Medine'ye Gidiyoruz - 7 Ocak 2004 -


Medine’ye girişte pasaport kontrolüyle karşılaşıyoruz.Şoförün Mısır'lı  olması ve Arapca bilmesi fazla beklememizi önlüyor.  Sadece gümrük yok, diğer bütün kontroller mevcut.

İşte Medine Münevvere. Ensarların şehri.

Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellamı konuk eden şehir. İsmi pâk, cismi pâk Fahr-i Âlem Efendimizi (Sallallahu Aleyhi Vesellem) bağrına alan Medine, toprağı tertemiz, havası tertemiz, şehirlerin en seçkini, sükûnet, huzur ve şifâ bahşedenidir. Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz, Mekke’den hicret ederken duaları, “Ilâhi! Madem ki beni sevdiğim yerden çıkardın, kendi sevdiğin yerde iskân et.” olmuştur.

Medine-i Münevvere, İslam nurunun yeryüzüne yayıldığı Peygamber şehridir. Her karışı, İslam’ın aydınlığını insanlığa ulaştıran Allah Rasûlünün ve Sahabenin hatıralarıyla doludur. Sinesinde İslam’ın en büyük önderlerini barındırmaktadır.

İslam’ın güzelliğini insanlara ulaştırabilmek için Peygamber Efendimiz buraya hicret etmiş, İslâm devleti burada kurulmuş, İslâm’ın mesajı insanlığa buradan ulaşmıştır.

Resulullah İslâm’ı tebliğ görevini tamamladıktan sonra burada vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Böylece Medine, Allah’ın en sevgili kulunu ve insanlığın gelmiş geçmiş en büyük önderini bağrında taşıma şerefini elde etmiştir.

Asr-ı Saadet, en parlak şekilde bu şehirde yaşanmıştır. İnsanlık tarihinin en güzel, en mutlu, en adil,
en hakkaniyetli örnek ve model toplumu, Peygamber Efendimizin terbiyesinde bu şehirde oluşturulmuştur.

Böylece bu şehir dünyada adeta cennet misali bir hayatın yaşanabileceğine tanıklık etmiştir.
Tarih, Rasulüllah’ın sohbetine nail olan bu Sahabe neslinin oluşturduğu toplum kadar güzel bir topluma bir başka yerde ve bir başka zamanda şahid olmamıştır.

İşte Medine-i Münevvere bu güzel insanların gelip geçtiği ve pek çoğunun bağrında yattığı kutsal şehirdir.

Bu sebeple büyük bir engel olmadığı sürece hacıların, Medine’ye giderek Hz. Peygamberin kabrini ziyaret etmeleri ve mescidinde namaz kılmaları büyük önem taşır. Bu ziyaret İslâmî duyarlılığın bir göstergesidir.

Sırf Allah için, İslam’ın aydınlığının insanlığa ulaştırılması yolunda çalışmanın, fedakarlığın ve gayretin en güzel örneğini vermiş insanların gelip geçtiği bu mübarek şehri ziyaret etmekle hacı, bu aydınlığın, yeniden muhtaç olanlara ulaştırılması yolunda bir şuur ve azim kazanabilirse, ziyaretindeki amaç gerçekleşmiş sayılır.

Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kabrini ziyaret etmek, mescidinde namaz kılmak, Onun ve Ashabının yaşadığı yerleri görmek üzere “Medine’ye doğru yola çıkan bir hacı, bu ziyaretiyle yalnızca Allah’a yakınlaşma amacı gütmelidir.

Çünkü hacının İslami duyarlılığını daha da artıracak olan bir kutlu yolculuk, gerçekten Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Zira Cenab-ı Hak, Peygamberini ziyarete gelenleri sever ve onların, onun huzurunda yapacakları duaları geri çevirmez.

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Vesellem) de kendisini ziyarete gelenlere şefaat edeceğini bildirmiştir. Hacı, bu ziyaretin sıradan bir ziyaret olmadığını düşünerek büyük bir tevazu, saygı ve vakarla Medine’ye girmelidir."

Bunları öğreniyoruz, elimizdeki kitaplardan ya da grup başkanı diyanet görevlisinden... İnşallah biz de bu ziyaretlerden , bu gelişten faydalanırız , diye dua ediyoruz.

Yolculuk esnasında, bol bol salatu selam getiriyoruz ve Medine’ye yaklaştıkça bu daha da artmaya başladı. heyecandan kalbimiz yerinden çıkacakmış gibi oluyoruz..

Medine’ye girerken "Rabbim! Gireceğim yere dosdoğru girmemi sağla; çıktığım yerden de dosdoğru çıkmamı sağla. Bana katından, yardımcı bir güç ver" duasını okumamız tavsiye ediliyor. Bu dua ile birlikte Medine'de olmamızın şaşkınlığı, heyecanı daha da artıyor.

Bu şehir ve yolları hakkında bizden daha önce gelenlerin anlattıklarını hafızamızda kaldıklarıyla eşleştiriyoruz.

Her yer asfalt.. Öyle kaliteli dümdüz bir halde değil. Ara ara gördüğümüz çukur ve tümsekler bana İstanbul'u anımsatıyor. Yol orta ve kenarlarında dikilen hurma ağaçları ve aralarında özel bir bakım gördüğü her haliyle belli çalılıklar , küçük boy ağaççıklar yemyeşil görüntüleriyle içimizi ısıtıyor.

Refakatçiler eşliğinde yerleşeceğimiz otele geldik. Kalacağımız odalar görevleriler tarafından tespit edilip, bizlere ayrılan odalara çıktık. Bavullarımız otobüste idi. Hamalların indirip katlara çıkartacağı söylendi.


Lobiye indiğimizde gördüğümüz manzara ile şaşkına döndük. Hamallar bavulları boş çuval atar gibi yerlere fırlatıyorlardı. Bir kısım hacıların hamalların Türkçe bilmemelerini umursamadan "yavaş yahu , kırılacak eşya var " " atma kardeşim öyle " feryatları giderek çoğalmaya başladı. Üst üste gelişi güzel atılan bavullar yüzünden bavulları bulmamız 1-2 saati buldu.

Bavullarımıza kavuştuktan sonra yerleşip gerekli ihtiyaçlar giderildikten ve hazırlıklar yapıldıktan sonra, Mescid-i Nebi ve Hz. Peygamber’in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) kabrine doğru gideceğimiz söylendi. İkindi namazımızı yolculuk sırasında ve kılamadığımız sabah ile öğle namazlarımızı odalarımızda kılıp beklemeye başladık. Saatlerimizi bir saat geri almamız gerektiği de söylendi.
Akşama doğru gruplar bir araya gelerek Mescid-i Nebeviye doğru yola çıktık. Otelden çıkmadan önce otelin adres kartını hem kendim için hem de eşim için alıyorum. Kaybolursak bununla buluruz diye ..

 ( Size de tavsiye ederim ) Bugün yaya olarak gideceğimiz, sonraki günlerde otobüslerle gidileceği söylendi. ( Tabii Mekke'ye gidene kadar bize servis yapan herhangi bir otobüs gelmedi. Her günümüz ve har vakitte 1,5 kilometre yaya olarak gidildi gelindi. )

Yol üzerinde belli yerleri kendimize işaret alarak ilerliyoruz. Yol boyu grup olarak yürümemize rağmen kimse bizi yadırgamıyor. Otelden yaklaşık 500-700 metre ilerlediğimizde grup başkanının " işte gördüğünüz yer Mescid-i Nebevi, peygamber mescidi 'dir " diye gösterdiği yere bakıyoruz.
Nutkumuz tutuluyor. Gözlerimizi oradan ayırmadan yürüyoruz. Ne işaret ne de çevre umurumuzda olmuyor.

Mescidin kapısına gelince grup hocalarından biri geldiğimiz kapıyı göstererek "namazdan sonra burada buluşalım " diyerek toplanacağımız yeri gösterdi.
Ve Mescid-i  Nebevi 'deyiz.
Google Plus'da Paylaş