Header Ads

erolkara.net"/

Taşköprü Sözlüğü

KELİMELER VE DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
A
aba : 1. abla; 2. kalın kumaş palto
abanmak : bir şeyin üzerine kapanmak, yüklenmek
abdeslik : el ayak yıkama yeri
abey : ağabey
abuksapuk : saçma sapan
acı : ekşi
acuk  : yabani elma cinsi meyve
âcuk  :  azcık
adak :  bir dileğin yerine getirilmesi için allah’a adanan  kurban vb.şeyler
adamluklu :  hatır sayan , saygıda kusur etmeyen
afur : ahırlarda hayvanlara yem konulan yüksek yer
ağıl : davar ahırı
ağırbasma : uykusu gelme
ağızlık : su yolu kavşağı
ağmak :1.eğilerek yayılmak, 2.tırmanmak
ağnamak : anlamak
ağnamıyo : anlamıyor
ağnanmak : yatıp yuvarlanmak
ağrı : doğru
akça : beyaz ,ak
akıldene-akıldane : akıl veren , yerine göre ükela
alabele : karışık renkli
alaf : ateş,hayvan yiyeceği
alaflamak : 1.ateşlemek , 2.silahı ateşlemek, 3.hayvana ot saman vb yiyecek verme
alagarga : 1. saksağan, 2.iddiaya giren iki kişinin arasında üçüncü kişinin faydalanması
alak : tarla ,bahçe içinde ki tahtadan yapılmış kulübe
alarmak : yüzün kızarması,kızarmak
alaş : daha çok beyazı olan karışık renk
alaz : hafif ateş
alber : getir
alma : elma
altıparmak : boyuna kalın çizgili üçetek,saman atmaya yarayan büyük yaba
amaskene : erik çeşidi (köçekli yöresi)
amel : ishal
amıca : amca
amrukmak : heveslenmek, imrenmek
anaç : işin kurnazlığı yönünde usta olan
anadut : üç parmaklı deste atmaya ,sap toplamaya yarayan araç
anca : ancak
añız : ekin biçildikten sonra köke yakın kalan kısım
anteri : gömlek
apaz-hapaz : avuç içi, avuç
apışmak : şaşırmak
ardılmak : yaslanmak ,tutunmak
arık  : tarla içinde pulluk yada kürekle yapılan bölümler
arkalayı : gıyaben ,arkasından
artuk : sofrada yada yendikten sonra kalan yiyecek artığı
aşermek-aşyermek : kadıların hamileliklerinin ilk aylarında değişik yiyecekleri istemesi
aşlak : elma ağacı fidanı, fidan
avanak otu : sigara
avara : boş,işsiz güçsüz,avare
avkuru : yanlamasına
avlu-havlu : evlerin altındaki boşluk
avu-ağu :  zehir
avuz :  yavrulamış ineğin ilk sütünden yapılan tatlı
ayaklık:sokak kapısı eşiği,ayakkabılık
ayaksınmak: zahmet etmek
ayakyolu: hela
ayana: ay anne,ay ana
ayanguru: ayakta kendiliğinden kurumuş ağaç
ayaz:soğuk rüzgar
aydaş: zayıf ,cılız çocuk
aymak: kendine gelmek ,sonradan hatırlamak
ayruk:bir çeşit ot
azarmuk: azarlama işi
azık:çobanların yada yola gidenlerin sırtlarına sardıkları yiyecek
azınsımak:az bulmak
B
badı: kaz
bağır: göğüs
bakacak: ahşap köy evlerinin salonlarında penceresiz ,camsız sokağa bakılan yeri
bakraç: su taşınan kova ,helkek
bandumak: bandırmak ,batırmak
banmak: ekmek batırıp yemek
batya: hamur teknesi
beh:peşinat ,kaparo
behlemek:
bekitmek: kapatmak
beklik: kabızlık
bel: bahçe ve tarlada toprağı karıştırmak için kullanılan kalın kürek
belemek: bebeği beşiğe yatırıp bağlamak
belenmek: yerde yuvarlanmak,üst başın toz toprak olması
belleme: at ve eşeklerin sırtına eğer ve semer altına konulan keçe
belleme: toprağı kürekle alt üst etme
bellü: bilinen,belli
belürsüz: bilinmeyen,belirsiz
beñilemek: aniden ürkmek
beñiş:dişi domuz
beya: bayağı,oldukça
beygir: at
beynamaz: namaz kılmayan
bezmek: bıkmak
bıcıkı: birazcık
bıcımık: minnacık ,ufacık
bıdıkı: küçük
bıldır: evvelki yıl
bınak: hafızası zayıflamış
bıtırak: diken
bızlacı-bızalacı: büyük başlarda hamile hayvan
bızlamak: ineğin yavru yapması
biki:bazı
bildük: bildik,tanıdık
biliş: tanış
binek: binilecek hayvan
bisleğeç-bisleeç: sac üstünde ekmek çevirmeye yarayan alet
boğce: bugece
boğez: bu kez ,bu sefer
boğsuluk:çatı ile tavan arasında kalan boşluk
boğür: belin yan tarafı
borana:sarımsaklı yoğurt ve yağda yapılan yumurtanın karışımıyla yapılan yemek
bostan: mısır,fasulye,sebze tarlası
boyna: devamlı,sürekli
boyunduruk: öküz ve mandaların koşumuna yarayan araç
boz: sürülmemiş tarla
bozgavuran: hıdrellez’ den sonra olan ,sebzeleri yakıp kavuran soğuk
böğürmek:bağırmak
börtdümek: haşlamak
börtüböcü: haşere
böyböy: büyük anne ,babaanne
buba: baba
bulgurşak: küçük taneli dolu
buymak:   çok üşümek
buzlacı: doğum yapacak hayvan
büber: biber
bükelek: sıcak havalarda ,sinek yüzünden hayvanların kaçması
büñek: buzağıların annelerini emmesini engelleyen dikenli ağızlık
bürlemek: kapatmak ,örtmek ,sarıp sarmalamak
büşümek : pişirmek
büşüdüm: pişirdim

C
caba: topraktan yapılmış içinde yemek pişirilen kap
calay: sağır ,dilsiz
cam: pencere
care: sigara
cazu: cadı
cedelleşmek: mücadele etmek,münakaşa etmek
cenber-çenber: kadın baş örtüsü
cıbır: tüysüz, gelişmemiş,cılız
cıbırga: cevizi ağaçtan indirmek için kullanılan ince uzun sırık
cıkgada-cıtgada: azıcık
cılaz: cılız
cılıgan: oyun bozan
cılımak: oyun bozmak,sözünde durmamak
cıpcıbır: çırıl çıplak ,üzerinde hiçbir şeyi olmayan
cırlamak: ötmek ,lüzumsuz yere konuşmak
cırmık: tırnakla yapılan iz
cırmıklamak:tırnaklamak
cırtlak:lüzumsuz yere ,ilgisi olmayan yerde konuşan
cıscıvlak: çıplak, tüysüz
cızlamak: ürpermek
cice: hala
cimcüklemek: çimdiklemek
cimpiri-cinibiz: küçük yapılı,hareketli,yaramaz
cincile:ekmeği ve yemeği yapılan mantar çeşidi
civek: kıvılcım
cizleme: cıvık hamurdan tavada yada sacda yapılan yağlı ekmek
coge: minik,cüce
coğüz: ceviz
cöbü: çömlek
curuk-cırık: 1.küçük,2.ezik ezilmiş

Ç
çağıl: tarla ve bahçe kenarlarında harç kullanılmadan taşlarla örülen duvar
çakıldak: su değirmenlerinde ayar çubuğu
çakır: mavi gözlü
çakmak : bir işten anlamak
çalak:ırmak ve çay kenarlarında tarlaları su ve selden korumak için ağaç dallarından  yapılan büyük ve sağlam set
çalgu: çalgı
çalguç: yetişkin uzun dişli domuz
çalkama : tereyağı,pudra şekeri ile çırpılarak elde edilen macun
çalmak: sütün yoğurt yapmak için mayalanması
çalu çırpı: ince dal, ince odun
çalu: ince dallı  küçük ağaçlar
çaluntu:yeni yapılmış taze yoğurt
çandu-çatma: ağaçların çatılarak yapılmasıyla oluşan ev,samanlık
çapaçul: dağınık,tertipsiz,düzensiz
çapmak: koşmak
çaput: kullanılamayacak kadar eski kumaş parçası
çar : kadınların başlarını örtmekte kullandıkları büyük baş örtüsü
çardak: ahşap binalarda salona verilen isim
çatak- çatuk: 1. ağaçların dallarının birleştiği yer, 2. iki yolun birleştiği yer
çatmak : Üzücü olaylarla karşılaşmak, uğramak
çaylık: köylerde çamaşır yıkanan yer
çecik: eklem yerleri
çeç: buğdayın savrulduktan sonra taneli samanlı kalan kısmı çekerek gidilişi
çekiş: kavga
çemek-çömek: öğendirenin  baş tarafına takılan yassı demirden yapılmış alet
çençenleme: çok konuşma
çentük: ağaç vb . şeylerde bıçakla açılan iz
çepel: kirli ,karışık, yaramaz
çepiç: yaşlı kısır keçi
çıkı: azık ,bohça
çıkım: ekin biçerken ,kendir çekerken tarlanın bir ucundan diğer ucuna biçerek yada
çıkışmak: azarlamak
çıkrık:ipliği masuraya sarmak için kullanılan masurayı takıp döndürmeye yarayan alet
çımkı: küçük çubuk
çıvgın:kamıştan yapılan ok benzeri oyuncak
çile: 1.dert,huzursuzluk,2.yumak olmamış iplik bağı
çimmek :yıkanmak
çirpi:ağaç dallarının çok ince olan parçaları
çiten: ahırda yeni doğmuş hayvanlar için ayrılmış bölüm
çiyit: çekirdek
çokmak: köpeğin havlaması
çokratma: yemek çeşidi
çoñ: hayvanlarda kuyruk sokumu
çongal: birbirine bitişik
çöğdümek: 1-ayakların yardımıyla basarak yada elle asılarak bir tarafa devirmek,2-ayakta işemek
çöğmek: işemek
çökelez: sincap
çökmek: sütün bozulması
çökü: evli kadınların başlarına taktıkları başlık
çördük : yabani meyve
çörek: fırın yada ocakta yapılan ekmek
çörü: pasaklı
çözgü:bez dokuma işliklerinde yapılan işlem
çözme : el dokuması bez
çufal: çuval
çufalduz: çuvaldız
çükündür: pancar
çüş: at ve eşekleri durdurmak için söylenen söz

D
daban: tarlayı düzlemekte kullanılan ağaçtan yapılmış araç
dadak: bebek yiyeceği
dağnamak: ayıplamak
dakılmak:sataşmak
dakım daklavat: bir işte kullanılması gereken araç gereçlerin tümü
dakım: sigara ağızlığı
dakım:sigara içmek için kullanılan ağızlık
dakışmak: sataşmak,peşinden ayrılmamak
dalapsamak: at ve  eşeklerin çiftleşme arzusu içinde olma durumu
dalaş: köpek kavgası
dallamak: karıştırmak ,iyilerini ayırmak, seçmek
dam: hayvan barınağı, ahır
dangalak:kendini beğenmiş ,ukela
dangırdamak: gelişi güzel ,bağırarak konuşmak
daraba :1.tahtadan yapılmış çit, 2.köy evlerinde salondan dışarıya bakmak için kullanılan penceresiz yer,bakacak
daş : taş
davar: koyun ve keçiye verilen ad
dayak: kağnı arabasının okunun birleştiği yere bağlanmış,arabayı ayakta tutmaya yarayan ağaç kazık
debelenmek: tepinmek
debertmek-debeşlemek: deşmek, karıştırmak,ellemek
değirmi : yuvarlak
değirmilik :başa örtülen eşarp veya yemeni
değmen: değirmen
deh: at ve eşekler için kullanılan hareket emri
dek durmak: düzgün durmak
dek gelmek: 1.uymak aynısı olmak,2.rastlamak,3.isabet etmek
dekleştirmek: tamamlamak
demin: biraz önce
depestü: baş aşağı,tepe üstü
depük-depmük: tekme
depüklemek: tekmelemek
deste:buğday ve arpa tırpanla biçildikten sonra küçük öbekler halinde bir araya getirilmesi
destimen: mendil
devdala: iri yarı kocaman
devek: kabak,salatalık vb. bitkilerin kök ve gövdesi
deyda: daha orada ,işte orda
dıbırga: saçsız,kel
dığdının dığdısı:uzaktan akraba
dıkılmak: tıkılmak ,batmak
dıkım: lokma
dıkınmak: yiyecek atıştırmak
dıkıvi: yiyiver
dıkmak: yemek yemek
dıncıkmak: içlenmek,duygulanmak,ağlamaklı olmak
didi :söyledi,dedi
didiklemek: çok ince parçalara ayırmak
didişlemek: gelişi güzel karıştırmak
didmek:1. tavuk, horoz vb. hayvanların gagalaması,ısırması 2. çok ince parçalara ayırmak
dikelmek-dinelmek: karşı gelmek
diñek:dik duran
dingildemek: iki yana sallanma
dink:buğdayı keşkek haline getirmek için kullanılan içi çukur büyük taş
dirgen:uzun saplı çatal şeklinde daha çok ağaçtan yapılmış sap ve saman atmaya yarayan
diri efe:çok güzel ,çok iyi
dirlüksüz: geçimsiz,dirliksiz
divan: aynı muhtarlığa bağlı mahalleler
diyon : diyorum
diyze-deyze: teyze
dizlik: uzun paçalı don
dogu: erkek hindi
doğah:koşum hayvanlarını durdurmada kullanılan söz
dokuma: uzun sırık yada sopayla ceviz vb. meyveleri ağaçtan düşürme
dolak: çarıkların üzerine ayak bileklerinden dize kadar sarılan yünden dokuma
dolama: bohça
don : kilot
dongra:vücut da birikmiş bulunan kir,daha çok el üzerinde olan kir,pas
dölük-delük: delik
döngel: muşmula da denilen yabani meyve
döşek: yatak
dumo-dumoğu: grip,nezle öksürük olma
duş: siper,gizlenecek yer
duta:meyveye zarar vermeden daldan elle toplamak
düğe: 1.ineğin dişi yavrusu,2.yavrulamamış dişi sığır
düğen: buğday ,arpa saplarını kırmak tanelerini ayırmak için
düñürşü: damat ve gelinin ana ve babalarının akrabalık durumu
dürü:1.düğün olmadan önce kız tarafının yakınlarına alınan hediyeler,2.düğüne davet ederken yakınlara verilen hediyeler
düzen: bir iş için kullanılacak araç ve gereçlerin tümü, düzenek
düzenbaz- düzenci: yalancı ,hilebaz
düzme: uydurma

E
ebişek: kanlıca mantarı
ecir: sabır
êcük: az, azıcık
ecünnü :
efe: güzel ,iyi
eğirmek: ip bükmek
eğlek-eğrek:hayvanların öğle vakti dinlendikleri su başları
eğretü: eğreti,uydurma, gelişi güzel
eğşi: ekşi,meyvelerden yapılan marmelat
ehil:eş ,koca (köçekli )
ehlim: eşim ,kocam
ekin :buğday,arpa gibi tahıllar için kullanılır
ekleşmek:sataşmak ,musallat olmak
elber:götür
elet:götür
eletmek: alıp götürmek
ellik:eldiven
elti: erkek kardeşlerin hanımları
emi:he mi,tamam mı,anladın mı
emme:ama
emmi:amca
encik:kedi yavrusu
eñek :karasabanın elle tutulacak yeri
enemek:erkek sığırların hayalarının sıkılması yada alınarak kısırlaştırılması
enenmiş: kısırlaştırılmış
engâre : angarya
entari : kadın elbisesi
enûk:köpek,köpek yavrusu
erinmek:üşenmek
erkeç: erkek keçi
ersün-ersiren: ekmek hamurunu alma ,kesme aleti
erük: erik
essah: sahi,gerçek
esvap: giyecek
eşelek :meyvenin yendikten sonra arta kalan kısmı
eşinmek:hayvanların ön ayakları ile toprağı eşmesi
eşük:çukur,eşik
etene : yavrulayan hayvandan düşen parça,et parçası
evcümen:evine bağlı
evir:çekilip kurutulmuş kendir çubuklarının deste haline getirildikten sonra yağmurdan korumak amacıyla dikine bir arada toplanması
evlek:tarlayı ekime hazırlarken bölümlere ayırmak
evmek:1.acele etmek,2.özenmek,fazla incelemek ,bir şeyin üzerinde ısrarla durmak
evsoğuz :eğmek, bükmek
eyin: elbise, üst baş
eylenmek:1. dalga geçmek,2.beklemek
eyleşmek:beklemek
eyninde : üstünde başında elbise anlamında(eyninde göyneği yok)
eyoğü: kaburga kemiği
ezen: ezan

F
fanfanlamak:elden ayaktan düşmek, ihtiyarlamak
fehim :anlayış
fehimli: anlayışlı
fehümsüz:anlayışsız
ferfene : kebap paylaştırma işi
ferik:1.piliç,2.genç güzel
ferk: sürülerek nadasa bırakılan tarla
feslek:bezelye
feşel:haşarı,yaramaz
fır dolayı:çepeçevre
fışkı :artık,pislik birikintisi
fışlamak:1.yoğurdun bozulması ,ekşimesi 2.hamurun fazla kabarması
filke:musluk,daha çok kovalara takılan musluk
fina fes: süslü kadın başlığı
fingirdek: hareketli,oynak,yerinde duramayan
firaset: beceri,kabiliyet
firasetlü: becerikli,kabiliyetli
fistan :kadın elbisesi
fişek: 1.yayık yayma aracı,2.tabanca ,tüfek mermisi
fişirdek: fazla hareketli,olur olmaz yere burnunu sokan
fol:yumurtalıkta bırakılan yumurta
folluk:tavukların yumurtlama yeri

G
ga’le almak:önemsemek
gabalak:geniş yapraklı,kabağa benzeyen bitki
gabalayı:tahmini
gadak: kardeş (köçekli yöresi)
gafa kaadı: nüfus cüzdanı
gağışdamak: sürtünmekten çıkan ses
galafat: kağnı arabalarının üzerine konulan ot,buğday sapı vb. şeyleri taşımaya yarayan alet
galag: 1. burun kemiği,2.şapkanın siperliği
galan: artık
galbur: kalbur
galemşe –gılemşe:yabani kuşkonmazın yenilen sürgünü
galender: kalender,iyi karakterli
galle: patatesten yapılan bir yemek
gama:1.bıçak,2.odun yarmak için kullanılan büyük ağaç çivi,3.ağaçlarda aşı yaparken
gancık: dişi
ganere: başı boş gezen sahipsiz köpek
ganere: başı boş gezen sahipsiz köpek
ganıksama: alışma ,kanıksama
ganluca:mantar türü,kanlıca
ganrılmak: yıkılıp devrilmek
ganruk: 1.kırılmış ağaç dalı,2.kambur olan
gap gara: simsiyah
gapatma: metres
gapcuk:1.mısır koçanının dış kabuğu,2.tüfek ve tabanca mermilerinin kovanları
gapgaşuk: tabak ,kaşık
gara:1. kara ,siyah,2.esmer
garagavuk: yenilen yabani ot
garaltu: hayal meyal görünen, karartı
garasakız: çam sakızı
garavana:büyük yemek kabı
garık: kabak,salatalık vb. sebzelerin tohumlarının dikimi için hazırlanan yer
gasben: kasdi,kasıtlı
gasbenlik: inadına,kasden
gasiyen: kusmak
gasnak: kasnak
gasu: ahırda buzağıların konuldukları yer
gasuk:   kasık, bacakların vücut la birleştiği yer
gaşo :kaşağı
gaşuk: kaşık
gaşukluk: kaşıklık,kaşık konulan yer
gaşuntu: kaşıntı
gavi: sağlam, kavi
gavralamak: kavralamak,sıkı tutmak
gavruk: ateşte,yada güneşte yanmış, kavruk
gavuç: fıtık olan kimselere verilen isim,lakap
gavur kürkü: ateş yakılarak yapılan bahar kutlaması
gavur: 1.düşman,2.müslüman olmayan yabancı milletler için  kullanılır
gavut: meyve kurusu ve tahılların öğütülmesinden meydana gelen un
gavza: iç dünyası,ruh hali
gayınna:kayınvalide
gaykılmak: bir tarafa yatmak
gaynamak: şaka ile karışık rahatsız etmek
gaynata: kayınpeder
gaypak: sözünde durmayan ,kaypak
gayrı-gayrık: bundan sonra, bundan böyle
gazel:mısır bitkisinin yaş veya kuru gövdesi
geber: öl
gebermek: ölmek
gebre: hayvanların sırtını temizlemek için kullanılan kalın keçe
gecene: tahtadan yapılmış, iki kişi ile yük taşıma aracı
gelepceklü:hastalıklı,maraz
gelebe:  1.sarılmış iplik,2.kuyu dolabı
geme: kuyruksuz iri fare,sıçan
geri yanki: arkadaki,geride kalan
getü: getir
gevmek :1-ağızda bir şey çiğnemek,2-biriyle dalga geçmek
geyirmek: ağızdan gaz çıkarmak
geyrek: kaburga
geysi:çamaşır,elbise
geysilik:çamaşırlık,çamaşır yıkama yeri
gıcı:çam kozalağı
gıdık: çene altı
gıdırgıymuk: azar azar, küçük küçük
gıldırdamak:tıkırdamak,gürültü yapmak
gıldırtı:tıkırtı gürültü
gılıbık: eşinin sözünden çıkmayan erkek
gınnap: kındap,ince bükülmüş kendir ipi
gırbo: kurbağa
gırna: zayıf, çelimsiz
gıruk: kırık
gıt dutmak: az tutmak,teğet geçmek,değip geçmek
gıt: eksik ,az,yetersiz,kıt
gıtmür:cimri, kıtmir
gıvıç: çamlık alandaki humuslu toprak
gıyak:güzel
gıygaşuk:yarı açık kalmış ,aralıklı
gıyışayuk: yenilen yabani ot
gıymak: acıma hissi,kıymak
gıynak :parça ,kenar
gızansak:çiftleşme arzusu duyan köpek
gidişme: kaşıntı
gine: yine
girüntü: 1-başka yerden gelip yerleşen,2-iç güyo,iç güveyi
gobel:1.yaramaz ,haylaz,2.annesi ,babası olmayan çocuk
goca:1.koca,2.ihtiyar yetişkin
gocunmak:alınmak
goçak-goçmar: yenilebilir mantar türü
gofur:kendini beğenmiş
goğün yüzü: gök yüzü
golük : eşek
gopça : kopça, düğme
goraf:1.kesilip istif edilmiş odun 2.istif edilmiş küme
gotüme: götürme
gov: kov,şikayet,laf taşıma
govsak: hafif aralık
govsek-gövsek: hayvanların çiftleşmeyi arzulaması
goyu: torba yoğurdu
gozalak: kozalak
göcen: tavşan yavrusu
göğermek:1.morarmak,2.olgunlaşmak
gök: 1.mavi,2. gökyüzü
gölbez: köpek yavrusu
gölbez: ufak gelişmemiş kendir
gömgök: masmavi
gön: sığır derisi
görebi-görebe: diken kesmek için kullanılan uzun saplı kesici alet
göresi gelmek: özlemek
götlek: ibne
götü gara: yenilebilir mantar türü
götü: götür ,al git 
götümek: götürmek,alıp gitmek
götün götün:geri geri gitmek
göv-göğ:gök yüzü
gövlek:çiftleşme arzusu olan büyük baş hayvan
göynek: gömlek
göynük: verimsiz arazi
göynümüş: iyice olgunlaşmış,içi geçmiş
gözer-gozer:buğday elemek için yapılmış kalbur
gubar: tasa üzüntü
gubat : kaba,kaba görünüşlü
gubur: lağım
gubür:  evin içinde süpürüldükten sonra ortaya çıkan toz ve çöpler
gudekçi: 1.oyunda ebe
guma : kuma, evli kadının üstüne gelen kadın
gumpiri-gumpil: patates
gundak: yavru
gundak:1.kedi ,köpek yavrusu,2.deste haline getirilmemiş kendirin bir kucağı
gunnacı:yavru yapacak hayvan
gunnamak:hayvanın yavru yapması
gurtlanmak: 1-şüphelenmek,2-kıskanmak
guruluk:evlerin önünde yada yanında eşyaların ,araç gereçlerin yağmurdan korunması
guş ekmeği: kuşekmeği,yenilen yabani ot
guşluk: çatıya çıkılan yer
guyo: damat
guz: güneş görmeyen ,kuzeye bakan yer
guzgunluk:çatıya çıkılan yer
guzlacı:yavru yapacak keçi,koyun
gücük:1.şubat ayı,2.küçük
güdek: 1.nöbet,ebelik sırası,2.kısa
güdük: küçük kalmış, kısa boylu
günücü:kıskanç
günülemek: kıskanmak
güvendim: sevindim
güvenmek: sevinmek
güvlek:1. kuyudan su çekmek için kullanılan kova ,2. tahtadan yapılmış kova
güyo : damat
 H
habire-hebire: devamlı,sürekli
haçan : her zaman ,devamlı
hak:1.tahıl ölçmeye yarayan kap,2.düğünlerde gelin almaya gitme
hakçı: düğün alayı,gelin almaya gidenler
halbüsem: halbuki
halıkmak: gelişmek ,büyümek
halıkmamak: gelişmemek, büyümemek
hambar: ambar, büyük kiler
hamla: hamle
hamur: makarna  vb. yiyeceklere verilen isim
hapaz:avuç
harar: harhar, büyük çuval
harman: buğday,arpa vb. ürünlerin bir araya toplanıp hasadının yapıldığı yer
harnapa: karnı büyük,çok yiyen hayvan
hasıl: hasat zamanında elde edilen ürün
hastağuç:hastalıklı
hatıl: kalın tahta
havayi: ayakları yere basmayan ,aylak
hayat: davar ağılı
hayıflanmak: üzülmek
hayta: yaramaz
helkek:kova ,bakraç
hengâme-hengeme:gürültülü yüksek sesle anlaşılamayan konuşma
herif:adam,erkek
herkil : tahtadan yapılmış,içine tahıl ve un konulan büyük sandık
hıltar:buzağıların boynuna bağlanan bezden halka şeklinde  yapılmış tutacak
hıltar:kadınların başlığını boyunlarına tutturmaya yarayan boncuklu ip(köçekli)
hıra –hire: yaşca küçük olan kardeş (germeç)
hımbıl : ağır, tembel
hipçi-höpçü : kavak ve söğüt dallarının sürgününden yapılan düdük
hobu:iri yarı
hodul: konuşmasını ve davranışını bilmeyen ,kaba
hokra: zayıf hayvanların sırtında oluşan mevsimlik ur,besiyi aldığı zaman kaybolur
hokracı : bedavayı seven
hol: yumurtalıkta bırakılan yumurta
holluk:tavukların yumurtlama yeri
hortlu: öksüz ,kimsesiz
horuz vâtı: horoz vakti, sabahın alaca karanlığı
hosmak: böceklerin ,arıların sokması,ısırması
hoy hoy: boşta gezen ,işe yaramayan
höbelek: mantar ismi
hurmak: vurmak
hurtuna: fırtına
husa: kaygı ,endişe
husasuz:kaygısız,tasasız,sorunsuz
huysukmak:huylanmak, şüphelenmek
hüren: (köpekler için) havlayan
hüşgü: parçalanmış ,yıpranmış
hüşgüsü çıkmak:kullanılamayacak hale gelmek,iyice eskimek
 I
ıbrık: ibrik,ağzından başka ince borusu olan daha çok bakırdan yapılmış olan su kabı
ıccacuk: sıcacık
ıccak: sıcak
ığılığıl:ağır ağır derinden
ığınmak: ıkınmak
ıkıldamak: inilemek
ımızganmak:1-uyumak,içi geçmek,2-bir işi  yaparken yavaştan alma,
ırak : uzak
ıramak:uzaklaşmak
ırazı: razı
ırgalamak: 1.sallamak,2.ilgilendirmek
ırgat: tarım işçisi,ekin biçen tarım ,işçisi
ıslak: yaş
ışmar: kaş, gözle yapılan işaret
İ
ibi: hindi
ibük: horoz,hindi vb. hayvanların başının üstünde bulunan girintili çıkıntılı daha çok tüysüz
iç göynek: içe giyilen uzun kollu fanila
içigızıl: yenilebilir mantar çeşidi
idare : fener
ifil ifil:rüzgarın hafif esmesi
iğdiş: enenmiş,kısırlaştırılmış at ve eşek
ikisi: pazar
ikürcüklenmek: şüphelenmek
ilahna-inahla: lahana
ilik : düğme deliği
ilişmek: 1.dokunmak rahatsız etmek
iliyen: leğen
imeci: imece
imük:  imik
inek kömüşü: dişi manda
iskembe : sandalye
işgil:1.şüphe ,2.kendirin lifi ve kecini bir arada işe yaramaz olan dolaşmış şekli, artığı
işgillenmek: şüphelenmek
işi gıcartmak: işi bozmak
izinneme: izinname ,nikah işlemlerinin sonuçlanması
K
kakmak:çakmak,çivilemek,sokmak
karacalamak:1.herhangi bir şeyin ilk halinin  bozulması, karıştırılması, ellenmesi ,2. karların eriyip  yer  yer toprağın ortaya çıkması
kaşıkçatma:düğün sahibinden gençlerin para veya hediye istemek için sofradaki yemeğin etrafına kaşıkları dizmesi çatması
kayık: karda  üstüne oturularak kaymaya yarayan  kızak
kecin :kendirin lifinden sonra kalan artığı
kek: mısır sapı,gövdesi
kelebe-kelebek:çile iplikleri masuraya sarmada kullanılan alet
kelek: 1.ham olmamış,2. yanlış,3. hayvanların boynuna yakılan büyük zil
kelem : lahana
kelez: zayıf ,çelimsiz
kemük: kemik
kemüre: hayvan dışkısı ,gübre
kerata: 1. ayakkabı çekeceği, 2.yanlış,3.sevimli çocuk
kesgü: ağaç kesmeye yarayan alet,keser
kesmen: kestirme, kısa yol
kesmük: harman artığı buğday başağı
keşgek: keşkek,pişirilip dövülerek yemek için hazırlanan buğday ve yemeğin adı
keşik : sıra ,nöbet
kete:fırında ekmek yapılırken ekmek hamuruna şeker ve yumurta katılarak yapılan kurabiye
kevgür: kevgir
kevük: harmanda veya samanlıkta sap çekmeye yarayan ucu çengelli ağaç
kıç: arka taraf
kın: bıçak kabı
kırışak:kibirli ,kendini beğenmiş ,dangalak
kıt: az,yetersiz
kıtıbiyoz: cimri ,eli cebine gitmeyen
kıvıldamak : kımıldamak
kıyak: güzel
kıyı: tarla ve bahçe kenarına çalı ve dallardan örülerek yapılan çit
kile: tahıl ölçüsü
killik: erişte makarna,fasulye,bulgur,pirinç,soğan ve tereyağla yapılan bir çeşit yemek
kiremüt: kiremit
kiren : kızılcık
kirez: kiraz
kirli çıkı: zengin
kirman: ip bükmek için kullanılan alet
kirpit: kibrit
kirt:pek ,sıkı,sert
kodaksız: kısır
körükmek:korkmak
kozak: tanesi alınmış mısır koçanı
kömüş:manda
kösüre –kösire: balta ve bıçakları bilemeye yarayan büyük yuvarlak bileği taşı
köş:odalarda pencere kenarına boydan boya tahtadan oturmak için  yapılmış sedir
köşk:tarla ve bahçelerde tahtadan yapılmış baraka yada küçük ev
köy göçeren: yabani ot
kubat-gubat: kaba
kumpiri-gumpiri-gumpil:patates
kürsü: tahtadan yapılmış arkalıksız  küçük oturak
kürümek:toparlamak,temizlemek
 L
laf: söz
lakırdı: laf ,söz
landun: süslü at arabası,fayton
leş: hayvan ölüsü
löbben: dana oyununda ortadaki büyük çukur
löblöbü: leblebi
M
mada: iştah,içialmak
mahansumak-mehensimek:önemsemek,değer vermek,ciddiye almak
mahna: bahane
maksuz: mahsus
malak: manda yavrusu
malmasat: büyük baş hayvanların tümü
mancar: yabani ot
manşa: maşa
maraz:zayıf ,cılız
masura: iplik sarılan büyük kenarsız makara
mâsuz:mahsus,asılsız,şakadan
mataf: manifatura
maydalak:aptal ,şaşkın
mayıs:büyükbaş hayvan dışkısı
maynak: ayak uçlarını içe doğru basanlar için kullanılan söz
mecelleşmek: mücadele etmek, uğraşmak
meles: köpeklerde tasma ,boyunluk
mendek: kedi yavrusu
menemşe – menevşe: menekşe
met: sopayla oynanan çocuk oyunu
meydaniye: boyuna ince çizgili üç etek
meymenet: 1. hayır,2. tip
meymenetsiz: hayırsız,tipsiz suratsız,şekilsiz
mıh: çivi, büyük çivi
mıhlama : daha çok yumurta ve soğan ile yapılan yemek türü
mıhlamak:  vurmak
mıncıklamak: ellemek ,karıştırmak
mındar: 1.pis ,kirli,2.islâm‘a göre eti  yenmeyen, helal olmayan hayvan
mırt mırt: cimri
mısmıl: islam’a göre eti helal olan hayvan
mızıkçı: oyun bozan
mızırdamak: huysuzluk yapmak,lüzumsuz konuşmak
mızmız: geçimsiz, huysuz, beceriksiz
midare:minnet ,ihtiyaç
midaresiz: minnet etmeyen ,ihtiyacı olmayan
miltan: gömlek
misir: mısır
miyancı: arabulucu
miyane: 1. çorba çeşidi,2. yemeğin katkı maddesi(yağ,tuz,un,salça vb.)
müzüm-müzim : lüzum
N
naâda:ne kadar
nacak: küçük balta
nağada:ne kadar
nahak :Boşu boşuna , boş  yere
nâkıs:cimri
nalin:nalın ,takunya
nallama : tahtadan yapılan tavan döşemesi
namazlo: üzerinde namaz kılmak için kurutulmuş,tabaklanmış koyun yada keçi derisi
namlu: tırpanla biçilmiş ekinin deste olmamış hali
nasibet: sebep
naşba-nişapa:metalden ,bakırdan yapılmış su içmeye yarayan saplı bardak, maşrapa
nebiyin: bilmem,ne bileyim
neşt: inekleri yönlendirmek için kullanılan bir söz
netame: dayanıklılık
netameli:dayanıklı ,sabırlı
nettin:ne yaptın nasılsın
nevir:surat ,yüz,sima
nevirsüz: suratsız
nodul-nadul:koşum hayvanları için kullanılan uzun sopanın ucuna takılmış olan ince çivi
o gâh: koşum hayvanlarını yönlendirmek ,hareketini sağlamak için kullanılan söz
oğmak-oğuşlamak: ovmak, ovalamak
oklaaç: oklava
okuyucu: düğüne davet için görevlendirilen kişi
oldum olası:eskiden beri
oluk: çeşme yalağı
onca: o kadar çok
onmak:iyileşmek,düzelmek,kendine gelmek
oyma:eski evlerde odalarda duvarın içine oyularak yapılmış küçük raf
Ö
ödek: korkak
ödlek: korkak
öğendire-ürgendire: koşum hayvanlarını yönlendirmek için kullanılan ucuna ince çivi takılmış uzun sağlam sopa
öğnük-öğnüklük: kadınların elbiselerinin önüne belden bağlanan kumaştan yapılmış önlük
öğsü: ocakta yakılan odun
öğürmek:kusmak için boğazdan çıkan ses
öleşmek : paylaşmak
öllünkörü:elinin körü
öndünç: ödünç alma
öreke :ip bükmeye, kıvırmaya yarayan alet
örü: saç örgüsü
örük: erik
örükleme : 1. ağzına kadar tepeleme doldurma,2.hayvanı urgan ya da  iple otlakta ,çayırda bir yere bağlama
örüsger-evüsger: rüzgar
öte gitmek: uzaklaşmak,uzak durmak
öteberi:1.çeşitli eşya,2. çeşitli yiyecek
ötiyanı: 1. öte taraf ,2. ahiret
ötürük olmak: ishal olmak
ötürük:ishal
öykelenmek: öfkelenmek
P
paça: 1.pantalonun  uç kısmı ,2.hayvanların kafalarından ve bacaklarından yapılan yemek,3.şalvar
paçallık-paçalık: ahırda hayvanların dışkılarının toplandığı yer
pakla: fasulye
papara:1. ekmek parçalarıyla yapılan yemek ,2.azarlama
paparayı yemek: azar işitmek
parpulamak: azarlamak ,dövmek
pata-patana: patates
patlanguç: ağacın özünün çıkarılarak yapılmış oyuncak
payanda : herhangi bir yeri ayakta tutmak için ağaçtan yapılmış destek
peket: paket
peklemek: temizlemek, paklamak, süpürmek
pempe: pembe
perişga :tatar,sarımsaklı yoğurt katılarak yapılan ev işi makarna
peşgür-peşkür:el ve yüz kurulamak için yapılmış eldokuması
peştamal: dokuma bezden hamam havlusu
pılı pırtı: günlük kullanılan eşya
pırlama : uçma
pırsımış: suyu çekilmiş,yumuşamış
pırsmak-pısmak: korkmak ,geri çekilmek
pırtı: eşya
pines: ahırda buzağıların konulduğu küçük bölüm
pini: köpek yavrusu, köpek
poğ: 1.elde taşınan bohça,2. bohça
potak: ayı yavrusu, domuz yavrusu
pöçük: 1.keçi kuyruğu,2.kebapta kuyruğa yakın yer
pöçüklü: saçları dağınık, bakımsız olan kimse
pöğre:ağaçtan yada topraktan yapılmış küçük su borusu
pölüt: meşe palamutu
pörtlek: patlak
pörtlemiş: patlamış
pözü: bir ekmeklik hamur
purç:bakımsız ağaçların dallarında yetişen asalak bitki
pür: çam yaprağı
R
rahmet: yağmur
reçber-leçber: çiftçi, rençber

S
sacıyak: odun ocağında üzerine tencere, sac vb. şeylerin konulduğu üç ayaklı demirden alet,sacayak
saçak: binaların kiremitle örtülen çatı kısmı
sadalamak : 1-sayıklamak ,2-çok istenilen bir şeyin adını devamlı olarak söylemek
sağ: kendirin taranmışı
sağduç: dâmada eşlik eden bekar genç
sağulu: süt veren hayvan
sako-sakoğu: sakağı, hayvan öksürüğü
salma :başı boş
salmalık: hayvanlar için kullanılan başı boş araziye bırakma
salta: üzerlik,cepken
sarlaşma:yapışma bırakmama
sarsuk-samaruk:aptal kafası çalışmayan
savak:su kanallarında suyu yönlendirmek için yapılan kapak
sayır sayır :Hızlı takılmadan
sayvan:üzümün sarması için ağaçtan yapılmış yüksekçe yer
sede: meyveler için kullanılır,berelenme ,yaralanma
sedir:odalarda bir köşeden bir köşeye kadar oturmak için tahtadan yapılmış yer
selavatlamak: uğurlamak
seme:1. uykulu yorgun,2. aptal
semet: düğünün ertesi günü damat evinde yapılan eğlence
sepetlik : ahırların önünde saman yada saman sepeti konulan yer
sepgen: ince ufak yağan dolu
seren : kuyudan su çekmeye yarayan sırık
sergen: odaların duvarlarına bir tahta ile yapılmış büyük raf
serit:çevirme kebabın terbiyelenmiş yağı
serme : yufka ekmeği
setikli : iri,bakımlı,etine dolgun(setikli tavuk)”köçekli yöresi”
seyitmek- seyirtmek: koşmak
sıkı:elma ve pancarın ,pekmez ve marmelat yapmak için suyunu çıkarmaya yarayan ağaç oluk
sıkma : hamurla sıvı yağda kızartılarak yapılan tatlı
sınamak:denemek
sındu : makas
sınur-sunur: sınır
sırnaşuk:ayrılmayan,yapışkan
sırtarma : karşı gelme
sıynak :kendir çubuğunun soyulduktan sonra elde kalan lifi
sıvarmak : tarlayı sulamak anlamında kullanılır
sıvışmak: kaçmak kurtulmak
sima: yüz çehre
sini: büyük tepsi
siymek: ayakta işemek
sobe- sobü: çocuk oyunu ,saklambaç
soğmek : küfür etmek
sokak: ahırda hayvanların dışkılarının toplandığı yer
sorak:bebeklere bez içinde verilen tatlı,yalancı meme
sormak: emmek
soymuk: baharda çam ağacının kabuğunun çıkartılarak içzarının yenilmesi
sökül: hayvanların kuyruğundaki beyazlık
söyletmelik:el öpmede  damadı konuşturmak için verilen hediye
suğlem: doğru,düzgün
sundurma:
sübek: beşiğe yatırılan bebelerin küçük çişlerini yapmaları için çüküne takılan ağaçtan yapılmış alet
sünepe-sülepe: dağınık ,bakımsız ,kendine bakmayan ,beceriksiz
sürgüç:bulaşık yıkamak için kullanılan bez
sürunge:ekmek fırınını temizlemek için kullanılan ucuna bez takılmış olan uzun ağaç
süsmek:hayvanların kafalarıyla insana ya da başka bir hayvana saldırması
süymek: bir malın tutulması,çok satılması

Ş
şabap: şakacı
şakaşuka :köçekli yöresinde oynanan seyirlik oyun
şaplama : tokat, şamar
şapşal : aptal şaşkın
şartôsun: yemin çeşidi,şart olsun
şeher-şeer: şehir
şık:kiraz çekirdeği (germeç ,ersil köyü
şindik : şimdi
şinik:tahıl ölçeği
şirnet : şımarık ,belacı,yılışık
şirnimek : şımarmak
şişe : zemin tahtası ile duvar kenarını kapatmaya yarayan çıta, süpürgelik
şuaccuk-şuğaccuk: şu kadarcık
şüngürşek: şimşek

T
tafra : sinir
tatar:sarımsaklı yoğurt katılarak yapılan ev makarnası
tava gulpu: bacakları oluşmamış kurbağa yavrusu
teber: küçük balta ,nacak
tebsermek:hafif kurumak,ayazlanmak
tef: çalgı olarak kullanılan kasnak üzerine deri geçirilerek yapılan alet
telbüs –telbüslük :
teleme:dayanıksız zayıf
temek-tömek: ahırdan hayvanların dışkılarının atıldığı delik
tentene:tığla yapılan el işi
tenuke: teneke
tevatür: çok fazla abartılı
tez: çabuk
tezikmek:korkarak birden hareket etmek, ürkmek
tezili-tezülü: aceleci
tıkır: ağaçtan yapılmış su kabı
tınar:samanla karışık tahıl yığını
tırampa: mal değişimi,takas
tırpan: ekin biçme aracı
tiril tiril : ince giyinmek
tokaç : Ağaçtan yapılmış çamaşır yıkamada kullanılan araç
toklu: iri, yaşlı koyun
tolaşuk-dolaşuk: 1.küçük ince işe yaramaz kendirin karışmış,dolaşmış hali,2. tekin olmayan
toluş-toruş:gücü yetmeyince desteklemek, güç vermek
tosbağa –tosgumboğu: kaplumbağa
tot: kalın kısa ağaçla sopayla vurularak oynanan oyun (köçekli)
töyfem:tuhaf
tufa: yüzün yan kısmı,avurt
tuyumuna: tesadüfen ,bilmeden ,bilinçsizce
tükan: dükkan
tünek:tavukların dinlenmek için çıktıkları yüksek yer

U
uçkur-ukcur:eskiden donlarda lastik yerine kullanılan uzun bez ya da ip
uçmak: çok hızlı,çabuk koşmak
uğra: hamur açarken ekmek yaparken kullanılan un
uğuşlamak:el ile ovalamak
upuslu: akıllı,olgun
uslu başlı:1. aklı yerinde,yaramaz olmayan,2.aklı başında yaşlı insan
uslu:1.yaşlı,olgun,aklı başında,2.yaramaz olmayan çocuk
uşak devşek: çoluk çocuk
uşak: çocuk
uylaşmak:anlaşmak
uymak: bulaşmak,sataşmak

Ü
üçbarmak: uzun saplı,üç parmaklı ,ağaç dalından yapılan ,sap ,saman atmaya yarayan alet
üçü: pazartesi
üğrumek-ürgelemek: bebeği, beşikte sallamak
ürün : süt ,yoğurt
üstün körü:gelişi güzel,düzensiz ,rasgele
ütülmek: kumar yada bir iddia sonunda kaybetmek
üvez :hayvanlarda bulunan küçük parazit
üzülme : yıpranıp,eskiyip kopma noktasına gelme

V
valâ- valla: vallahi,  yemin çeşidi
vala: yünden yapılan kalın kışlık kumaş
vi: ver
vih-viyh:1.vah,2.vay
vire: devamlı,sürekli
virecek: verecek

Y
yaba:harmanda kullanılan ağaçtan yapılmış olan tınar savurma aracı
yabancıladı:
yağır : kir
yağlangaç-yağlaç: sacda ekmek yaparken ekmeği yağlamak için kullanılan sopanın ucuna takılmış yağlama bezi
yal: daha çok köpekler için yapılan sulu  hayvan yemi
yalak: 1. ahırın ortasında hayvanların dışkısının toplandığı yer,2.çıkarcı,menfaati için yapamayacağı şey olmayan
yamçi : atın üst arkasına koyulan yünlü ,süslü,püsküllü keçe (köçekli)
yanpiri: yanyan
yañşama:lüzumsuz,gereksiz çok konuşma
yarinsi gün: yarın, ertesi gün
yarma :1.buğday ve arpanın değirmende hayvan yemi olarak iri öğütülmesi,2.yaş odunun iri parçalara ayırıp kurutulmuş hali,3. insanlıktan uzak olan kişi
yarsımak: beğenmek, imrenmek
yaslâç: üzerinde yufka ekmek açmaya yarayan ağaçtan yapılmış araç, yassı ağaç
yazı-yazu: düz geniş arazi parçası
yazmak:yufka ekmeğini açmak (hamuru yazacağım)
yelmük: yenilebilir yabani ot
yenli: insanlar için hafif,hareketli anlamında kullanılır
yeñşek-yiñşek: rahat,hafif
yerişmek: yetişmek
yesir: esir
yığın: buğday ve arpanın harman yerine getirildikten sonra düzgün bir şekilde üstüste dizilmesiyle oluşur
yıkduduk:yıktırdık
yıldamcı : ara vermeden  her yıl doğuran (genellikle hayvanlar için kullanılır)
yıluk:şaşı
yıluşuk: şımarık,yapışkan
yımırta : yumurta
yırtlaşuk: şımarık,sırnaşık
yirilme : iyice eskiyip parçalanmış
yitük: yitik ,kayıp,az görünen
yitümek-yütümek: yitirmek
yonga:balta ile odun kestikten sonra arta kalan küçük ağaç parçaları
yordumak- yoydumak: herhangi bir işin gerçekleşmesini engellemek için kötülemek
yoşanmak: eskimek
yuğurmak: yoğurmak
yumak: yıkamak
yundu: bulaşık suyu,kirli su
yunducu:her yere giren ,hiçbir şey seçmeyen
yunmak: banyo yapmak,yıkanmak
yülümek:temizlemek,yolmak
yüngül: eli hafif
yüzün guylu: yüz üstü

Z
zabah : sabah
zabâsı gün : ertesi sabah
zağ : istek,tav,heves
zağar : küçük köpek
zağı geçmek: hevesi geçmek,zamanı geçmek
zahan: büyük  tabak
zahar- zaar: söylenen sözü kabul etme doğrulama anlamında kullanılır
zahir:gerçek ,sahi
zahra : hayvan yiyeceği
zahti : zaten
zarta: abartılı konuşma , palavra
zarzavat-zerzavat: yiyecek ,öteberi
zelve bağı:  zelveyi bağlamakta kullanılan  kendir ipi
zelve: koşum hayvanlarını boyunlarından boyunduruğa bağlamak için meşe dalından yapılmış araç
zembil-zenbil:hasırdan yapılmış Pazar sepeti
zemheri: karakış
zerhoş: sarhoş,kafayı bulmuş
zevzek: olur olmaz yerde çok konuşan,geveze,boşboğaz
zeyil: sahil
zeyin: beyin,zihin
zeze: ince esnek sopalarla oynanan oyun
zıbarmak: ölmek
zıbın : iç çamaşırı
zılgıt: azar,azarlamak
zibidi:aylak, başı boş,işe yaramaz kimse,serseri
zingirdemek : 1. titremek ,2. çok ve boş konuşma
zorlu: işe yarar, çok güzel


Necati DOĞANÇ * Taşköprü Halk Eğitimi Merkezi Müdürü

Kaynak kişiler:

Adı soyadı: Münire Bekdemir.                            Adı soyadı: Mükerem Topçu.
Doğum y. ve tarihi: Masatlar Köyü, (1936).       Doğum y. ve tarihi: Beyköyü,(1925).
Mesleği: Ev hanımı.                                            Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok.                             Tahsili: Okuma-yazması yok.
Derleyen: Ahmet Bekdemir.                                Derleyen: Ahmet Bekdemir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.