Paylaşmak Serbest

Görme Alanı Makinesini inek mi içti.....


Bu bir görme alanı makinesi
Bir başka Görme Alanı makinesi
Çocukluğumda bir tekerleme vardı.

-Komşu, komşu ! -Hu, hu!
-Oğlun geldi mi? -Geldi -Ne getirdi?
-İnci, boncuk. -Kime, kime? -Sana, bana. -Başka kime? -Kara kediye -Kara kedi nerede? -Ağaca çıktı
-Ağaç nerede? -Balta kesti -Balta nerede? -Suya düştü. -Su nerede? -İnek içti. -İnek nerede? -Dağa kaçtı. -Dağ nerede? -Yandı, bitti kül oldu

İşte anlatacağım da bu türden hayatın bir kesiti..

18 Eylül 2013 günü glokom kontrolü sırasında doktorum bana "görme alanı" (30.2 Humphrey) çekilmesi gerektiğini söyledi. Ancak Samatya, (İstanbul Eğitim ve Araştırma) hastanesinde bu çekimi yapacak olan cihaz 6/7 aydır bozuk olduğundan çevre hastanelere ya da özel bir hastanede çektirmem gerektiğini belirtti. Bu çekim sonucunu alarak 9 Ocak 2014 tarihinde kontrole gelmem gerektiğini belirtti.

Haseki hastanesi.. Bu kadar büyük ve gösterişli olduğuna bakmayın...
Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesi en yakın hastane olduğundan buradan çıkışta oraya gittim ve danışmadaki çalışan ‘MHRS den randevu almam’ gerektiğini söyledi. Çaresiz eve döndüm ve kontrole gideceğim güne yakın bir tarihte çekmem gerektiğinden internetten 2 Aralık 2013 tarihinde 17.12.2013 tarihinde randevu alarak o gün doktora gittim. (Gideceğim doktorun adı Dr. Beyza Dolunay Gürbüz) Barkodumu çıkarttırdım. Ve görme alanı için geldiğimi söylediğimde bir başka çalışan bana 17 Ocak 2014 günü saat 10.30’a randevu vereceğini, o gün gelmemi söyledi. Ve bir ajandaya not alarak ve aynı zamanda elimdeki kâğıt parçasına tarih yazarak gönderdi.

O sıra ben 8 Ocakta Samatya’da randevum olduğunu ve bunu daha önce almam gerektiğini söylesem de, çalışan memur “istersen al istersen alma özeller var, oraya git, yaptır” aklını vermekten de geri kalmadı.

Evet, yapacak bir şey yok ve 17 Ocak 2014 tarihine beklemeye başladım.

Gün geldi. Saat 10.30’daki randevum için saat 10.10 da Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesine geldim. Ve görme alanı için servisi gittim. Kağıdı uzattım ancak görevli bayan “görme alanı için geldin ama, makine bozuk “ demez mi?

Haseki'den Görme Alanı İçin ilk Randevu -
Alınış Tarihi 2 Aralık 2013
E, yani dedim. “Yanisi şu… çekim olmayacak” dedi. “Sana bir randevu daha vereceğiz. O zaman geleceksin.” Diye ekledi. Ben ”O zaman da makine bozuk olursa ne olur”, diye sorduğumda “bir randevu daha alırsın” dedi. “Bu demek ki ölme eşeğim ölme yaz gelecek gibi gözüm bozulsa da sorun olmaz yani” dedim..

“Biz ne yapalım, beyefendi..Samatya’daki bozuk buraya gönderir, Çapa bozuk buraya gönderir, Beyoğlu öyle … Bizimki de bozuk … özellere gidin beyefendi.
( Biri bana özellere git dediği zaman çıldırıyorum. Devletin hastanesi varken neden özele gideyim. Sağlıkta soygunu bir boyutu da oralar değil mi? Devlet bana bu imkânı vermiş. Koskoca ve asırların hastanesi dururken neden özellere yönlendiriliyorum. Ayrıca sormak isterim bunlara… İşe girmek için neden devleti seçiyorsunuz. Neden devlet kapısında çalışıyorsunuz. Neden sırtınızı devlete dayıyorsunuz da vatandaşa hizmet vermek yerine özel hastanelere gönderiyorsunuz… Diyeceğim de diyemiyorsun. Bu kez tartışma çıkacak, münakaşa olacak, haydi adliyeye… Kim inanır vatandaşa…)

