesi olarak anıldığı, Hızır Çelebî’nin kabrinin bulunduğu hazirede yer alan bir mezar şahidesikitâbesindenanlaşılmaktadır.

Bu kitabede “Yahya Güzel Mahallesinde Pirinççi El-Hâcc Hüseyin Efendinin Mahdumu” ifâdesi yer almaktadır. Medrese ise camiin bitişiğinde olup, yukarıda alıntıladığımız Vakıf Tahrir defterlerindeki kayda göre, 7 bâb hücre (7 Odalı) olalarak inşa edilmiş, ve içinde sakin olacak ulemâ ve sulahânınhergün bir cüz okumaları vakıf şartı olarak belirtilmiştir.

Çeşitli zamanlarda cami ile birlikte tamir ve yeniden ihyâ olunmuştur. 18. yüzyılda iki kez tamir görmüştür: “XVIII. Yy. da iki def’a yandın geçiren manzûme birincide Bağdad Yeniçeri Ağası Osman Ağa (1131/1719), ikincide Yeniçeri Ağası Sivaslı Mehmed Ağa taraflarından (1200/1786) yeniden yaptırılmıştır. Bu yeniden inşasını tâkib eden yıllarda yapılan bir sayımda “Dâru’l-Hadîs” olarak kaydedilen medresenin, birer kişilik 7 odası olduğu, bir hücre sahibinin kardeşi de yanında olduğundan 8 kişinin yaşadığı görülmektedir.”

 (Kütükoğlu, 2000:134-135) Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer alan Plan Proje Krokilere göre, 1311/1894 tarihinde harâp olan medresenin yeniden inşası için çizilen plan’da “L” biçiminde dizilmiş farklı büyüklüklerde daha önce vakfiyesinde de kaydedildiği gibi 7 oda bulunmakta bir tarafta 4 oda, gasilhane, çamaşırhâne, helâ ve iki oda arasında giriş kapısı yer almakta, diğer tarafta ise 3 oda yer almıştır. (BOA, PPK, No:281)

Bu plana rağmen, planın uygulanmayıp, medresenin yaptırılmadığı anlaşılmaktadır. 1914 kayıtlarında 4 talebe ve 1 bekçinin bulunduğu belirtilen medresenin 31 Mayıs 1334/1918 tarihindeki yangında yanıp arsa haline geldiği görülmektedir. (Kütükoğlu, 2000: 134-135) Bu yangın sırasında camiye ait meşrutanın da yandığı kaydedilmiştir.( Encümen Arşivi: 582). Ancak 1942 tarihli bu Encümen arşivi kaydında, yangın tarihi zuhul eseri olarak, 1324/1908) şeklinde yer amış.[2](Encümen Arşivi, ibid.) Hatta, bu kayda dayanarak Semavi Eyice de Kaybolan Ve Ortadan kalkan eserlerle ilgili makalesinde yangın tarihini ısrarla 1324/1908 olarak kaydetmiştir. (Eyice, 172:149-150). Oysaki, yukarıda alıntıladığımız gibi Mehmed Ziya, İstanbul ve Boğaziçi adlı eserinde yangın tarihini gününe kadar kaydetmiştir-1334 senesi Mayısının Otuz birinci cum’a günü- . (MehmedZiyâ, 1336-1928: 2/55) Kaynak : Müfid Yüksel
Google Plus'da Paylaş