Paylaşmak Serbest

Ayşe Tatile Çıksın…


"Ayşe Tatile Çıksın…"

“Ayşe tatile çıksın” 1974 Kıbrıs hareketi sırasında Dışişleri Bakanı ile Başbakan Bülent Ecevit arasında kullanılan bir parola idi.

Bir şeylerin yapılması gereken bir durumda bu sözü ben kullanmayı seviyordum. Anlatacağım olayın kahramanı asistan Ayşe’nin de izne çıkması gerektiğini düşündüm.

Gün geçmiyor ki doktorlara ilişkin medyada haber yer almasın. Doktora şiddet haberleri artık vakayı adiyeden olmaya başladı ve bu tür haberler o kadar ilgi çekmez oldu.

Hatta hastanelerde her gün ne zaman kavga çıkacak haberi değil hastanede olay olmayan günler aranır oldu.

Bazı doktorların bu konuda yani doktora şiddet konusunda kendilerini de sorguladıklarına dair yazılar okusam da bunu kabullenmeyen ve hastadan ya da hasta yakınından en ufak bir tepki görse doktorlar kendilerini masumluk karinesine alarak ortalığı velveleye vermekte hatta daha ileriye giderek adli boyuta taşımaktadır.

Tamam, netice de vatandaş sayısı doktor sayısından fazla buna doğru orantılı olarak suçlu vatandaş sayısı da fazla olabilir ama en azından yargıya düşüldüğünden savcı ve hâkimlerin geriyi çok iyi görmeleri gerekir.

Şimdi bir doktorun kaprisi ile az daha büyük olaylar olabilecek bir örnek olay anlatacağım.
Muayene için gittiğim hastanede numaramı alırken 23. Kişi olduğumuz görünce şaşırdım. Zira randevu saatim 08:30 ve 23. Kişi … Sıra barkodunu veren görevli bugün glokom çok yoğun demişti.

Her hastaya ortalama 10 dakika bakılsa 23 kişi yaklaşık 3 saat sürecekti ki bu da öğle paydosundan sonrası demekti.
Hem iş kaybı, hem gün kaybı.

Çaresiz beklemeye başladık. İlerleyen saatlere doğru oturduğumuz sıralarda yanımızdaki ile muhabbete başlıyorsunuz. Bu hep oluyor. Çünkü dertler ortak oldu mu insanlar kaynaşabiliyor
Saat 11 ‘e geldiğinde artık öğle paydosundan sonraya kalma endişesi de giderek artıyor. Hal böyle olunca muayeneniz için 4 saat boşuna beklemiş olacaksınız.

Yanımda oturan şahıs bir fuar açılışına gidecekmiş. Elindeki randevu kağıdında09:00 yazıyor. 2,5 saattir beklediğini söyledi.

Ve saat 11:25 de sıra ona geldi.”Adı N…..”

“Hasta N” kapı üzerindeki ekranda sıra kendine geldiğini görünce muayene odasına girdi.
Beraberinde de 3-4 bayan da girdi. ( Hep oluyor, bir hastayla birlikte başka hastalar da muayene odasına girmeye bayılıyor. Böylece hasta doktor özeli diye bir şey kalmıyor )

İçeri girenlerden 2 bayan 5 dakika sonra çıktı.

Bir iki dakika sonra asistan Doktor Ayşe odadan dışarıya bağıra bağıra çıktı

“Çık dışarı” diye söylenen asistan Doktor Ayşe sapsarı kesilmiş, elleri 400 volt cereyana kapılmış gibi tir tir titriyor.

Etrafına yardım ister gibi bakıyordu. Barkot verilen banko önünde içeridekilere bakıyor. Söylenecek söylenemiyor. Hali çok kötüydü. Bir şeyler söyleniyor ancak ne söylediği anlaşılamıyordu.
Oturduğum yerden fırladım. Doktor hanım bir şey mi var. Yardımcı olayım dediğimde.

“Sanane, sen ne karışıyorsun. “ demez mi?

“İyi de sana yardımcı oluyorum” dedim. Daha çok bağırdı. Sustum. Geriye muayene odasına girdim.

“Hasta N” gayet sakin glokom kontrol makinesinin önünde oturuyordu. Yanında da 2 hasta bayan bekliyordu.

“Ne oldu hayırdır, beyefendi” dediğimde. “Hasta N” olayı anlattı.

“Makineye oturdum. Doktor gözüme damla damlattı. Tam muayene edecekti ki içeriye giren iki bayanla ilgilendi. Onları muayene edip, gönderdikten sonra bana döndü “gözünüze damla damlattım” diye sordu. “Evet damlattınız” dedim. “Gözünüze mi” diye tekrar sordu. “Evet” dedim ve arkasından “başka bir yere de mi damlatıyorsunuz” diye sordum.

Bana bağırarak “benimle böyle konuşamazsın, hemen dışarı çık, defol buradan” diye bağırdı.

Bağırarak da dışarı çıktı.” Diye anlattı

Yanındaki hasta bayanlarda olayın böyle olduğunu vurguladı.

Koridora çıktığımda güvenlikçi gelmiş, yanında diğer servis doktorları da olayı anlamaya çalışıyordu.
Güvenlikçi suçlu ararcasına “kim kim” diye sormaya başladı. Güvenlikçiye sakin olmasını ve doktorun haksız olduğunu söyledim. Bana inanmadı. O doktor ben vatandaşım , hastayım ya.. O yüzden inanmamıştı. Odaya girdi. Baktı ki “Hasta N,” gayet sakin oturuyor. Olayı ondan dinledi. Dışarı çıkınca güvenlikçiye bizim asistan Doktor Ayşe “çıkart onu defolsun.” Dedi. Güvenlikçi olayı anlamış olacak ki adamın suçu yok kii  gayet sakin diye mırıldandı.

Asistan doktorun hocaları durumundaki “S hanım,” bir genç doktor ve hizmetli ve hemşireler odaya girdiler. “Hasta N” bir kez daha olayı anlattı. “Doktor S” “muayenenizi ben yapacağım” dedi. Ve “hasta N” yi muayene etti

Sıra bana gelmişti. İçeriye girdim. “Asistan Doktor Ayşe” makinenin başında oturmuş oturmamı istedi. Halen gerginliği geçmemişti.

Göz tansiyonum ölçülecekti. Makineyi gözüme zarar verecek şekilde kullanabileceği endişesi ile “Doktor S hanım”dan rica ettim. “Beni siz muayene edin” diye.

Sağ olsun..Rreddetmedi. Muayenemi oldum ve çıktım.

Şimdi düşünmek lazım.

Asistan Doktor kime kızmıştı. 3 saatte 23 kişiye bakmak mı yormuştu.

14 Şubat sevgililer gününde kendisini hatırlamayan biri mi vardı.

İşinden mi memnun değildi

Aynı dönem mezun olan arkadaşları doktor olmuştu da kendisi bir türlü asistanlıktan kurtulamamıştı, bu duruma mı kızıyordu.

Yoksa hastalara karşı kimi vardı da her şeye tepki mi gösteriyordu.

Bu soruları çoğaltmak mümkün.

Hatta bir iki hafta kadar önce saat 16:15 de gelen 85 yaşında yürümesini tekerlekli sandalye ile sağlayan, muayeneye gelen bir hastayı muayene etmek istememiş, erken gelseydi diyerek görevini yapmadığı da dilden dile dolaşıyordu.

Her gittiğim zaman asık suratla hizmet vermeye çalışan asistan Doktor Ayşe tatile çıkmalı mı?.

Unutmadan retina, glokom, kornea kontrollerinin de kesinlikle asistanlara yaptırılmaması gerektiğinin altını çiziyorum.

Şimdi 3 saat bekleyen ve hakarete, herkesin içinde kovulma ile karşılaşan hasta N tepki gösterseydi suçlu kim olacaktı.

Asistan Doktor Ayşe tatile çıkmalı. Bunun gibi olan tüm doktorlar da…
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Paylaşmak Serbest