Sustum…

Görme Alanı Makinesi Bozuk Belgesi
Neyse… Üç haftadır bozuk olduğu söylenen cihaz için “Bana makinenin bozuk olduğuna dair yazı verin” dedim.” Bimere kadar çıkacağım. Hem doktorum benden film istedi. Ona da göstereceğim. Bana inanamayabilir. Zaten muayene günüm sizin yüzünüzden geçti. Ne yapacağım şimdi” dedim.
Ve reçete kâğıdına “Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesi Görme Alanı aletimiz bozuktur diye yazdı ve Doc. Dr. AYŞE FEYZA ÖNDER Göz Kliniği şefi. Haseki hastanesi kaşesini bastı.

Önce hastanenin hasta hakları servisine gittim. İçeride oturan iki bayana şikâyetim var dedim. Kim ilgileniyor. Adının sonradan Neslihan ARSLAN Olduğunu öğrendiğim bayana durumu anlattım. “Yapacak bir şey yok, alet bozukmuş. Randevu vermişler. Ne zaman olur bilinmez vs “ dedi durdu. “ Ben yorum yapmamasını yazılı olarak şikâyetim için dilekçe vermek istediğimi” söyledim. “Bana savunmayın, bana çözüm getirin, makine neden yapılmamış 3 haftadır onu öğrenip kısa zamana gelmemi sağlayın, onlarca hasta mağdur olmuş. Buna neden çözüm getirilmediğini rapor edin“ dedim.. Ve lütfen bir form verdi. Doldurdum. Bıraktım.

Arkadan hastanenin Başhekimine gittim. ( Sonradan öğrendim, başhekim diye başhekim yardımcısı Dr. Abdurrahman Kamil DEVRİMCİ imiş. ) Durumu anlattım. O benim ilgi alanım değil dedi. Başhekim. “Ben tedavilerle, doktorlarla, hastalıklarla ilgili işlere bakıyorum. Onun için müdür ya da müdür yardımcıları var ona gidin” dedi. ( sevdiğim bir söz… müdür müdürmüdür? )

Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesi müdürü ararken yönlendirile yönlendirile müdür yardımcısı Şükran Karaca BURÇOĞLU’na gitmem gerektiğini söylediler. Şükran hn’ın odası kilitliydi. Bina içinde imiş, kimse bilmiyor nerede olduğunu.. Sonra diğer müdür yardımcısı Ahmet beye ( Soyadını öğrenemedim, hastane bilgileri arasında yok ) gittim. Yanında ayakları diz üstünden inmeyen (!) misafirinin yanında olayı anlattım. “ Ya nasıl yapılmaz üç haftada.. Ben notu alayım. Araştırayım. Aslında Şükran hn ilgilenir demek ki yerinde yok. Vah vah.. Olur mu tabii, olmaz .. İşlerini yapmalılar… Ben de bir şey yapamam. Olur, mu ya bir lamba için makine kalır mı? Tabii, hastalar da mağdur oluyor. Ama ben bilmiyorum “dedi. ( sözlere dikkat. Birileri alay eder gibi. Kimlerle dersiniz. )

Haseki'den Görme Alanı İçin ilk Randevu -
Alınış Tarihi 17 Ocak 2014
Yanından çıktım. Şükran hm bir kez daha aradım. Satınalma’da olurmuş. Gittim buldum. Durumu bir kez daha anlattım.

Şükran hn. Yanındaki bir başka bayana “senin haberin var mı” dedi. Diğer bayan “evet, 15 gün önce rapor ettik. Cevap gelmedi.” Şükran hn, “ben satın almacıyım. Neden hastalarla muhatap oluyorum. Olunmaz değil mi?. Makinenin lambası bozuk. Hasta bana geliyor. Kurulu bekliyoruz. Biz rapor etmişiz 15 gün oluyor. Ya, ne yapacağız. Hastaya laf mı anlatalım. İşlerini yapsalar siz mağdur olmazsınız. Hastalar mağdur olmaz.”

