Son Eklenen
Yükleniyor..

Atıf Efendi Kütüphanesi



Kültür , Eğitim ve Öğretimin beşiği

ATIF EFENDİ KÜTÜPHANESİ

İstanbul ili Fatih ( Eminönü) ilçesi, Vefa Semti, Vefa Caddesi üzerinde bulunan Atıf Efendi Kütüphanesi Sultan I. Mahmut (1730–1754) döneminde üç kez Başdefterdarlık yapmış olan divan sahibi şair Atıf Mustafa Efendi tarafından 1741 yılında kurulmuştur. Kütüphanenin giriş kapısı üzerinde “Dârü’l-Kutüb-i Atıf “ yazılı h.1289 (1872) tarihli bir kitabesi, okuma salonu girişinin sağ tarafındaki duvarda bulunan mermer levha üzerinde de kabartma sülüs yazı ile vakfiyesinin özeti yazılıdır.

Kütüphanenin vakfiyesinden öğrenildiğine göre gelir kaynakları ve yönetimi belirlenmiş üç hafız-ı kütüb, bir şeyhü’l-kurra, bir suyolcu, bir mücellit, bir marangoz ve bir de ferraş (temizlikçi) burada görevlendirilmiştir. Kütüphanenin yanına yapılmış olan üç meşruta evin de hafız-ı kütüblerin oturmaları ve haftanın beş günü kütüphane ile ilgilenmeleri vakfiyede belirtilmiştir.



Ayrıca hafız-ı kütübler kütüphanede cemaatle birlikte kılınacak namazlarda imamlık ve müezzinlik yapmakla da yükümlendirilmişlerdir. Kütüphane Salı ve Cuma günleri dışında açık olacak, çalışmalar güneşin doğuşundan bir saat sonra başlayacak ve güneş batımından iki saat önce de bitecektir.

Atıf Efendi’den sonra oğulları Mehmet Emin, Ömer Vahit, torunları Ömer Hüsameddin ve Abdülkadir Efendiler de buraya kitap vakfetmişlerdir. Bunların yanı sıra Atıf Efendi’nin kayın biraderleri Darphane-i Amire Başkatibi Hacı Ömer Efendi’nin kitapları da ölümünden sonra 1743’te Atıf Efendi Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Kuruluşunda 2857 kitapla hizmete giren kütüphanedeki kitaplar çeşitli kişi ve kurumdan gelen kitaplarla çoğalmıştır. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetiminde Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan kütüphanede 3228 yazma, 25.000’e yakın eski ve yeni basma kitap olmak üzere toplam 30.000’e yakın eser bulunmaktadır.



Kütüphane mimari yapısı ile dikkati çeken bir binadır. İstanbul’un eski Türk sivil mimarisini yansıtan bir plan düzeni bulunmaktadır. Kütüphane yanındaki meşruta evlerin oldukça yüksek dış cepheleri olup, bunlar üç kat halindedir. Meşruta evlerin üst katları konsollarla dışarıya taşırılmıştır. Evlerin orta avlusunda yer alan kütüphanenin 13.50x9.50 m. ölçüsünde bir zemin katı bulunmaktadır. Kesme taş ve tuğladan yapılmış olan kütüphanenin dış cephe görünümüne tuğladan şeritler yerleştirilmiştir. Yuvarlak kemerli bir kapıdan bir dehlize, oradan da avluya geçilmektedir. Buradaki esas kütüphane binası kemerlerle dışarıya açılmış bir bodrum üzerine oturtulmuştur. Bodrumdan altı basamakla bir sekiye çıkılmakta olup, buradan namaz kılmak üzere düşünülmüş mihraplı küçük bir sekiye çıkılmaktadır.


Bu sekiden bir sundurmanın altından da kütüphanenin okuma salonuna girilmektedir. Kare planlı olan bu bölüm aynalı tonozlarla örtülü olup, üç tarafı tonozlu beş hücre ile çevrelenmiştir. İlk yapıldığı dönemde burasının etrafının sedirlerle çevrili olduğu izlerden anlaşılmaktadır. Bu bölümlerden üçü sofadan iki sütunun taşıdığı üç kemerle ayrılmıştır. Sofanın arkasında da kitapların yaldızlı, kafesli ahşap dolapları bulunuyordu. Günümüzde bu bölüme hava sirkülâsyonunu sağlamak amacı ile pencereler açılmıştır. Okuyucunun dikkatini yoğunlaştırmak için yapılmış geniş kemerli geçide girdiğimizde eşsiz bir manzara seriliyor önümüze : serin bir bahçe ortasındaki kütüphane binası, görevliler için yapılmış konutlar, köşede küçük küçük bir çeşme ve alabildiğince sessizlik...

Bir kütüphanede olması gereken her şey, o eskilere mahsus incelikle düşünülmüş, hiçbir şey eksik, hiçbir şey fazla değil...

Yedi basamaklı merdivenle çıkılan binada, duvarlara sinmiş yüzlerce yıllık tarihle on yılların ihmalinin neticesi, ağır küf kokusu iç içe…

Atıf Efendi’nin vakfiyesinin özeti, eski harflerle duvara işlenmiş : “… Salı ile Cuma’dan maada haftada beş gün tulu – u şemsten bir saat önce muruunda açılıp, gurub-u şemse iki saat kalınca kapanmaya…. ”



Atıf Efendi Kütüphanesi Vakfiyesi, sonradan kurulan kütüphanelere yönetim biçimi açısından örnek olmuş. Bu vakfiyede, kütüphanecilerin durumları ile ödünç verme ve yararlandırma şekilleri anlatılmakta…

18. asır Osmanlı kütüphanelerinin en belirgin özelliklerinden olan “kütüphanede ibadet”e, Atıf Efendi Kütüphanesi’nde de öenm verildiği görülmekte. O zamanlar görevli üç kütüphaneciden birisi namaz kıldırır, ikincisi ezan okur, üçüncüsü de kandil yakar imiş…

3228 yazma ve 6358 eski harfli kitaba sahip olan kütüphanede toplam 25.905 kitap bulunuyor. Yan taraftaki depo, el yazması, deri ciltli, taşbasması, Arapça, Farsça ve Osmanlıca çok eski eserlerle dolu. Sahih-i Buhari’nin hicri 1154 tarihli el yazmasını, İbrahim Hakkı Bursevi’nin Ruhu’l Beyan’ı yanında, 2. Abdülhamit devrinden kalma renkli baskı dergiler, Erkan-ı Harbiye haritaları mevcut…

Ne yazık ki kütüphane, bütün bu zenginliğine rağmen hak ettiği ilgiyi görememiş... Küflenen kitaplar, yanmayan kalorifer, akıtan dam gibi problemlere bir de okuyucunun ilgisizliği eklenince meydan farelere kalmış.

Semra AYDIN
Google Plus'da Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum :

Yorum Gönder