Son Eklenen
Yükleniyor..

Ramazan'da Kutsal Topraklarda Girmenin Doyulmaz Hazzı

23 Eylül 2006 akşamı
Mekke-i Mükerreme'de harem-i şerifte akşam namazını bekliyorduk. Birazdan okunacak akşam ezanını beklerken bir yanda da Kabe-i Muazzama'yı da seyrediyorduk.
Birden ortalığa yayılan top sesleri ile Haremeyn sakinlerinin yüzlerinde önce bir şaşkınlık ardından sevinçler okunmaya başladı...
Sevinenler , şükredenler ve birbirine Ramazan geldiğini müjdeleyenler dalga dalga yayılıyordu.
Yarın Ramazan'dı.
Ve Türkiye'den farklı olarak bir gün önce oruca başlayacaktık. Ramazan'ı Mekke'de karşıladık. Ve ilk teravih bu gecede idi.
Yılların verdiği alışkanlığın , Türkiye'de kılınan teravih namazlarının burada aynı şekilde olmayacağını gayet iyi biliyor. Ve kendimizi bunu hazırlıyorduk.
Heyecanlıydık.
Akşam namazları kılınmış Kabe'nin etrafı tavaf yapanlarla daha da çoğalmıştı. Müthiş bir kalabalık kelebekler misali dönüyor, dönüyor, dönüyordu. Bu ulvi kalabalığın arasına biz de katıldık. Tavafın ardından yatsı namazı kılmak için kendimize uygun yer aramaya başladık. Herkesin dilinde Ramazan konuşuluyordu.
Yatsı ezanı okundu.
İlk sünnetleri kıldık.
15-20 dakika sonra davudi ses kamet getirdi.
Ülkemizdeki gibi değil her cümle bir kez okunuyordu
Allâhu Ekber Allâhu Ekber. Eşhedü en lâ ilâhe illâllah Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah Hayye ale's-Salâh Hayye ale'l-Felâh Allâhu Ekber Allâhu Ekber
Yatsının farzı kılınmış son sünneti müteakip her vakit namazın ardından kıldığımız cenaze namazını da geride bırakmıştık.
Ve ilk teravih imam efendinin Allâhu Ekber demesiyle başlamış oldu.
Müthiş bir duygu. Müthiş bir heyecan ve Mekke imamının gür davudi muhteşem sesi ile ortalık derin bir sessizliğe bürünmüştü.
Mekke semalarında yankılanan Fatiha süresinden sonra Bakara suresinin ilk ayetleri okunmaya başladı
Ve iki saat süren bir teravih namazı böylece sürüp gitti.İnanın bu iki saati hiç anlamamıştık. Nasıl geçti. ne kadar sürdü, anlayamadık. Vitir namazını da cemaatle kıldık. Son rekatta bizden farklı olarak Vitrin son rekatını mezhepleri gereği tek olarak kıldık.
Burada farz namazlar hariç tüm namazlar iki rekat iki rekat kılınıyordu. İşte vitrin son rekatı da tek kılınıyordu.
İmam efendi Fatiha ve ihlas süresinden sonra bir dua etti ki muhteşemdi. Her ne kadar Arapçayı anlayamıyorsak ortalığı saran manevi hava bizleri de ta derinlerden etkiliyordu.
15-20 dakika süren duadan sonra rüku , secde ve selamdan sonra namazı bitirmiştik. Bir süre kendime gelememiştim.
Muhteşemdi. Harikaydı.
Bu kelimler bile duygularımı anlatmakta eksilk kalırdı. Bu muhteşem teravihler tam 30 akşam sürdü. Ancak her teravihte başta imamlar olmak üzere cemaat her gece gözyaşlarına boğuluyordu. Biz ise saf saf bakakalıyorduk. Bu ne güzel ibadet etmekti. Bu ne güzel bağlılıktı. Her gece hem Mekke'de hem Medine'de rahmet yağıyor sanırsınız.

Dedim ya anlatamıyorum. Gidin yaşayın.
Bu arada Türkiye camiilerindeki terâvih namazlarını düşünüyorum. Sanki hayatın hızlı akışına uydurulmak isteniyor, bir yere yetişecekmiş gibi süper sür’at kılınıyor. Neden bizde de, Hatimle edâ edilmiyor Ramazanın son 9 gününde Medine'de idik. Burada da Mekke'deki kadar güzel teravihler yaşadık.
Yalnız Mekkeli imamları burada aramadık desem yalan olur. Onların okumaları ve oradaki ses düzeni daha iyi idi. Medine'nin bülbül sesli imamı terâvih namazının son rekâtı kıyâmında, hatmolan
Kur’an’ın duasını yaptı.
Yüzbinlerce insanın ellerini göğe açtığı, ilâhi rahmetin saçıldığı o değerli vakitte, kalblerimizin duygularına, bütün gönül yangınlarımıza tercüman oldu. Sanki zaman, devrân durmuştu.
Canlar, ruhlar cem halinde, “Amin!..” dedik hepsine.
Iraklı, Filistinli, Cezayirli ve bütün mağdur Müslümanlar da duadan nasibini aldılar. Gözyaşlarından seller gönüllerimizi yıkayıp gözlerimizden yol buldu. Etrafımda hıçkıran, yutkunan kalabalık da benden farklı durumda değillerdi.
Ancak bu son teravih değildi. Ertesi gün bir teravih namazı kıldık. Bayramın ne zaman başlayacağı belli değildi.
Sadece kuran-ı Kerimin hatmi bitmiş, onun duası yapılmıştı.
Suudlular teravihlerini genelde 8 rekatta bırakıyorlardı. Bunlara uyan bir kısım hacılarda 8 rekattan sonra tavafa başlıyorlardı. Söylentilere göre Suudluların teravihleri 8 rekatta bırakıp gitmelerinin sebebi olarak işyerlerine gitmeleri ya da diğer hacıların daha rahat yer bulmaları için kalanına evlerinde devam etmek istemeleriydi.
Bu konuda siz nasıl isterseniz öyle düşünün. Ramazanlar sadece bunlardan ibaret değildi.. Ramazanları güzelleştiren iftar saatlerindeki güzelliklerdi.
Her iftar her iki mübarek şehirde de çok farklı, çok güzel, harikaydı.
Google Plus'da Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları