Taşköprü Menkıbeleri


‘Kastamonu Halk Kültürü İçinde Yatır-Ziyaret İnancı Ve Bu inanç Çerçevesinde Şeyh Şaban-ı Veli Etrafında Oluşturulan Efsaneler’ adlı çalışmasında Zekiye Çağımlar Taşköprü’nün Abdalhasan Köyü’nde türbesi bulunan, mübârek zat Abdal Hasan Hazretleri hakkında , Ahmet Yaşar Zengin’den atıfla şu menkıbeyi nakleder.

“Zamanında Sultan Beyazıt’ın bir kız çocuğu olur ve bu kız 20 yaşına kadar hiç konuşmaz. İkinci Bayezıd sultan kızının bu rahatsızlığına bir çare bulmak için her tarafa baş vurmuş.En sonunda kendisine evliyadan olan Abdal Hasan tavsiye edilmiş. Kızının derdine deva bulamayan sultan, çevresindekilerin tavsiyesi üzerine kızını adamlarına teslim ederek Kastamonu’daki Abdal Hasan Hazretleri’ne gönderir. Daha kafile köye gelmeden Abdal Hasan olaylar kendine malum olduğu için, kafileyi köyün girişinde karşılar. “Kızım konuş”, der. Kız ise “Selametü’l-insan, fi hıfzı’l-lisan” (İnsanın selameti dilini tutmasında muhafaza etmesindedir) der. O günden sonra konuşmaya başlayan sultanın kızı köyden ayrılmayarak oraya yerleşir.”

DİA’da Şerafettin Turan’ın kaleme almış olduğu maddede, İbn Kemal’in kaydına göre çocuklarının ve torunlarının sayısı 300’ü aşmış olan Bayezid II’nin (1448-1512) sekiz oğlu ile onbir kızının olduğu, Esra Yıldız’ın çalışmasında M. Çağatay Uluçay’ın,’ Padişahların Kadınları ve Kızları’, adlı eserinden nakille, “ Aynışah Sultan, Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Gevherimülûk Sultan, Hatice Sultan, Hundi Sultan, Hüma Sultan, İlaldı Sultan, Kamer Sultan, Selçuk Sultan, Şah Sultan ve Sultanzade Sultan olmak üzere toplam oniki kızı olduğu görülmekte ve Dilsiz Sultan ismine rastlanmamaktadır”. Menkıbe açısından Dilsiz Sultan adı muhtemelen bir yakıştırma olabilir.

Başka bir rivâyette. Padişahın adamları, köye girmeden evvel “yapılı Pınar Suyu” diye bilinen suyun başında mola verip çadır kurmuşlar. Biraz istirahatten sonra, ormanda güzel güzel öten keklik sesini duyunca avlanmaya çıkmışlar. Vurdukları kekliği kanı aka aka Bayezıd’ın kızına sunmuşlar, o zaman kız dile gelmiş; “A mübârek hayvan, dilini tutup ötmeseydin bu bela başına gelmeseydi” diye konuşmuş... Bunu duyan adamlar koşmuşlar, durumu İkinci Bayezıd’a müjdelemişler. Bundan çok memnun olan Sultan Bayezıd kızının İstanbul’a dönmesini istemiş. Kızı:

“Ben bulacağımı buldum, İstanbul’a dönmem” demiş... Babasına muvâfakat etmemiş... Bunun üzerine bu köye türbe yaptırmış. Ve oradaki mevcut tekke ve zaviyeyi, medrese ve hamamı yeniden imar ettirerek vakf etmiş...

“Tekke Yaylası” denilen mevkide köylüler, Abdal Hasan Hazretleri’ne ait sürüden ayrılan bir kuzuyu yakalayıp keserler ve kebap yaparlar. Yemeye başlayacakları bir sırada kapı vurulur

Kapıyı açtıklarında Abdal Hasan Hazretleri’ni karşılarında bulurlar, içeri buyur ederler. Kuzuyu, kemiklerini bir yere toplayıp hep birlikte yerler. Kuzu bitince; Abdal Hasan Hazretleri: “Ben dua edeyim, siz de amin deyin” buyurur. Dua bitince kuzu meleyerek ortaya atılır. Oradakiler hayrete düşerler. Günahlarına tevbe ve istiğfar ederek iyi insan olma yoluna girerler.

Kaynak kişiler:

Adı soyadı: Münire Bekdemir. Adı soyadı: Mükerem Topçu.
Doğum y. ve tarihi: Masatlar Köyü, (1936). Doğum y. ve tarihi: Beyköyü,(1925).
Mesleği: Ev hanımı. Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok. Tahsili: Okuma-yazması yok.
Derleyen: Ahmet Bekdemir. Derleyen: Ahmet Bekdemir.


Google Plus'da Paylaş