Düşünüyor musunuz? Bir ampul yok ve sorumlu da yok
Neymiş, satın alma servisi satın alma kuruluna bildirecekmiş. Kurul toplanacak bu makine için karar verecek. “Alınsın mı alınmasın mı.?”.

Ha bir de ne var... Bu parça yurdışından getiriliyormuş.. Ne fakir ülkeyiz biz! :)))

Hastane kendinden yorgun.. Çalışanlar zafiyetsiz… Sorumlukları birbirinin üzerine atmış. Oradan o masaya diğeri diğer masaya atıyor. Herkes sorumlu ama hiç kimse sorumlu değil. İşin sonu devlete dayandı. Devletin prosedürü bu.. Bir ampul yok, ampul yoksa makine yok.
Hastalar derdine yansın.. Kimin umurunda.. Hasta haklarıymış. Mış.

Üç haftadır Haseki’de bozuk, 1 yıla yakın Samatya’da.. Diğerlerini bilmiyorum…

Beyoğlu Göz Hastanesi
Diğeri derken aklıma Beyoğlu Göz Hastanesi geldi.

Ofluya puflaya buradan çıktım.
Beyoğlu Göz hastanesine gittim. Danışmaya derdimi anlattım. Semra hanıma gidin dedi. Eczacı Ecz. Semra EYÜPOĞLU’nu aradım..
Eczacı Ecz. Semra EYÜPOĞLU imza – onay yazılı odadaymış. Yeri orasıymış. Kapıda bayan güvenlik görevlisi içeriye kuş uçurtmuyor. Benden hemen önce o kapıda 2 kişi yumruklaşmış. Gergin… Durumu söyledi. Bekle dedi. Rapor onaylatanlar yüzünden 20 dakika kapıda bekledim. Geleni hastane dışında bir eczaneye yönlendiriyor.

Neyse 25 dakika dolarken güvenlik içeriye aldı. Selma hanıma derdimi anlatacaktım ki,“hadi beyefendi, çabuk ol, ne istiyorsun, çabuk çabuk söyle..” fırça darbeleri altında derdimi anlattım.
Semih beye git dedi. Göz servisinde Semih beyi buldum. Anlattım. “Karşıdan barkod al, Kaydını yaptır. Görme alanına git, Benim söylediğimi söyle, En erken tarihte randevu versin.” Dedi. “Doktor bey, 2 aydır bekliyorum, makineler bozuk olduğundan bugüne kadar yaptıramadım, bugün yarın olamaz mı?. “ Yukarıya söyle dedi. Kaydımı yaptırdım. İkinci kata çıktım. Görme alanında çalışan bayana da ne anlattıysam kar etmedi. Elimdeki barkodu alarak, bilgisayarda kayıt yaparak, elime randevu kâğıdımı tutuşturdu.

Şimdi Beyoğlu’na 11.02.2014 saat 14.30 a randevu verdiler.

Beyoğlu Göz Ciddiyetle İşini Takip Ediyor

( Bir noktaya dikkat çekmek isterim. Haseki’de hasta kayıtları bir ajandaya not alınarak ve hastanın eline tutuşturulan bir kâğıt parçasına yazılarak randevu veriliyor. Beyoğlu’nda bilgisayara ve bir forma dökülerek randevu veriliyor. Burası daha ciddi çalışıyor, sanki.. Haseki’nin çalışma şekli köşe bakkalının veresiye yazması gibi.. )

Makineler bozulmaz ve ben ölmez ya da gözüm miadını doldurmazsa…

Kim demiş sağlıkta hasta haklarını.. Kim Sağlıkta devrim yaptık diyen.. Devlet hastanelerine onca yatırım yapılıyor, diyenler… Buraya dikkat edelim..

Bir lamba için kurul toplanamıyor. Koca hastanede işler yapılmıyor. Bir lamba için makineler yatıyor, hastalar derdine yanıyor. Ya da ölme hastam ölme sıra gelirse tedavini olursun…

Yazıklar olsun demem lazım mı bilmiyorum.

Aldığınızı hak ediyor musunuz desem mi bilmiyorum…

Erol Kara - 19 Ocak 2014 -
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Paylaşmak Serbest