Paylaşmak Serbest

Umre Organizasyonunda komik haller


20 Ekim akşam 1800 sularında Atatürk havaalanına doğru yola çıktık. Gelin arabası gibi hazırlanmış otomobilde giderken geride gözü yaşlı , imrenerek bakan gözleri ve buruk gönülleri bırakarak yola çıkmıştık.

Saat 1900 sıralarında havaalanında idik. İlk işimiz beraber gideceğimiz kafile sorumlusunu bulmaktı. Kısa bir aramadan sonra onlara ulaşmıştık.

Kafile sorumlusu olduğunu söyleyen kişiye geldiğimizi söyledim. Sonra grup hocamız olduğunu daha önce öğrendiğim Seydi Sarı'yı sordum. Henüz ortada yoktu. Kafile başkanı da grup hocamızda Balıkesir'den gelmişti. Kafile çevremizde idi. Balıkesir , Bursa, Tekirdağ ve İstanbul'dan gelen umreciler aynı kafilede toplanmıştı.

Kafile başkanı birazdan pasaportların dağıtılacağını söyledi. Pasaportları beklerken eşimin ayrı bir gruba verildiğini öğrenince şok oldum. Bu ne saçmalıktı. Ben ayrı grupta eşim ayrı grupta idi. Başkana bu saçmalığın düzeltilmesini söyledim. Bana Mekke'de birleştiririz diye cevap verdi. Ben bunun şokunu yaşarken beterin beteri varmış, meğer...

Yine İstanbul kafilesinden üç kişilik bir ailenin da ayrı uçaklarla Mekke'ye gönderildiğini öğrenince daha çok şaşırdım. Karı koca ayrı uçaklarda yola çıkmış. Bu ne biçim organizasyondu anlamamıştım.


Pasaportları aldıktan sonra eşyalarımızı Kargoya verdik. Akşam namazı vakti geçiyordu ki havaalanı mescidinde gidip akşam namazımızı kıldık. Tekrar kafilenin yanına geldim. Halen eşyalar kargoya teslim ediliyordu.

O arada kafile başkanını gördüm. İhramları giyip giymeyeceğimizi sordum. Cidde'ye gideceğimizden ihramları giyeceğimizi , ne zaman giymemiz gerektiğini haber vereceğini söyledi. Diğerlerini beklemeye başladım. Bir kaç umreci ile muhabbet ettim.

Yatsı vakti girmişti ve saat 2130a geliyordu. Yatsı namazımı kılıp kılamayacağımızı sorduğumda Cidde'de kılabileceğimiz söylendi. Ben vakti geciktirmemek için havaalanı mescidine yine gittim.

Başka kafilelilere ait bir çok kişinin ihram giymeye başladığını gördüm. Ben de yatsı namazımı kıldıktan sonra ihramımı giydim. İhram namazımı kıldım. Niyetlenmeyi uçağa bıraktım. Kafilenin olduğu yere döndüğümde bavul teslimi bitmiş pasaport kontrolünden geçtiklerini gördüm. Pasaport kontrolü için üzerimde ihramım olduğunu halde sıraya girdim. İkinci bekleme alanına geçtim. Beni görenler neden ihram giyindiğimi sorduklarında uçakta giyemeyeceğimi , Cidde'ye ihramsız gidemeyeceğimi açıkladım.

Hepsi panikledi.

İkinci bekleme alanında ihram giyilecek alan da yoktu. Umrecilerin bir kısmı son bölümde , diğerleri uçaktaki koltukların arasında ihramlarını giymeye çalıştılar. Ortalık cümbüş yerine dönmüş. Komik bir durum ortaya çıkmıştı.

Uçak 1 saat rötarla 23.15 havalandığında erkekler ihramlarını giymeye daha sonra devam etti. İhram duası yapılarak tekbir , tehlillerle yola devam ettik.

5030 sayılı THY uçağı 14000 feetten 830 km hızla İstanbul'u geride bırakmıştı. Uçaktaki tek sıkıntımız içme suyunun çok az verilmesiydi. Su isteyenlere meyve suyu ya da kola içmeleri konusunda ısrar eden hostesler tepki almıştı.
Google Plus'da Paylaş

Paylaşmak Serbest