Son Eklenen
Yükleniyor..

Arafata hazırlanıyoruz

ARAFAT'A HAZIRLIK  - HACI OLMADAN ÖNCEKİ SON CUMA

29 OCAK
Mekke’de kalpler heyecanla çarpıyor
Dünyanın her tarafından hac ibadetini yerine getirmek için akın akın Mekke’ye gelen insanlar bugün itibarıyla (29 Ocak) bir arada toplanmış bulunuyor. Tek kelime ile ifade edilebilecek olursa, heyecan dorukta. Haram bölgede olmamız hasebiyle dinî yasakların söz konusu olduğu Mekke’de herkes, tartışmaktan, kavga etmekten, durumundan şikâyet etmekten kaçınıyor. Özellikle kıran ve ifrat hacı yapanlar hâlâ ihramda, sonuna kadar onlar için yasaklar devam edecek. Türk hacılarının çoğunluğu Hanefi mezhebinin öngördüğü üzere temettü haccı yapıyor. Bunlar, umre haccını yaptıktan sonra ihramdan çıkıyor.

" Hangi hac türünü yaparsanız yapın, hac zor bir ibadet. " İfrat ve kıran haccı hariç temettü haccı için bunu diyenlere fazla kulak asmayın. Eğer bu ibadeti yaparken bir zorluklar var ise bu muhakkak organizasyon bozukluğundan, görevlilerin görevlerini tam yapmamasından ve biraz da Hacı adaylarının söz dinlememesinden kaynaklanmaktadır. Bunların dışında sabırsız ve nerede olduğunu unutan Hacılar yüzünden sorunlarla karşılaşmanız mümkün... Evet, eğitimsizlikten ya da kendini bilmezlerin davranışlarından ötürü her an bir sorunla karşılaşmak mümkün. Hacılar arasında en çok kullanılan sözcük ‘ hacı sabır’ dır. Gerçekten hac bir sabır işi. Sabır, tahammül etmek, kararlı davranmak, azimli olmak ve en hoşa gitmeyen tutum ve davranışları dahi büyük bir hoşgörüyle karşılamaktır. Hoşgörüyü insanlar arasındaki ilişkilerin temeli sayanların böyle bir sınavdan geçmesi, yaşama sanatını ruhen tecrübe etmesi gerekir. Hac zamanı sabır ve hoşgörü için önemli bir eğitim süreci.


Genellikle dışarıdan gelenler bugün (29 -30 Ocak) umrelerini tamamladı. Bu saatten sonra Mescid-i Haram’a gitmek neredeyse imkânsız. Nitekim bugün saat 24.00’ten sonra Mescid-i Haram’a hacı götürüp getiren servisler seferden kalkmış bulunuyor. Daha önceden Medine’ye gidenler de bugünden itibaren Mekke’de toplanmaya başladı. İki gün sonra da Suud vatandaşları Mekke’ye giriş yapmaya başlayacak. Mekke dışında olan Suud vatandaşlarına daha çok arife günü geliş izni veriliyor. Suud yönetimi, kendi vatandaşlarına da kota koyuyor. Mesela bir Suud vatandaşı ancak beş senede bir hacı olabiliyor ve tabii hiç hac yapmamışlar öncelikle tercih ediliyor. Daha önce bir kere hac yapmış bazı Suud vatandaşları hac yapmaya gelenlere hizmet veriyor. Su, yemek dağıtan, kaybolmuş hacıyı yerine ulaştıranlar var. Özellikle vakfe zamanlarında sivil yardım almak çok önemli, Suud vatandaşları bunu bir tür vakıf hizmeti olarak yapıyor.

Bu sene Türkiye’den 150 bin civarında hacı adayı geldi. Türkiye gibi Endonezya ve İran da çok hacı gönderiyor. Her iki ülkenin de hacıları düzenli ve disiplinli. Onları getiren kurumlar ve kuruluşlar tarafından organize ediliyor. Afrika’dan ve Afganistan , Bengaldeş'ten gelenlerin önemli bir bölümü dağınık. Doğru dürüst kalacakları yer yok. Bu yüzden Mekke sokaklarında uydurma çadırlar kurmuşlar, binlerce insan bu çadırlarda yaşıyor. Allah’tan hava sıcak, açıkta bile yatmak mümkün.
Türk hacılarının en çok karşılaştığı sorunlardan biri özellikle yaşlıların ve kadınların kaybolması. Kaybolmak büyük bir sorun değil. Çünkü herkesin yakasında kimlik kartı var. Kaldığı yerin adresini biliyorsa görevliler alıp oraya ulaştırmaya çalışıyor. Hatta çantanız kaybolsa bile gelip sizi buluyor.
Bundan sonra arife günü Arafat’a çıkma heyecanı var. Herkes bunu bekliyor. Zorluk ve aşk bir arada, iç içe. Bir şeyi sevmek kolay değil. Sevgiyi hak etmek lazım.

Hac varoluşsal bir sevgidir. Ve bu sevgi için emek harcamak gerekir. Hacılar bunun gayreti içinde. Yaratılışın, varoluşun ve hayatın derin anlamının bir sahnede sergilendiği ve bizzat sizin oyuncu olduğunuz aşkın bir sahnede rol almış bulunuyorsunuz. Herkes rolünü iyi oynamak ve başarmak istiyor. Bu yüzden herkeste heyecan dorukta!..

Cuma günü Arafat'a çıkılacağından 28 Ocak 00,00 dan itibaren Kabe’ye sefer yapan otobüsler seferden kaldırıldı. Kâbe’ye gitmek zorunda kalanlar yürümek zorunda kalacaklar.
Fiyatlar aşırı şekilde yükseldi. 1 olan 2 ye - 3 e çıktı.

Türkler de fiyat aşırı bir şekilde yükseldi. Türk esnafı zam rekoru kırdı. Döviz düştü. Medine'den 330 iken bugün itibarıyla Mekke'de dolar 370 riyale geriledi. 100 Euro 470 riyal...
Sıcaklık bugün sabah 24 öğle 28 derece oldu.


30 OCAK 2004

Hacı olmadan yani Arfata’a gitmeden önceki son Cuma için Harem’e doğru gidiyorum.
Beytullah’a giremeyeceğimi daha otellere varmadan hacıların yola serip üzerine oturdukları seccadelerinden anlıyorum. Saniyeler geçmek bilmiyor. Cadde ortasında yer bulabildiğim için oturduğum asfalt oldukça ısınmıştı ve kendisini her yönüyle hissettiriyordu. Ezanın okunmasıyla birlikte bütün dükkânların kepenkleri iniyor ve namaza duruyorlar. Durmayanların olduğu da gözlenebiliyor. Kepenk indirmeyenler bir bezle kapatarak bazan arkasında da oturabiliyorlar.

Derken iç ezan okunuyor ve hutbeye başlanıyor. O kavurucu sıcak altında, Arapça’yı da tam olarak anlayamadığımdan sıkıntı had safhaya ulaşıyor. Bir ara hatip susunca bitirecek diye seviniyorum. Ancak ne gezer imam en az yirmi dakika daha konuşuyor ve yaklaşık kırk beş dakikada tamamlıyor hutbesini. Kabe imamının lahuti sesiyle namaz başlayınca ruhumda tarifi imkansız bir sürur hissediyorum. Neşe mutluluk esmeye başlıyor. Ve selam verildiğinde çekilen bunaltı ve sıkıntı, mutmain olmuş bir kalp huzuruna yerini bırakıyor. Evet, milyonların aynı anda divana durduğu bu Allah’ın evinde Cuma namazını eda edebilmek, velev ki uzağında kavurucu güneş altında ve yol ortasında bile olsa, apayrı bir haz veriyor insana.

Bu üçüncü cuma namazım dikkatimden kaçmayan imamın hutbe sırasında ağlıyor oluşuydu. Ve tabii cemaatten bir çok insanın ağlaması da beni çok etkiliyor. Ne denildi ki ağlıyorlar. Arapça bilmemenin, Kuranı kerimi anlamamanın faturası bana çıkıyor. Ve saf saf etrafa bakıyorum.
Bütün Müslümanların yöneldiği merkezi noktada ve Beytullah olarak vasıflanan bu mekanda bulunmak, namaz kılmak, hele hele Cuma namazını eda etmek her şeye değer doğrusu.
Cuma namazını kılar kılmaz otele döndük. Arafat'a gitme hazırlığına başladık. İkindi namazından sonra ihramları giydik. Önce akşam namazını daha sonra yatsı namazını otelde kıldık. Ve saat 2200 de otobüslere bindik.
Bizde de ilk defa hacı olma heyecanı doruk noktasına ulaşıyor.

31 OCAK
Hacı adayları Arafat'a hazırlanıyor Hac görevini yerine getirmek için Mekke'ye gelen yaklaşık 2.5 milyon Müslüman, 30 Ocak Cuma günü akşam saatlerinde Arafat'a çıkmaya başlayacak.  polisler de girişlerde kontrolleri artırdı. Mekke'yi dolduran Müslümanlar, günlerinin büyük bölümünü Kabe'de ibadet ederek geçiriyor. Giriş ve çıkışlarında denetimleri artırılan Kabe, namaz vakitlerinde tıklım tıklım doluyor.
25 km ötedeki Arafata ulaştığımızda her yer insan kaynıyordu. Türklere ayrılan çadırlara geçtik. 100-150 kişilik sahra çadırlarıydı bunlar. Yanları açık. Kadınlar için sıkıntılıydı. Sağdan soldan bezler bulunarak kadınların kaldığı yerler kapatıldı. Diyanet tarafından verilen yemeklere yenildikten sonra uyuduk.
Müzdelife de Gece saat 3 te Müzdelife duası yapıldı
Ve ardından Mina’ya doğru yola çıkıldı. 

1 Şubat Mina'dan yola çıkıldı
" Hangi hac türünü yaparsanız yapın, hac zor bir ibadet. " İfrat ve kıran haccı hariç temettü haccı için bunu diyenlere fazla kulak asmayın. Eğer bu ibadeti yaparken bir zorluklar var ise bu muhakkak organizasyon bozukluğundan, görevlilerin görevlerini tam yapmamasından ve biraz da Hacı adaylarının söz dinlememesinden kaynaklanmaktadır. Bunların dışında sabırsız ve nerede olduğunu unutan Hacılar yüzünden sorunlarla karşılaşmanız mümkün... Evet, eğitimsizlikten ya da kendini bilmezlerin davranışlarından ötürü her an bir sorunla karşılaşmak mümkün. Hacılar arasında en çok kullanılan sözcük ‘ hacı sabır’ dır. Gerçekten hac bir sabır işi. Sabır, tahammül etmek, kararlı davranmak, azimli olmak ve en hoşa gitmeyen tutum ve davranışları dahi büyük bir hoşgörüyle karşılamaktır. Hoşgörüyü insanlar arasındaki ilişkilerin temeli sayanların böyle bir sınavdan geçmesi, yaşama sanatını ruhen tecrübe etmesi gerekir. Hac zamanı sabır ve hoşgörü için önemli bir eğitim süreci.
Umreler tamamlandı. Mescid-i Haram’a gitmek neredeyse imkânsız. Mescid-i Haram’a hacı götürüp getiren servisler seferden kalkmış bulunuyor. Daha önceden Medine’ye gidenler de Mekke’de toplanmaya başladı. Mekke dışında olan Suud vatandaşlarına daha çok arife günü geliş izni veriliyor. Suud yönetimi, kendi vatandaşlarına da kota koyuyor. Mesela bir Suud vatandaşı ancak beş senede bir hacı olabiliyor ve tabii hiç hac yapmamışlar öncelikle tercih ediliyor. Daha önce bir kere hac yapmış bazı Suud vatandaşları hac yapmaya gelenlere hizmet veriyor. Su, yemek dağıtan, kaybolmuş hacıyı yerine ulaştıranlar var. Özellikle vakfe zamanlarında sivil yardım almak çok önemli, Suud vatandaşları bunu bir tür vakıf hizmeti olarak yapıyor.
Arife günü Arafat’a çıkma heyecanı var. Herkes bunu bekliyor. Zorluk ve aşk bir arada, iç içe. Bir şeyi sevmek kolay değil. Sevgiyi hak etmek lazım. 
Hac varoluşsal bir sevgidir. Ve bu sevgi için emek harcamak gerekir. Hacılar bunun gayreti içinde. Yaratılışın, varoluşun ve hayatın derin anlamının bir sahnede sergilendiği ve bizzat sizin oyuncu olduğunuz aşkın bir sahnede rol almış bulunuyorsunuz. Herkes rolünü iyi oynamak ve başarmak istiyor. Bu yüzden herkeste heyecan dorukta!..
Fiyatlar aşırı şekilde yükseldi. 1 olan 2 ye - 3 e çıktı.
Türkler de fiyat aşırı bir şekilde yükseldi. Türk esnafı zam rekoru kırdı. Döviz düştü.


Arafat Gününe Ait Tavsiyeler:

1. Arafat’a giderken telbiyeyi sesli olarak getiriniz.
2. Arefe günü tembellik, uyuşukluk ve vakti boşa geçirmekten kaçınınız. Kendinizi dua ve zikirle meşgul ediniz. Çünkü Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: (Duaların en hayırlısı Arafe günü yapılan duadır.)
3. Dua yaparken mümkün mertebe Kâbe’ye yöneliniz.
4. Arafat sınırları içinde kalmaya dikkat ediniz.
5. Nemire Mescidi’nin %75’i Arafat sınırları içinde %25’i ise Arafat sınırları dışındadır. Hacının buna dikkat etmesi gerekir. Çünkü Arafat sınırları dışında vakfe yapmak hac ibadetinin iptal olmasına neden olur.
6. Kalabalığa ve insanlara eziyete neden olacağından vakfeyi Rahmet tepesinde yapmaktan kaçınınız.
7. Arafat’tan güneş battıktan sonra ayrılmaya dikkat ediniz. Böylece gece ve gündüz kalmış olursunuz. Eğer güneş batmadan ayrılırsanız kurban kesmeniz gerekir.
8. Allah’ın, günahlarınızı affetmeyeceğine dair sui zanda bulunmayınız. Eğer böyle yaparsanız ilk günahı işlemiş olursunuz.

Google Plus'da Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları