Kastamonu “Evliyalar Şehri”


ŞEYH ŞABÂN-I VELÎ (Hazret-i Pir) hakkında bilgi için tıklayınız
BENLİ SULTAN
KARANLIK EVLİYA
ABDAL HASAN
SACAYAKLI SULTAN
ADİL BEY
HEPKEBİRLER SAHABE
İSMAİL BEY
ATABEY MUZAFFEREDDİN GAZİ
VE DİĞERLERİ
BENLİ SULTAN TÜRBESİ  (Merkez)

Kastamonu il merkezine 18 km. uzaklıktaki Ilgaz Dağları eteğindeki Ahlatköyü’nde (Lat Köyü) Benli Sultan Mahallesi’nde bulunan bu türbe, Yavuz Sultan Selim döneminde yaşamış Mutasavvıf Benli Sultan için yaptırılmıştır.
Nakşibendi Şeyhi olan zâtın doğum yeri, tarihi bilinmemektedir. Ölümü ise, dostu olan Şeyh Şa’bân-ı Velî Hazretlerinin M. 1568 yılındaki ölümünden 3-5 yıl öncesi olması muhtemeldir. Cami, türbe, aşevi ve külliye durumundaki kompleksin hangi Osmanlı Padişahı döneminde yapıldığına dair kayıt yoktur. Şeyh Muhittin Ebu Şâm’e Benli Sultan denilmesi; yanağının birinde büyükçe bir “ben” bulunmasından gelmektedir.
 
Türbe moloz taştan yapılmış olup, duvar örgüsünde yer yer tuğlaya rastlanmaktadır. Türbe kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür.
Karanlık Evliya Türbesi (Merkez)

Kastamonu İbn-i Neccar Mahallesi’nde bulunan bu türbenin Çobanoğulları dönemi hükümdarlarından Hüsameddin Çoban’a ait olduğu sanılmaktadır. Kitabesi bulunmamaktadır.

Kastamonu’nun en eski türbelerinden olan bu türbe, kesme taştan sekizgen planlı ve iki katlı yapılmıştır. Türbe içten çift cidarlı kubbe ile, dıştan da sekizgen piramidal bir külah ile örtülmüştür. 
Kastamonu, Merkez, İbn-i Neccar Mahallesinin Türbe Sokağındadır. Vakıflar idaresince şahsa satılan bahçenin içindedir. Bina, kesme taştan 8 köşeli ve iki katlı olarak yapılmış, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Sanduka alt katta bulunmaktadır. Alt kata basit kemerli bir kapıdan girilmektedir. Yanında sonradan yapılmış bir de mescit bulunmaktadır.Türbe, tamamen Selçuklu tipi bir eserdir. İnşaat tekniği, iki katlı oluşu bu fikri teyit etmektedir. Kitabesi yoktur. Yazılı eserlerde de hakkında başka bir bilgiye rastlanmamıştır. Kastamonu’nun en eski türbelerinden biridir. Çobanlar Devri Hükümdarlarından birine ait olduğu tahmin edilmektedir.
SACAYAKLI SULTAN TÜRBESİ
Kuzkaya-Hacıveli Köyü’nün Şeyh Mahallesinde bulunan, diğer adıyla Sacayaklı Sultan (Mehmet Efendi Hz.), Şeyh Şa’bân-ı Velî’nin en fazîletli halifelerinden biridir. Türbe Kastamonu’ya 18 km’dir. M. 1662 yılında yapılmıştır. Çatısı ahşap, üzeri kiremitle örtülüdür. Ortada Şeyh Mehmet Efendi, sağda hanım, solda oğlu Recep Efendi yatmaktadır. Doğudaki kapı girişinde bulunan 3 kabir, mensuplarından olan kimselerdir.
Adil Bey Türbesi (Merkez)

Kastamonu’nun 15 km. güneydoğusundaki Terzi Köyü’nde bulunan Adil Bey Türbesi’nin yapım tarihi bilinmemektedir. Bununla beraber Candaroğlu Adil Bey’in 1345-1361 yıllarında hükümdarlık yaptığı göz önüne alınırsa, türbenin de 1361’deki ölümünden sonra yapıldığı sanılmaktadır.

Türbe kesme taştan iki katlı bir yapıdır. Duvar örgüleri arasında yer yer tuğla dizileri bulunmaktadır. Alt katı kare planlı, üst katı dıştan yedi köşeli, içten de silindirik gövdelidir. Türbenin üzeri içten kubbe, dıştan da sivri bir külah ile örtülmüştür.
Türbede kitabe yoktur. İki katlı olarak moloz taştan harçla yapılmıştır. Alt kat dört köşe, üstü ise sekiz köşelidir. Üst kata iki yanlardan taş merdivenle çıkılmakta ve kanatlı bir kapıdan girilmektedir. Türbe Selçuklu geleneğinde yapılmıştır. Kastamonu’daki Candaroğulları Türbeleri lahitlerine benzer lahitlerin bulunması, Candaroğulları hükümdarlığına ait olduğunu göstermektedir.
HEPKEBİRLER SAHABE TÜRBESİ (Merkez)
Kastamonu’da bulunan Hepkebirler Türbesi’nin ne zaman yapıldığı ve kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Türbe içerisinde gömülü olan şahsın, Eyüp El Ensari (Eyüp Sultan) ile İstanbul’un fethine katılmak için yola çıkan Kays-ül Hemadani Asgar olduğu söylenmektedir.

