Umrede Otel rezaleti 2 - Görevli ülser oldu



2006 Ramazan umresinde yaşadığımız otel rezaletinini anlatmaya devam ediyorum. Habiba oteldeyiz.

Bu otelde diğer bir sorun da çamaşır makinesi yoktu. Kirlenen çamaşırları lavabolarda yıkamak zorunda kaldık. Sorun bununla da bitmedi. Bu kez çamaşırları asacak yer yoktu. Otel idaresi bir kaç gün açtıkları terasa yıkanmış çamaşırları asmak için izin verdiler. Ama sonra "yasak" "itfaiye kızıyor" "belediye yasak etti" "adam düştü" gibi değişik gerekçelerle orayı da yasak etti. Kimi umreci çamaşırları merdiven korkuluklarına, kullanılmayan merdivenlere, hollere asarken de kimisi de odalarına asmak zorunda kaldı.

Diyanetten bir görevli bana şu müthiş aklı verdi." Dışarıda bir sürü kuru temizlemeci var. Çamaşırlarınızı orada yıkayıp kurutun" demez m. Akla bak hizaya gel. Bana çözüm vereceği yerde aklı veriyor. Cevaben " ben senin gibi zengin değilim. Parça başı 3-5 riyale bizim paramızla 1,5-2 YTL' ye çamaşır yıkatamam. " diye söylediğimi hatırlıyorum.

Aslında bana bu aklı veren hacıların huzur ve rahatı için Diyanet İşleri Bakanlığının görevlendirdiği müfettişlerinden (Refet Ecer)'in yanında oturan boşboğaz bir din görevlisiydi.

Yanına aldığı 3-5 din görevlisi ile bir odada toplanan Müfettiş bu görevliyi susturdu. Yaşadığımız tüm sorunlardan habersizmiş gibi davranıyordu. Ben yukarıda da yazdığım sorunları anlatmaya , hatta odaların yetersizliği yüzünden 11. katta bir kaç umrecinin koridorlarda yatmak zorunda kaldığını , üstüne üstlük dağıtılan kimlik kartlarının üzerindeki telefon numaralarının yanlışlığından ve çarşafların hiç değiştirilmediğinden , ocakların olmayışından, çamaşır makinesinin yokluğundan, yemek masasının olmayışından, mutfakların bulunmayışından bahsedince beyefendi çok şaşırdı.

Ya da şaşırmış gibi yaptı.

Hacıların otel sorununu çözebilmek için günlerdir strese giren ve gerçektende tüm özverisiyle çalıştığını gördüğüm Nurullah bey' bir hafta süreyle hastanede yatmasına sebep olan midesini tuta tuta yanımıza geldiğinde müfettiş bey ondan bu raporları tutmasını istedi. Artık hava gerginleşmişti.

Nurullah bey midesinin spazm geçirmesinden iki büklüm olduğu halde tekrar yanımız geldi. Sorunları o da dile getirdi. Bir kağıt kalem aldırarak ona adımı ve telefon numaramı vererek tüm sorunları ona ben yazdırttım. Evet, müfettiş bey o an Amerika'yı yeni keşfeder gibiydi. Bunlar maaş alıyordu.Tüm umreciler için orada görevliydiler.

Habiba otelden ayrılmamızda komedi mi desem kara mizah mı desem evlere şenlikti. Oteldeki süremiz bittiği için otel yönetimi odalardan bizi zorla çıkarttı. 12. katta kalan umreciler tüm elektriklerinin kesildiğini söylediğinde ortada görevli bulmak imkansızdı. Çünkü irtibat bürosu da kendi derdine düşmüş.

Onlar da otelden ayrılacaklardı. O gece otelde hiç bir Türk kalmayacaktı. Teravih namazını kılıp Mescidi haremden döndüğümüzde kafile başkanın gönderdiği haberle yemek bile yiyemeden odaları boşalttık. Herkes eşyasını alarak hole inecekti.

Saat 21.30 Kafile başkanı ve diğer görevliler bizi Medine'ye götürecek otobüsleri almak için 23.30 sıralarında otobüs almaya gittiler. Bizler sefil gibi kapılarda beklemeye başladık. Gece yarısına doğru umreciler uyuklamaya, kimi yemek yemeye başladı. Otel önündeki rezalet anlatılır gibi değildi. Bu arada boşalttığımız odalara Mısırlıların geldiğini gördük.

5-6 otobüs Medine'den getirdikleri Mısırlı Müslümanları otelin önünde indirirken kapı önü ana baba gününe dönüyordu. Saat 3 de Medine'ye gitmek için gelen otobüslere bindik..
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder