Paylaşmak Serbest

Mekke ile hasbihal


2004 yılı haccında Mekke'deyiz.

Çok mübarek ve çok güzel bir şehirde bulunuyoruz. Yeryüzünün en sevgili, en kudsî şehri Mekke-i Mükerreme...


Ebül-beşer, insaniyetin başı, ilk insan, ilk peygamber Adem Atamız, Havva Anamız dahi buralarda bulunmuş. Burası insanlık tarihi ile eş hatıraları taşıyan bir yer... Allah-u Teâlâ Hazretleri yeryüzünde en çok ibadet edilen yerleri sevdiğini bildiriyor. Peygamber Efendimiz böyle bildirmiş. Başka yere rahmet nazarıyla bakmıyor ama, kendisine ibadet edilen yerleri çok seviyor. İbadethanelerin en güzeli de Mekke-i Mükerreme'de bulunuyor. O bakımdan Allah'a ne kadar hamd ü senâlar etsek azdır. Çok şükür, Allah tekrarını nasib etsin...

Mekke, dünya Müslümanlarının  yıllık  buluşma  ve  görüşme  merkezidir.  O merkezde ırk, dil, soy-sop, renk  ve nesep, parti, mezhep, meşrep farkı gözetilmez. O merkeze akmakta olan her mükellef  şu  parola  ile  akmaktadır: "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke La şerike leke Lebbeyk İnnellhamde ven-ni'mete Leke vel'mülke La şerikeleke" Dünyanın her tarafından akan insan seline ve parolasına dikkat edilirse, herkes aynı hakikati haykırmaktadır. Haykırdıkları hakikat ise şudur:  "Senin yeryüzündeki evine gelebilmek için hiçbir engel tanımadık Ya Rabb! Tüm engelleri aştık işte emrine geldik. Şu anda emrine hazırız Ya Rabb!  Emrini  bekliyoruz  Ya  Rabb!   Malımızla,  canımızla hep senin emrindeyiz Ya Rab!"

Burada bir namaz kılıyorsun, bir ömür boyunca kıldığın namaz kadar sevap alıyorsun. Elhamdü lillâh...


Bu kaçırılır mı?.. Yâni parası olur da, sıhhati olur da, imkân bulur da, vize alır da insan böyle bir şeyi kaçırır mı?.. Kaçırmamalı... Bilmeli bu nimetin kıymetini, kaçırmamalı. Biz elhamdü lillâh nasib etti Allah, bu nimetin içinde bulunuyoruz şu anda; çok şükür...

Biz çok şükrediyoruz, sonsuz şükürler olsun, hamd ü senâlar olsun Allah-u Teàlâ Hazretleri'ne ki, kulları arasından biz yüzü kara, âciz, nâçiz kullarını havalardan uçurdu, deryalardan geçirdi, kuş gibi yere indirdi, bu güzel diyarlara getirdi. En güzel otellerde, sıcak sular, soğuk sular, havlular, lokantalar, yemekler, etler, kebaplar, tatlılar, turşular, meyveler...

Burası İbrâhim AS'ın duasına mazhar olmuş bir belde olduğundan... Dağlarına bakın, hepsi çatır çatır kayadır. Siyah kayadır, çatlamıştır, çatır çatırdır. Onbinden fazla tepe vardır burda... Saymakla bitmeyecek kadar büyük sayıda tepeler var ama, hep kayadır. Bu kayalık yerde, ekin bitmez yerlerde, Allah-u Teàlâ Hazretleri buraya gelen insanlara fazl u kereminden bereket veriyor, türlü türlü nimetleri yiyoruz. Türkiye'de bulmadığımız yiyecekleri dahi burada yiyoruz. Bunların hepsi nimet... Başkalarına nasib olmuyor, bize nasib olmuş.

Bu akşam her ne kadar insanda bir mahzunluk oluyorsa da, akrabasının, hemşehrilerinin yanında olamadığı için... Ama daha güzel bir yerdeyiz, belki mahzunluk şundan oluyor: O kardeşlerimiz de keşke burda olsalardı diye böyle bir mahzunluk oluyor.

Biz de, burada bu kadar nimetler içinde olduğumuzu anlayınca, "Keşke Türkiye'dekiler de yanımızda olsaydı. Sevdiklerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz, evlâtlarımız, akrabamız, dostlarımız yakınlarımız yanımızda olsaydı." diyoruz. Belki böyle bir duygu var... Memnunuz, Allah'a hamd ü senâlar olsun...
Mekke’de gözümüze çarpan en dikkat çekici hususlardan biri Türk hacıların yoğunluğu. Kâbe’de ve alışveriş merkezlerinde bu yoğunluğu daha çok hissediyorsunuz. Suudi Arabistan’da işçi ve mühendis olarak çalışanlarla birlikte Türk hacı adayı sayısının 200 bine yaklaştığı ifade ediliyor.
Mekke-i Mükerreme'de kılınan bir namaz, başka yerlerde kılınan yüz bin namaz kadar insana sevabı çok kazandırıyor. Öyle bir mübarek yerdeyiz ki, böyle bir yere harcadığımız uçak parası, vs. bir namazda hepsi helâl olsun, fedâ olsun denecek duruma  geliyor. Yüz bin namaz, günde beş vakit namazdan yirmi bin günlük namaz eder. Onu da üç yüz altmış beşe bölersek, yetmişe yakın bir rakam çıkar. Demek ki insan burada bir namaza, yetmiş yıla yakın bir zaman beş vakit namaz kılmış kadar sevap alıyor.
Google Plus'da Paylaş

Paylaşmak Serbest