Hacca Yolculuk Başlıyor


7 OCAK 2004 günü sabah 0540 da yola çıktık.

Bir gün önce yağan kar sabahın ayazıyla yerini buzlu yollara bırakmıştı. Bizi seven yakın akraba ile birlikte 3 araba yola çıktık.

Buzlu yolda nasıl gideceğimizi düşünerek kendimizi TEM yolunda bulduk. Ağır ağır giderken sağımızda solumuzda tek tek geçen araçlar tedirgin bir yolculuğun havası içinde yol alıyorlardı. Havaalanına yaklaşırken bir kaç tane hacı götüren araç konvoyunu daha  gördük.

Dış hatlar girişinden girerek bekleme salonuna geldik. Arama noktalarından geçerken komik manzaralar görmedik desek , yalan olur. Sürekli bipleyen kontrol kapısı yolculara kök söktürüyordu.

Nerede bir kaç kişi çırılçıplak kalacaktı. Neyse ki yoğun kalabalıktan polisler geçişlere izin verdiler.
Kafile görevlilerimizi aradık.

Grup sorumlusu hocalara geldiğimizi söyledik. Pasaportlarımızı , kimlik kartlarımızı alarak beklememizi söylediler. Beklerken bir grup hacının bavullarını teslim ettiğini görünce kafile başkanına bunu sorduğumuzda "sizde gidin verin " sözüyle bizlerde bavullarımızı verdik.

Bir müddet bekledikten sonra havaalanı yer görevlisi refakatçilerden ayrılıp , iç bölüme geçmemizi söyledi. 

Bir sıkı kontrolden daha geçip bineceğimiz uçağı beklemeye başladık. Bu sırada bayrak taşıyan bir hacı dikkatimizi çekti. Sonradan adının Mehmet olduğunu öğrendim Hacı'yı görünce milli duygularımın kabardığını hissettim.

... ve 0855 da uçaktayız.

Suudi havayollarına ait 300 kişilik bir airbus uçak ile gideceğimizi biliyorduk.. Kaptan pilot Arap, hostesler Türk , bayanlar türbanlı ve pantolonlu. Daha sonra edindiğim bilgiyle uçağın Onur Air tarafından hac sezonu boyunca Suudi Arabistan Hava Yolları'na kiralanan 8 uçaktan biri olduğunu öğrendim. Bu yıl 5. kez hac seferleri yapan Onur Air 440 personeliyle götüreceği 40 bin hacının hizmetini Suudilere kiralanarak yapıyordu.

09.15 Daha önce belirtildiği şekilde ve tam saatinde uçak hareket etti. Yenibosna, Bağcılar, Yüzyıl ve Sultançiftliği üzerinden bulutlara, hatta daha yukarılara çıktık. Aşağıdaki kapalı hava yerini masmavi gökyüzüne bırakmıştı. Artık gökyüzünde idik. Kuşlar ve bulutlar altımızda kalmıştı.

Karlı İstanbul geride biz bulutların üzerinde mavi gökyüzü ile baş başa kaldık.

Kaptan 2 saat 50 dakikada gideceğimizi, Medine'de açık bir hava olduğunu 22000 ayak yada 8980 metre yüksekten hareket ettiğimiz söyledi.

Yolculuk sırasında yaşlı bir hacının fenalaşması üzerine doktor arandı. Ancak kimse olmayınca hostesler kendi bildiklerince oksijen tüpleri ile ellerinden geleni yaptılar. Bu arada kafile başkanı bir konuşma yaparak hayırlı olsun temennisi içinde bulundu. Sırasıyla iki görevli hoca da ilahi ve dualarla bu konuşmayı devam ettirdi.

Yemek ve ikramlarla zevkli bir yolculuk yapmıştık. Ara sıra hosteslerin ihtarlarına uymayanlar, verilen yemekleri ya da içecekleri yerlere döken yolcular olsa da gençler morallerini bozmamış. Güler yüzlerini sürekli göstermişlerdi. İçlerinden birinin daha önce umre yaptığını öğrendik. Hepsine hacılığın nasip olmasını dileyerek uçağın merdivenlerinden aşağıya indik.

Saat 1205 de Medine havaalanında idik. Bu havaalanı kralın yeğenine aitmiş.Başka hiç bir firma uçağı bu havaalanını kullanmıyormuş. Uçağın alana inmesiyle polis köpeklerinin bavullarını kokladığının gördük. Sonra bizlerde terminle doğru yürüdük.

Sakallı - sakalsız askerlerin görev yaptığı peronlarda önce pasaport kontrolu yapıldı. Bu işlemden sonra bavullarımızın olduğu alana geçtik. Her yolcu kendi bavulunuu bularak diğer bir bölüme geçti. Burada bavullar açılarak kontrol edildi.

İşlemler bitince elimizdeki pasaportlar toplandı. Ve Havaalanı dışında bekleyen otobüslere doğru yürüdük. Mısır'lı bir şoförün kullandığı otobüste yerimizi alırken diğer gruplarda ait oldukları otobüslere bindiler. Her grup başkanı da kendi grubuyla aynı otobüse bindi. Grup başkanı dua ederek konuşmasına başladı.

Medine'den söz etti. İlahiler ve beraberinde Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l mülk lâ şerike lek diyerek ve iştirak ederek yola devam ettik.

Otobüs hareket etmeden önce verilen ikramdan sonra Medine'ye girişte yapılan kontrol sırasında da ikramlarda bulunuldu.

Kabul edilmiş bir hac dilekleri görevliler tarafından söylendi. Türkiye'den ve İstanbul'dan geldiğimizi duyunca gözlerin parlamalarına ve memnuniyet ifade eden tavırlar hoşumuza gitmişti. Bir ara grup hocası şoför için bahşiş toplayacağını söyledi. "Gönlünüzden ne koparsa onu verin , herkes 1 riyal verse 49 riyal eder , dedi.

Allah'tan İstanbul'da iken yanımıza riyal almıştık. Çıkardık verdik. 65 riyal toplanmıştı. Toplanan parayı şoför Türkçe teşekkür ederek cebine koydu.

Bir görevlinin kontrol noktasında araca binmesi ve bir başka aracında önümüz sıra gelmesiyle kalacağımız otelin önüne geldik.
Google Plus'da Paylaş