Header Ads

erolkara.net"/

Mekke’nin arka sokakları

Yıl 2004 ün ilk ayları... Size Mekke'den söz etmek istiyorum..

Mekke dağlık ve küçük bir şehir. Normal zamanlarda nüfusu 100 binden çok değil, 60–70 bin diyenler var. Fakat hac dolayısıyla yaklaşık 2,5–3 milyon insan bir araya geliyor. Daracık bir mekân üzerinde bunca insanı organize etmek sanıldığı kadar kolay değil. Bir organizasyon ne kadar başarılı olursa olsun, yine de bazı sorunlar ortaya çıkar.

Rengârenk insanlar bir arada. Evrensel bir topluluk, yani ümmet. Endonezya’dan Fas’a, Kırım’dan Yemen’e Türkiye’den Amerika’ya bütün Müslüman ülkelerden hacı adayları akıyor.  Böyle sınırlı bir mekânda en büyük sorun kolayca tahmin edileceği gibi trafik akışıdır. Bazı büyük caddelerde bile arabalar durmuş, yerinden kımıldayamıyor. Ancak bu yine de hayatın durduğu, ibadetin aksayacağı anlamına gelmiyor.

Kaldığımız yerden Kâbe’ye doğru bir müddet insan seliyle yol aldıktan sonra sola dönerek ara sokaklara sapıyoruz. Çoğu bina değişik ülkelerden gelen hacı adayları tarafından tutulmuş durumda. Vadinin düzlüğü bitmiş, tırmanışa geçmiştik. Bir müddet sonra arabaların giremediği ve girse de zaten çıkamayacağı daracık, oldukça dik, bir kısmı betonla basamaklanmış, bir kısmı ise volkanik kayaların oluşturduğu bu sokakları sabırla tırmanıyoruz. Attığımız her adım kıvrıldığımız her köşede söylenmesi ne derece uygun apayrı, iç sızlatan sefaletlerle karşılaştık.

Mekke’de hemen dikkatinizi çeken hususlardan birisi de ezan okunur okunmaz cadde kenarlarının bir mescit haline gelmesi. Hepsinin yanında mutlaka seccade bulunan Mekke sakinleri ezanla birlikte hemen seccadesini yol kenarında oluşan cemaatin yanına sererek saflara katılıyor. Türklerde oldukça yaygın olan, “Namazı biraz sonra kılarım”, anlayışının esamesi bile burada okunmuyor.

Trafik mi hiç sormayın

TRAFİK FELAKET, TAKSİLER KARABORSA


İstanbul'da yaşıyorsanız sorun değil ama başka illerden gidenler Mekke'de trafik sorunu yaşayacak. Kâbe ve etrafındaki 7-8 km alanda sürekli trafik oluyor. Kurallara uyma konusunda Arap şoförlerinin Türklere rahmet okuttuğunu da hatırlatmakta fayda var. Hac dönemindeki en dikkat çeken noktalardan biri taksi ücretlerindeki karaborsa. Normal zamanda taksiyle 20 riyale gittiğiniz bir mesafeyi hac döneminde 200 riyale bile gidebilirsiniz. Mutlaka pazarlık yapın. Gidiş ve geliş karaborsaları da farklı. Kâbe'ye ulaşmak için pazarlık şansınız yüksek. Ama dönüşlerde hem trafiğin yoğunluğu hem taksi sıkıntısı hem de yorgunluk nedeniyle bu şansınız azalıyor. Taksici ne kadar isterse kabul etmek zorunda kalıyorsunuz

Bu güzelim yerde, trafik içler acısı. Bütün arabalar ithal ve havalı korna takılmış. Sekiz silindirden aşağı olmayan dev motorlarıyla adeta petrol hortumlayan bu arabaların yüzde doksanı vuruk, çarpık ve eski. Yollarda şerit namına bir şey bulmak mümkün değil. Gerçi yollar gidiş ve geliş olmak üzere otoban şeklinde düzenlenmiş. Ancak kırmızı ışık da olmazsa kimsenin duracağı yok. Her türlü dönüş serbest. Hacıları en fazla rahatsız eden  yayalara herhangi bir geçiş hakkı tanınmıyor olması. Mekke’de ticari taksi işlevi gören arabaların büyük çoğunluğunu ABD ve Japonya’nın bugün artık tedavülden kaldırdığı külüstür arabalar oluşturuyor. Darbeli oluşları, aşırı benzin yakmaları ve yüksek oranda kirli gaz yaymaları ile dikkat çeken arabaların şoförleri de ayrı bir alem. Her ne hikmetse sinyal vermeme gibi bir alışkanlıkları olan bu şoförler, arabayı âdeta deve kullanır gibi kullanıyorlar. Birbirlerinin boşluklarına sinyal vermeden riskli dalışlar yapan şoförler bu sebeple sık sık kazaya sebep oluyorlar. Bu araçlarla hac öncesi 4 riyale gittiğimiz bir yere hac sezonunda 20–30 riyale gitmek işten bile değil. Hac sezonu haricinde fazla müşteri bulamayan bu araçlara binmeden önce mutlaka pazarlık etmeniz gerekiyor. Bu durumun Mekke’de hacıların yoğun yaşadıkları bölgelere mahsus olduğunu, Mekke’nin Aziziye gibi daha lüks semtlerinde, Medine ve Cidde gibi şehirlerde görülmediğini de ifade edelim.

Burada dikkat çeken bir noktada, ufak tefek kazalara aldırmıyorlar. Vurup geçiyor adam, dönüp bakmıyor bile... Hatta bir seferinde bizi Cidde'ye götüren otobüs önündeki kamyonetin arka lambalarını çarparak kırdığını gördüm. Eyvah dedim, şimdi bekleriz... Ama İstanbul'daki gibi bir manzarayla karşılaşmadım. Kamyonetin sahibi aracından indi. "Niye dikkat etmiyorsun" , dedi. O da sağa bakıyordum. Dedi. Bu kadar... Herkes yoluna devam etti. Bende şaşırdım, kaldım...
Burada trafik ya da taksi bulma derdi olmayan hacıların sayısı da bir hayli fazla. Günün 24 saati Kâbe etrafında yaşayan insanlar var. Oradaki aşevlerinde ya da lokantalarda karınlarını doyuran insanlar Kâbe etrafına serdikleri seccadelerin üzerinde uyuyor. Kiminin üzerinde battaniye var, kimininkinde o da yok. Direkt beton üzerine yatan hacılar da var...

Kâbe Hilton’un gölgesinde
Kenar mahallelerden gezintimiz Kâbe’ye yönelmemizle noktalanmıştı. Mekke’nin her tarafından görünen Hilton, Sheraton ve Mekke Oteli Kâbe’nin de her tarafını kuş bakışı görüyor. Kâbe’nin hemen yanı başında kurularak Kâbe’yi adeta görünmez yapan bu yapılar hangi mantıkla bu kadar yakına yapılmış anlamak mümkün değil. Birkaç kilometre uzağına yapılsaydı kim zarar görürdü. Hemen yanı başında yapımı devam eden dev inşaat ise Türk kalesinin yerine yapılan meşhur otel...
Kâbe’yi çevreleyen bu otellerin ciddi engel olacağı apaçık meydanda iken, hala aynı yakınlığa başka otellere inşaat izninin verilmesi anlaşılacak gibi değil.

Buraya gelmeden önce Mekke’yi, nereden bakarsak bakalım Kâbe’nin minarelerinin görülebileceği bir şehir olarak biliyordum. Ancak ne yazık ki tam önüne gitmeyinceye kadar Mescid–i Haramı görmek oldukça zor. O ihtişamı oteller zinciri ile kapatılmış durumda maalesef.
Hızla devam eden inşaatlar Mekke’yi bir beton yığını haline getiriyor. Bu ise kutsal mekânların gölgede kalmasına, beton canavarlar tarafından adeta yutulmasına sebep oluyor. Beytullah ve Mescid–i Nebevi başta olmak üzere manevi dünyamızın da şaheserleri olan bu eşsiz eserlerin ciddi ve profesyonel olarak korunması gerekiyor 
Ezanla birlikte esnaf hemen kepenk kapatıp namaza gidiyor. Kâbe'nin karşısında bulunan Zemzem Tower'ın altındaki dev alışveriş merkezinde bile ezanla birlikte bütün koridorlar namaz kılan insanlarla doluyor.
Blogger tarafından desteklenmektedir.