Son Eklenen
Yükleniyor..

Umre'de otel rezaleti


BUNLAR NE BİÇİM OTEL

(1) CHROM OTEL MACERASI

2006 Ramazan Umresinde bulunduğum dönemde 3 otelde kaldım. Mekke'de CHROM otel ve Habiba otel ve Medine 'de Taiba otel...

Belirtilen şekliyle bunlardan biri CHROM OTEL lüks otellerdendi. Ama ne lüks.... Asıl gitmemiz gereken otelde yerler boş olmadığından geçici süreyle kaldığımız ve "en lüks otel" olarak bildirilen Mahbascindeki CHROM OTELdi.

Aman ne otel... Yemek yiyecek masası yok. Küçücük bir buzdolabı komodinin altında. Komodinin üzerinde de televizyon vardı. Burada televizyon yayınları üç kanaldan ibaretti. Bir de Türkiye'den Samanyolu televizyonu yayınlanıyordu. Suudilere ait 3 tv kanalının yanında yayın yapan sadece STV vardı. Bir türk tv sini hem de beğendiğimiz bir kanalı orada görmek hoşumuza gitmişti. Ancak genelde haberler için açmayı tercih ettiğimiz tv yayınınızda haberlerin azlığı bizi üzmüştü.

En azından saat başı haber yayın yapması mümkün değil midir. Yurt dışındaki Türk vatandaşları için iyi olacak kanaatindeyim.

Mutfağı yok. Banyosu var duş musluğu alt taraftaki musluğu yok. Bakım yok. Ve Türklere Mekke'deki otellerde kesinlikle ilgi yok. Sadece bu otelde mi. Daha sonra kaldığımız Habiba otelde de durum aynı. Üç otelde çarşaflar değiştirilmediği gibi paspas çektirmek için bile neredeyse otel hizmetlilerine yalvarır gibiyiz. Ne zaman bunlardan bir isteğiniz olsa ağızlarını "bahşiş"le açıyorlar.

Otel idaresinin bu isteklerden haberleri yok. Buna eminiz. Ama çok cüzi ücretle çalıştırdıkları ve çoğu Pakistan, Bengaldeş ve Brunei gibi ülkelerden gelen bu hizmetlilerin bu isteklerine göz yumuyorlar , bu da açıkça belli oluyor.

Otel görevlileri ilgisiz. Asansörler yetersiz. Üç dört gün süreyle kaldığımız bu otelden çıkarken kafile başkanı bu oteli çok arayacağımızı söyledi. Ama diğer otellerde bu otel kimsenin aklına gelmemişti. Tuvaletler alafranga... Türk hacılarının büyük bir kısmı kullanamıyor. .

Hele yaşlı Hacılar ya da kasabalardan , köylerden gelenler hiç mi hiç kullanamıyor. Bir kısmı klozetin üzerine çıkıyor. Bir kısmı ayakta ederken idrarını her yana bulaştırıyor ve bir kısmı da arkasına bakmadan, temizlemeden, sifonu çekmeden pislik içinde bırakıyor... Temizlik ve sağlık resmen yok edilmiş oluyor.

Aslında yıllardan beri alafranga ve alaturka tuvalet tartışması yurdumuzda sürüp gidiyor. Bazı hacılar Habiba otelin girişinde bulunan tek bir alaturka tuvaletin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Bu tuvaleti kullanamayanlar yüzünden pislik had safhaya varmıştı. Aslında bu tuvaletler ne İslami idi , ne de hijyen açısından kullanabilir bir özellikleri de yoktu. Arabistan'da yeni yapılan otellerde de bunların kullanılması anlaşılır değildi. Hatta Avrupa'nın terk ettiği bu tuvalet tipleri neden bir İslam ülkesinde yaygınlaşıyordu. Anlaşılır değildi. Yemek yiyecek masalar olmadığından
CHROM OTELde yerlerde yemek yedik. Mutfak ve çamaşır makineleri olmadığından yemek ihtiyacı ancak soğuk yiyeceklerle halledilmeye , çamaşırlar yıkanamadığından dolayı üzerlerimizde kirlenmeye başlamıştı , tabi.. Kapılar kart sistemli anahtarla açıldığından umreye gelenler arasında anahtar kart münakaşaları da başlamış oldu. İnce kart olduğundan kaybedenler , resepsiyona bırakmayı unutanlar sayısında artış oluyordu. Ve otel görevlileri bu anahtarları bir kez daha vermek istemiyordu. Sadece ana daire girişlerini açmaya yarayan bu anahtarlar iç kısım kapılarını açmıyordu. Buralarda klasik anahtarlar vardı. Ve her odanın hacısı anahtarlar yüzünden tatsız duruma düşüyordu. Lüks otel bize göre beş para etmezdi.

BUNLAR NE BİÇİM OTEL (2)
HABİBA OTEL MACERASI


CHROM OTELDEN Sonra taşındığımız Habiba otelde anahtar olayı fazla yaşanmadı. Ancak burada daha farklı bir sorun vardı. Mutfak...Bir çok dairede mutfak yoktu. Siz yine de mutfak dediğime bakmayın. Var olanlardaki mutfak diye ayrılan bölümler hole girişlerde 1 mt genişliğinde lavabo ve kalan yeri düz küçücük bir alandı. Bakın resimde iki kişinin zor sığdığı mutfaklardan birini görüyorsunuz. Bu dairede 5 kişi kaldık.

Eşlerimiz bu tezgahta yemek yapmak için sıraya girmek zorunda kalıyordu. İki kişinin yan yana zor sığdığı bu yerde üçüncü kişi beklemek zorunda kalıyordu. İftarda pek kullanmadığımız bu mutfağımsı yerler sahurda sorun oluyordu. Çünkü hepimiz aynı saatte kalkmak ve sahur yemeği yapmak zorunda kalıyordu. Bu tezgahta yer alan minik bir ocak 6 kişinin ihtiyacını karşılayacaktı. Komik ya da çocuk oyun oynar gibi...

Ocaklardan bahsederken şunları da anlatamadan geçemeyeceğim. 2 bin hacının kaldığı Habiba otelde ocak sıkıntısı çekiliyordu. Diyanet 1000 ocak almış. Daha önceki umreciler ve hacılar kullana kullana bunların çoğu bozulmuş. Diyanet görevlisi kişinin söylediklerine bakarsak bir kısım ocaklarda ;İranlılar ya da Mısırlılar tarafından alınmışmış. Pek inanamadım. Kimsenin bu kullanılmış ocaklara ilgi göstereceğini sanmam. Odamızdaki ocak yanmıyordu. Kat görevlilerine söyledik. Bir başka ocak getirdi. O da ısıtmıyordu. Çalışıyor ama randıman vermiyordu. Bir kaç gün idare etmeye çalıştık. Olmadı. Yine görevlilere söyledik. Onlar resepsiyona iletmemizi istediler. Danışmadaki görevli otelin mühendis dedikleri onarımcıya gönderdi.

O otel müdürüne, otel müdürü Diyanet görevlisine gönderdi. Diyanet görevlisi de "yok " dedi. Israr edince elimdeki bozuk ocağı yapması için tekrar onarımcıya götürdü. Yapmadılar. Dalga geçer gibiydiler.

Bu kez görevli ile küçük bir depoya gittik. 5-10 ocak vardı. Kimi yanmış , kimisinin kablosu kopmuş. İçlerinden birini alarak tekrar tamirciye gittik. Kabloyu yaptı. Aldım odama geçerek bizimkilerin istifadesine sundum.
Google Plus'da Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları