Paylaşmak Serbest

Vatanımıza Hüzünlü Dönüş


9 Şubat 2004

Bugün saat 13.30 da yola çıkacağız. Türkiye'ye dönmek üzere.. Anons hacıların saat 13.00 e kadar otelden ayrılmamalarını ve bavulları hazır bir şekilde odalarında beklemesini emrediyordu. Oysaki bir gün önce sabah namazının peşinden bavullarla oteli boşaltmamız gerektiği söylenmişti. Gerekirse kapıda beklenecek ama otelde durulmayacaktı. Diyanetin kira sözleşmesi böyleymiş. Ancak ertesi gün yapılan bu anonsla ne yapacağımızı şaşırdık. Sabah namazını kılıp döndüğümüz Kâbe-i Şerife gitmeyi düşündük. Ama bu güne kadar tutarsız kararlar alan ve her uygulamada bir sözü diğerini tutmayan kafile başkanı yeni bir sürpriz yapmasın diyerek otelden ayrılmamayı uygun gördük.

Saat 09.00’a doğru bir kısım hacılar bavullarını otel dışına çıkartmaya başlayınca ben de onlara katıldım. Kahvaltı edecektik, vaz geçtik. Bavulları, otelin dışına çıkartınca bir kamyona benden önce indirenlerin bavullarının yüklendiğini gördüm. Tabii benim bavullarda yüklendi.

Saat 10.00 doğru otobüsler geldi. Her grup kendi otobüsüne yerleşti. Bir heyet bizi uğurlamaya geldi. Kameralarla bol bol görüntü aldı. El salladı.

Saat 11.00 ' de otobüs ile 299 kişi Cidde’ye doğru hareket ediyoruz.  Kimi hacının gözlerinde gözyaşı, kimi ağlamamak için kendini zor tutuyor. Mekke sokaklarını yavaş yavaş arkamızda bırakırken Medine tabelası gözlerimize çarpıyor. Ağlaşmalar giderek artıyor. Otobüste hıçkırıklar giderek artıyor.

Ve Cidde yolundayız. Otobüsler giderken Mekke - Cidde yolu üzerinde her 500 metrede de bir yol kenarına dizilmiş levhalarda yazan “Subhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber...” gibi tesbihâtları okuyarak zikretmeye başladık. Suud’lunun yaptığı Cidde yolu üzerinde bulunan dev Kuran-ı Kerim anıtının altından geçerken bir başka heyecanlandık. İnşallah hep birlikte Tüm inananlar, tüm Müslümanlar peygamber Aleyhisselamın sancağı altında Kuran-ı kerimin nuru altında toplanırız, duaları dudaklardan döküldü.

Ve Cidde Havaalanı.

Fazlaca kalabalık olmayan binaya yanaşan otobüsten iniyoruz. Bavullarımızı taşıyan kamyonda

Kimi hacı yemek yiyor, kimi namaz kılıyor , kimi uyuyordu. Zemzem bidonlarının naylon torbalara konulması gerektiği söylendi. Birçoğumuz bunlarla uğraştı Biletimizdeki uçuş saati 21.30 ancak enteresan rivayetler dolaşıyor dudaklarda.

Kimilerine göre uçak 24.00–00.30 veya 01.00’e ertelenmişti. İçeri girerek sorduğumuzda kesin bir şeyin olmadığını anlıyoruz. Gelen uyarı ile birlikte önce eşyalarımızı teslim ettik. Ardından pasaport kontrolünü yaptırdık. Ve yatsı namazını iç peronda kıldıktan sonra uçağa binmek üzere diğer bir iç perona daha geçtik.

Saat 21.00. Sıra ile uçaklara geçmeden önce kapıda hepimize verilen hediye Kuran-ı Kerim'leri de alarak havaalanı otobüslerine doğru yürüdük.

Ve yine Onur Air tarafından kiralanan Suudi Arabistan uçağındayız.  Pilot saat 00.15’de İstanbul’da olacağımızı belirtiyor. Söylediği saatte havaalanına iniyoruz. Salona ilk olarak biz giriyor ve giriş işlemleri için kuyruğa giriyoruz. Akabinde ise bagajlarımızı bekliyoruz. En son bizimkiler geliyor.



otobüslerin yanına yanaştı. Suriyeli hamallar ve başlarında Suud’lu bir yetkili gruba kadar gelerek bekleme salonlarına doğru bizi yönlendirdi. Bavullarımızı alalım dediğimizde ise yetkili kendilerinin göndereceğini söyledi. Bayanlar içeride bulunan banklara doğru gittiler. Havaalanındaki mescitte
öğle namazlarımızı kıldık. Bavullar daha gelmedi. Perona doğru gittiğime bizim gruptan birkaç Hacının hamallarla konuştuğunu gördüm. Yanlarına yaklaştım. Tartışıyorlardı. Bir başaka Suriyeli hamal yanıma gelerek bahşiş istedi. Neden diye sordum. Eşyalarımız taşıyacaklarmış. Bunların kendi görevleri olduğunu, istersem vereceğimi ve bu şekilde taleplerinin hoş olmadığı söylerken elinde telsizli bir Suudlu yetkili gelerek “kesinlikle bahşiş vermeyin” dedi. Ve hamalları yanımızdan uzaklaştırdı. Nice sonra hamalların taşıdığı ve havaalanı içinde gösterdiğimiz yere koydukları valizlerle beklemeye devam ediyoruz.

Aile efradının da hacıyı karşılaması güzel olur. Ancak bu karşılama, mütevazı olmalı ve aile çapında kalmalıdır. Gösteriş ve övünme imajı verecek sahnelere dönüşmemelidir. Bazılarının yaptığı gibi birçok arabayla konvoy oluşturarak alâyişli karşılamalar organize etmek dinen doğru değildir.

Arabaya atlayıp eve revan olunca aile, akraba ve arkadaşlarla muhabbet ediyoruz. Çocuklar 32 günlük ayrılıktan sonra saçı traşlı kararmış babalarını ve annelerini tanımakta zorluk çekiyorlar. Ancak bir müddet sonra şaşkınlıklarını atıp sarılıyorlar. Allah’a ne kadar hamd etsek az.

Ailemize iyi döndük, onları sağlık sıhhat ve huzur içinde bulduk. Yıllardır içimizi yakan hacı olma lütfu ile Cenab–ı Hak tarafından iltifata tabi tutulduk. İbadetlerimizi aksatacak, günah işleyecek bir harekette bulunmadık. İslam’ın bu şartını ifa etmenin huzuru ve diğer lütuflar için Yüce Yaratıcıya sonsuz şükranlarımızı arz ediyoruz,

 Hacının dönüşünü ailesine haber vermesi dinen güzel kabul edilen bir davranıştır. Sünnete uygun olan da budur. Bu itibarla hacı haber vermeden aniden çıkıp gelmemeli, mümkün olduğu takdirde dönüşünü ailesine bildirmelidir. Bu şekilde ailesinin bazı hazırlıklar yapmasına fırsat vermiş olur. Peygamber Efendimiz, uzun yoldan gelenlerin haber vermeden önce eve dönmelerini uygun görmezdi.

Gerçi biz karda kışta kimsenin yola çıkıp eziyet çekmesini, ayrıca uçak kalkış saati ile ilgili yapılan duyurudan sonra kaçta İstanbul'a ineceğimizi bilmediğimizden havaalanında saatlerce beklemelerini istemediğimizden karşılamaya gelmelerini istememiştik. Alana girdiğimizde ailemizi, akrabalarımızı, canlarımızı görünce sevinmedik değil hani...

 Allah tekrarını nasip etmeden önce bütün müştaklara nasip etmesi temennisiyle Eve dönünce bu önemli ibadeti eda etmeyi nasip ettiğinden dolayı Cenab-ı Hakk’a şükretmek amacıyla iki rekat namaza duruyoruz 
Google Plus'da Paylaş

Paylaşmak Serbest