Türbenin mimari yönden herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Dikdörtgen planlı kesme taştan yapılmış olan türbenin üzeri çatı ile örtülüdür.
Cami M. 1675 tarihinden önce yapılmıştır. Yaptıran belli değildir. Moloz taşından harçla inşa edilmiştir. Çatısı ahşap üzerine kiremitlidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait caminin kuzey ve batısına bitişik türbelerden dolayı Hepkebirler diye anılır. Caminin girişinin sol tarafında bulunan 9 kabirden ortadaki sanduka (Samur Dede) diye biliniyor. Diğerleri bilinmemektedir. Batıda bulunan 4 kabirden birisi, İstanbul’daki Eba Eyyüb el-Ensarî Hazretleriyle İstanbul’un fethi için yola çıkan, her nasılsa burada kalan, Ashabdan Kaysü’l-Hemedânî Asgar Hazretleridir. Türbenin adı; burda yatan kimselerin hepsi büyük insanlar mânâsında “Hep Kebirler” olarak bize kadar gelmiştir.
İsmail Bey Türbesi (Merkez)

Kastamonu il merkezinde, İsmail Bey Mahallesi’nde, Şeyhinşah kayası diye tanınan tepe üzerindeki Candaroğulları’nın sonuncusu İsmail Bey’in (1443-1460) Türbesi, yaptırmış olduğu külliyenin bir bölümünü oluşturmaktadır. Türbe 1460 yılından önce yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.

Caminin kuzeybatısında bulunan türbeyi, Candaroğlu İsmail Bey kendisi ve yakınları için yaptırmıştır. Ancak, Fatih Sultan Mehmet tarafından Filibe’ye gönderildiğinden buraya gömülememiştir. Bu nedenle de kapısı üzerindeki kitabe yeri boş bırakılmıştır.

Türbe kesme taştan 9.80x9.80 m. ölçüsünde kare planlıdır. Üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Silmeler ile dikdörtgen çerçeve içerisine alınan giriş kapısının köşeleri duvara yapışık küçük sütunlarla yumuşatılmıştır. Giriş kapısı basık kemerlidir. Türbe duvarlarında birer dört köşe pencere ile kubbe kasnağında da dört küçük mazgal penceresi bulunmaktadır. Türbe içerisinde on bir mezar bulunmaktadır. Bunlardan beşi, Seyyid Alaaddin, Mevlana Safiyuddin, Emir İshak Bey, Aşre Hatun ve Azade Hatun’a aittir. Diğer mezarların kitabeleri bulunmamaktadır.

Atabey Muzaffereddin Gazi Türbesi (Merkez)

Kastamonu Atabey Mahallesi’nde, Çobanoğulları döneminde 1273’te yapılan Atabey Camisi’nin yanında bulunan türbenin yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

Türbe moloz taştan ve tuğladan yapılmış olup, dıştan silindirik, içten de sekizgen planlıdır. Üzerini örten ahşap kubbesi kurşunla kaplıdır. Türbe içerisinde Kastamonu Fatihi Muzafferiddin Atabey’den başka kızı ile Kırkkızlardan bir şehidin mezarı bulunmaktadır.

Aşıklı Sultan Türbesi (Merkez)

Kastamonu Kalesi’nin yakınında bulunan bu türbenin, Kastamonu’nun fethi sırasında şehit düşerek aynı yere gömülen bir kumandana ait olduğu sanılmaktadır.

Bu türbe bazı araştırmacılar tarafından Eyvan Türbe olarak nitelendirilmiştir. Büyük olasılıkla da bu türbe bir medreseden günümüze gelebilen bir bölümdür.

Türbe iki katlı olup, mimari üslubundan XII.-XIII.yüzyıl Selçuklu yapısı olduğu sanılmaktadır. Kesme taştan yapılmış olan türbenin mumyalık kısmında beş kişi gömülüdür.

Müfessir Alaüddin Türbesi (Merkez)

Kastamonu Kale Kapısı Semtinde, bir tepe üzerinde bulunan bu türbenin, Candaroğlu Hükümdarı Şemsettin Yaman Candar tarafından 1289 yılında yaptırıldığı vakıf kayıtlarından öğrenilmektedir.

Müfessir Alaüddin, Belh veya Buhara’dan gelmiş bir tefsir alimi olarak tanınmaktadır. Müfessir Alaüddin’in Farsça bir tefsir kitabında doğru olmayan hadisleri incelemiş ve onları reddetmiştir.

Türbe moloz taştan yapılmış, üzeri de ahşap bir kiremitli çatı ile örtülmüştür.

Hatun Sultan Türbesi (Merkez)

Kastamonu Kırkçeşme Mahallesi’nde bulunan bu türbe, Sultan Çelebi Mehmet’in kızı Hatun Sultan için 1436 yılında yapılmıştır. Hatun Sultan aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in halası, Candaroğlu İbrahim bey’in de eşidir.

Türbe, kesme ve moloz taştan kare planlı olarak yapılmış, üzeri de basık bir kubbe ile örtülmüştür.

Şeyh Mehmet Efendi Türbesi (Merkez)

Kastamonu il merkezine 18 km. uzaklıktaki Hacı Veli Köyü’nde, Şeyh Mahallesi’ndeki bu türbe, Şeyh Şaban-ı Veli’nin halifesine aittir. Türbe 1662 yılında yapılmıştır.

Kesme taş ve tuğladan yapılan türbede Şeyh Mehmet Efendi ile eşi ve oğlu gömülüdür. Türbenin yanında cami ve bir de imaret olduğu sanılmaktadır.
Şeyh Mustafa Türbesi (Merkez)

Kastamonu Kırkçeşme Mahallesi’nde, Selçuk Sokak ile Kırkçeşme Caddesi’nin kesiştiği köşede bulunan türbe, 10.91x9.25 m. ölçüsünde moloz taştan yapılmış ahşap çatılıdır. Zamanla harap olmuş ve yıkılmıştır.

Türbe içerisinde Şeyh Mustafa’nın yanı sıra 14 sanduka daha bulunmaktadır.

Yumacık Köyü Türbesi (Azdavay)

Kastamonu Azdavay ilçesi, Yumacık Köyü’nde bulunan türbenin Sultan Abdülmecit’in eşine ait olduğu ileri sürülmektedir. Türbe 1905-1907 yılları arasında Muhammet Sami Ahireddin Efendi tarafından onarılmıştır.

Türbe moloz taştan yapılmış olup, orijinalliğinden oldukça uzaklaşmıştır.

Haracoğlu Türbesi (İhsangazi)

Kastamonu İhsangazi ilçesinde, İsalar Mahallesi’ndeki Haracoğlu Türbesi’nin Horasanlı Şeyh Saadeddin-i Haraci’ye ait olduğu sanılmaktadır. Türbenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ayrıca Şeyh Sadettin Haraci’nin burada yaptırdığı dergah ve diğer yapılardan günümüze hiçbir iz gelememiştir.

Türbe taş duvarlı bir bahçe içerisinde, tuğladan çokgen planlı yapılmış, üzeri çatı ile örtülmüştür. Mimari yönden bir özelliği bulunmayan bu türbe yakın tarihlerde yeniden yapılmıştır.

Kurt Şeyh Türbesi (Devrekani)

Kastamonu Devrekâni ilçesi Kurt Şeyh Mahallesi, Tekke Sokak’ta bulunan bu türbe Nakşibendi tarikatının kurucularından Kurt Şeyh ismi ile tanınan İbni Esşeyh Kurt Dede’ye aittir.

Kastamonu Valiliği’ndeki bu şeyh ile ilgili bir belgede 1028 (1618) tarihi bulunmaktadır. Buna dayanılarak türbenin XVII.yüzyılın sonlarına doğru yapıldığı sanılmaktadır.

Moloz taştan yapılan türbe değişik dönemlerde onarım görmüş ve mimari yönden özelliğini yitirmiştir.

Kastamonu ve Bediüzzaman

Bediüzzaman Hazretleri, 1936 yılının Mart ayında Eskişehir hapsinden çıktıktan sonra Kastamonu’ya sürgün edilir. Üç ay polis karakolunda ikamete mecbur edildikten sonra, karakolun tam karşısında bir eve yerleştirilerek, sürekli gözetim altında tutulur.

Burada sekiz sene ağır bir baskı ve göz hapsi altında olur. Fakat kesinlikle boş durmaz, polis nezaretinde çıktığı Kastamonu Kalesi’nde ve Karadağ’da Risâle-i Nur’ların telifine devam eder. (Târihçe-i Hayat, s. 247)

Buradayken talebelerine yazdığı mektuplar, “27. Mektub’un Kastamonu Lâhikası” ismi altında müstakil bir eser haline getirilmiştir. Yazdığı mektuplarda talebelerine, el yazısıyla risâleleri yazmalarının, neşretmelerinin ehemmiyetini; Risâle-i Nur talebelerinin şimdilik küçük gibi görünen hizmetlerinin hakîkatte kâinatta en büyük mesele olduğunu ve birgün bu memlekette Risâle-i Nur’un nûruyla geniş çapta fütuhat olacağını müjdelemekte, Risâle-i Nur’un dairesinin ve neşriyatının temellerini, esaslarını tesis etmektedir. (A.g.e.)

Özellikle İnebolu ilçesinde çok fedâkâr ve aktif talebeleri yetişir. Böylelikle Karadeniz çevresinde de Risâle-i Nur’lar rağbet görmeye başlar. (A.g.e.)

Münâcât (3. Şuâ), Âyet-i Hasbiye (4. Şuâ), 6. Şuâ ve Âyetü’l-Kübrâ (7. Şuâ) risâleleri Kastamonu’da telif ettiği eserlerdendir.

Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder